Dolar 8,1546
Euro 9,8169
Altın 466,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Ali Gibi Kahraman, Zülfikâr Gibi Kılıç Yoktur-1

Ali Gibi Kahraman, Zülfikâr Gibi Kılıç Yoktur-1
REKLAM ALANI
A+
A-
02.03.2021
12
ABONE OL

Alaiddin ÖZKAR

13 Recep’te Hz. Ali’nin doğum yıl dönümünü idrak ettik.
Bizim nesil Hz. Ali’nin kahramanlığını ve Cenklerini dinleyerekten büyüdük.
Hz Ali, Zülfikar kılıcı ile kâfire aman vermeyen, bizim çocukluk kahramanımızdı.
Televizyonların yaygınlaşması ile ara verdiğimiz Hz. Ali’in destansı kahramanlıklarını, Prof. Dr. Haydar Baş’ın İmam Ali eseri ile tekrar hatırladık.
Gelin İmam Ali kitabında anlatılan Hz. Ali’yi tekrar tanıyalım.
Velayetin şahı Hz. Ali Efendimiz, bizzat Hz. Peygamber’in elinde büyümüştür.
Çocukluk yıllarını anlatırken şöyle der: “Çocukluğum Resulullah’ın evinde geçti. Beni O büyüttü. Beni şefkatle kucağına alır, lokmayı çiğneyip ağzıma koyardı. Onun o güzelim kokusu elvan, elvan ruhumu okşardı. Sözlerimde yalana, davranışlarımda bir kusur ve cahilliğe asla rastlamadı. Yüce Allah, gece ve gündüz O’nunla birlikte olup dünyanın yücelikleri ve iyilikleri konusunda O’nu eğitmesi için süt çağından hemen sonra büyük melekleri Resulllah’ı yanına verdi. Ben de tıpkı süt çağındaki bir bebek gibi Peygamber’e uymakta ve O’nu izlemekteydim.
İslam henüz hiçbir eve girmemişken, sadece Resulullahla Hatice’nin Müslüman olduğu dönemde Ben üçüncü Müslüman’dım” diye buyurur.
Tarihi gerçekler göstermektedir ki Peygamberimiz, Hz. Ali’yi evine götürdüğü ilk günden beri, O’nu asla kendi başına bırakmamıştır.
Hz. Ali, her zaman Peygamberle beraberdi. Hz. Peygamber ibadet için şehir dışındaki dağlara ve çöllere gittiği vakit bile Hz. Ali’yi yanında götürdü.
Resulullah, üç yıl boyunca genel bir davette bulunmadı. Sadece kabul edeceğine inandığı kişilere tebliğ yapmıştır.
“Ve en yakın akrabalarını korkut. İnananlardan Sana uyanlara karşı sevgi kanadını indir, mütevazi ol. Sana isyan ederlerse, de ki, şüphe yok ki, Ben sizin için yaptıklarınızdan uzağım.” (şuara 214-216)
Bu ayetin nazil olmasının ardından Allah Resulü, kendisine yardımcı olması için Hz. Ali’yi çağırdı ve Ben-i Haşim’in büyüklerinden 40 kişiyi yemeğe davet etti.
Aralarında amcaları Ebu Talib, Ebu Leheb, Hamza, Abbas da vardı.
Peygamberimiz onlarla konuşmak istediğinde, Ebu Leheb atılarak, “Arkadaşınız sizi büyüledi” dedi ve topluluk dağıldı. Bunun üzerine Peygamber ertesi gün yine davet verilmesini kararlaştırdı. Belirlenen vakitte herkes geldi.
Hz. Peygamber (sav), “Ey Abdulmuttaliboğulları! Kendisinden başka tapacak ilah bulunmayan Allah’a and olsun ki, Ben size ve tüm insanlara Allah’ın elçisi olarak gönderildim. Allah’ım Bana emir verdi ki, sizi Allah’ın birliğine ve Benim risaletime davet edeyim” şeklinde bir konuşma yaparak, içinizden kim ‘Bana bu yolda yardım edip, kardeşim, vasim ve Benden sonra halife olmak ister?’ diye sordu. Kimse müspet bir cevap vermedi. O tarihte henüz 15 yaşında bile olmayan Hz. Ali, “Ey Allah’ın Peygamberi! Sana bu yolda ben yardım edeceğim” diye üç kez söz aldı.
Ancak Resulullah, O’na oturmasını emretti ve oradakilere tekrar sordu. Hz. Ali, tekrar ayağa kalkarak kendinin yardım edeceğini beyan etti.
Hz. Ali’den başka hiç kimse ayağa kalkmadı. Bunun üzerine Resulullah, Hz. Ali’nin elini sıkıp şöyle buyurdu: “Bu Ali, Benim kardeşim, vasim ve halifemdir. O’nu dinleyin, O’na itaat edin.”
Yine Taif’de Hz. Peygamber, çocuklar ve köleler tarafından taşlanırken, Hz. Ali ve Zeyd b. Harise atılan taşlara siper olmuşlardır.
Allah Resulü, Mekke’den Medine’ye hicret ederken, emanetleri teslim etmesi için Hz. Ali’yi kendi yatağına yatırdığında, hakkında, “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah rızasına nail olmak için kendini satar, Allah rızasını alır. Allah kullarını esirger.” (Bakara, 207) ayeti nazil olmuştur.
Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Resullullah Kuba’da Amr b. Avf’ın evine misafir oldular. Orada 10 günden fazla kaldılar. Kendine bir ev ve mescit yapılmasını teklif ettiklerinde, “Hayır! Ben, Ali’yi bekliyorum.  Bana yetişmesini emretmiştim” demiştir.
Hz. Ali geldiğinde ayakları çok yürümekten ve sıcaktan çatlamıştı ve Resulullah O’nun bu halini görünce ağlamıştır. (Devam edecek)

 

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.