“13 Şubat Dünya Radyo Günü” Kutlu Olsun

15 Şub 2021 Pts 8:49
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gerek Mikrofon Önünde ve Gerekse Mikrofon Arkasında Görev Yapmış ve Yapmakta Olan Bütün Radyocu Meslektaşlarımın, “13 Şubat Dünya Radyo Günü” Kutlu Olsun

 

Mahmut İhsan KANMAZ

Merhaba sevgili arkadaşlarım.

Öncelikle, bugünün önem ve değerini, ömrünün 26 yılını “Radyocu” olarak geçirmiş birinin gözü ve izlenimlerinden yola çıkarak, ele almaya gayret edeceğim…

Yalnız mevzuya tam olarak girmeden önce bir parantez açmak isterim.

Bir zamanlar TRT’de herkesin çok iyi bildiği ve sevip saydığı efsanevi bir “Radyo Dairesi Başkanı” vardı: ÇETİN TEZCAN…

Kendilerini geçtiğimiz yıllarda kaybettik ve onun için rahmet dilerim ona. Nurlar içinde uyusun. Mekânı cennet olsun.

Şimdi, benim de Trabzon’da “Radyo Müdür Vekili” olduğum yıllarda, Çetin Başkanımla yakın bir mesai birlikteliğimiz olmuştu. Görev gereği hemen hemen her gün telefonla, çoğu kez de birkaç kez görüşmüşlüğümüz olurdu. Adı gibi çetin, fakat disiplinli, kuralcı, çok titiz ve mükemmeliyetçi bir yöneticiydi.

Çetin Başkanımıza emekliliğinde Ankara TRT Sitesi lokalinde bir tören düzenlenmişti. Bütün “Radyo” yöneticileri de o sıralar, Ankara’da bir toplantı nedeni ile bulunduğumuz için, ben de orada idim.

Güzel ve duygusal anlar yaşanmıştı.

Yalnız burada asıl belirtmek istediğim husus şudur sevgili arkadaşlarım.

O gecenin bir sloganı vardı. Sanki Çetin başkanla özdeşleşmiş ve ona adanmış: “RADYOCULUK “ÇETİN”DİR, “TEZCAN”LILIK İSTER!…”

Evet, gerçekten de öyleydi “Radyoculuk.”

Kaderin garip cilvesine bakın ki, Çetin Başkanımla yollarımız emeklilik sonrasında da kesişecekti. Nasıl mı?

Yazları bulunduğum Bodrum’da da aynı sitede komşu olacaktık kendileriyle…

Hatta dört yıl önceki vefatına kadarda sitenin yönetim kurulu başkanlığını yürütecekti. Çünkü idareci yönü fazlaydı.

Bir kez daha ruhu şad olsun derken, radyoculuk hakkındaki görüş ve gözlemlerime devam etmek isterim.

En başta da dediğim gibi, özne kendim olaraktan yapacağım bunu. Yani, kendi yaşadıklarımı anlataraktan…

Ancak o şekilde konuyu daha net olarak sunabilirim sizlere…

İlk 1982 yılında TRT Ankara Radyosunda başlamıştı “Radyoculuk” serüvenim… Bu güzide radyonun, “Müzik Yayınları Müdürlüğü, Türk Halk Müziği Şubesinde, “Memur” olarak görev yaptım üç yıl. Çok değerli insanlarla, halk müziği ustalarıyla ve deneyimli radyocularla çalışma olanağı buldum bu üç yıl içinde…

Bir kısmı adlarını geride bırakarak rahmana kavuştular… Ruhları şad olsun.

İsim isim anmaya kalkışsam yerim elvermez. Sizler zaten bilirsiniz o güzel insanları. Halk müziğine gönül ve emek vermiş, TRT ANKARA RADYOSU YURTTAN SESLER KOROSUNUN SES VE SAZ ÜSTATLARINI…

Hepsiyle de bir mesai paylaşımımız oldu. Çok sevip saydığım muhteşem insanlardı.

Birkaç değerli ismi sayayım izninizle. Tabi kaybettiklerimizden bahsediyorum.

Halen yaşamakta olanlara sağlıklı uzun ömürler dilerim.

Cennet mekânları olsun, Özay Gönlüm ağabeyim, Mustafa Özgül hocam ve Kilisli hemşehrim Aynur Gürkan’larla aynı dönem Ankara Radyosunda idim.

Yine Bircan Pullukçuoğlu, Şinasi Cihan, Niyazi Yılmaz ve Atilla İçli gibi türkü dostlarıyla birlikte görev yaptım aynı çatı altında. Nur içinde uyusunlar.

İsimlerini anamadığım daha çok usta var ebediyete intikal eden. Vefa gereği hepsine rahmet duaları gönderiyorum.

Ankara Radyosunda çalışırken, açılan bir “Kurum içi sınavı”nı kazanarak, TRT Türkiye’nin Sesi Radyosuna “Yayın Şefi” olarak atanmıştım 1985 tarihinde.

Burada da tamı tamına yedi yıl görev yaptım sevgili arkadaşlarım. Yedi yıl vardiyalı yayın nöbeti yani. Bazen gündüz, bazen gece oldu bu nöbetler…

Bu radyoda da çok kıymetli radyocu büyüklerimle birlikte çalışma fırsatım oldu.

Birçoğunu magazinsel olarak tanışanız da isimsiz kahramanlar olarak, kahir ekserisi radyocu üstatlarla, kamera ya da radyocu diliyle mikrofon arkasında uzun yıllar boyunca, omuz omuza ve diz dize emek verdik TRT Radyoculuğuna.

Burada da yitirdiğimiz çok güzide insanlarımız oldu. Unuttuklarım olur diye endişelenerek, isim vermekten kaçınıyorum. Ama birkaçını anmak isterim. Efsane spikerlerden Hayat Akar ağabey ve o dönem ürettiğim “Radyo programlarını” seslendirmekten büyük bir keyif alan ve hatta cıngıllarını birlikte yaptığımız, büyük spiker sevgili Tanzer Kozan abim. Şenel Kıran ablam. Neşe Demiral kardeşim. İngilizce spikeri dünya tatlısı Berter Tali ablamız. Yayın şefi Rasim Yüksel kardeşim, yine kıdemli yayın şefi üstadımız İbrahim Kılıç abim ve başkanımız İsmail Hakkı Toran büyüğümüz. Hepsine de Allah’tan gani gani rahmetler diliyorum.

Yazamadıklarım için affola.

Nihayet 1992 yılında da, TRT Trabzon Radyosuna “Yayın Yönetim Şube Müdürü” olarak tayin olacaktım.

Burada görev yaparken, dört yıla yakın bir süre de, bu görevime ek olarak, “Radyo Müdürlüğü”nü vekâleten yürüttüğümü de eklemek isterim.

Sonunda da 2008 yılında da noktayı koyarak, emekli olmuştum “Radyocu”luktan.

Radyoculuk zor olduğu kadar, daha çok sevgiyle ve özveriyle yapılan bir uğraştır.

Bunu özellikle belirtmem gerekir.

Zaman mefhumunu yitirdiğiniz anlar olur bazen. Yani bir gönül işidir radyoculuk.

Hele bir de sorumluluk noktasındaysanız, işiniz daha da zordur.

Şöyle bir örnek verirsem mevzu daha iyi anlaşılır diye düşünürüm.

İşte az önce belirttiğim, iki görevi aynı anda yürüttüğüm yıllarda, inanın hizmet binamızın hemen yanı başındaki lojmana geç saatlerde gidiyor, bazen erkenden çıkıp geliyordum daireye. Çünkü dediğim gibi sorumluluk duygusu ağır basıyordu.

Hatta rahmetli eşim Gönül demişti ki bir gün: “Mahmut farkında mısın çocuklar senin yüzünü unutacaklar neredeyse…”

Ama yapacak bir şey yoktu. Görev ve yapılacak işler beklemezdi.

Sadece ben değildim bu özveriyi gösteren. Spiker sayımız yetersizdi mesela. Bazen her gün mikrofon başına geçiyordu arkadaşlarım. Zor şartlarda nöbetler tutuluyordu. Teknisyenler ve yapımcılarda öyle. Onlarda koştur koştur bir hizmeti ifa etmenin derdindelerdi.

Bütün personel bir şekilde işin ucundan tutmaktaydı. Ama herkesler…

Ortaya da bütün Karadeniz’e, hatta uydu yayıncılığıyla tüm yurda ulaşabilen, güçlü ve çok dinlenen bir radyo yayını çıkmaktaydı. Başarı, bütün “Radyo” personelinindi. En alttan en üst noktaya…

Kısa aralıklarla ve de geçici görevlerle, diğer radyolardan hem spiker ve hem de yapımcı kardeşlerim destek oluyorlardı bu hizmet ve görevin ifasına.

Ama öylede olsa, nöbetleri adilane olarak ayarlamak bir hüner işi olmaktaydı.

Geçici görev uygulaması aslında bir bakıma yayına zenginlik katıyordu.

Çünkü hem gelen personel farklı bir ortamın içinde kendini buluyordu ve hem de ev sahibi personel, biraz nefes alıyordu.

Dinleyenlerde, değişik bir ses ve ton duymanın ayrıcalığını yaşıyordu.

Yıllarca sürdü bu durum… Bir bakıma taşra radyolarının kaderiydi bu. Herkes merkeze gitmek istiyor, sayı da haliyle tam olamıyordu. Takviyelerle gemi yürüyordu.

Yapılan iş ve üretilen program ve canlı yayın sayısı, bütün radyolar için aşağı yukarı aynıyken, kimi radyo bunu sekiz spiker ve aynı sayıdaki yapımcıyla, yani prodüktörle yaparken, kimi radyolarda iki üç kişiyle yürütmekteydi. Haliyle o zaman da geçici görevler devreye giriyordu.

İşte yönetici de, hem bu işlerin ve hem de bu işleyiş trafiğinin düzenlenmesini ve bürokratik işlemleri yapmaktaydı.

Yani rahmetli eşimin serzenişinin gerekçelerini anlatmaya çalışıyorum.

Evet, bekçisinden memuruna, şoföründen idari personeline, yayın şefinden yapım yayın elemanına, prodüktöründen spikerine, teknisyeninden yöneticisine kadar bir hizmet rutiniydi yapılan işler. Herkesin ellerine sağlık.

Bu arada yitirilen değerler de olmaktaydı zaman içinde. Çok kıymetli insanlarımızı ebediyete uğurlamaktaydık.

Hepsine Allahtan gani gani rahmet diliyorum. Acılar o kadar fazla ki, onlara en kalbi hislerle minnet ve şükran duymaktayız. Ruhları şad olsun. Vefa hüzünle, saygı hizmet aşkıyla ve sevgi de özveriyle iç içe geçiyordu. Bir duygu yumağı oluyordu anlatılamayanlar ya da yaşananlar.

Sözlerimin sonuna yaklaşırken, bir hususa daha dikkat çekmek isterim.

Hata kabul etmez radyoculuk ve de yayıncılık. Sesin mikrofona ulaşmasıyla birlikte olay bitiyordu çünkü… Geri döndürülen bir hata olmadı hiç bugüne kadar. Her noktada hataların telafisi mümkünken, bunun tek istisnası “Radyo ve Televizyon” canlı yayıncılığıdır.  O nedenle prodüktör program metnini özenle kaleme almalı, spiker metni hatasız okumalıydı. Anons edilen müzik, ana kumanda masası teknisyenince doğru olarak verilmeliydi. Denetimi titizlikle yapılmalıydı program metinlerinin.

Tabi bu dediklerim spontan yapılan canlı yayınlar içindir. Bant yayını ya da montajlı yayınlar, bu saydıklarımdan muaf olmaktaydı.

Bir ekip işidir yayıncılık. Her görev dişlisi tam olarak dönmeliydi ki, bir sonraki dişli de dönebilsin. Her şey birbirine bağlı olmaktaydı radyo yayıncılığının…

Yani çetin ve zordur radyoculuk. Aynı zamanda tezcanlılık ve de özveri ister dememdeki asıl maksat, bunlardan ibaret sevgili arkadaşlarım.

Bu duygularla ben bir kez daha bütün radyocu arkadaşlarıma selam ve sevgilerimi gönderir ve onların bu güzel gününü içtenlikle kutlamak isterim…

Sonuç olarak, halen mikrofon başında olan herkese de iyi yayınlar dilerim.

Her şey kolay ve güzel olsun.

Hoşça kalın ve hep sevgiyle kalın değerli arkadaşlarım. Allah’a emanetsiniz.

Benzer Haberler

BURUN Çok konuşan adamın burnunu kesmişler. Acaba her şeye burnunu sokmasın diye mi?!…...

Yorum 
0

Alaiddin ÖZKAR   Anayasanın 73’üncü maddesinin de vergi adaletini “Herkes, kamu giderlerini...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BU AKŞAM, BÜTÜN MEYHANELERİ DOLAŞTIM İSTANBULUN SENİ ARADIM KADEHLERDEKİ...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BURUN Çok konuşan adamın burnunu kesmişler. Acaba her şeye burnunu sokmasın...

Tortum Hidroelektrik Santralinin Öz...

Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı...

Kayseri Havalimanı – Şehir iç...

 Kayseri Havalimanı – Şehir Merkezi – Otogar ve tersi yönde yapılacak...

Türkiye’de Vergi Adaleti Var mı?...

Alaiddin ÖZKAR   Anayasanın 73’üncü maddesinin de vergi adaletini “Herkes,...

İspanyol Meyhanesinde Seni Aradım

Metin MERCİMEK “BU AKŞAM, BÜTÜN MEYHANELERİ DOLAŞTIM İSTANBULUN SENİ...

Hatim Düğünü

Adviye ERTEKİN YÜKSEL   Adıyaman/Besni’den yaz olunca Kilis’e...

Kişiliğin Özü Sevgidir

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım; sevgi, yeryüzündeki tüm canlılara bahşedilmiş...

2021 Yılında Hatırlatma; Türk İstik...

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   İstiklal Marşı Yazarı Mehmet Akif Ersoy...

İstanbul’da Milli Emlak Daire...

Mülkiyeti İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Avrupa Yakası...

Hz. Fâtımâ (Aleyhisselam) İyi Bir Ö...

Uğur KEPEKÇİ   Dinimiz İslâm bize gelinceye kadar onu taşıyan Ehl-i...

6 YILDIR ÇÜRÜMEYE BIRAKILDI

Kilis’te 2002 yılında yapılan ve yıllarca otel, restoran, toplantı ve sergi...

“Organik bal üretiminde marka olaca...

Kilis Arı Yetiştiriciler Birliği Başkanı Ali Rıza Açıkel, Kilis’in daha...

Eşini darp ederek altınlarını aldı ...

Kilis’te Suriyeli bir şahıs, eşini darp ettikten sonra altınlarını aldı....

Kilis’te 2 bin 151 daireye yapı ruh...

TÜİK tarafından yapılan açıklamada, yapı izin istatistikleri 2020 yılı...

İlkbahar dönemi şap ve LSD (çiçek) ...

Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrol Genelgesi gereğince...

Sinema salonları 1 ay daha kapalı

Valisi Recep Soytürk başkanlığında toplanan Kilis İl Umumi Hıfzıssıhha...

Katar Kızılayı ile işbirliği

Kızılay Kilis Şube Başkanı Adnan Erdoğan, Katar Kızılayı ile işbirliği...