Dolar 8,0837
Euro 9,6757
Altın 453,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 16°C
Çok Bulutlu
Kilis
16°C
Çok Bulutlu
Çar 18°C
Per 21°C
Cum 22°C
Cts 24°C

Anıların İçinden-6

Anıların İçinden-6
REKLAM ALANI
A+
A-
04.02.2021
7
ABONE OL

Tülay SARICABAĞLI ŞİMŞEK

 

1974 yılı. Dokuz on yaşlarındayım. Tilhabeş köyüne akrabaların düğününe toplanıp gittik.

Burası Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık Meydan Savaşı’nı yaptığı yer.

Mevlüde Teyzemin de ebe hemşire olarak çalıştığı bu köyü görmek beni çok heyecanlandırmıştı. Hele o yöresel kıyafetleri giyen kadınların halayda el ele tutuşup harman yerini kaplaması gözlerimi kamaştırmıştı. Maya Halamın kızı da bu köyden birisi ile evlenmişti.

Seve (Akıncı) köyünde buğday, un değirmeni vardı. Çevre köylerden değirmene buğday öğütmeye gelirler ve köylüler buralarda hoş beş eder kavim hısım birbirleri ile görüşürlerdi. Değirmen, dere kenarında taş bir bina içindeydi.

Zeynep ablam uzun boylu kara gözlü bir Türkmen güzeli. O gün değirmende Çerkezlerin oğlu Memet Abi ile karşılaşmışlar. İlk görüşte aşk olmuştu. Memet Abi peşini bırakmamış köyde evine kadar takip edip öğrenmişti. Sonra da Tilhabeş’e gidip anne ve babasını dünür olarak göndermişti. Sevmişlerdi birbirlerini. Kimse itiraz etmemiş hemen düğün kurulmuştu. 6 yıllık evliydiler. Tilhabeş ‘e düğün için gittiğimizde Zeynep Ablamı görememiştim. Sanırım yeni doğum yaptığı için lohusa dönemindeydi. Aklım hep ondaydı ama yapılacak bir şey de yoktu. Üçüncü çocuğu olmuştu Zeynep Ablamın. Peş peşe doğumlar yapmıştı.

Düğün evinde koyunlar kesilmiş kazanlarda düğün yemekleri pişiyordu. Ne güzel geleneklerimiz vardı böyle. Akraba eş dost düğünlerde veya cenazede bir araya toplanıp destek veriyorduk. Bağlarımızı güçlendiriyorduk.

Temmuzun sonları idi. Tilhabeş’in karpuzu meşhurdur. Üzümü inciri zeytini bol olur oranın. Bereketli toprakları vardır. Düğün evi dolup taşıyordu türlü yiyeceklerle. Herkes hoş sohbet eğleniyorlar biz çocuklar koşup oynaşıyorduk. Üzüm bağlarına girip zembiller dolusu üzüm kesip getiriyorlardı. Gecemiz çok eğlenceli geçmişti. Bizleri birkaç akraba evine misafir alıp tertemiz yataklarda yatırdılar. Sabah uyandığımızda herkeste farklı bir telaş baş göstermişti.

20 Temmuz 1974 sabahı uykudan uyandığımızda radyodan Türk Ordusunun Kıbrıs’a “Barış Harekâtı” yaptığı haberini duyduk. “Kıbrıs Çıkarması” başlamıştı.

yavuzl

Köyde birkaç gün daha kalmayı düşünürken gerisin geri Kilis’e dönmüştük. Ani uçak saldırısı ile bombalanma ihtimaline karşı evlerde herkes ampulleri kitap kaplarıyla lacivert kâğıtlar ile kaplıyorlardı. Arabaların farlarını bile kaplamışlardı. Camlara perdelerin üstüne kalın örtüler astılar, sadece küçük fitilli gaz lambalarını yakıyorlardı.

Çünkü düşmanımız sadece Yunanistan değildi. Emperyal ülkelerin Kurtuluş Savaşından kalma bir öç alma isteği olabilirdi. Tüm Türkiye bunun bilinciyle karartmaya katıldı. Hatta askerlik şubesine gidip gönüllü asker olmak için binlerce vatandaş sıraya girmiş diye konuşuluyordu. Amerika Türkiye’ye ambargo uygulamıştı. Önemli değildi, biz tüm Türkiye et tırnak olmuş Kıbrıs için bekliyorduk. Çünkü ”Kıbrıs Akdeniz’de uçak gemisi gibiydi. Türkiye’nin güvenliği için şarttı.”

Uçakların uçuş seslerini dinlerdik heyecanla. O anlarda korkuyla yorganın içine doğru süzülürdüm.

Kıbrıs Türk halkını 11 yıl boyunca toplam 3 kilometrelik alana sıkıştırmışlardı.

Adadaki saldırı ve ölümlerin devam etmesi üzerine Garanti Anlaşması’nın 4. maddesi kullanılarak, 20 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit’in ”Ayşe tatile çıksın” parolasıyla adaya çıkartma yapıldı.

Askeri müdahale sonucunda Kuzey Lefkoşa dâhil olmak üzere adanın yüzde 37’si Türk kontrolüne geçti.

İnsan onurunu kurtarmak, barışı egemen kılmak için Türk askeri Kıbrıs’a çıkmasaydı, belki de bugün Kıbrıs Türkü’nü anımsayan bile kalmayacaktı.

Her iki çıkarma hareketinde toplam 498 şehit verdik, Nur içinde yatsınlar.

Bu olaydan 3 yıl sonra babamla birlikte Kıbrıs ‘a gidip Lefkoşa ve Girne’yi yakından görme fırsatım olmuştu.

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.