Dolar 32,2020
Euro 35,0069
Altın 2.504,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 30°C
Az Bulutlu
Kilis
30°C
Az Bulutlu
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 31°C
Çar 30°C

Antik Para

Antik Para
A+
A-
21.01.2021
426
ABONE OL

Adviye ERTEKİN YÜKSEL

 

O gün okulda bayram için çalışmalar yapacaktık. Ders bitikten sonra çocukları evlerine gönderdik. Onlar gelinceye kadar biz öğretmenler de okula yakın oturan bir velinin getirdiği ayran ve sıkmaları yedik.

Köy ormanlık bir alanda aynı zamanda Taşeli platosunda yer alıyordu.

O kadar yüksek bir konumu vardı ki; insan elini uzatsa gökyüzünü tutacak gibiydi.

Bizler yemeklerimizi yedik ve ayranlarımızı içmiştik ki; lojmanda oturan bir arkadaşımızın eşi bize dağ çayı (ada çayı) getirdi. Biz çayları içerken çocuklar da gelmeye başladılar.

Hazırladığımız rondları, koro çalışmalarını tamamladık. Şiir okuyacak çocukların da seçmelerini yaptıktan sonra onları evlerine gönderdik.

Ben de evime doğru yola çıktım ki; bahçedeki kiraz ağacının altında oturan bir öğrenci gözüme çarptı.

– Sen niçin gitmedin evine, deyince.

– Öğretmenim eve gidemem, babam beni eve almayacak, dedi.

– Hayırdır niye ki hııı!

– Babam parayı getirmeden eve gelme, dedi.

– Ne parası, anlat bakayım?

– Öğretmenim, babamın kral mezarında bulduğu yüzlü para!

– Niye aldın, nerede şimdi o para?

– Arkadaşım Sülüman’ın çok keleş bir sulu boyası vardı. Bana satsın diye getirdim.

Sülüman bana, “Bu para geçmez” dedi. Sulu boyayı satmadı.

– Eee nerde peki para?

– Öğretmenim Gökbelen köyünden gelen öğretmenim aldı.

– Peki sen para babamın demedin mi?

– Dedim dedim ama vermedi kız yüzlü parayı, dedi.

– Peki baban nasıl bildi parayı aldığını?

– Ah öğretmenim anama sorunca, görmedim deyivermiş anam. Kardeşim de benim aldığımı deyivermiş.

Bu gün öğretmenimden isteyecektim emme öğretmen gayri gelmeyecekmiş.

– Neyse hadi bakalım ben babanla bir konuşayım.

Elinden tuttum “Hadi eve götür beni” dedim.

Vekil arkadaş ancak ben yaşlarda, liseyi bitireli 2 yıl olmuş. Sınavları kazanamayınca vekil öğretmenlik yapıyordu.

Biz çocuğun evine gelince eve girmek istemeyen çocuk:

– Öğretmenim ben gelmeyeyim korkuyorum, dedi.

Ben kapıyı birkaç kere vurunca kapıyı bir çocuk açtı.

– Anooo öğretmen kız geldi bize!

Birazdan genç bir kadın:

– Buyur gel hoca kız buyur geliver, diyerek beni içeri aldı.

– Benim haylaz oğlan gelmedi daha. Gelemez zati suçlu ya.

– Yoksa okulda da bir suç mu etti?

– Yok yok ben babası ile bir görüşeyim, dedim.

Kadın aşağı öte getti keçileri sağacak da.

– Tamam ben beklerim, gelinceye kadar dedim.

– Hoca kız şincik süt ısıttım içmen mi?

– Zahmet etme otur konuşuruz, dedim ama o sütü getirmişti.

Küçük çocukları da sevdim o ara. Çok sevimli çekik gözlü bir kızları vardı.

– Adın ne diye sordum.

– Benim adım mı dersin Mümine Mümine.

– Kızı kucağıma aldım. Sapsarı saçlı ela gözlü şirin bir kız.

Bana:

– Sen bizde kalsan ya ne olur, diye tutturdu.

Bu arada kadın kocasına seslenerek gelmesini istedi.

Hoşbeşten sonra;

– Hayırdır hoca kız? Bizim oğlan senin sınıfta değil. Bir suç mu etti, dedi.

– Yok yok öyle bir şey. Fakat dün evden bir para getirmiş okula. Arkadaşından sulu boya almak için. Arkadaşı parayı beğenmemiş satış işi de olmamış.

Parayı da bizim vekil öğretmen arkadaş kaybetmesin diye almış. Ben babana iletirim diye.

Bugün de esas öğretmen dönünce okula gelmedi tabii. Yarın parayı getirecek. Ben de size veririm. Yalnız siz gereken tembihi verin ama lütfen dövmeyin. Güzel resim yapıyor. Ben baktım yaptıklarına, kızmayın nasihat edin. Ben de konuştum bir daha yapmayacak fakat bu suçundan dolayı çok sevdiği bir şeyden uzaklaştırın bir müddet.

eski para

Adam:

– Tamam hocam sağolun, diyerek beni yolladı.

Ben eve geldim fakat vekil arkadaşı nasıl bulacağım ve parayı ondan nasıl alacağımı düşünmeye başladım.

Zira para kaybolmasın diye ve size iade edecek diye almış, dedim.

Kafam bir dünya bu işi nasıl halledeceğim… Giyindim ve muhtarlığa gittim.

– Hayırdır hoca kız? Ne aran bu zaman burda? Babanı mı arayacaksın?

– Yok muhtar amca karşı köyün muhtarına bir şey diyeceğim de.

– Tamam çeviriverem dur hele.

Muhtar telefonu çevirdi, bana verdi.

– Musa amca bizde vekil olarak çalışan arkadaşa bir haber edecektim. Sana zahmet ona yarın okula gelmesini söyleyin. Bir arkadaşın yerine derse girecek.

– Tamam derim. Nasılsın bakalım hoca kız. Baban anan gelende ben de beklerim al gel olur mu?

– Tamam Musa amca inşallah. dedim. Bizim muhtara da teşekkür ederek eve geldim.

Ertesi günü erkenden okula gittim. Diğer arkadaşlar gelmeden vekil arkadaşla konuşup anlaşmam gerekiyordu.

Kapıda bekledim.

Vekil öğretmen arkadaş nihayet gelince ona:

– Ya çok teşekkürler arkadaşım. Kıymeti olan bir parayı alarak sakladığın için. Sanırım bu gün de gelip babasına verecektin. Değil mi?

Fakat babası bugün Görmel köyüne pekmez satmaya gitti. Bana gelerek, hocam parayı sen al. Ben senden alırım, dedi.

Çocuk kalakaldı. Kendini toparlayarak:

– He yaaa para çok kıymetli. Ben çağırtıp babasına verecektim.

İçimden “ohhh bunu da hallettim” dedim.

Parayı aldım.

Bir arkadaş rapor alacaktı. Bu gün gitti Gülnar’a. Sana haber ettim Musa amca ile dedi mi sana?

– Heee dedi de ben sınavlara çalışacağım. Yani vekillik yapmayacağım, dedi ve teşekkür ederek okuldan ayrıldı.

Ben hemen çocuğun babasını çağırarak; parayı çocuğun getirdiğini bana vererek size teslim etmemi söyledi, dedim.

Para için yarın Mersin müzesine gideceğini söyledi.

Ben ise kimseyi incitmeden bu işi halletmenin huzuru ile bir “ohh!” çektim.

Şimdi gelelim bu anıyı neden anlattığıma!

Bundan bir iki hafta önce bana bir arkadaşlık teklifi geldi. Ortak arkadaşlarımıza baktım. Çalıştığım köyden olduğunu gördüm ve arkadaşlığını kabul ettim. Bana teşekkür etti. Ben de adımda şimdiki soyadım YÜKSEL Hanım diye yazınca. Hemen bana dönüş yaparak:

– Öğretmenim önce ben, bayan değilim. Beni siz okutmadınız fakat ben sizi hiç unutmadım. Benim antik paramı Gökbelenli öğretmenden alarak babama vermiştiniz. Hatırladınız mı beni diye yazdı.

O anda her iki tarafı da hatırlayarak:

– Evet sisler kalktı hatırladım, dedim.

– Nerdesin? Ne yapıyorsun şimdi, diye sordum.

– Mersin’de yaşıyorum. Resim öğretmenliğinden emekli oldum. Nisan ayından sonra köye gidiyorum bağ bahçe işleri ile uğraşıyorum, dedi. Baba ve annesinin yaşadığını Mümine’nin de hemşire olduğunu söyledi. Vekil öğretmen de şu anda Anamur’da öğretmen dedi.

İşte size bir anımı daha yazdım. Hani derler ya; “Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur” diye.

Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.