Dolar 32,9601
Euro 35,9273
Altın 2.535,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 39°C
Açık
Kilis
39°C
Açık
Sal 36°C
Çar 35°C
Per 35°C
Cum 35°C

1948-1949 Diyarbakır Sanat Enstitüsü-3

1948-1949 Diyarbakır Sanat Enstitüsü-3
A+
A-
19.03.2017
416
ABONE OL

Nejat TAŞKIN

Murgul o yıllarda bakır işletmelerinin Rusya ile sınır çizilmesi ile bizde kalan o bakır yüklü dağların görüntüsü içinde o yıllar Artvin’e bağlı bir belde idi.Ben o yörede 9 ay gibi kısa bir süre kalarak 3 büyük dağ silsilesinin bulunduğu ve o dağlardan bakır çıkarılarak Amerika’ya gönderilip içindeki altını alındıktan sonra o bakırların kalıplar halinde Samsun’a gönderildiğini takip ettiğim günlerdi.Çünkü acaba bu işlem hâlâ devam ediyor ve bu bakırın altını alınıp sadece bakır mı teslim ediliyor bunu bilmiyorum.

9 ay kaldığım bu yörede çok güzel dostlar edindim.19-20 yaşlarında idim.Aşağı-yukarı 1000 işçinin yaşadığı ve hemen hergün kar yağan bu gölgede kurulan sendikanın başkan yardımcılığına getirildim.Çünkü Murgul’a ilk geldiğim günlerde bir işçi toplantısına katılmış ve sonunda bir konuşma yaparak kendimi tanıtmıştım.İkinci bir toplantıda başkan yardımcısı görevini bana verdiler.Bu göreve seçimle geldim ve başkanın çok yakın ilgisi ile sık sık Artvin’deki evine giderek ailesi ile tanışma fırsatı buldum.Hatta bir seferinde çok beğendiğin biri varsa Artvin’de seni baş göz edelim demişti.Fakat ben askerliğimi yapmadan böyle bir işe girişemeyeceğimi söylemiştim.

Murgul’da bir müsamere kolu kurdum.İşçilerden seçilen sanat enstitüsü mezunları ile merhum Prof.Dr. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun “Kafa Tamircisi” eserini sahneleyerek ben Halıcı Ahmet rolünde aylarca santral şefliğindeki görevimi bırakıp işte bu müsamereyi Artvin’e, Hopa’ya ve Trabzon’a taşıyarak orada o masum işçilerin heyecanlarına ortak olduk.

Murgul’da birgün çalan telefon beni Hopa askerlik şubesine çağırıyordu.Bana Gedikli müracaatım olduğunu söyleyerek mutlaka en kısa zamanda gelmem gerektiği bildirildi.Kar bir türlü dinmiyordu yollar kapalı idi.Ancak 1 ay sonra gidebildim ve gidince Elazığ’da bir aylık eğitimle Ankara’ya döneceğim söylendi.İzinli olarak Murgul’a döndüm fabrika müdürüm ile vedalaşırken bana,“Hayır seni bırakmıyorum.Çünkü sen buraya lazımsın” dedi.Ne yazık ki başka seçenek yoktu.Evraklarımı alıp Elazığ’a ulaştım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.