Aslan Mustafa

23 Ara 2020 Çar 8:40
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Adviye ERTEKİN YÜKSEL

 

29 Ekim kutlamalarından sonra hafta sonu hep yağmurlu geçmişti. Torosların tepesinde Taşeli Yaylası’nda kurulu olan köyde ikinci yılımdı. Köy tepelik bir alanda kurulu… Bir sıra evler, üstünde yol yine bir sıra evlerden oluşuyordu. Köyün camisi, çeşmesi, yunaklığı ise meydanlıkta idi. İki gün yağan yağmurdan sonra açan güneş sanki gülücükler saçıyordu. Benim oturduğum evin odasının birinin üç penceresi vardı ve duvarları kalın olan yapıdan dolayı pencerem yarım metre genişliğinde, bir metre uzunluğu vardı. Pencerenin biri güneye, birisi doğuya, diğeri de batı tarafa bakıyordu. Ben bu pencereleri balkon gibi sayarak; içine minder koymuştum. Hangi tarafa baksam ayrı bir manzara görüyordum.

Güney pencereye oturdum. Köylülerin çeşmeye hayvanlarını getirdiklerini, suladıklarını seyrediyordum. O arada çeşmenin arkı boyunca ekilmiş olan söğütlerin pırıltısı dikkatimi çekti. İki gündür yağan yağmur damlaları ile güneş ışınları sanki rüzgâr esince ışık oyunu oynuyorlardı.

Güneşin ısısı ile ısınan toprakta buharlaşarak o manzaraya ayrı bir renk katıyordu.

Biraz sonra çocuk sesleri de gelmeye başladı meydandan.

Ben bunları seyrederken kapı çalındı.

Gelen ev sahibimin gelini idi…

- Buyur gel!

- Yoğ yoğ hoca kız geçmeyim gayrı. Sana yoğurt getire gelmiştim. Al onu da gidem ben, dedi.

Teşekkür ettim, kadın gitti.

İçeri geçtim, biraz yoğurt yiyeyim diye kaşık ve tabak aldım. Yoğurt koydum! Bir ses çığlık çığlığa köyün meydanında inliyordu. Ne oldu acaba diye odadan tahtalığa (balkona) çıktım. Bir kadın acı bir şekilde;

- Yavrım a kuzum!… Mustaammm! deyip ağlıyor dövünüyordu.

Köylü meydana toplanmış kadını teselli etmeye çalışıyordu.

O arada benim evin alt yolundaki komşu da çıktı.

- Emine hanım ne olmuş, dedim?

- A hocam Ebide’in Mustaaa ölüvermiş!

Ben de hemen koştum meydana gittim. Mustafa 1. sınıf öğrencisi idi. Okul müdürünün öğrencisi. Ablası benim sınıfımda olduğundan sık sık sınıfıma gelirdi.

Apar topar aşağı meydana gittim. Çocuğun annesini tutamıyorlardı. Muhtar gelmiş Jandarmayı bekliyorlardı. Nihayet jandarma, ilçeden doktor, savcı heyet gelmiş çocuğu çıkaracaklar deniyordu.

Ben henüz çocuğun nereden çıkarılacağını anlamamıştım.

Heyet ve muhtar, yunaklık ile çeşmenin ardındaki alanda bulunan dibeğin yanına gittiler.

Çocuğun sadece ayakları görünüyor, başı dibeğin içinde olduğundan görünmüyordu.

Jandarmalar çocuğu çıkardılar ve yere serilen bir battaniyenin üstüne uzattılar.

Ne olmuş, nasıl olmuş? Kimseden ses çıkmıyordu.

Yalnız çocuğun sağ elinde çelik denen (çelik çomak oyunu) küçük bir odun parçası vardı.

Dibeğin yanı başında da çomağı buldular.

Savcı ve komutan:

- Anne baba gelsin kahvede olacağız. Muhtar sen de gel, dediler ve çocuğu da battaniye ile kahveye götürdüler.

Çocuk iki gündür yokmuş. Annesine ben oyun oynayacağım sonra da halama gideceğim, diye evden çıkmış. Tabii halanın haberi yok. Anne de hala da diye kaygısız.

Oyun oynadıktan sonra son bir çomakla çeliğe vuran Mustafa arkadaşlarına:

- Siz gide durun. Ben çelik ile çomağımı alıp halama gideceğim, demiş. Bunları ifade veren çocuklardan öğrenmiş gelen ekip. Fakat çelik dibeğin içine düşünce eğilip onu almaya çalışırken dibeğin boyu derinliğinden dolayı Mustafa çıkmaya çabaladıkça, dibeğin içindeki su ile boğulmuş. Kimsenin de haberi olmayınca iki gün öyle dibekte kalmış.

Annenin, babanın, halanın feryadı halen kulaklarımda olarak günlerce öyle üzüldüm! Çocuk çok şirin biriydi, küçücük bir burnu, alnında sakarı ve çilleri ile sevimli idi.

Bazen yanıma gelir, “Öğretmenim, alnını inek yalamış diyorlar bana” diye şikâyet ederdi arkadaşlarını.

Annesi de onu “Aslan Mustaam” diye severdi hep.

Çocuğu gelen heyet ve muhtar, tutanaktan sonra aileye teslim ettiler.

Ertesi günü hafta başı idi. Hafta sonları yakın olan köyüne giden okul müdürü ve eşi de okulda olayı duydular. Biz de okuldan sonra çocuğun evine gitmiştik. O gece çocuğun karnının üzerine bir ağırlık koyarak bekletmişlerdi. Öylen namazından sonra gömülecekti çocuk. Bu, ikinci cenaze yıkanması olacaktı gördüğüm.

4. Sınıfta iken de komşumuz Piyer ağabeyin mezara gömülüş hazırlığını seyretmiştim.

Fakat Hristiyanlar cenazeyi yıkamıyorlar. En yeni elbiselerini giydiriyorlardı ona.

Fakat Mustafa’yı soydular ve yıkadılar üstünden çıkan soyka dedikleri o giysi ile sildiler. Ve kefenlediler. İki tarafından da bağlamışlardı.

Okul müdürünün eşi:

- Hocam bakma istersen. Yalnız yatıyorsun korkarsın, dedi.

- Ben korkmam ölüden, zira o şimdi en zararsız bir durumda, dedim.

Fakat gerçekten o çocuktan korkmuyordum ama gözümün önünden de hiç gitmiyordu. Çok üzülmüştüm çok.

Şimdi her keşkek yaptığımda bu olayı anımsarım.

O ananın dibeği taş ile kırdığı gözümde hep canlanır.

Günler geçti. Yarıyıl tatili geldi. Kilis’e geldim, 4 gün sonra Ramazan ayı başladı. Tabii annem keşkek yaptı. Hani tevhit çekermiş midede falan diye pişirilir ya… “Ben yemem anne” dedim ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Annem babam ne oldu deyince. Olayı anlattım.

Annem:

- Gene mi cenazeyi seyrettin? Ahmet bu senin kızında ne göz berkliği bu!

Babam:

- Ne var bunda!… Sen yarın çarşıya git de bir meşefe (havlu) takımı al içine 10 kalıp kadar pişirdiğim sabundan koy. Attardan ölü lifi al, bir bohçaya koy. Kız götürsün de ölüleri soykasına silmesinler, dedi o da ağlamaya başladı.

Yemek nerde kaldı biz ne olduk bilemedik.

- Baba biliyor musun?

- Neyi anam.

Orada ölen için ölü sahibine başın sağ olsun demiyorlar.

- Ne diyorlar anam?

- Cenaze evine gelen kişi yiyecek türü ne getirmişse mutfakta bırakıyor ve de “EMİR ALLAH’IN” diyorlar.

- Kızım gerçeği o zaten çok güzel bir usulmüş, dedi.

Ben köye gelirken babamın dediklerini hazırlayan annemin bohçasını da valizime yerleştirdim.

Muhtarı çağırarak emaneti verdim. “Her cenaze evine verirsin. Onlar da yıkayıp tekrar sana verirlerse bu hayır işi yerini bulur” dedim.

Muhtar teşekkür etti. Ertesi günü köylü birkaç kadın bana gelerek çok sevindiklerini söyleyip teşekkür ettiler.

Bugün üzüntülü de olsa bu anımı da sizlerle paylaşmış oluyorum.

Hoşça ve sağlıklı kalın.

Benzer Haberler

YALAN Yalancı yaz gelmiş. Zararı yok, yalancı politikacılar gelmesin de!… *** MANŞET Türk...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BİR KADININ FARKINDALIK VE GÜÇLENMESİ DEMEK, BULUNDUĞU VEYA HAYATINI GEÇİRDİĞİ...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, İnsan olarak, günümüzde barış, huzur ve güvene hasretiz. Bir...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Gebze Teknik Üniversitesi’ne ...

Gebze Teknik Üniversitesi Çayırova Kampüs alanı içerisinde bulunan Kocaeli...

Organize Sanayi Bölgesi altyapı işi...

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının kredi desteği ile Müteşebbis Heyet Başkanlığı...

KİLİS BELEDİYE BAŞKANLIĞI TARAFINDA...

Basın İlan Kurumu ilan portal ilan.gov.tr internet sitesinde yer alan ilana...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

YALAN Yalancı yaz gelmiş. Zararı yok, yalancı politikacılar gelmesin de!…...

Kadın Dayanışması

Metin MERCİMEK “BİR KADININ FARKINDALIK VE GÜÇLENMESİ DEMEK, BULUNDUĞU...

Hangi Yüzle Geliyorlar Meclise?

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, İnsan olarak, günümüzde barış, huzur ve...

Ali Gibi Kahraman, Zülfikar Gibi Kı...

Alaiddin ÖZKAR   Bedir Savaşı’nda öldürülen 70 müşrikten 24′ü...

Anıların İçinden-9

Tülay SARICABAĞLI ŞİMŞEK   Annemle babam evlendikten hemen sonra Döne...

Yengem Aşıyı Çözmüş ve De Olmuş...

Adviye ERTEKİN YÜKSEL   Bizim semtin pazarı kurulur perşembe günleri....

DİZELERİNİZ…

GÜL BANA YETER   Yeter ki olmasın kinin nefretin İçten uzatılan el bana...

İşletmeler yeniden açıldı

Kilis’te yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında geçici olarak...

ATM’ler arızalı, banka önleri kalab...

Kilis’te ATM’ler arızalı olunca banka önlerinde kalabalıklar oluşuyor....

Kilis’te tarımsal kuraklık çalışmal...

Kilis İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından tarımsal kuraklık çalışmaları...

Evlere giren hırsızlar aranıyor [AS...

Kilis’te girdikleri evlerden para ve eşya çalan hırsızlar her yerde aranıyor....

Olea Otel çalışanları kan verdi...

Kilis’in tek 4 yıldızlı ve tek güvenilir turizm sertifikalı oteli olan...

Köylerde tavuk besiciliği yeniden g...

Kilis’te köylerde köy tavuğu besiciliği yapan köy sakinleri, kuş gribi...

Rektör Karacoşkun, Yavaşca’nı...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun,...

Kilis’te taze soğan ve sarımsak ucu...

Kilis’te son günlerde taze soğan ve sarımsağın bollaşıp ucuzlaması ile...