Ankara’da Saraçoğlu’na Lütfen Kıymayın

16 Kas 2020 Pts 13:20
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Ülke yönetiminde sorumluluk almış olanlar eğer vaktiniz ve imkânınız varsa başta Roma, Paris, Madrit, Lizbon, Londra, Varşova, Berlin gibi batılı başkentlere bakın eski şehirler, başkentler ve tarihi dokuları büyük bir titizlikle korunuyor. Şehirlerimiz medeniyetin de yansımasıdır.

İster istemez hemen aklımıza akademisyen, politikacı, edebiyat tarihçisi, roman, hikâye, deneme, şiir ve makale yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) geliyor Beş Şehir; İstanbul, Ankara, Bursa, Konya ve Erzurum hatırlanınca… Vatanın manevi çehresi de diyebileceğimiz eski şehirlerimizi üzüntü ile hatırlıyor, sonrasında yenilerine duyulan iştiyak, duygu ve sevgi beş şehirde hemen öne çıkıyor.

Hep konuşuyoruz ya şeftali, narenciye, üzüm, zeytin, muz bahçeleri yani ziraat alanları hep yüksek katlı apartmanlarla doldu diye. Tarım alanlarının bu biçimde yanlış tasarrufuna karşı çıkarken, öte yandan da toplum gökdelenlerde, sitelerde yeni bir hayat tarzı yahut köylülük veya taşralılık algısının ötesinde yeni ve modern bir hayata doğru koşuluyor.

YAKIN TARİH ŞEHİRCİLİĞİNE BİR BAKIŞ

Artık Beş Şehir diye değil, “kaç şehir” diye sorgulayacağız yahut değerlendireceğiz; Kaç şehir?  Çünkü nereden bakarsanız bakınız bu şekildeki yerleşim planları ve şehircilik anlayışı İstanbul ile Adıyaman, İzmir ile Erzurum, Samsun ile Mersin arasında hiçbir farklılık gözetmiyor.

Yakın tarih şehirciliğimize bir bakın, cumhuriyetimizin ilk yıllarında şehir planlamacılarını ve mimarları hep yurtdışından getiriyorduk.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Başkent Ankara için uluslararası şehir planlaması konusunda bir yarışma açıldı. Berlin şehir planlamasını yapan Prof. Dr. Hermen Jansen, yine Alman Prof. M. Brix ve Fransız şehir planlamacısı Prof. Jousseley finale kaldı ve Ankara’nın şehir planlamasını Alman Prof. Dr. Hermen Jansen’in yapmasına karar verildi. Ankara nüfusunun 2000 yılında 300 bin olacağı var sayılarak (ki 3.5 milyon oldu Başkent’in nüfusu, bu büyük bir yanıldığıydı tabii) havaalanının Tandoğan Meydanı’na yapılması planlandı! Bu bir hesap hatası idi; ama medeni çevre ve unsurlardan yoksun olan, ormansız, bataklık ve toz fırtınasının hiç eksik olmadığı Ankara’da, Ulus Meydanı ve yollar düzenlendi, bakanlık binaları vs. inşa edildi.

Bugün yıkılması tartışmaları yapılan geniş bir yeşil alan içindeki Ankara Saraçoğlu Mahallesini ise yine Alman Mimar Paul Bonatz kurdu(1946). Demokrat Parti zamanında ise İsrailli mimarlara ve yine İsrailli bir şirket olan Solel Boneh tarafından Emek girişindeki İsrail evleri yaptırıldı. Peki Türk mimarlar boş mu oturuyorlardı?

Ankara’da milletvekillerinin sosyal tesisi olarak gerçekleştirilen Ankara Palas Devlet Konukevi’ni (1928) Mimar Kemalettin yaparken, çok daha öncesinde Ankara Valisi Abidin Paşa ticaretin omurgası konumundaki Taşhan’ı inşa (1888) ettiriyor. Küçük Tiyatro falan var ayrıca. Bunlar Vakıf Statüsünde.

 

YAPI KOOPERATİFLERİ

Esasında konumuz bu değil, şehirlerimizin değişim ve dönüşümü bir anda olmuyor. Tamamen siyasi iradenin arzu ve planlaması dahilinde gelişiyor. Yine Demokrat Parti zamanında İstanbul’un imarı ve yolları birçok tarihi binanın yok olmasına rağmen (Vatan Caddesi ve Karaköy Meydanı hemen akla gelebilir) acımasız bir tasarrufla karşı karşıya kalmıştır. Darbeler döneminde ise bir yavaşlama, bir durgunluk, bir vurdum duymazlık olsa da Merhum Turgut Özal zamanında hızlı bir inşaat dönemi yaşandı. Bir yandan yurtdışında ihaleler alan Türk müteahhitler, bir yandan da içerde yapı kooperatifleşmelerin artması, öte yandan da köyden şehre göçün getirdiği emlak sıkıntısı inşaat sektörünü canlandırdı. Mantar gibi biten denetimsiz kooperatif evleri ve yazlıklar müteahhitleri rakipsiz ederken, kıyılarımız yazlık ev çöplüğü halinde geldi. Öyle bir furya başladı ki 20, belki 30 senede tamamlanamayan yazlık kooperatif evleri harabeye döndü. Bu evlerin önemli bir bölümü, hala restore edile edile normal evler haline hala getirilmeye çalışılıyor. Bankaların açtıkları krediler ve hükümetin teşvikleriyle taşrada da yeni bir restorasyon dönemi gündeme geldi. Ama o günden bugüne örnek bir mimarı yapı olduğu, mimarlık tarihimize girecek bir eser bulunduğu iddia edilemez ve söylenemez. Sadece holdinglerin genel merkezleri bunun dışında kaldı. Birkaç tane de çok katlı bina yükseldi İstanbul Etiler’de.

ÖNGÖREMEDİĞİMİZ HUSUS; İNSAN ODAKLI BİR DÜNYA

Yavaş yavaş günümüze doğru gelirsek, inşaat için yeşil alanların hovardaca kullanıldığını belirtebiliriz. Gökdelenlerin, dev sitelerin, zengin sınıfın oturacağı müstakil blokların ve alışveriş merkezlerinin girmediği kent kalmadı. Hiçbirimiz bunun bir sosyal ve kültürel değişime de sebep olacağını düşünüp öngöremedik.

Ancak koronavirüs salgını gelince bunları düşünmek için epeyi zamanımız oldu. Çünkü çoğumuz evimizden dışarı çıkamadık. Evimizdeki hayat alanımız nasıl olmalıydı ki çoğu ihtiyacımızı giderebilmeli ve sağlığımızı koruyabilmeliydik? Burada Nobel Ekonomi Ödüllü Bangladeşli Akademisyen Prof. Dr. Muhammet Yunus’un tespitini hatırladım; “Koronovirüsten evlerimizde saklanabiliriz. Ancak kötüleşen küresel sorunlara çözüm üretemezsek, öfkeli doğadan ve kitlelerden saklanacak hiçbir yerimiz olmaz.”

Covid-19 salgınından belki geniş bahçesi olan ev ve siteler salgında rahat etti. Otoparkı olan apartmanlar ceviz büyüklüğündeki doludan kurtuldu ama, garajını merdiven altı üretime kiraya vererek maddi gelişmeye öncelik verenlerin araçları bu felaketten kurtulamadı. Özellikle Karadeniz’de yerel yönetimden ruhsat alarak (bu müsaade nasıl veriliyorsa) dere kenarına denetimden uzak inşa edilen konutlardakiler de birçok can ve mal kaybı karşısında bütün Türkiye’yi üzdü.

Covid-19 denilen virüs belası Türkiye’de çok can aldı. Bütün dünyayı etkiledi. Çoğu yerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi., cezalar yazıldı. Hastanelerde boş yer kalmadı. Buna karşılık aşı da henüz bulunamadı, sadece deneme süreci başlayabildi, hala da devam ediyor.

YENİ BİR SEKTÖRÜN AYAK SESLERİ

Ancak yeni bir sektör gelişti şehirlerimizde ve kent kültürümüzde. Çoğu kamu ve özel sektör görevlileri dahil evden çalışma, yani batılıların tabiriyle homeofis sayısı arttı. Yine maddi durumu iyi olanlar evden çalışmak için daha fazla oda sayısına sahip yeni ev aramaya başladı ve bir bölümünü çalışma odası yaptılar. Çünkü bilgisayar ve internet gibi iletişim araçları böyle bir imkânı sağlayabiliyordu. Bununla kalınsa iyi; internet aracılığıyla imkânı olanlar ve teknolojiyi bilenler borçlarını internet bankacılığı ile ödemeyi öğrendi. Ayrıca acente, market ve lokanta gibi yerlere sipariş vererek, istediklerini evlerinde teslim almak gibi yeni bir uygulama geldi. Şehirlerimizdeki motosiklet sayısı bu yüzden daha da katlanarak arttı. İnternet ile ticaret daha hızla gelişti. Eğitimde ve ticarette internet dolayısıyla televizyon, tablet, bilgisayar ve akıllı telefon satışları da hız kazandı.

Kitle iletişim araçlarına sınır getirilince özel araç sayısında patlama yaşandı. Artık galeriler otomobil almak isteyenlere altı aya kadar beklemesi gerektiğini hatırlatıyorlar. Otomobil piyasası ederlerini katladı. Enflasyon arttı. Fiyatlar yükseldi. Bizim gibi turizmde iddialı ve kıyı şeridi zengin olan ülkeler virüs salgınında ciddi biçimde etkilendi, en azından masraflarını çıkarmak için kampanyalar başlattı. Döviz girdisi için beklentiye başlandı. Dur bakalım ne olacak? Buna rağmen yine de salgın dur durak bilmedi. İnsanlar otellere gitmeye çekindi ve mesafe koydu, tatilini erteledi. Zaten bir bayram bunu denemeye kalktı, testi pozitif çıkanlar ve koronavirüse yakalananların sayısı artarak ikince dalga başladı. Üstelik bütün dünyada.

Tabii ki her gelişme bir başka değişme öncü oldu.

ÜLKEMİZDE TAZE BİR TURİZM MODELİ

Tatil yaparak hastalığa yakalanmak istemeyenler için karavan siparişleri arttı. Karavan olunca bunu çekecek güçlü araçların ithali de büyüdü. Her gelişme hayatımızda, şehrimizde ve kültürümüzde, insani ve medeni ilişkilerimizde yenilikler ortaya koyuyor. Geçenlerde Z neslin temsilcilerinden biri beni Pendik ve Çekmeköy’deki karavan otoparkına götürdü. Dağın eteğinde orman içindeki fiziki mekânda renk renk, boy boy, marka marka karavan ve arabalar sıralanmıştı.

Maile altı kişilik kiraladığımız ve çoluk çocuk seyahate çıktığımız karavan ile Almanya, Lüksemburg ve Fransa tecrübemiz olduğundan konunun yabancısı değildim. Karavan seyahati ile en önemli husus otoparktır. Bunun, can ve mal güvenliği için önemi büyüktür. Ayrıca su ve tuvalet depolarının her otoparkta değişmesi ve yenilenmesi gerekir. Otoparktaki karavanlarda yaz-kış böyle bir temiz havada kalanları görünce sordum ve öğrendim; araçlar ebadına göre soğutmalı veya ısıtmalı. Tuvalet, banyo, yatak, masa, televizyon vesaire her şeye sahip. Ayrıca aracınızı karavandan ayırıp istediğiniz yeri gezip dolaşmaya gidebiliyorsun. Güvenli ve manzaralı bir yerde istirahat edip, piknik yapabiliyorsun. İstanbul’da Karavan parkının yıllık kirası yaklaşık 12 bin TL. Burada spor tesisleri, havuz, yürüyüş parkuru, lokanta market bulunuyor. Çekmeköy karavan parkında mescit de vardı.

Merakımı gidermek için sordum ve cevap aldım “Karavanların tümü ithal. Eğer araca bağlı bir karavan almak istemez, müstakil arzu ederseniz ithali hem zor ve vergisi çok fazla. Dolayısıyla en fazla araca bağlı karavanlar tercih ediliyor. Bunun için imtihana girerek ehliyetinizi yenilenmeniz gerek. Karavanlar Almanya, Fransa ve Slovenya’dan ithal ediliyor. Bu üç ülke bu konuda iddialı. Fabrikalar karavan yetiştiremiyor. Türkiye’de yavaş yavaş üretilmeye başlanacak gibi görünüyor.”

TÜRKİYE’DE KAÇ KARAVAN OTOPARKI BULUNUYOR?

Bir başka hususu sorarak cevap alıyorum “Türkiye’de henüz çok yeni sayılır karavan turizmi. Bunun için yerleşim birimlerinde karavan otoparkları henüz yeterli değil. İstanbul, Adapazarı, Bursa, İzmir ve Antalya ve dolaylarında 20 kadar karavan otoparkı var. Yerli veya yabancı bir konuk Marmara bölgesinden Ege ve Akdeniz’e kadar rahatlıkla karavanıyla gidebilir. Buralarda elektrik, su ve internet gibi ihtiyaçlarınızı karşılamak mümkün. İsterseniz büyükşehirlerin gayguyundan kurtulmak için hafta sonları bile gelip karavan otoparkından istifade edenler mevcut. Bazıları sırf çocuklarının yabancı dil pratiğini artırmak için bile buraya gelerek yeni komşular ediniyorlar. Çünkü 72 milleti burada birada görmek mümkün.”

ZUHURAT TOPLUMU YENİDEN İNŞAYA GÖTÜRÜYOR

Galiba bu koronavirüs denilen salgın sadece Z neslini değil herkesi şehir, kent hayatı ve kültürü konusunda yeniden düşünmeye ve üretmeye başlayacak. Mutluluk, hoşgörü ve merhametten oluşan; gösterişin, kibrin kol gezdiği bir çağda hayatın sadeliğini öne çıkaran ve henüz ülkemizde tanınmayan Hepitalizm mi geliyor yoksa?

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda nüfusumuz yaklaşık 13 milyon kadardı. 1960 yılında ise 27 milyon nüfusa sahiptik. Bugün ise Türkiye’nin nüfusu 84 milyon oldu. Şehirlerimiz ve toplumumuz istesek de istemesek de her hususta yeniden ihya ve inşaya doğru yürüyor.

sarac

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “GIDALAR ARASINDA, ‘VÜCUDUMUZDA İYİ GELMEDİĞİ ŞEY YOKTUR’ DİYE YORUMLANAN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE             Sevgili okurlarım, bağımlılık kronik bir beyin hastalığıdır....

Yorum 
0

Hayattan Kesitler-IX Şeytanın Adı Escargot Memik KÖMEKÇİ   İlk öğretmenliğime Ocak...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Balık Mevsimini Kaçırmayalım

Metin MERCİMEK “GIDALAR ARASINDA, ‘VÜCUDUMUZDA İYİ GELMEDİĞİ ŞEY...

Bağımlılık

M. Yahya EFE             Sevgili okurlarım, bağımlılık kronik...

Şeytanın Adı Escargot

Hayattan Kesitler-IX Şeytanın Adı Escargot Memik KÖMEKÇİ   İlk öğretmenliğime...

Evlilik & İzdivaç

Mahmut İhsan KANMAZ   “Eğer eşlik edecekse adına soyadım…...

Eşyanın Hakikati, Zikir ve Tecelli-...

Uğur KEPEKÇİ   Aktardığımız bilgilerle açık olarak meydana çıkan...

Taş Bilezik

Prof. Dr. Ali ÖZÇELEBİ (*)   Taş bilezik yoktur herhalde, yani tek parça....

KURBAN OLDUĞUM-14

Biz tavada bacımdan kavırgayı kavırdık Kerç edenler çatlollar dumanını...

MANİLERLE KİLİS

Zeytinler üç beş baran, Yâr ile nasıl aran Kilis bize cennettir, Yok mu arayıp...

SGK borçları yeniden yapılandırılıy...

Sosyal Güvenlik Kurum (SGK) Kilis İl Müdürü Abdulkadir Akkaş, SGK borçlarının...

Bitkisel üretimde biyolojik ve biyo...

Kilis İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bitkisel üretimde kimyasal mücadele...

Tarım Müdürlüğü’nde görev değ...

Kilis Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde boş bulunan İl Müdür Yardımcılığına...

Bakla yerine yem bitkisi geçirmeye ...

Kilis’in Öncüpınar ve Çobanbey Sınır Kapılarında Türkiye’den Suriye’ye...

Koronavirüs tedavisi gören yaşlı ad...

Kilis’te 10 günde beri devlet hastanesinde koronavirüs tedavisi gören yaşlı...

‘Kasırga’ yazarı Özyurt, Rektör Kar...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Doğan Karacoşkun, Kasırga...

Atık getirme merkezi inşaatı devam ...

Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan, kısa bir süre içerisinde bitirmeyi...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

AÇIK İçki ve sigarada üretim düşüşü olmuş. Açığı ABD tamamlıyor!…...

Kış Güzeli ve Şifa Kaynağı “K...

Metin MERCİMEK “ALTÜST OLMUŞ SİNİRLERİNİZ İÇİN KEREVİZ, BESİNİNİZ...

Edepli İnsan

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, edepli insan; kimseye zarar vermeyen,...