Antep’ten Kilis’e Bir Kültür Yolculuğu

13 Nis 2020 Pts 21:57
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak bir yazıma daha başlamak isterim sevgili arkadaşlarım.
Bir süredir Coranavirüsle yatıp onunla kalkıyoruz. Neredeyse yaşamımızın ve gündemimizin en önemli maddesi haline geldi, bu görünmez mikrop kılıklı canlı.
Kimseye aman vermiyor. Ne yoksul tanıyor, ne varsıl…Ne ünlü biliyor ve ne de, sıradan bir fani… Kimi zayıf ve güçsüz bulursa yapışıyor yakasına…Allah korusun cümlemizi bunun şerrinden…
Ha bir de, kurallara uymayan, söz dinlemeyenlere daha çok musallat olmakta sanki. Bu işin şakası yok biline…
Onun için dönüp dönüp diyoruz ya, “Evde kalın” diye… Gerçekten öyle…

Bu arada, bugüne kadar yaşamını yitiren bütün kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diler, yakınlarına da sabırlar temenni ederim. İnşallah son olur.

Eskiler derdi ki, “İnsanoğlu arsızdır, yeri gelir gülerken ağlar ve ağlarken de güler…”
Doğrudur bu söz bence… Bazı evlerde acı ve gözyaşı dökülürken, bazılarımızda gülmenin ve güldürmenin derdindeyiz.
Neylersin ki dünya ve insanlık halleri…
Aslında bu, empati yoksunluğundan değil, daha ziyade ruh sağlığının korunması nedeniyledir. Yoksa her kayıp için, insanların yürekleri cız etmekte…Ama bir yandanda kendimize mukayyet olmak zorundayız.Bu kötü süreci, elbirliğiyle ve en az kayıpla aşmak mecburiyetindeyiz, tabi öncelikle Allah’ın yardımı ve izniyle.

Bu zorunlu açıklama ve girizgâhtan sonra, gelelim bugünkü yazımızın esbab-ı mucibesine…
Sabah, kahvaltının ardından bugün ne yapayım, hangi konuyu ele alayım diye düşünürken, mevzu kendiliğinden elime düşüverdi. Zira o sırada kütüphaneyi şöyle bir kolaçan etmekteydim ki, İşte o zaman gözüme ilişti, konuya kaynaklık edecek olan muhteşem eser…
Öyle böyle değil, gerçektende tarihsel kıymeti hayli büyük olan, bir şaheser adeta bu sözünü ettiğim hazine…

Değerli büyüklerimizden ve Gaziantep şehrimizin önemli bilim insanlarından ve edebiyatçılarından Ömer Asım Aksoy’un, “Gaziantep Ağzı 2″ adlı kitabı bu, bahse mevzu olan eser…

Öyle bir değer ki, Türk Dil Kurumunca, bundan tam 75 yıl önce yayınlanmış…
Kitapta, Antep yöresinin (Halk arasında şehrimiz kısaca böyle adlandırılır, yoksa onun Gaziliği ve kahramanlığı şanlı tarihimiz içinde tescillidir zaten) bilinen atasözleri, deyimleri, duaları ve bedduaları verilmekte, enine boyuna araştırılmakta…
Tabi Gaziantep ve Kilis, birbirine hem çok yakın ve hemde birçok yönden benzer kültürel öğelere sahip, iki güzel kent…

Daha düne kadar Gaziantep’e bağlı bir ilçe iken, şimdilerde il olan, benimde oralı olmakla gurur duyduğum Kilis’imizde de, çok söylenen ve bilinen bu kelamlar arasından ve birazda moral adına, mizahi yönü ağır basanları, sizlerle paylaşmak istedim.

Tabi tamamen buradan beslenmedim. Bu paylaşacaklarım, benim çocukluğumda nenemden, teyzemden, anamdan ve konu komşudan da duyduğum ve bildiğim sözlerdir aynı zamanda. Onlara da yer vereceğim çoğunlukla. Umarım Kilisli hemşehrilerim de benimle aynı fikirdedir. Yallah ya bismillah deyip başlayalım o halde, ne dersiniz?

Önce atasözleri diyelim ve teker teker yer verelim dilerseniz.
“Atım tepmez, itim kapmaz deme…”
(Burada, kimseye çok ta fazla itimat edilmemesi ve güvenilmemesi anlatılmış.)
“Ananın çıktığı dala, kız sallangaç kurar.” (Anne ne yaparsa, kızı da onu izler ve daha çoğunu yapar manasında.)
“Ammim dayım, alayından aldım payım…” (Hısım ve akrabaya çok da fazla güvenilmemesi ve onlardan bir fayda beklenilmemesi vurgulanmakta…)
“Karpuz kabuğu ile büyüyen eşeğin ölümü, sudan olur.” (Yani, önemsiz şeylerle yapılan bir iş, hiçten bir sebeple de bozulabilir.)
“Nacarın kapısı, iple bağlı olur.” (Başkalarının işini gören ve yapan birinin, kendine hayrının olmaması gibi…)
Burada nacar, yörede marangoz anlamındadır. Hatta bu sözün bilinen başka bir versiyonu daha var sevgili arkadaşlarım, sanırım hepiniz bilirsiniz…
“Terzi, kendi söküğünü dikemez.”

Kilis’te rahmetli büyüklerimiz, biz biraz taşkınlık ettiğimizde ya da yaramazlığın sınırlarını aştığımızda ve etrafa, ona buna sataştığımızda derlerdi ki: “Kuyruğunla kudur.” Eminim bilirsiniz.
Bir başka versiyonuda, “Kuyruğunu kıs da otur şeyle acık.” Bunlar öteden beri söylenip durur, muzurluk eden çocuklara…
Mutlak her yörenin böylesine otantik deyim ve sözleri vardır. Ama ne bileyim Kilis’te bunların sayısı ve hacmi daha bir fazladır. Belki de “Kuzguna yavrusu güzel görünür” düşüncesiyle, bana öyle geliyordur. Kilisli olunca, biraz pozitif ayrımcılık yapmak mubah olsa gerek, öyle değil mi? Ne de olsa, kendi yöreme daha bir yakınım ve oranın ritüellerinidaha iyi bilmek durumundayım.

Örneğin; “Kuzulkuzul kurt” diye söylenen, yarı sitem yarı beddua bir deyim vardır ki, oldukça yaygındır Kilis’te…
Duymayan, bilmeyen ve kullanmayan yoktur, hemen hemen… Bıktırıcı ve zorlayıcı şeylerin ardından veya bir şeyi anlayıp ta anlamazlıktan gelmenin, karşı tarafta bıraktığı bir öfke ve sinir patlamasının sonunda edilirler. Ben şahsen, annemden veya nenemden çok duymuşumdur. “Ya bir git başımdan, niye haldananlamon” serzenişidir bu…

“Karpuz kendi tiyeğinde gizlenir” diye çok ta fazla bilinmeyen bir atasözü vardır mesela yörenin. Açılımı, bir şey ancak kendisi için uygun olan ortamda barınır, demektir.
“Pissiğe, pisliğin dermandır demişler, oturup yeri eşmiş, gömmüş onu.”
İzaha gerek olmayacak kadar açık ve net bir kelam. Bu da yöremizden… Pissik, kediye Kilis’te verilen ad.

Şimdi bunlar, içli ve anlamlı atasözleri…
Biraz daha fazla gülümsemeye var mısınız? Buyurun o zaman, yöre dua ve beddualarına bir bakalım.

Daha önce çok kere yazmıştım. Tam bir Kilis kadını olan rahmetli annem Kifayet Kanmaz Yazıcı, bana ya da kediye kızdığı vakit, şöyle derdi hep: “Ciğerin ağzından gele bes…”
Şöyle bir düşününce, ne kadar ağır bir ilenme şekli gibi görünse de, Kilis kadını için artık bu, bir yerde rutinleşmiştir sanki.
Yine rahmetli Necdet teyzemden sık sık duyduğum bir ah şekli vardı ki, o da evlere şenlik yani…
“Bağıl bağıl aktarasın…”Yani durmadan çıkarasın, kusasın anlamında. Demek o derece kadıncağızın yüreği kabarmış…

“Ciğerinin sapından vurulasın bes…”
Bu da bir başka ilenme şekliydi Kilis’te…
Şimdi umarım pek söylenmiyordur. Aslında bunların içeriğinde, gerçek bir temenni yoktur. Sadece dil alışkanlığı ve manasına pek te önem vermeme halleri vardır değerli dostlarım. Yoksa hangi ana evladı için bunları demiş olur. Özde bir art niyet yoktur anlayacağınız…

“Evlerden yırak ola” denir mesela…
O anda konuşulan kötü bir mevzunun, dinleyenlerden uzak olması istenir… Bu bir duadır yani…
“Toprağınca yaşıyasın…” Çok dilenen bir kelamdır Kilis’te. Ölen birinin meziyetlerinin, evladı, ya da yakınlarıyla benzerlik göstermesi hallerinde, onun mezarındaki toprak tanesi kadar ömrün olsun mealindedir.
Hazır toprak demişken, yine annem ve nenemden çok fazla duyduğum bir dua vardır Kilis’te…”Toprak diye pençeleyesin de, altın ola bes…” Yoruma gerek var mı?
Şimdi bu dua ve bedduaları yaz yaz bitmez. Belki on, belki yüz yazı yazsam, yine de kafi gelir mi, emin değilim inanın.
Diyorum ki, özellikle Kilis’te çok yaygın olarak söylenen ve bilinen bu değerli kültür hazinelerimizi, karma bir çiçek buketi haline getirip, sunayım sizlere.
Zaten verilmek istenen mesaj, gayet açık ve anlaşılır. Hiçbir yoruma gerek olmayacak kadar hem de. Buyurunuz.

“Ağzına yuyucu parmağı gire…”
“Başına bit düşe…”
“Babanın kabrine nur yağa…”
“Allah tırnağını uzatmıya…”
“Canına, ömrüne karim ola…”
“Allah başını yastığa düşürmiye…”
“Allah deveye kanat vermiye…”
“Allah başaca sevindire…”
“Tıskıyt!…” (Sevimsiz ve iğrenç şeyler söyleyen birine karşı edilen kelam.)
“Oyum oyumoyulasıca da, samırsak gibi soyulasıca…”
“Ulum ulum ulasın da, ulu Mevladan bulasın bes….”
“Ölüyün canına değsin ağe….”
“Döşünde ak kıllar bitsin inşallah…”
“Bir cebin altın, bir cebin gümüş ola…”
“Allah satı pazar vere…”
“Boyuna boy ipi ölçüle bes…”
“Çenen çekile, defterin dürüle…”
“Ağzı, gözü yumulu kala bes…”
“Ömrün uzun, düğünün güzün ola…”
“Dert görmiyesin, çok bayramlar göresin inşallah…”
“Allah şeytanına zabınlık vere…”
“Allah çirkin bahtı versin…”
“Babana, atana, ecdadına rahmet…”

Evet, dediğim gibi bunlar Kilis ve Antep’te yıllardır söylenegelen, iyi ya da kötü kelamlardan sadece birkaçı…
Mevzu hakkında kısacık ta olsa bir fikir verebildiysem size, kendimi mutlu sayarım… Yöre kültürüne hizmet adına…
Yazımın sonuna yaklaşırken, sözlerimi yine güzel bir duayla bitirmek isterim…

Çocukluğumda hatırlarım da yani nerden baksanız, bir elli yıl öncesinden bahsediyorum… Özellikle Kadı Camisi civarında, yol kenarında, kendi halinde oturup, gelene geçene dua eden, nur yüzlü ve gözleri görmeyen bir nine vardı.
Adını inanın bilemiyorum. Önünde de bir bakır tas bulunur ve gelip geçenler içine, üç beş kuruş bırakırdı. Ama kendisi kesinlikle istemezdi ve sadece şöyle dua ederdi, “Allah diyen diller usanmaz,Allah diyen diller çürümez…”

Evet, hep bunları derdi ve inanın çok yaşlıydı ve beyaz tülbentli yüzünden adeta nur damlardı. Kimdi, kimin anasıydı, nerede otururdu, hiç bilmiyorum. Sanırım seksen yaşları civarındaydı. Ölmüştür diye tahmin ederim. Allah ona gani gani rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun inşallah…
Onun gibi nice Allah dostlarının ve gelmiş geçmiş birçok büyüklerimizin yüzü suyu hürmetine, ben de diyor ve diliyorum ki, şu içinde bulunduğumuz kara günler ve kara bulutlar tez zamanda sona erer ve yeniden huzurlu ve mutlu günlere döneriz inşallah… Allah yardımcımız olsun…
Hem kendi ülkemiz ve hem de bütün insanlık âlemi için istemekteyim bunu…

Sağlıkla ve afiyetle kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

 

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR TEMİZLİK, MASKE...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük komutan ve devlet...

Yorum 
0

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)  ...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Covid-19 Virüsüne Karşı Ruhumuzu Gü...

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR...

Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük...

Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)...

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i...

Bumerang Serisi-14

Vicdan & Merhamet ve Acımasızlık   Mahmut İhsan KANMAZ   “Bütün...

Ehl-i Beyt’in Tevbe Anlayışı

Uğur KEPEKÇİ   Kişinin işlediği hatalara günah, hatalardan dönüp...

İSTEM

Neden gönlün ahûzar? Efil efil esmekte bu sabah rüzgâr. Halden anlayanın...

AŞK OLSUN

Günler gelip geçiyor tükenip giden ömür Bu gönül sana hasret gel de adın...

BEN BİR “İĞDE”

…ve böyle geçiyor bütün günlerim, Dalımda, yeşilden eser kalmadı....

Piyasadaki durgunluk esnafa 2001 kr...

Kilis’te yaz mevsimi başından bu yana yaşanan alış-veriş durgunluğu giderek...

Kilis’te koronavirüsten ölenlerin s...

Kilis’te bugün itibariyle koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden kişi...

Silahla intihar eden şahıs hayatını...

Kilis’te silahla ağır yaralanan şahıs kaldırıldığı hastanede hayatını...

Üzüm pekmezi 15 TL’ye

Kilisli vatandaşların soğuk kış aylarında özellikle tahin ile birlikte...

7500 ton patlıcan üretimi yapıldı...

Kilis genelinde yaklaşık 1500 dekar alanda 7500 ton civarında patlıcan üretimi...

Suriyeliler birbirlerine girdi [ASA...

Kilis’te Suriye uyruklu iki grup arasında çıkan kavgada 6 kişi yaralandı....

Kaymakam, köy okullarını denetledi...

Kilis’in Musabeyli İlçe Kaymakamı Sertaç Kırçuval, eğitim-öğretime...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

İŞE BAK Türkiye’de bir kişi, 3 kişiye bakıyormuş. Devlet ise bir...

Yeteneklerimizi Değerlendirelim

Metin MERCİMEK “HER ALIŞKANLIK ELİMİZİ DAHA BECERİKLİ, AKLIMIZI İSE...

Türk Musikisine Sahip Çıkalım

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, milli kültürün taşınmasında, en önemli...