Anadolu, Türkler ve Kilis

13 Mar 2018 Sal 9:38
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Ecz. İbrahim BEŞE

 

Türklerin Anadolu’ya ilk gelişi Malazgirt’ten çok daha önceki dönemlere uzanır. 396 ve 398 yıllarında Basık ve Kursık adlı iki Hun kumandanının idaresindeki Hun süvarileri Derbent üzerinden Azerbaycan yoluyla Doğu ve İç Anadolu’ya girdiler. 515-516 yıllarında bu defa Sabar Türkleri Anadolu’ya akınlar yapmışlardır[1].

Hz. Ömer döneminde başlayan Müslüman Arap akınları, Anadolu Rum halkının Anadolu’dan göçlerini sağlamış ve nüfus yoğunluğu azalmıştır. Halife Ömer devrinde (634–644) başlayan Anadolu gazaları asırlarca devam etmiş ve Anadolu’da Bizans’ın direnişini kırdığı gibi nüfus açısından da çok zayıflamasına sebep olmuştur. Bu sebeple Türk fethi başladığı sıralarda Anadolu âdeta terk edilmiş durumda yeni sahiplerini bekliyordu[2]. 1071’den önce Anadolu’ya Balkanlardan çeşitli sebeplerden dolayı göç etmiş bulunan Hıristiyan Türklerin de varlığını eklememiz gerekir. Bu Hıristiyan Türklerin İslâmlar ile savaşmak için veya çeşitli sebeplerle Bizans’ın hudut bölgelerine yerleştirildiğini ve Kapadokya ile Toros bölgelerinde önemli bir yoğunluğa sahip oldukları bilinmektedir[3].

VIII. Yüzyılın başlarında Abbasiler Dönemi’nde Türkler İslâmlar adına Anadolu’ya girmişlerdir[4].Bu durumda Selçuklular zamanında Bizans sınırlarına gelen Oğuzlar, Suriye’de, Irak’ta, Doğu Anadolu sınırlarına kendilerinden asırlarca evvel gelmiş çeşitli Türk kitlelerine rastladıkları gibi, Hazarlar, Kıpçaklar, Harzemliler, Ak ve Karakoyunlu Türkmenleri ve İlhanlılar devrinde Moğol-Tatar zümreleri gelerek, asıl ana kitleyi  oluşturan Oğuz fatihleriyle karışmak suretiyle Anadolu’nun etnik yapısını belirlediler[5]. Bizans’a karşı gazalarda bulunan birçok gönüllü gaziler arasında çok sayıda Müslüman Türk vardı. Bunlar arasında bilginler ve şeyhlerde bulunmaktaydı[6]. Suriye, Elcezire ve Doğu Anadolu bölgesinde ele geçirilen “Avasım” veya “Sungur” adı verilen bu sınır bölgelerine Abbasi Halifesi Türkmen komutanlarını yerleştirdi. 1040 yılında meydana gelen Dandanakan meydan muharebesinden sonra, Oğuzlar (Türkmenler) büyük bir zafer kazandılar[7].  Bu zaferden sonra gittikçe büyüyen dalgalar halinde gelişen “Büyük Oğuz Göçü” Selçuklu ailesinin başkanlığında Ön Asya, Azerbaycan ve Anadolu’ya yönelecektir[8].

Ulu bir ağacın adı olan Türk adı tarihte birçok kollara ayrılmaktadır. Bu kollardan biride Oğuz koludur. Oğuz veya Türkmen adıyla bilinen kitlenin göç etmesi ve Anadolu’ya yerleşmesi, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’ndaki siyasî ve demografik gelişmelerle ilgilidir.  X. yüzyıl ortalarından sonra Oğuzların önemli bir kısmının Anadolu’ya akınlar düzenleyerek birçok Türkmen aşireti bölgede faaliyet göstermiştir. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu, Türkler tarafından yalnızca tanınan ve bilinen bir ülke olmaktan çıkarak vatanlaştırılması emel haline gelmiştir. Birçok Türkmen beylerinin ve aşiretlerinin Anadolu’nun Türkleşmesinde vazife alarak bölgenin hâkimiyeti için mücadeleler vermişler ve bu mücadeleler sonucunda Anadolu’yu kendilerine yurt edinmişlerdir.

1071 yılından çok önce başlayan ve 1071 Malazgirt Zaferiyle de önü açılan Türkmen akınları sayesinde Anadolu coğrafyası Türk yurdu haline gelmiştir. Bu mücadelede Günümüze kadar kurulan her Türk devletinin gücü nispetinde bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunda katkısı olmuştur.[9]

1516 tarihinde Halep’in Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilmesiyle birlikte Osmanlı topraklarına katılan Kilis, Halep Eyaleti’ne bağlı bir sancak olarak Valide Sultanlara hass olarak verilmiş, ancak zaman zaman da mütesellimler, derebeyler ve mütegallibeler tarafından da idare edilmiştir[10].

17.yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın başlarına kadar zaman zaman yağmacı Arap ve Kürt aşiretlerinin istilalarına maruz kalan Kilis, Derebeylerin tahakkümü altına da girmiştir. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyan ettiği sırada Suriye hâkimi olan oğlu İbrahim Paşa, 100 1831 yılında Kilis civarını işgal ederek bir hayli tahribata sebep olmuş ve Kilis onun işgalinden ancak 1839 yılında kurtulabilmiştir.[11]

I. Dünya Savaşı sonuna gelindiğinde, 30 Ekim 1918′de imzalanan Mondros Mütarekesi ile vatanımız itilaf devletlerinin işgaline uğramıştı. Bu bağlamda Kilis’te 27 Aralık 1918’de İngilizler tarafından işgal edilmişti[12]. Bu durum karşısında işgale karşı tepkilerini ortaya koyan Kilisliler, İstanbul’daki Kilisli hemşerilerine kendilerini Kilis’in vekili tayin ettiklerini bildiren bir telgraf[13] çekerek; “milletin geleceğinin karanlık olduğunu, savaştan sonra bazı azınlıkların hayal peşinde koştuklarını, bu topraklarda Türklerin çoğunluk halinde yaşadıklarını” belirterek, altı yüz senedir milliyetini, dinini, geleneklerini koruyan Kilislilerin bir azınlığın emrine verilmesine veya Araplara ilhakına karşı olunmasını istemişlerdi[14].

Bu gelişmeden sonra harekete geçen İstanbul’daki Kilisliler adına, Osmanlı Hükümeti ve İstanbul’daki İtilaf Devletleri Yüksek Komiserlerine sunulmak üzere[15]Darülfünun Müderrislerinden Necip Asım Yazıksız ile Dr. Rif’at Kardam, Adliye Müfettişlerinden Niyazi Tuna Bey, Birinci Dava Vekili Abdurrahman Hulusi Bey, Medresetü’l-kuzzat Müdürü Mehmet Bey’in imzaları ile bir muhtıra hazırlamışlardır[16].

Osmanlı Hükümeti ve İstanbul’daki İtilaf Devletleri Yüksek Komiserlerine hitaben yazılan Muhtırada, Kilis’in tarihi ve Türklüğü hakkında şu açıklamalar yapılmaktadır;

“Haleb’in şimâl (kuzey) tarafında vâs’i (bulunan) bir Türk mıntıkası (bölgesi) vardır ki, burası gerek ırk ve gerek idâre ve coğrafya nokta-ı nazarından (coğrafi açıdan) ancak, Anadolu ile teşrîk-i mukadderât (kader birliği) edebilir: Ahâlînin yüzde doksan kadarı hâlis ve saf Türk olup seciye (karakter) ve evsâf- i’tibâriyle (kültür yapısı itibariyle) tamâmiyle Anadolu ahâlîsine mümâsildir (benzerdir). Bu kıt’a (ki, Ayıntap ve Maraş ve civârı da bunda dahildir) nın hüsn-i idâresi (yönetimi, idaresi) ancak mülk-i Osmânîden (Osmanlı ülkesinden) bir cüz’ -i layenfek olmasıyla (ayrılmamasıyla) kabildir. Aksi hâl, ya’ni, Suriye’ye veya herhangi bir mıntıka-i muhtara (seçilmiş bölgeye) ve müstakileye (barışın bozulmasını isteyenlere) ilhakı (eklemesi, bağlaması) birçok sadâ’î mucib (olumsuzların sebebi) olacağı gibi ahâlînin de sebeb-i nikbet (talihsizlik sebebi) ve felâketi olur. Biz zîrde vâsi’ül (Biz aşağıdaki imzaları bulunan) Kilis ahâlîsi vekilleri ve Kilislilerin yalnız Türk ve Osmanlı kalmakdan ve Anadolu’nun aksâmı (parçası) mütebâkîsine (ana karasına) merbût (bağlı) bulunmakdan başka hiçbir tarz-ı halli (uygulama şeklini) meşrû’ (yasal) ve muvafık (uygun) görmediklerini ve göremeyeceklerini ‘arz eder ve bu fikr ü emeli (fikir ve amacı) ber vech-i âtî serd edilecek (aşağıdaki gibi uygun olacağını söyleyerek)  tarihî, ırkî ve harsî delillerle isbât ederek bu nukât-ı nazarın (dikkat çeken noktaları) ‘alâkadar (ilgili) mâkamât-ı ‘âliyece (yüce makamlarca) nazar-ı dikkate alınmasını ahâlî namına istirhâm eyleriz;

          Tarih nokta-ı nazarından; Romalılar zamanında Kilizea[17] nâmı verilmiş olan Kilis ve havâli-i şimâliyyesi (kuzey bölgesi) yedinci asr-ı milâdî ibtidâlarında (öncesinde) ve İslâm’ın Suriye fütûhatında[18] (fetih zaferinde) memâlik-i meftûha (ülkenin fethedilmesi) sırasına girmiş idi. Bi’l-ahire (sonradan) öteden bir müddet İslâmlar ile Bizanslılar[19] arasında münâza’ -fih (alınıp verildikten, sürüncemede) kaldıkdan sonra Selçukîlerden Alp Arslan ‘ın Bizans imparatoru (Roman os Diyopenis’i) 1071 sene-i milâdiye (463 hicrisinde)sinde meşhûr Malazgird muhârebesinde mağlûp etmesi üzerine tahtını gayb eden İmparator, ta’ ahhüdâtını ifâ  edememiş (üzerine aldığı görevi yapamamış) ve bunun üzerine Alp Arslan sevk eylediği ‘asker ile Şarkî (Doğu) Anadolu’yu kâmilen (tamamen) istilâ etdirdiği gibi Kilis havâlisini de ihtiva eden Komajen[20] (Bommagene) ya’ni, Maraş tarâflarını Çavundur[21]nâmındaki bir Türk Emiri’ne zabt etdirmiş ve o tarihden sonra bu havâli Anadolu Selçukîlerine intikâl eylemişdir.

Milâdın on üçüncü (hicretin yedinci) asrında müverrih-i (tarihçi) meşhûr Kazvini’nin te’lîf eylediği (Âsârü’l-bilâd)[22] nâm (isimli) kitabda Kilis (Kiliz) imlâsiyle (yazısıyla) kaydedilmiş ve Türk ahâlî ile meskûn bir köy olarak gösterilmişdir; Bu Türkler, Oğuz uluslarından meşhûr Ağaçeri[23] kabilesine mensûb idiler.

Ehl-i Salib Muhârebesi’nden (Haçlı Savaşlarından) sonra Kilis havâlisi Mısır Eyyubîlerine ve daha sonra Mısır’daki Bahrî ve Berci Kölemenlere[24] intikal eylemişdir: Kilis’de asâr-ı atika-i İslâmiyye’den (eski İslam eserlerinden) olmak üzere bugün esâsen Türk olan Melik Eşref Kayıtbay’ın[25] bir çeşmesi[26] ve Şeyh Câmi’i[27]nâmiyle bir câmi’i ile yine o devre aid bir hamamdan başka ne Arabın ne de sâ’ir kavmin bir eseri görülmüyor[28].

Moğolların ta’arruzu neticesinde Anadolu Selçukîleri inhitât (zayıf düşmüş) ve zevâl bulmuş (sona ermiş) ve bunun üzerine Mısır Kölemenleri o civârdaki Türkmen ümerasını (beylerini) kendilerine celb (çekerek) ile birleşdirerek “Dulkadir (Zulkadiriyye)[29] Oğulları” nâmı altında bir emâret (emirlik) teşkîl etmişler ve bi’l-ahire (sonradan) Sultan Selim-i Evvel zamanında bütün Suriye ve Mısır ile beraber buraları da Osmanlı idâresi altına geçmişdir.

          Seciye ve Hars i’tibâriyle Kilis’sin mevki’i; On üçüncü asr-ı milâdisinde Kazvinî’nin ufak bir Türk köyü ve kâmus (lügat) sahibi Firûzâbâdî’nin[30] bir karye (köy) olmak üzre gösterdiği Kilis, Osmanlıların elinde ve zamanında pek ziyâde terakki ederek (gelişerek) mühim bir sancak merkezi olmuşdur[31]. Sultan Süleyman-ı Kanûnî zamanında burada muhteşem bir hamam, vüzerâ-yı Osmâniyye’den (Osmanlı vezirlerinden) Canbulad[32] oğulları tarâfından 990 sene-i hicriyyesi hilâlinde hakikâten musanna’ (sanatkarane) ve ‘âlî (büyük, ulu) bir câmi ‘i[33] vücuda getirilmiş ve yerli ağniya (varlıklı, zengin kişiler) tarafından da ceste ceste (büyüklü küçüklü) 47 cami’, 12 mescid, 72 mektep, 4 tekye, 24 medrese inşâ ve te’sîs olunmuş[34] ve bütün bu mü’essesâtın isimleri Türkçe olup ahâlî dahi Kilis’in ilk vücûda geldiği zamandan beri Türk seciyesi (karekteri), Türk harsı ve Türk lisânı nokta-ı nazarından (bakış açısından) müterakki (yükselmiş) bir unsur-ı Osmânî hâlinde istimrâr-ı hayat (sürüp giden yaşam) eylemişdir[35].

Adedi beş yüzü tecâvüz eyleyen (aşan, geçen) köyleri arasında bir tek Hıristiyan köyü olmadığı gibi bütün köylerinde de bir tek Hıristiyan âilesi ve evi yoktur. Nisbeten son zamanlarda Şarkî (Doğu) Anadolu’dan buralara kadar gelmiş olan cüz’î mikdârdaki Ermeniler de Türk ahâlî ile karışmış ve kendi lisân-ı mâderzâdlarını (anadillerini) unutarak yerli ahâlî gibi yalnız Türkçe tekellüm eylemekde (konuşmakta) bulunmuşdur[36].

Bu küçük kasaba yedinci asr-ı hicriden beri Suriye’nin âdetâ kapusu dibinde olduğu halde Türklüğe mahsûs seciyesini (karakterini) ve lisânını tamâmen muhâfaza eyledikden başka yakın vakitlere kadar Osmânlı memleketinde medrese (mantık) tedrîsâtı (eğitimi) asırlarca yalnız bu kasabaya inhisâr (mahsus) eylemiş ve memleketin her tarâfından, uzaklardan ve hattâ pay-ı tahtdan (başşehirden) mantık tahsilî içün birçok talebenin Kilis medreselerine geldikleri görülmüşdür.

Kilis’in tarih-i harsîsi hakkında ma’at-te’essüf (maalesef) mufassalan (tafsilatlı) mazbut (güvenilir) kuyûdâta (belgeye) tesâdüf edilmemiş ise de tarih-i siyâset-i Osmâniyye’de büyük bir sıytı (yerimevkii) olan Kilisli Münşî Receb Pâşâ, şâ’ir-i nihrîr (alim) Kilisli Ruhî Efendi, Şâ’ir Kilisli Fasıha Hânım ve Nutkî Efendi, mantık alimi Kilisli Müftî Hakî Efendi, Hoca Ebubekr Vâhid Efendi, Hoca Fazıl Efendi ve şâ’ir Nafî Efendi gibi fuzalâyı (filozof, alim) yetişdirmiş olan bir kasabanın pek eski bir Türk hars (kültür) ve seciyyesine (karakterine) karârgâh (merkez) olduğundan şübhe edilemez.

Kilis böyle olmakla beraber Maraş, Elbistan, Birecik, Ayıntap, Rum kal’a, ve Urfa’yı da ihtivâ eden ‘umûm (genel) Komajen kıt’asının (bölgesinin) evvelden beri dâ’imâ Türk yatağı olduğu ve bu mıntıka (bölge) ahâlîsinden Türk ve Osmânlı tarih ve edebiyât âleminde nâmdâr (ünlü) ve hakîkâten şâyân-ı iftihâr simâlar yetişdirdiği görülmüştür. Yüzlerce cild-i âsâr ve muhâlledat-ı tarihiyye (eski tarihi şahaser eseler) sahibi Aynî (Ayıntaplı) Sünbülzâde Vehbî (Maraşlı), Kâmûs mütercimi (sözlük tercümanı) allâme Asım Efendi (Ayıntaplı), Tuhfe şarihî (kâşif) Hayatî (Maraşlı), Şu’aradan Ayıntaplı Hasırcızâde ve Münih Efendiler, ahd-i hâzırın e’azam-ı vüzerâ ve üdebâ-yı Osmâniyyesinden sadr-ı esbak Kadrî ve Ma’arif Nâzırı Münif Pâşâlar, bu zevât-ı (kişiler) fâzıla meyânında ta’dâd olunabilirler (sayılabilirler).

Mıkdâr-ı nüfûsa âid mülâhazât; Kilis’de dâima Türk nüfus gâlib idi. Hatta, milâdın on üçüncü asrında Kilis tamâmen Türk köyü idi. O devreden bu zamana kadar Kilis’de Türk nüfûsu muntazaman artmış ve hatta, bundan yirmi beş sene evvel yapılmış olan bir tahrîr-i nüfûsda (nüfus sayımında) Kilis nüfûs-ı mevcûdesinin her vech-i âtî nisbet-i mekâdiri (artış) gösterdiği resmen tebeyyün etmişdir (belli olmuştur).[37]

Aded-i Nüfûs  
Müslüman ahâlî 68.413
Rum ahâlî 305
Ermeni Katolik 354
Ermeni Gregoryen 2.556
Ermeni Protestan 334
Yabancı (Suriyeli ve ecnebî) 3.557
Yekûn 75.519

 

Memleketimiz hakkında Düyûn-ı ‘Umûmiyye İdâresi Erkân-ı Me’mûriyyetinden Fransız mösyö Vital Kuinet[38]tarafından en sâlim ve en emîn ve en bî-tarâf menâbi’ ve vesâike (kaynak belgelere) mürâca’at ve memâlik-i Osmâniyye’de (Osmanlı ülkesinde) icrâ-yı seyahat sûretiyle 1894 tarihinde te’lîf ve tab’ edilmiş olan eser-i ma’rûfun ikinci cildinde “Kilis ahâlîsi hemen kâmilen (tamamen) Türkdür, ahâlî Türkçe konuşurlar” denildikden sonra 4100 hâneyi ihtivâ eden bu şehrin nisbet-i nüfûsu ber vech-i âtî (aşağıdaki gibi) gösterilmişdir.

Aded-i Nüfûs  
Müslüman (Tabi’î Türk) 73.500
Hıristiyan (Ermeni, Katolik, Suriyeli vesâ’ire) 9.620
Musevî 747
Yekûn 83.867

Osmanlı ve ecnebî her iki istatistik de gösteriyor ki, Kilis’de Türk ahâlî nüfûs-ı ‘umûmînin (genel nüfusun) lâ-akal (en az) yüzde seksen ilâ doksanını teşkîl etmekde ve bu kadar kesîf (ezici çoğunluk) bir Türk halkının Arap veya herhangi bir milliyet idâre ve muhtâriyyetiyle hâ’ iz-i münâsebet olamayacağı vareste-i iştibâh bulunmaktadır.” (*)[39]

 

Adliye Müfettişlerinden

Kilisli Niyâzi

Doktor Kilisli

Rif’at

Medresetü’l-kuzat Müdürü

Kilisli Mehmed

Birinci Sınıf Dava Vekili

Kilisli Abdurrahman Hulûsi

Muharrîrîn-i Osmaniyyeden

Kilisli Necib Asım

 

 

Mart 2018


[1] Claude Cahen, “Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler”, (1979), (Çeviren: Yıldız Moran), s.3.

[2] Hakkı Dursun Yıldız, (1990),”Anadolu’nun Türkleşmesi”, Türk Millî Bütünlüğü İçinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sempozyumu Bildirileri, s. 105–109.

[3] Ahmet Vehbi Ecer, “Anadolu’nun Fethi Sırasında Yerli Halk ve Türkler XIII. ve XIV. Yüzyıllarda Kayseri Kültür ve Tarihi”, (2001), s.14.

[4]  Claude Cahen, “Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler”, (1979), (Çev. Yıldız Moran), s.7.

[5] Fuat Köprülü, “Anadolu’da İslâmiyet”, s 44 / Fuat Köprülü, (1991), “Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu”, s. 41.

[6]  Ali Sevim, “Anadolu’nun Fethi Selçuklular Dönemi Başlangıçtan 1086’ya kadar”, TTK Yayınları 1988, s.16.

[7] Mehmet Altay Köymen, “Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi-Kuruluş Devri I,” (1986), s.107.

[8] İbrahim Kafesoğlu, “Doğu Anadolu’ya İlk Selçuklu Akını,” (1953), s.268.

[9] Dr. Mehibe Şahbaz, Anadolu’nun Fethi Sürecinde Anadolu’da Nüfus Hareketliliği ve Türkmen Aşiretleri”, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 5, Sayı: 52, Eylül 2017, s. 417-429.

[10] Besim Darkot, “Kilis”, İslam Ansiklopedisi, Cilt; 6, s. 806.

[11] Kilisli Kadri Timurtaş,” Kilis Tarihi”, s. 10.

[12] “Türk İstiklal Harbin IV, Güney Cephesi”, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1966, s. 49.

[13] Yaşar Akbıyık, “Millî Mücadelede Güney Cephesi (Maraş)”, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1990, s. 38-39.

[14] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dahiliye Nezareti, Kalem-i Mahsus Müdiriyeti, Nr. 50-1166, Lef 8 ve 9.

[15] Dahiliye Nezareti Kalem-i Müdüriyetinden Hariciye Nezaretine gönderilen 5 Nisan 1335 tarihli tezkire.- BOA, DH – KMS, Nr. 51-2/9.- Dahiliye Nezareti Kalem-i Müdüriyetinden Sadaret’e gönderilen 21 Mayıs 1335 tarihli tezkire.- BOA, DH – KMS, Nr. 51-2/9.-

[16] Doç. Dr. Mustafa Budak, “Mütareke Döneminde Bir Aydın-Halk İşbirliği: Kilis’in Türklüğü Osmanlı Hükümetine Bağlılığı Hakkında Muhtıra”, İlmî Araştırmalar Dergisi 9. Sayı, İstanbul 2000, s. 67-74.

[17] Ernst Honigmann, “Bizans Devleytinin Doğu Sınırı”, (Çeviren: Fikret Işıltan) Edebiyat Fak. Yayını. İstanbul 1970, s. 40. S. 103, 3. Dip not. (Romalılar devrinde Kilis’in “Cilizia Sive Ürmagiont” adı ile zikredildiği ileri sürülmektedir.

[18] Besim Darkot, “Kilis”, İslam Ansiklopedisi, Cilt: 6, İstanbul 1967, s. 806. “Kilis ve çevresinin Müslümanlarca Hz. Ömer’in hilafeti (634-644) döneminde Kilis ve çevresinin fethedildiği, aynı zamanda Bizans’ın hücumlarına karşı oluşturulan tampon bölgenin içinde yer almaktaydı.”

[19] Kadri Timurtaş, “Kilis Tarihi”, s. 9, “XI. Yüzyılın sonlarında Haçlıların istilasına uğrayan Kilis, Urfa (Edassa) Kontluğu topraklarına katılmış, fakat XII. Yüzyıl ortalarında Maraş ve Antep havalisi ile birlikte kısa zamanda Halep Atabek’i Nureddin Zengi tarafından Bizans hâkimiyetinden kurtarılmıştır.

[20] Kommagene Krallığı, Antik Çağda, Orta Anadolu’nun güneyindeki Ermeni Helenistik dönem krallıklarından biri. Batıda Kilikya ve kuzeyde Kapadokya ile çevriliydi. Doğu sınırını Fırat Nehri çiziyordu. Bugünkü Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerini kapsıyordu.

[21] Çavundur Emiri; Oğuz boylarından biri. Boyun adı kaynaklarda Çavundur, Çavdur ve Çavdır şekillerinde de geçer. Kâşgarlı Mahmud (XI. yüzyıl) bu boyun adını Çavuldur olarak zikretmekte, hayvanlarına vurdukları damganın şeklini de vermektedir. Çavundur Boyu’nun Sembolleri; Tevarih-i Ali Selçuk’ta , Cami’ü’t Tevarih’te , Divan-u Lügat’it Türk’te  şeklinde gösterilmiştir.

İlhanlı Veziri Reşîdüddin Fazlullah, XIV. yüzyılın başlarında yazmış olduğu Oğuz boyları listesinde Çavuldurlar’a Üçoklar arasında yer vererek taşıdıkları adın “şerefli ve ünü yaygın” mânasına geldiğini, ülüşünün (şölenlerde koyun etinden yiyeceği kısım) “sol karı yağrın” (sol kürek kemiği), onkununun ise (totem kuşu) sungur (sunkur) olduğunu bildirmekte ve damgasının şeklini göstermektedir.

Osmanlı müellifi Yazıcıoğlu Ali Efendi’nin (XV. yüzyılın birinci yarısı) Oğuz boyları listesi Reşîdüddin’inkine dayanır. Ancak Ali Efendi Çavuldur boyunun adını Çavundur olarak yazmıştır. Bu şekil, boyun adının XV ve XVI. yüzyıllarda Anadolu’daki en yaygın söyleniş şeklidir. Bu yüzyıllardaki yirmi bir yer adından sadece üçünün boyun eski adı olan Çavuldur, diğer üçünün de Çavdur olarak yazılmış olduğu görülür. Hazar ötesi Türkmenler’i arasındaki Çavuldurlar’ın da son asırlarda umumiyetle Çavdır şeklinde anıldıkları anlaşılmaktadır.

(Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi)

 

[22] Asar-ül Bilad ve Ahbar-ül İbad; Zekeriya el-Kazvini’nin 1275 tarihinde tamamladığı Arapça coğrafya eseridir. İran, Anadolu ve Ön Asya beldelerinin coğrafi yapıları hakkında bilgiler verdiği gibi, dönemin olayları hakkında tarihi bilgileri de bulundurmaktadır. Eser, Farsça yazan şairler, Anadolu Selçukluları ve Moğollar devrindeki; Anadolu, İran coğrafyası ve tarihi bakımından değerli bir kaynaktır. Eser, Anadolu şehirleri hakkında da bilgiler verir. (Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi)

[23]Faruk Sümer, “Ağaçeriler,” İslam Ansiklopedisi, Cilt: I, İstanbul 1967, s. 461. ”Moğollar, Türkmenler’in kuvvetini kırmadan Anadolu’daki hâkimiyetlerini istedikleri gibi sürdüremeyeceklerini anladıklarından, Hülâgû 660 (1261-62) yılında 20.000 kişilik bir orduyu Ağaçeriler’in üzerine sevketti. Bununla Ağaçeriler’in kuvvetini kırmayı başaran Moğollar, onlardan birçoğunu öldürüp birçoğunu da esir aldılar. Ağaçeriler’in bir kısmı ise Suriye’ye göç etmek zorunda kaldı; Moğollar’dan ağır bir darbe yemelerine rağmen de varlıklarını sürdürdüler. Nitekim XIV. yüzyılın ikinci yarısında Sis (Kozan) ve Sivas’ın güneyinde karışıklıklar çıkardıkları kaynaklarda belirtilmektedir. Ancak bu yüzyıldan sonra yerli kaynaklarda Ağaçeriler’den söz edilmemektedir. Bu husus, onların başka bir Türkmen topluluğu olan Dulkadırlılar’ın baskısı ile dağıldıkları ihtimalini akla getirmektedir.

[24] Kölemenler; Kıpçak Türklerinden olan Memlûkler eğitim görürler ve kışlaları su ortasında olduğu için Memâlîk-i Bahriyye (deniz köleleri) veyaMemâlîk-i Türkiyye adı ile anılırlardı, ikinci kışla ise, Melik Mensur Klâvun tarafından yine Kâhire’de Kal’at-ül-cebel denilen kalenin burçlarında kurulmuş idi. Burada eğitim görenler, Memâlik-i Burciyye (Burç köleleri) adı ile anılırlardı.

[25] El-Eşref Seyfeddin Kayıtbay; Memluk sultanlarından Çerkes kökenli Burci hanedanının on sekizinci hükümdarı. 1468 ile 1496 yılları arasında Memluk sultanlığı yapmıştır.

[26] Kilis’te Küçük Çarşı’da bulunan “Eşref Kasteli”dir.

[27] Kilis’te Meşetlik mahallesinde bulunan Ali Çavuş Camii, günümüze ulaşamamıştır.

[28] Abdulkadir Dündar, Kilis’teki Osmanlı Devri Mimari Eserleri, Kültür Bakanlığı Yayınları 1999, s. 7 (Kilis’te Osmanlı öncesi İslami eserler şehrin etrafındaki surlar, Ulu Camii, Alacacı Camii, Ali Çavuş Camii ve Akcurun Camiisinin minaresidir.)

[29] Dulkadir Oğulları; Elbistan ve Maraş etrafında oturmuş olan ve Oğuzlar’ın Bozuk kolundan bulunan Dulkadir Türkmenleri şecaat ve cesaretleri ile tanınmışlardır. Bunlar, birçok siyasi cereyanlardan istifade ederek 1339 da Maraş ve Elbistan taraflarında bir beylik kurmuşlardır, daha sonra, hudutlarını genişleterek Malatya, Harput taraflarına kadar gitmişlerdir.

[30] Firuzabadi; (1329-1415) On dört ve on beşinci asrı görmüş büyük İslâm alimlerindendir. Arapça’dan Arapça’ya olan büyük sözlük çalışması “Kamusü’l-muhit” adlı eseri ile meşhur olmuştur. Dil, edebiyat, hadis, fıkıh ve tefsir alimidir.

[31] Abdulkadir Dündar, “Kilis’teki Osmanlı Devri Mimari Eserleri”, Kültür Bakanlığı Yayınları 1999.

[32] Kilisli Kadri Timurtaş, “Kilis Tarihi”, s. 59-63.

[33] Kilis’teki “Tekye Camii” dir

[34] Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Halep; “Kilis Kazasına Dair Genel Bilgiler Kilis kazası Halep’in kuzeyinde ve Halep şehir merkezinden 12 saat mesafededir. Kilis’te halkın dili Türkçe’dir. Nahiyelerde ise, Arapça ve Türkçe’dir. Kilis kasabasında 1 hükümet konağı, 1 redif deposu, 4.731 hane226, 1.955 dükkân, 37 cami, 14 mescit, 24 tekke, 28 medrese, 496 ciltlik bir kütüphane, 1 rüştiye mektebi, 25 iptidai mektebi, 4 kilise, 1 havra, 5 hamam, 26 hayvan değirmeni, 3 yel değirmeni, 8 mağaza, 2 un fabrikası, 3 bedesten, 3 sabunhane, 31 fırın, 50 han, 74 ma’sara, 48 kahvehane, 10 boyahane, 120 kumaş tezgâhı, 6 eczane, 23 çeşme, 31 su değirmeni ve 2.272.703 dönüm arazi vardır.” S. 128.

[35] Kilis Bozulus Türkmenlerine bağlı Türk boyları taifeleri; Abanlu, Abdaliye, Acarlu, Ali Kanlu Cemaati, Amikî, Balasanlu, Barase Cemaati, Belubî, Bubalanlu, Çakallu, Denabî, Derzubî, Dubadî, Ber Seyhat Cemaati, Eskanlu, Evran Yunuslu, Ezkanlu, Gezanlu, Güc Beğlü, Gürkanlu, Hacı Ömerli Cemaaati, Halidlü, Hasan Deyviyi Cemaati, Hasan Kethüda Cemaati, Havledi, Hazırsızlu Cemaati, Heştuanlu, Kadılu Cemaati, Karaca Alilu, Kasım Kethüda Cemaati, Kavi, Kılıçlu, Kırbaşlu Cemaati, Köydi (Gözi), Kulaksızlu, Mahmud Vi Cevlan Cemaati, Mansur Kanlu Cemaati, Mestanlu, Mennanlu, Musabeğlü, Nakibanlu, Nekciye Cemaati, Okcu İzzeddinli, Ömerlü, Piranlu ve Beşanlu, Reşi, Rişvan, Rumyanlu, Sabarlu, Sammadî, Sayaçlı, Sayvanlu, Sevidlü, Seyfeddin Kethüda Cemaati, Suluhanlu, Süleymanlu, Şekağî, Şeyh Davud, Osman ve Abdullah Oymakları, Şeyh Saidan, Şeyh Yusuflu (Eşkî), Zobi, Yakubi, Zorkanlu Cemaati, Yavidi, Mehad Kanlu, Mersavî, Haneki Cemaati, Harslu, Basaklu, Şeranlu Cemaati, Bilalî, Şadvî, Ramazanlu, Uzun Yusuflu, Rubadî, Ludinî, Millilu, Bazekî, Cayanlu, Hasan Celü, Dirkanlu, Dışarıcı, Denhırî, Ümmihanlu, Ünyalu, Börklü Salo, Kejanlu Cemaati ve taifeleri bulunmaktadır./ Konar-göçerler hakkında bkz. Besim Atalay, “Türkçemizde men, man Eki”, Türk Dil Kurumu 1940, / İbrahim Kafesoğlu,, “Türkmen Adı Manası Ve Mahiyeti”, TTK 1958, s.128, / Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK, Fırat Üniversitesi, Tarih Bölümü, Kilis’te 16. Yüzyılda İktisadi ve Sosyal Hayat, s. 64.

[36] Bknz. Ali Nadir Ünler, “Gaziantep Savunması” / Ecz. İbrahim Beşe, “İşgalden Kurtuluşa KİLİS 1918-1921”, s. 72.

[37] Haleb Vilâyetinin Resm-i Salnâmesi, sene 1314-1315 (Kilis faslı); Bu dipnot, muhtırada mevcutdur.

[38] Vital Cuinet, 1833-1896 yılları arasında yaşamış Fransız araştırmacı ve yazardır. 18. yüzyıl başlarında Düyun-u Umumiye adına Osmanlı kentlerinin ekonomik, sosyal ve kültürel envanter çalışmalarını yapmakla görevlendirilmiştir. Düyun-u Umumiye, Vital Cuinet’e bu çalışmayı yaptırarak Osmanlı’ya borç vermeden önce Osmanlı’nın ekonomik yapısı hakkında bir envanter çalışması yaptırır. 1892′de Paris’te, La Turquie d’Asie Géographie Administrative [Asya'nın Türkiye’si- İdari Coğrafıya (sı)] ismi altında kitap olarak yayımlanmıştır. La Turqiue J’asie Lome II, page., 174-180, Paris (cheg Ernest leroux) 1894 (Bu dipnot, muhtırada mevcuttur.)

[39] (*) Dipnotlar ve Parantez içinde italik eklemeler tarafımızdan sadeleştirme amacıyla yazılmıştır. (İ. Beşe)

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “BALIĞA DENİZDEN BAŞKASI AZABDIR.” (Büyük Düşünür Hazreti MEVLANA)...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin bir sözüyle yazıma başlamak...

Yorum 
0

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU   Fatma, boylu boslu şığva kimi güzel bir kız. Liseyi bitirdikten...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

TATLI SON Dünyada 20 yıllık petrol kalmış. Hazırlanın öyleyse, tabana...

Balık Mevsimi Başladı

Metin MERCİMEK “BALIĞA DENİZDEN BAŞKASI AZABDIR.” (Büyük Düşünür...

İnsana Değer Vermenin Ölçüsü

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin bir sözüyle...

Dubara!

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU   Fatma, boylu boslu şığva kimi güzel bir kız....

Vicdan…

Mahmut KANMAZ   Merhaba, bugün çok önemli bir konuyu ele alıp inceleyeceğiz…...

KALK GİDELİM

yorgun musun uzanmışsın taşlara sanki dünya durmuş sana bakıyor ve seni...

TADI YOK ESKİSİ GİBİ

Gurbeti bırakıp vardım sılaya Köyümün tadı yok eskisi gibi Anam karşıladı...

TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI

T.C. KİLİS İCRA DAİRESİ 2018/154 ESAS TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI Satılmasına...

KÂĞIT FİYATLARI RESMİ GAZETE’...

ARTIK BASILMAYACAK! Kâğıt fiyatlarının Ağustos ayından bu yana yüzde 100...

Aktürk’ten Kilis’e uygulama oteli...

Kilis Valisi Mehmet Tekinarslan ile Kilis Vakfı Başkanı Yaşar Aktürk, İstanbul’da...

Gaziler Günü törenlerle kutlandı...

19 Eylül Gaziler günü Kilis’te dün Cumhuriyet meydanında yapılan törenlerle...

“Sözleşmeli memura kadro verilsin”...

Türkiye Kamu Sen Kilis İl Temsilcisi Osman Boybeyi, sözleşmeli memura kadro...

Kilis’te dürüme zam geldi!

Kilis’te ekmek fiyatlarına doların yükselişi eklenince, kebapçılar da...

Başkan Kara’dan Şehit ve Gazi Hafta...

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, Şehit ve Gazi haftası nedeniyle bir mesaj...

Herkese ücretsiz check-up yapılacak...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından çeşitli noktalarda stantlar açılıp...

Kaymakam Duman göreve başladı

Kilis’in Elbeyli ilçe Kaymakamı Kadir Duman görevine başladı. Cumhurbaşkanlığı...

Mahkûmlara “el hijyeni” eğitimi...

Kilis’te, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Açık Ceza İnfaz Kurumundaki...

Minibüsle otomobil çarpıştı: 3 yara...

Kilis’te bir minibüs ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen kazada...