Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 38°C
Sal 38°C

Asrın Felaketi mi?

Asrın Felaketi mi?
A+
A-
12.06.2023
140
ABONE OL

Adviye ERTEKİN YÜKSEL

Zaman geçiyor. 6 Şubat depreminin üzerinden üç ayı öteledik. Halen çadırlarda, konteynerlerde yaşamaya devam ediliyor bu bölgelerde. İnsanların yüzlerindeki ifade gülmenin, üzülmenin dışında bir görüntü… Solgun bir ten rengi… Gülmenin yerini tuhaf bir yüz ifadesi almış. Çocuklar artık çocuk gibi davranmıyor. Oyunları daha kısa. Ve ailelerinin yanlarından ayrılmıyorlar. Zaten bazı yaş düzeyindeki çocukların çalışan anneleri, izinli sayılıyor. Yani bir durgunluk ve tanımlanmayan bir yaşam şekli oluşmuş.

O korkunç geceyi herkes kendi yaşadıkları ile anlatıyor. Yakınlarını kaybedenler enkazdan çıkartarak defnetmişse, “Biz şükür bulduk” İnşallah siz de bulursunuz temennisinde bulunuyorlar.

Ben deprem olduğunda Almanya’da idim. Bir Şubatta gitmiştim. Fakat 7 Şubat sabahı oğlumla geri dönmüştüm.

Eşim de enkaz altında kalanlardan birisi idi. Ancak 5. günü akşamı çıkartılmış ve defnedilmişti.

Ülkemin on bir ilinde etkili olmuştu DEPREM.

Feryat figan içinde kalmıştı bu illerimiz. Havanın soğukluğu ve deprem insanlarımızı sus pus etmiş. Sadece ağlamaklı bir şekilde boş boş bakıyor susuyorlardı.

Ben; “erken gelindi, geç kalındı, yardım şöyle dağıtıldı” gibi konulara değinmeyeceğim.

Fakat insanlarıma şunu hatırlatmak istiyorum ve de SORUYORUM: Bu deprem Asrın FELAKETİ Mİ, yoksa asrın CEHALETİ Mİ?!…

Neden mi bunları sorguluyorum?

Şöyle ki bu FAY hatları o gün gece mi oluştu?

Yıllardır bu FAY hatları biliniyorsa, hangi tedbirler alındı? Bu konuda o yörede nasıl bir yapılaşma yapılması irdelendi.

Örneğin benim yaşadığım İSKENDERUN şehrinde nasıl bir yapılaşma tedbiri alındı?

Bu şehrin çocukluğumdaki binalarını hatırlıyorum. En fazla bina kat sayısı üç idi.

Genelde ilk kat dükkân değilse, üç dört merdivenle bir küçük balkona çıkılır. Oradan eve girilirdi. İkinci kata bu merdivenden farklı bir yan merdivenle ikinci kata çıkılırdı. Veya bir kapıdan girilerek bahçe içinde yaşam planlaması yapılardı.

Zira burası denizin çekilmesi nedeni ile gevşek zeminli bir toprak yapıya sahipti. Hatta bazı mahaller var ki adları yapısı ile anılırdı.

Örneğin Dumlupınar Mah. Domuzluk diye bilinirdi.

Barbaros Mah. Bataklık diye bilinirdi. Zaten şehrin kurucu olan İSKENDER şehri yüksek tepe kesimine kurmuş diye bilinir.

Haaa gelelim bu depremin asrın felaketi meselesine.

Ben asrın ihmali diyorum ve de ASRIN CEHALETİ ile noktalıyorum. Bilim insanlarının uyarılarını önermezsek, sonradan üzülmek boş bence… Niçin deniz dolgulu bir kıyı şehrinde yirmi kat üzeri binalar NİÇİN?

Yapılaşmada depremi en çok yaşayan JAPONYA niçin örnek olmuyor bizlere? Bina yapımındaki demir kalınlığı, demir oranı ve temelde uygulanan esneklik niçin ÖRNEK alınmıyor.

Şimdilerde bir dolu yenilikler varken bu konuda, biz neden rant peşindeyiz. İnsan hayatını neden ön planda tutmuyoruz?

Haa bir de tarım alanlarında mantar gibi oluşan yapılanma o da ayrı bir MUAMMA!

Nerede ne yapacağımız kararını hiç doğru veremiyoruz maalesef.

Kurtulan bir Amik gölünün oluşan AMİK Ovası’na, havaalanı ve binalar yaparsak,o güzelim kına rengi toprakları demirle betonla yok edersek daha neler yaşayacağız. Kendimizi sorgulamazsak daha çok ASRIN FELAKETİ der ve örtmeye çalışırız ASRIN CEHALETİNİ!…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.