Dolar 18,5817
Euro 18,3719
Altın 1.023,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 30°C
Açık
Kilis
30°C
Açık
Per 28°C
Cum 25°C
Cts 24°C
Paz 27°C

Akıl-Fikir-Zekâ-2

Akıl-Fikir-Zekâ-2
A+
A-
09.01.2019
343
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma…
Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma…
Sessiz kalmak, hiçbir şey bilmediğin anlamına gelmez…
Çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez…
Herkesi kendine eşit gör, her kim olursa olsun…
Bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmek de korkaklıktır…
Cesaret, akıldan gelirse cesarettir, ancak bilgisizlikten gelirse, cehalettir…

Büyük din âlimi ve düşünür Hazreti Mevlana’ya ait, bu güzel öğütlerden de anlaşılacağı üzere, bugünkü mevzumuz, bir önceki yazımızın devamı niteliğinde, akıl, fikir ve zekâ ekseni etrafında olacak.
“Akıl akıl olsaydı, adı gönül olurdu… Gönül gönlü bulsaydı, bozkırlar gül olurdu” demiş, büyük şair Necip Fazıl Kısakürek…
Ne derin manalı bir ifade değil mi?
Böyle matruşka misali bir kelamı da, bilge kişi Abdülaciz etmiş ve buyurmuştur ki: “Akıl, her şey olduğunu zannedecek kadar hiçbir şey, hiçbir şey olduğunu bilecek kadar da her şeydir.”
Yaşadıklarından acı bir ders çıkaran bir kardeşimiz de şöylesine dert yanıyor: “Neden sonra farkına varıyor insan, akledip düşününce, ayağına takılan bütün taşları, yoluna kendi döşediğinin…”
“Aklın gücüne hiçbir engel karşı duramaz” demiştir, C. Marcus Aureluis… Doğrudur… Çinli filozof Lao Tzu da akla daha farklı bir değer katmış gibidir sevgili arkadaşlarım. “Başkalarını tanımak akıllılık, insanın kendi kendini tanıması ise, daha büyük akıllılıktır.” Çok güzel bir söz…
Büyük edebiyatçı Victor Hugo da fikir gücünün öneminden dem vuruyor bizlere. Diyor ki: “Bir ordunun istilasına mukavemet edilebilir, yani karşı konulabilir. Fakat zamanı gelmiş bir fikre karşı, hiçbir şey yapılamaz.”
S. Eugel, “Fikirler elektrik akımı gibidir, birbirini tutuşturur.” Aynen öyle.

Klasik Türk edebiyatçılarımızdan Ahmet Haşim, fikir mevzusuna dair bakın neler söylemiş: “Fikirlerine emin mahfazalar, yani korunacak yerler bulunmayan bir medeniyetin, uygarlığın tefekkür, yani düşünme kabiliyetini kaybetmekte gecikmeyeceğinden, hiç şüphe edilmemelidir.”
Büyük saz şairi ve halk ozanı Âşık Veysel de, bir türküsünün beyitinde şöyle diyor: “Koyun kurt ile gezerdi, Fikir başka başka olmasa…”
Yani, herkes farklı düşünmeli, yoksa kurtla koyunun bir farkı olmazdı, buyuruyor.
Bilge Seneca, fikir ve düşünce hakkında çok yerinde ve güzel bir kelam etmiş ve şöyle demiştir: “Toprak ne kadar zengin ve verimli olursa olsun, ekilmedikçe ürün vermez… İnsanlar da öyle, ekilmeyen düşünce fikir üretmez…” Başka söze gerek var mı?

“Başkalarının bilgisiyle bilgin olsak bile, ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz” demiş, ünlü Fransız filozof ve yazar Montaigne… Alman şair ve yazar Schiller de, “Akılsızlığa karşı, ilahlar bile aciz kalmışlardır” diyerek, aklın önemine dikkat çekmek istemiştir.
Bir kardeşimiz biraz da ironi kokan bir sözünde, bakın neler diyor: “Bana akıl verirken, kalanı size yetmeyecekse, benim için risk almayın derim.” Çok güzel…
“Kuşu yükselten kanat, insanı yükselten akıldır” diye tarihe not düşen bir Çerkez atasözü gibi, bir diğer anonim sözde de, yine aklın yol gösterici yönünden bahsedilmiştir.
“Mevlam, kimine akıl vermemiş, zaten hiçbir şey yok. Kimine de akıl vermiş, ama onu kullanacak kişi yok ortada…”
“Akıl yeryüzünden kalksa bile, hiç kimse akılsız olduğuna inanmaz…” diyen İranlı şair Şeyh Sadi Şirazi çok haklıdır bu konuda bence.
Fransız filozof Alain, akla dair çok yerinde bir tespitte bulunmuştur sevgili arkadaşlarım ve demiştir ki: “Sevgi ya da kin, hâkim olduğu zaman, akıl yaptıkları delilikleri haklı göstermek için, bahane bulmaya zorunludur.” Ne güzel bir çıkarım.
“Aklın bağladığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir” diye buyuran İngiliz şair ve oyun yazarı, William Shakespeare gibi, Goethe de, “Akılsızlar, hırsızların en zararlılarıdır. Çünkü zamanınızı ve neşenizi çalarlar” diyerek konuya dâhil olmuştur.
“Aklım ve zekâm bana değil, dünyaya aittir.” Kim demiş bu anlamlı sözü?
Arthur Schopenhauer…
Ünlü klasik yazarlardan Honore De Balzac da, akla koşut olarak, yüreğe ve aşka vurgu yapmıştır ısrarla…
“Duygunun yanında, akıl daima basit kalır” sözünü de bu anlamda sarf etmiş, büyük yazar, sevgili arkadaşlarım.
Halk arasında, bazen güzel deyimlere de rastlamıyor değiliz hani… Söylene söylene, yayıla yayıla artık bütün bir topluma mal olmuşlardır bunlar. İşte bir tanesi bakın neler diyor: “Bir işi bilen yapar, ancak az bilen akıl verir, hiç bilmeyen ise eleştirir, yapamayan da çamur atar, kötüler.” Doğru değil midir, her gün buna benzer gelişmeler olmuyor mu çevremizde? Mutlaka oluyordur.

Büyük âlimlerden İbn-i Haldun’da konuya bir şekilde dâhil olmuş ve şöyle demiştir: “Her akıl, gücünün yetmediği ve algılayamadığı şeyleri inkâr eder.”
Düşünür ve din âlimi Hazreti Mevlana, birçok kere değinmiştir akıl mevzusuna…
“Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini ve neye güldüğünden de, akıl seviyesini anlarsın” dedikten sonra, bir başka zaman da şunları buyurmuştur: “İnsan akılla, pir olur. Saçı sakalı ağarmakla değil.” Çok güzel mesajlar…
Birileri demiştir ki, “Unutmayın, seçimlerinizin bedelini, sadece ve sadece siz ödersiniz, size akıl verenler değil.”
Bir diğeri de, “Akılsızlık edip de, olur olmaz kişilere içini dökersen, döktüklerini toplamak yine sana düşer” derken, çok ciddi ve önemli bir konuya değinmiştir aslında. Tıpkı onun gibi bir başka kardeşimiz, “Akıllı insanlar, düşmanlarından ve kendisini çekemeyenlerden çok şey öğrenirler.”
Çağdaş yazarlardan Küçük İskender de, akıllı, akılsız ayırımdan yola çıkarak, şu sözü etmiştir: “En basit yalanları, gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım… İnandığımı sandılar, bense onların, kuş kadar akıllarına ve cahil cesaretlerine hayrandım…” Çok anlamlı…
“Akılsızca bir şeyi milyonlarca kişi de söylese, o şey yine akılsızcadır…” Bunu da, B. Ussel söylemiştir ve de doğru demiştir.
Jean Jack Roussesau, akıl-zekâ ilişkisini görmüş ve buyurmuştur ki: “Parlak bir zekâ ve güçlü bir akıl, insanları her daim, bütün nimetlere kavuşturmaz.” Yani bunların yanı sıra, başka faktörlerin de bulunması gerekliliği üzerinde duruyor, büyük düşünür…

Akıl, fikir demişken, zaman zaman bunlarla karıştırılan, zekâ hakkında da, bir iki kelam etmek isterim.
Zekâyı, kişinin anlamasındaki ve kavramasındaki tezlik, üstünlük, feraset, anlak ve dirayet gibi kavramlarla açıklayabiliriz. Yani aklın, kavrama potansiyelidir zekâ kısacası… Aklın, bir nevi dile gelmiş halidir. Bakın bununla ilgili, De Levis adlı bilge kişi neler diyor: “Bir insanın zekâsı, vereceği cevaplardan değil, asıl soracağı sorulardan anlaşılır.” R. G. Grant adlı biri de başarılı olmak isteyen iş yeri sahiplerine, mesaj veriyor gibidir.
“Senden daha zeki insanları işe alırsan, onlardan daha zeki olduğunu ispat etmiş olursun.” Güzel bir öğüt aslında…
“Zekâ, kafanın içindeki altın madenidir” demiş Pitigrelli… Balzac da,
“Zekâ, dünyayı yerinden oynatmaya yarayan bir maniveladır” diye buyurmuştur… Lessing, “Zekâsını inkâr edenin, büyük bir zekâsı var demektir” şeklinde bir söz etmesi, konuya bir anlam ve değer katmıştır. Andre Gide, “Zeki olan biri, aynı zamanda alçak gönüllü insandır” demiştir. Konuyla ilgili son güzel sözü, La Rochefoucault sarf etmiş ve şöyle katılmıştır konuya: “Zeki bir adam, ahmaklar ortamında, çok kere ne söyleyeceğini şaşırır.” Doğru mu, doğru…

Akıl, fikir ve zekâ bağlamında, edilmiş özlü ve anlamlı sözleri, konuyla ilgili tanım ve bilgileri içeren, yazımın sonuna gelmiş bulunuyorum. Bir başka konuda yeniden birlikte oluncaya kadar, her şey gönlünüzce olsun diyorum.
Hoşça kalın, sağlıkla kalın, sevgili arkadaşlarım…

—————————————————————–
Kaynak: Türkçe ve Osmanlıca Sözlükler.
Ahmet Ağırbaşlı/2007 yılında 2700 güzel söz/4.Baskı/Damla Ofset/Konya.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.