Dolar 32,2247
Euro 34,9384
Altın 2.418,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 26°C
Az Bulutlu
Kilis
26°C
Az Bulutlu
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 28°C
Çar 28°C

Ağrı’da Yaşam

Ağrı’da Yaşam
A+
A-
10.06.2020
368
ABONE OL

A. Ertekin YÜKSEL
“Tayinimiz Ağrı Doğubeyazıt Gürbulak Gümrük Kapısına çıktı” diye geldi eşim.
“1986 yılına orada girmek nasip olacak bize” dedim.
Düşüncelere daldım. Doğu en doğu yani…
Kasım ayının sanırım 6 veya 7’si idi. Kamyonla eşimin kiraladığı evin bahçesine girdiğimizde.
Ev yeni bitmiş. İlk oturan da biz olacaktık.
Bana evin özelliklerini telefonla bildirdiğinde, annem yeni ev tutmayın ısıtamazsınız demişti. Fakat başka da uygun bir ev olmayınca ev tutulmuştu.
Eşyalar indi, odalara göre eşyaları yerleştirmek için her odaya göre eşyaları hamallar taşıdı.
Soba daha önce kurulmuş. Evi kurutmak için ev sahibi biz gelinceye kadar her gün sobayı yakmış.
Gelişimizin 3. günü sabah bir uyandık ki kar yağmış.
Sobayı yaktık. Kahvaltı hazırlığı için mutfağa geçmiştim ki. Oğlum;
– Anne tavandan su akıyor damla damla, diye seslendi.
Bina yeni beton yeni Kar var damda. Fakat bizim dam şıp şıp akıyor.
Ev sahibi de aynı bahçede oturuyordu. Oğluma git çağır gel bir baksın dedim.
Adam geldi baktı baktı.
– Bir kamyon toprak atalım. Tokaçlayalım hem akmaz hem de sıcak olur, dedi.
Toprak dama atıldı. Dam tokaçlandı.
Fakat ev yine soğuk ve akıyordu.
Ailecek huzursuz olmuştuk. Ben eşime bu evi tutmamasını söylemiştim.
Ev sahibinin aynı bahçede on kiracısı vardı.
Bizim ve yeni atanan bir öğretmenin evi bu şekilde akıyordu.
Eşim Gümrük kapısına sabah gidiyor akşam geliyordu.
Benim de meyil müddetim 6 gün kalmıştı. Kızım ve büyük oğlum okula gidiyor Küçük benimle kalıyordu.
Ben ev aramaya başladım.
O bahçede oturan bir sağlıkçı bey;
– Hocam diş doktoru bir arkadaş Samsun’a gidecek evi çarşıda. İsterseniz onunla konuşalım, dedi.
– Tamam gidelim, dedim.
Doktor bey:
Ben 10 gün içinde gideceğim Evin anahtarını size veririm.
– Ev sahibine de söylerim. Üzülmeyin, dedi.
İşi bağlamıştım. Sevinerek eve geldim. Kapıda ev sahibi ile karşılaştık.
– Hayırdır hocam nereden böyle?
– Ev aramadan ev buldum çıkacağız inşallah izinim bitmeden.
– Olur mu? Ben bu saatten sonra kime veririm evi?
– Durum ortada, bu şartlarda burada oturtamam kusura bakmayın, dedim.
Ertesi gün çocukları okula gönderdim. Bulaşık yıkamak için mutfağa geçtim.
Musluklar tıs tıs ediyor. Su kesilmiş. 3 saat geçti su yok. Karşı dairedeki komşunun kapısını çaldım. Selamlaştık;
– Su böyle hep kesilir mi, dedim.
– Su kesik değil ki dedi, komşu.
Su gerçekten akıyordu.
– Acaba vana ile oynamış olmasın çocuklar.
– Zira bodrumda top oynuyorlardı kömürlüğün orada, deyince komşu ben kömürlüğün oraya gittim.
Bize ait olan vana kapalıydı açtım.
Eve gelerek işlerimi yaptım.
Akşama doğru baktım su yine kesilmiş.
Beni bir kuşku aldı.
Vana ile kim oynuyordu?
Neyse yine indim vanayı açtım.
Eşim eve gelince durumu anlattım.
– Tamam zaten çok eşyaları açmadık. Ev boşalınca çıkarız, dedi.
Ertesi günü kömürlüğe kömür kovasını doldurmak için indim. Bizim kömürlüğün lambası yanmıyor.
Suyumuz kesiliyor… Lambamız yanmıyor.
Bunu ev sahibi yapmasın?
Kafam karıştı.
Ev sahibinin kapısını çaldım. Eşi çıktı kapıya.
Nerede diye sordum, “Ağrı’ya” gitti dedi.
Bodrumda bizim kömürlüğün lambası niye yanmıyor? Ampulü kim çıkardı, dedim
Benim herif çıkardı. Evden çıkacakmışsınız, diye.
Yaaa tepem attı. Suyu da o mu kapatıyordu, dedim.
– Heee, dedi.
Ben küçük oğlumu komşuya bıraktım. Soluğu karakolda aldım.
Müdürün yanına çıktım. Durumu anlattım. Müdür zile bastı.
Kapı açıldı, bir polis geldi, ona durumu anlattı.
O arada bana nereli olduğumu eşimin görevini falan sordu.
Ben Kilisli olduğumu, eşimin de gümrük müdürü olduğunu söyledim.
– Benim Kilisli bir amirim vardı, Ankara’da ben henüz polis iken, dedi.
– Erol Azaz mı, dedim.
– Evetttt nerden bildin hocam?
– Benim eniştem olur kendisi, dedim.
Adam ağlamaya başladı.
– Hayrola niçin ağlıyorsunuz, dedim.
– Benim özürlü bir oğlum vardı, dedi.
Onun devamlı hastaneye gitmesi gerekiyordu. Kalça çıkığı tedavisi görüyordu. İzin almana gerek yok dedi bana Erol amirim. Çocuğun tedavisini ihmal etme derdi.
– Tabii tek maaş… Diğer masraflar şartlar zorlaşıyordu.
– Bunu fark eden Erol Bey, “Bak paraya sıkışma ceketim askıda gerektiği kadar alabilirsin” demişti.
– Ben onu ve onun insani davranışını hiç unutamam, dedi.
– Ben geliyorum seninle, dedi.
İki de polis memuru alarak yanımıza arabaya bindik ve evin bahçesine girdik.
Ev sahibi beni ve polisleri görünce apışıp kaldı.
Müdür bey;
– Ev sahibi kim, deyince.
– Benim efendim dedi.
Kiraya evi veriyorsun çıkacağım, dedi diye neler yapmışsın böyle, dedi.
Açtım ben boş yanmasın diye falan diyerek geveleyip durdu.
– Hocam bana bir daha gelirse olacakları uygularım ona göre dedi.
Tam o sırada eşim geldi. O da şaşkın şaşkın bakıyordu.
Müdür bey durumu anlattı.
Onlar gitti. Ev sahibi bin özrü bir arada döktürüyordu.
Daha burada bir gün bile kalamam dedi, eşim.
Ertesi günü biraz geç giderim. Doktor beyle görülelim, dedi.
Sabah muayenesine gittik.
Eşim eşyalarınız zaten az. Onları bir odaya koysak da biz taşınsak…
Sizi de Ararat Otele yerleştirelim.
Kaldığınız sürece ücreti biz ödeyelim, dedi.
– Kabul, dedi doktor bey.
– Benim için daha iyi olur.
Hemen ertesi gün dediğimiz gibi yaptık ve taşındık.
Artık rahattık. Penceremizden İshak Paşa olduğu gibi görünüyordu, Okuluma da çok takında ev.
Hemen olayı telefonla kardeşim ve Erol enişteme anlattım.
Evet, dedi. Onu parasız bırakmadık. Ben de tek maaştım. Fakat arkadaşlarla organize olarak para topluyor. Ona bildirmiyor, benim cepten al derdim
Bunu anlatma sakın. Çok selam söyle.
– Haa çocuk nasılmış baldız?
– Enişte müzik kabiliyeti var. Müzik tahsil ediyormuş.
Şimdi bunları acaba anlattığımı hisseder mi eniştem.
İyi yürekli güzel insan…
Ruhu şad, mekanı cennet olsun inşallah.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.