Ağlamak, Hüzünlenmek ve Gözyaşı

01 Tem 2020 Çar 15:24
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Aşk için dökülen gözyaşı ile savaşta akan kana, asla bedel biçilemez.”

(Bir Fransız Atasözü)

Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak bir yazıma daha başladım bile sevgili arkadaşlarım.
Bugün önemli bir duygu halinden söz etmek istiyorum sizlere… Yani, ağlamak ve gözyaşı dökmek gibi sözgelimi…

Ağlamak, son derece insani bir haldir diyerek, bir şekilde mevzuya giriş yapalım izninizle…
İnsan çok sever, sevgisinden ağlar…
Üzülür bir şeye, kederinden ağlar…
Canı acır, ağrısından ağlar…
Özler birilerini, burnunda tüter adeta, hasretinden ağlar…
Ayrılır, bu kez pişmanlığından ağlar…
Olmadık işler gelir başına, çaresizliğine ağlar…
Kaybeder bir şeyleri, ben ne ettim ne eyledim diye, içi yanar, hüznünden ağlar…
Evlerden uzak, çok sevdiği birini kaybeder, yürek yangınından ağlar…
Kısacası, doğarken ağlarız, yaşarken ağlarız, severken ağlarız, kederlenir ağlarız ve ölürken yine ağlarız…

Yani ağlamak ve gözyaşı dökmek, biz insanların ayrılmaz ve rutin duygusal halleridir anlayacağınız…
Ha, yanlış anlaşılmasın, bu durum sadece biz insanlara da özgü değildir hani.
Hayvanlarda ağlar, hüzünlenir ve gözyaşı dökerler… Burası kesin…
Siz, yavruları elinden alınan, ya da onları yitiren bir anne kedinin ızdırabına ve acısına hiç şahit oldunuz mu? Ben çok oldum da, ondandır böylesine kesin ve rahat konuşmam…
Farklı miyavlama sesi çıkarıp, inanır mısınız adeta ağlarcasına yüreğinde acı duyan kedilerim oldu benim…
Köpekler ve diğer hayvanlarında benzer hallerdeki tepkileri aynıdır…
Demek ki neymiş, tıpkı bizler gibi o sevimli dostlarımızda gözyaşı dökebilir ve ağlayabilirlermiş.

Denilmez midir, “Gözyaşları, acı ve ızdırabın sessiz sözleridir” diye… Aynen de böyle buyurmuştur Voltaire…
Gözyaşları daima sessiz akar. Bazen kimseler görmez onu. Ama çoğu zaman, yatak ve yorganlar şahittir buna. Yorganın altında ağladığınız olmadı mı hiç? Hıçkırıklarınızı ve iç çekişlerinizi kimseler görmesin ve duymasın diye, yorganı sıkı sıkıya yüzünüze bastırmadınız mı?
Çekilen sevdalardan, özlemlerden, keşkelerden, pişmanlıklardan ve dahi üzüntülerden olmadı mı bütün bunlar?

Peki, sizce nedir ağlamak ve gözyaşı dökmek sevgili arkadaşlarım?
Gelin bir göz atalım konuya ve bir bakalım fikir üretenlerin düşüncelerine…

Mesela birileri demiştir ki, “Gözyaşları aşkın vergisidir.” Doğrudur.
Bir başkası, “Ağlamak, dudakların diyemediğini, gözyaşlarına söyletmektir” buyurmuşlar. O da doğru haliyle.
Hatta bir uzman kişi şöyle söylemiş: “Gözyaşı, acının ıslak imzasıdır.”

Alfred Austin de, şu kelamıyla konuya dâhil olmuştur: “Gözyaşı, ruh için yaz yağmurlarından farksızdır.”

Ünlü İngiliz şair ve tiyatro yazarı William Shakespeare de der ki: “Gözyaşı ile yıkanan bir yüzden, daha temiz bir yüz yoktur.” Eyvallah.
Schiller adlı bir edebiyat insanı da, gözyaşı dökmemenin formülünü ve şifresini verir gibidir bir hikmetli sözünde.
“Gözyaşı biçmek istemeyen bir kimse, yüreğine sevgi tohumları ekmelidir.”

Bizden biri, ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel de şöyle derdest eder duygularını: “Hayatı mendil etme kendine. Zira hep senden gözyaşı ister sonrasında.”

Peki akan gözyaşının iyi tarafları da yok mudur hiç? Tamam, hüznün, kederin ve acının savunulur tarafı olmayabilir, amenna. Ama Yunus Emre’nin veya ne bileyim bir başka Allah dostunun, ilahi aşk uğruna akıttığı yaşların bedeli ve değeri nedir ki? Zira bilirsiniz,

“Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben ağlarım dünü günü
Bana seni gerek seni” diye buyurmuştu Yunus Emre Hazretleri…
Onun gözünden akan yaşlar, ne kul aşkından ve ne de sevgili özlemindendi.
O yaşlar, yalnızca Allah içindi. Kalpte olan ilahi yangına bir işaret gibiydi.
Tıpkı büyük âlimlerden Zunnun-i Mısri’nin şu güzel kelamında olduğu gibi yani: “Gözyaşı, yürekte yanmakta olan ateşe, en kesin delildir.” Çok doğru.

Dünyaya gelen her bebek, istemsiz olarak gözyaşıyla merhaba der bizlere.
Ben gülerek doğan bir bebek duymadım bugüne kadar… Umarım aynı fikirdeyizdir.
Burada da, yine işin özünde sevgi olduğunu düşünmekteyim naçizane. Neden mi?
Anne karnında mutlu ve mesut bir şekilde yaşamakta olan bebeğimizin tepkisi şunadır bence…
“Neden beni annemin sıcaklığından ve şefkatinden ayırıyorsunuz ki.” Dünyanın binbir türlü acı ve zorluklarına, neden beni mecbur kılıyorsunuz?” Biraz ironik de olsa, bu olmalı neden diye düşünürüm.

Şaka bir yana, ağlamak, kederlenmek, hüzünlenmek ve gözyaşı dökmek işte böylesine önemlidir bizim için. Önemi ve değeri, onun yaşamımızın ayrılmaz bir parçasından ötürüdür. Çünkü bilinir ki, “Gözyaşları, acının ümitsizliğe dönüşümünü engeller…” ve dahi, Büyük filozof Ovidius’un buyurduğu gibi: “Gözyaşları ile demir bile erir.”
Mecazi de olsa, çok çok doğru kelamlar bence.
Hatta büyük İslam âlimi ve mutasavvıf Mevlana Hazretlerinin dediği gibidir bir bakıma gözyaşlarının durumu…
“İçteki kiri, su değil, ancak gözyaşları yıkar ve temizler.” Aynen de öyle.

Bazen içimiz kan ağlarda, gözlerden yaş akmaz olur. “Yaş kurudu” denir böylesi hallerde… Oysa kuruyan yaş değildir aslında. Yürek yangınıdır, acının gözyaşlarıyla senkronize olamamasıdır belki de, kim bilir!… Ağlamak isteriz de olmaz bir türlü. Bir damla yaş akmaz gözlerden. İçimize atarız dertleri, acıları ve hüzünleri…
Bir kardeşimiz şöyle toparlar bizim deminden beri diyemediklerimizi ve der ki: “Oysa ne çok ağladım ben. Bir damla dahi gözyaşı dökmeden.”

Bazen de deriz ki, ağlamak değil, gülmek sana yakışıyor… Her zaman mı? Değil tabi ki… Yeri gelir, ağlamanın bile bazılarına çok yakıştığını ifade ederiz.
Kime deriz bunu?… El cevap, tabi ki yürekteki canana… Sevgiliye, yâre…
“Bir güzelin gözyaşları ve hüznü, gülümsemesinden daha sevimlidir…”
Kelam bu… Ama biz dileriz ki, hiç kimse ne ağlasın ve ne de gözyaşı döksün… Hep gülsün yüzler…

Gün olur öfkelenir insan… Kendisini ağlatana veryansın eder. O kadar ki, şunu bile düşünür olur…
“Gözyaşını değil de, onu akıtanı silmek lazımdır bazen.” Haklı mıdır? Yorum sizin. Ama bence haklıdır… Zira kimsenin kimseyi ne üzmeye ve ne de ağlatmaya hakkı yoktur… Her şeyin tamiri vardır, her şeyin bir çıkar yolu vardır mutlaka… Ama, kırılan bir kalbin ve hayal kırıklığına uğrayan bir gönlün onarılması çok zordur sevgili arkadaşlarım… Böylesi hallerde hep kırılan ve onlarca parçaya ayrılan vazo örneği verilir ya!… Genelde doğrudur.✔ Bence de kırılan bir vazonun yapıştırılıp yeniden onarılması, eski orijinal hali geri getiremeyecektir. Onun için lütfen dikkat. Kimseyi üzüp incitmeyelim ve kırmayalım.

Ünlü edebiyatçı Peyami Safa der ki:
“Hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla öderiz.”
Biraz ironik de olsa öyledir ama…
Halk arasında hep denilmez midir ki, sen bugün çok güldün, inşallah ağlamazsın…
Gülmekle gözyaşı arasında, çok ince bir çizgi olduğundandır bu teşhis…
İnsan üzüldüğünde de gözlerinden yaş gelir, çok güldüğünde de… Kederden de ağlarız, sevinçten de… Birbirine karışır duygusal geçişler… Dedik ya zaten, arada çok ince bir çizgi vardır diye…

Gözyaşlarına, olumlu ve ilahi manada bir anlam yükleyen kelamlar da vardır…
Sözgelimi der ki birileri: “Akarsu neredeyse orası yeşerir… Aynı bunun gibi, nerede de yaradan için gözyaşı dökülürse, oraya rahmet nazil olur…”

Evet, ağlamak, hüzünlenmek ve gözyaşı dökmek üzerine kurguladığımız bugünkü yazımızı, yine mevzuyla alakalı güzel bir Türk Sanat Müziği eserinin anlam zenginliğiyle bitirelim istiyorum…
Veda Busesi adını taşıyor bu nağme…

 

“Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın…

 

Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırım birkaç kelime
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın…

Akmayacaktın…”

 

Bir başka konu veya konularda yeniden birlikte oluncaya kadar, gönlünüzden yaşama arzu ve isteği, bedeninizden sağlık ve afiyet ile yüreğinizden sevgi ve merhamet hiç eksik olmasın inşallah. Kimseler ağlamasın ve gözyaşı dökmesin. Yüzler hep gülsün.

Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım…
Allah’a emanet olun.

 

Benzer Haberler

FIRLA Elektrik fiyatları otomatik olarak artacakmış. Otomatik zamlara alışalım!… *** PAHA...

Yorum 
0

Sabahattin YARAR   Yaşantım boyunca belki de ilk kez bir yazı başlığım hakaret içeriyor....

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “KERİMOĞLU EFE, MENTEŞE BEYLİĞİ’NİN ÖNDE GELEN AİLELERİNDEN...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Kilis’in en yaşlı yemeni ustası vef...

Kilis’in en eski yemeni ustalarından H. Mehmet Özuslu vefat etti. Odun Pazarı’nda...

Salça ve pekmez yapımı sürüyor

Hava sıcaklıklarının yaz günlerini aratmayacak derecede yüksek olması kış...

Maske ve seccade dağıtıldı

Kilis Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeli tarafından bazı camilerde...

Sahte 100 dolar veren şahıslar aran...

Kilis’te piyasaya sahte 100 Dolar süren şahıs aranıyor. Mehmet Rıfat Kazancıoğlu...

Başkan Bulut, Eczacılık Günü’nü kut...

Kilis Belediye Başkanı M. Abdi Bulut, yayımladığı mesajla 25 Eylül Dünya...

Parklarda bakım çalışmaları sürüyor...

Kilis Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde sürdürülen çevre...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

FIRLA Elektrik fiyatları otomatik olarak artacakmış. Otomatik zamlara alışalım!…...

Hayvanlar Hep Ahırda Tepişmezler!

Sabahattin YARAR   Yaşantım boyunca belki de ilk kez bir yazı başlığım...

Kerimoğlu Efe’nin Öyküsü

Metin MERCİMEK “KERİMOĞLU EFE, MENTEŞE BEYLİĞİ’NİN ÖNDE GELEN...

Akıllı İnsan…

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Allah’ın insana bahşettiği müthiş...

Bumerang Serisi-13

Hasret & Vuslat ya da Özlem-Kavuşma   Mahmut İhsan KANMAZ   “Ertesi...

İslam’a Ters Akımların Ortaya Çıkış...

Uğur KEPEKÇİ   Hz. Osman’ın şehadetinden sonra İmam Ali (a.s.)’a...

SANDIN

Gelince gitmiyor yaşam çilesi, Hülyalara dalıp, nelere yandın? Kirpiğinden...

BEKLEYECEĞİM

Başımda eserken sevdanın yeli Süzülür gözlerden bir hüzün seli Aşkınla...

‘Yılın Ahisi’ seçilen işyeri sahipl...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) ile Ticaret İl Müdürlüğü...

“Yanıtını merak ettiğim 10 so...

Gazetemiz yazarlarından Mehmet Şenay Taşkent yaptığı açıklama ile Kilis’le...

328 kişi için kura çekilişi yapıldı...

Kilis Milli Eğitim Müdürlüğüne alınacak 250 temizlik işçisi ve 78 özel...

Kilis’e 37 doktor atandı

Kilis Devlet Hastanesine 1 nöroloji doktoru, 2 dâhiliye doktoru diğerleri ise...