Atatürk’ün Özel Şifre Hattı (PR Gizli Telgraf Merkezi)

08 Ağu 2020 Cts 9:55
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Ecz. İbrahim BEŞE

Atatürk’ün, “Millî Mücadeleyi telgraf telleriyle kazandık” veciz ifadesiyle işaret ettiği, Millî Mücadele’de telgrafçılarımızın cesaret, fedakârlık, üstün görev anlayışı ve vatanseverliğinin anlatıldığı, “Atatürk’ün Özel Şifre Hattı (PR Gizli Telgraf Merkezi)” isimli kitaptan notlar aktarmak istiyorum. Akademisyen, araştırmacı yazar ve çok değerli dost Doç. Dr. Halil Özcan (1) Hoca, akıcı bir anlatımla, Millî Mücadele’de üstlendikleri görevleri büyük bir özveri ve başarıyla gerçekleştiren telgrafçıların mücadelelerini belgeleriyle bu kitapta ortaya koymaktadır. Doç. Dr. Halil Özcan Hoca, Mart 2019 Tarihinde yayınladığı, önsöz ve giriş hariç beş bölümden ve 326 sayfadan oluşan eserinin, “Yöntem ve Kaynakça” bölümünde; Askeri Tarih ve Stratejik Etüd (ATESE) Daire Başkanlığı Arşivi’nden 101 belgeden, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü (TİTE) Arşivi’nden 18 belgeden, Milli Kütüphane ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Mikrofilm Merkezi’nin süreli yayınlar kataloglarıyla, Milliyet Gazetesi arşivinden, İhsan Pere ve Cevad Besen Bey’in anılarından, Felah Grubu lideri Ekrem Baydar’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlana röportajından, PTT Genel Müdürlüğünce hazırlanan “İstiklal Harbimizde PTT” kitabından ve çok sayıda dönemin tanıklarının anılarından, röportajlardan, kitaplardan, makalelerden yararlandığını belirtmektedir.

OSMANLI’DA TELGRAF

Telgraf, Osmanlı ülkesine, Batı dünyası ile hemen hemen aynı dönemde girmiştir. Telgrafın mucidi Samuel F.B. Morse’un (1791-1872) ekibinden iş adamı Mellen Chamberlain elektrikli telgraf aletini tanıtmak için birçok ülke yanında İstanbul’a da gelmiştir. Ancak bir deniz kazası sonucu amaçları hasıl olmamıştır. Daha sonra Amerikalı jeolog Prof. J. Lawrence Smith, İstanbul’a bir telgraf makinası getirerek, 09 Ağustos 1847’de Sultan Abdülmecid’e tanıtmış, bunun karşılığında Sultan tarafından ödüllendirilmiştir. (2) Osmanlı Devleti’nin ilk telgraf hattı döşeme teşebbüsü Kırım Savaşı nedeniyle mümkün olmamış, dolayısıyla ilk telgraf hattı İngilizler tarafından Kırım’dan Varna’ya çekilen hat olmuştur. (3) Bunu Fransızların çektikleri telgraf hatları takip etmiştir. Daha sonra Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid döneminde telgraf hattı yapımına önem ve hız verilmiştir. 26 Ocak 1861 Tarihli bir kanunla İstanbul’da “Fünun-i Telgrafiye Mektebi” eğitime başlanmış, (4) Galatasaray Lisesi’nde de telgraf dersleri verilmiştir.  Kullanımı yaygınlaştıkça stratejik açıdan önemi daha da artan telgraf haberleşmesi Osmanlı Devleti için ülkenin her tarafını merkezi otoriteye bağlayan bir sistem haline getirilmiştir. Ancak, devletin ekonomisi bu masrafları karşılamayacak kadar zayıf olduğundan, telgraf hatlarının çekildiği yerlerdeki halktan destek istenmiştir. Bu destek, şehir ve kasabalardan toplanan paradan başka, genellikle işgücü yardımı şeklinde de kendisini göstermiştir. Bu telgraf hatları milli mücadelede Mustafa Kemal’in başarısına hizmet ederken, Osmanlı saltanatının da sonunu hazırlayacaktır.

Vatanın ve milletin içinde bulunduğu durumu çok iyi analiz eden, gelecek öngörüsüne sahip, vatanın kurtuluş mücadelesi planlarını yapmış ve milli mücadelede haberleşmenin önemini bilen Mustafa Kemal Paşa, kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere Anadolu’ya geçmeden önce, Genelkurmay karargâhında görüştüğü Fevzi Çakmak Paşa ve Cevat Çobanlı Paşa ile telgraf haberleşmesinde kullanılmak üzere şifre belirlemişlerdi. (5)

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN TELGRAFI KULLANMASI

Mustafa Kemal Paşa Anadolu’ya geçer geçmez telgraf haberleşmesini kullanarak, emrindeki 3. Kolordu (Sivas), 15. Kolordu (Erzurum), emrinde olmayan 2. Ordu (Konya), 20. Kolordu (Ankara), 13. Kolordu (Diyarbakır), 17. Kolordu (Bursa) ve I. Kolordu (Edirne) Komutanlarıyla iletişime geçmiştir. 28 Mayıs 1919 tarihinde, Havza’dan İzmir ve Aydın’ın işgali üzerine kolordu komutanlıklarına, valiliklere ve müstakil mutasarrıflıklara, İstanbul Hükümeti nezdinde işgali protesto telgrafları çekilmesini istemiştir. (Kilis, Mustafa Kemal Paşa’nın bu telgrafından önce, 17 Mayıs 1919 tarihinde işgale karşı ilk protesto mitingi düzenleyen sancak olmuştur.) (6) Mustafa Kemal Paşa’nın bu telgrafı karşılık bulmuş, İstanbul Hükümetine ülkenin dört bir yanından işgali protesto telgrafları yağmaya başlamıştır. İstanbul yönetimi, Mustafa Kemal Paşa’nın bu etkinliğini kırabilmek için, Dahiliye Nazırı Ali Kemal’in tamimi ile Mustafa Kemal’in görevden alındığını, dolayısıyla “kendisi ile hiçbir resmi iletişime girişmemek, hükümet işleri ile ilgili hiçbir isteği yerine getirmemek” talimatını vermiştir. (7) Bu arada 24 Haziran 1919’da Posta ve Telgraf Umum Müdürü Refik Halit Karay, Mustafa Kemal Paşa’nın görevinden azledildiği gerekçesiyle, telgraflarının kabul edilmemesi konusunda telgrafhanelere talimat vermiştir.(8) İstanbul yönetiminin bu girişimleri, Sivas Kongresini bastırmak, dağıtmak, yok saymaktı. Ancak, Mustafa Kemal Paşa uyguladığı taktik ve stratejilerle bunları boşa çıkaracaktır. Bunun ilk etkisi, Sivas Kongresi’nden sonra Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’nun İstanbul ile telgraf haberleşmesini yasaklaması üzerine, İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti istifa etmek zorunda kalmasıyla görülmüştür.

Diğer yandan Amerikalı Gazeteci Browne ve İngiliz Yüksek Komiseri Robck, Mustafa Kemal Paşa’nın stratejilerinin etkili olduğunu söylüyor, kendisiyle görüşen Browne, İstanbul yönetiminin Sivas ile haberleşmeyi kesme kararına rağmen, Mustafa Kemal Paşa’nın yarım saat içerisinde Erzurum, Erzincan, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Ankara, Malatya, Harput, Konya ve Bursa ile telgraf yoluyla haberleştiğine şahit olduğunu ifade ediyordu. (9)

 

telgraf

 

Sonuç olarak, Yunan işgalinin hızlanmasıyla birlikte Anadolu’daki telgrafçıların çoğu, İstanbul Posta ve Telgraf Umum Müdürlüğü’nün emirlerini yerine getirmeyerek, Mustafa Kemal Paşa’yı ve Heyet-i Temsiliyeyi desteklemişlerdir. (10) Telgraf, Mustafa Kemal Paşa tarafından 1919-1923 yılları arasında, etkili bir şekilde kullanılarak, hem saltanat-hilafet makamını ve İstanbul Hükümetini dize getirmede hem de milli birliği sağlayarak mücadeleyi zafere ulaştırmada hayati bir rol oynamıştır.

İSTANBUL’UN İŞGALİ VE TELGRAFIN KULLANILMASI

İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’na dayanarak telgraf merkezlerini işgal ve kontrol altına alma eylemlerini, Sevr Antlaşması’nın 364 ve 365. Maddesine dayandırıyorlardı. Bu amaçla İngilizler, İstanbul’u işgal etmeden önce, İstanbul Posta ve Telgraf Umum Müdürünü ziyaret ederek, özellikle Anadolu Telgraf Haberleşme Şebekesi konusunda inceleme yapmış ve resmi telgraf planlarını istemişlerdir. (11)

İtilaf Devletleri’nin 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u işgali sabah saat 06:00’da İngilizler ‘in Şehzadebaşı’ndaki X. Kafkas Fırkası Karargahına düzenledikleri baskınla altı askerimiz şehit etmeleriyle başladı.(12) Bunu Harbiye Telgrafhanesinin ve Üsküdar, Erenköy, Kadıköy postanelerinin işgal edilmesi, İngiliz Zırhlısından karaya asker çıkarılması izledi. Akabinde Harbiye, Bahriye Nezaretleri ile Beyoğlu, İstanbul Merkez Telgrafhanesi de (bugünkü Sirkeci’deki Büyük Postane) işgal edilmişti. Ayrıca Harbiye Nezareti, Darülfünun ile Üsküdar asker ve polis merkezlerinin telefonları kesilmişti. Böylece İstanbul’un, Anadolu ve dış dünya ile bağlantısı kesilmiş oldu.

Mustafa Kemal Paşa, Millete yaptığı bildirgede İstanbul’un işgalini; “Osmanlı Devleti’nin yedi yüz senelik hayat ve egemenliğine son verildi…”(13) demek suretiyle başkenti işgal edilen devletin artık yok hükmünde olduğunu haber veriyordu. Yine Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa, bilumum vilayet ve kumandanlıklara ve Müdafaai Hukuk Cemiyeti’ne gönderdiği telgrafın ikinci maddesinde; “İngilizlerin milletimizi aldatmak için çekecekleri telgraflar hakkında herkesin nazarı dikkatini çekeriz.”(14) Demek suretiyle Millî Mücadele aleyhinde yapılacak İngiliz karşı propagandası hakkında milleti uyarıyordu.

16 Mart günü İstanbul’un işgali sırasında yaşanan olayların haberleri diğer telgraf merkezlerinden İstanbul Merkez Telgrafhanesine gelmesiyle, gece nöbetinden çıkmak üzere olan Başmemur İhsan (Pere) (15) Bey ve telgraf hattının Ankara yönüne bakmakla görevli Manastırlı Hamdi (Onaltımart) Bey tarafından takip edilmekte ve Başmemur İhsan (Pere) Bey’in direktifi ile gelişmeler anında Ankara’ya Mustafa Kemal Paşa’ya, İstanbul Merkez Telgrafhanesi de işgal oluncaya kadar Manastırlı Hamdi tarafından iletilmekteydi.(16) Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta, İstanbul’un işgalini öğrendiği telgrafı şu sözlerle açıklar; “Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine, Bu sabah, Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolunu İngilizler basıp oradaki askerlerle çarpışarak, sonunda şimdi İstanbul’u işgal altına alıyorlar. Bilgilerinize arz olunur. Manastırlı Hamdi.” (17)

Manastırlı Hamdi’nin Ankara’ya; “Bir saate kadar burası da işgal olunacaktır. Şimdi haber aldım efendim…”(18) telgrafı henüz çekmişti ki, İstanbul Merkez Telgrafhanesine giren bir İngiliz albay eşliğindeki askerler ile tercüman Osmanlı vatandaşı Ermeni asıllı Leon tarafından işgal olundu. İstanbul Merkez Telgrafhanesinin pencerelerine mitralyözler yerleştirildi ve memurların hepsinin derhal işlerini bırakarak dışarı çıkmaları istendi. İngiliz Albay, Leon’un tercümanlığı ile “bütün muhaberata el konduğunu, İngilizlerden habersiz telgraf salonuna girmenin ve muhaberatta bulunmanın cezasının idam olduğu” bütün memurlara iletilmek üzere İhsan Bey’e tebliğ edildi.

İstanbul’un ve merkez telgrafhanesinin işgaliyle Anadolu’nun ve Ankara’nın İstanbul ile haberleşmesi kesilmişti. Akabinde işgal güçlerinin sansür heyeti denetiminde İstanbul’da telgraf haberleşmesi başladı. Artık İstanbul’daki milli gruplar ile Mustafa Kemal Paşa haberleşemiyorlardı. İstanbul’un, Ankara’ya ve Millî Mücadele’ye desteği de büyük ölçüde sekteye uğramıştı. Ankara, İstanbul’daki istihbarat, mühimmat ve personel desteğinden mahrum kalmıştı. Merkez Telgrafhanesinin telgraf memurları mesai saatlerinde özellikle Türkçe ve İngilizce bilen ve iyi bir telgrafçı olan Leon’un gözetiminde ve İngilizlerin oluşturduğu “Sansür Kurulu” bilgisi dahilinde çalışıyorlardı. Mesai saati bitimimde telgraf salonunun kapısı kilitlenip kapıya süngülü nöbetçiler dikiliyordu.

İstanbul Merkez Telgrafhanesinin telgraf salonunun önünde gece nöbet bekleyen askerler, İngiliz Hintli Müslüman askerlerdi. Bunların akşam namazı kıldığını gören gece Türk telgraf memurları, bunlara “Selamünaleyküm” dedikçe, Müslüman askerlerde memnuniyetle ve muhabbetle cevap veriyorlardı. Bundan cesaret alan memurlardan Selahattin Bey, Merkez Telgrafhanesinin üst katındaki cami olarak ayrılmış olan odanın önünde, güzel ve gür sesiyle yatsı ezanını okuması, Hintli Müslüman askerlerin de burada namaz kılmaya başlamaları, memurlarla askerler arasında dostluk kurulmasını sağlamıştı ki, bunun farkına varan İngilizler derhal Müslüman askerleri Hintli Mecusi askerlerle değiştirdiler. (İstanbul’un işgalinde olduğu gibi Kilis’te de İngilizler ilk iş olarak Hükümet Konağı’na, Ortaokula ve PTT’ye el koymuşlar ve Hint, Cezayir, Tunus kökenli Müslüman askerlerini kullanmışlardır.) (19)

İşgal güçleri, Anadolu ile ilgili bilgileri İstanbul’a bildirenlerin şiddetle cezalandırılacağı ve ayrıca düşman ile haberleşenlere düşman yararına propaganda yapanların tutuklanacağı bildiriliyordu. (20)

ANKARA’DA TELGRAF HABERLEŞMESİ

23 Nisan 1920’de, Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından ve hükümetin kurulmasında hemen sonra “Posta ve Telgraf Bürosu” Dâhiliye Vekâletine bağlandı. (21) Muamelat memurları Edip ve İsmail Hakkı Bey Ankara’ya çağrılarak büronun merkez kadrosu ve çalışma düzeni oluşturuldu.(22) Posta ve Telgraf Muamelat müfettişi Salim Bey, Posta ve Telgraf Umuru Müdüriyeti ’ne atandı. 20 Mayıs 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi üyelerinden İzmit Mebusu Sırrı Bey, Posta ve Telgraf Umumiyesi’ne atandı. Büyük Millet Meclisi bahçesinde bir çadır içerisinde “Büyük Millet Meclisi Hükümeti Posta ve Telgraf Merkezi” kuruldu. (23)

Büyük Millet Meclisi’nin ilk telgraf memurlarından Ali, İstanbul’un işgali üzerine sırtına aldığı seyyar telgraf makinasıyla, Kocaeli’nden itibaren telgraf hatlarını takip ederek Ankara’ya ulaştı. Hat botunca tellere çengel takarak (araya girerek) Ankara’yı bilgilendirdiği gibi, Ankara’ya aynı yoldan gidenlerin haberleşmesini temin etti. Ankara’ya geldiğinde Büyük Millet Meclisi’nde bir süre çalıştıktan sonra, daha yüksek bir derece ile Sivas PTT Başmüdür Muavinliğine tayin edildi. (24)

İngilizlerin, İstanbul’daki ve özellikle Merkez Telgraf salonunda aldığı sıkı önlemler sonucunda, İstanbul-Ankara irtibatı sadece İstanbul’daki gizli teşkilatlar (Milli Gruplar “Mim Mim” ve Felah Grubu) aracılığı ile İnebolu üzerinden kuryelerle yapılabiliyordu. Bu da günler, haftalar sürüyordu. Oysa haberleşmede saatlerin hatta dakikaların önemi vardı.

İSTANBUL’DA “PR GİZLİ TELGRAF MERKEZİ”NİN KURULMASI

İhsan (Pere) Bey, işgalden kısa bir süre sonra İstanbul Merkez Telgrafhanesi Müdürü olarak atanmıştı. İstanbul ve Ankara’nın haberleşme imkanının ortadan kalması ve iki şehrin birbiriyle kör ve sağır haline gelmesine çok üzülen İhsan (Pere) Bey, telgrafhanenin diğer güvenilir vatanperver memurlarını bir araya getirerek, gizli bir telgraf merkezi kurmaya karar verdiler. İhsan (Pere) Bey, Hat Başçavuşu Mümtaz (Tekmen) Bey ve Telgraf Memuru Cevad (Besen) Bey ile birlikte gizli merkezin yerini belirlediler. Bu yer, işgal edilmiş olan İstanbul Merkez Telgrafhanesi’nin bodrumunda bulunan terkedilmiş bir odaydı. Gizli telgraf merkezinin İngilizlerin çok sıkı kontrol altında tuttuğu Merkez Telgrafhanesi’nin bodrum katında bulunacağına hiç kimse ihtimal vermez, şüphe etmezdi. Böylece “PR Gizli Telgraf Merkezi” İstanbul’un işgalinden yaklaşık yedi ay sonra 26 Ekim 1920 tarihinde kurulmuş oldu. Artık PR Gizli Telgraf Merkezi, yeri kimsenin şüphelenmeyeceği İstanbul Merkez Telgrafhanesi’nin bodrum katındaki pençesi olmayan bir odada, bir gaz lambası ve bir sandıktan ibaret olan imkânlarla, eski bir telgraf alıcı ve vericisiyle vatana hizmete hazırdı. (25) Görevin riski ise kurşuna dizilmekti. PR Gizli Telgraf Merkezi gizli bir kablo (26) ile İstanbul Merkez Telgrafhanesinin telgraf salonuna bağlanmıştı.

“PR Gizli Telgraf Merkezi” olarak adlandırdıkları gizli telgraf haberleşme merkezinin üyeleri; kurucu müdür İhsan (Pere) Bey, Hat Başçavuşu II. Müdür Ahmet Mümtaz (Tekmen) Bey, Cevad (Besen) Bey, Hilmi Bey, Ekrem (Baydar) Bey. Sonradan katılanlar; Edip (Giztel) Bey, İsmet (Türkel) Bey, Rıfkı (Ayça) Bey, Fehmi, Mehmet Nuri Dinç, Müvezzi Posta Memuru Hamit, Müvezzi Posta Memuru Koca Mehmet beyler. Destek verenler; İzmit Posta ve Telgraf Başmüdürü Hıfzı Bey, Anadolu Hisarı Memuru Cemal Demirel, İstanbul Memuru Muhiddin, Üsküdar Hat Başçavuşu Şemsettin Şükrü, Hat Çavuşu Hamid, Had Çavuşu Koca Mehmet, Adapazarı Memuru Cemal, Seyyar Postacı Hacı Muhittin, Hacı Tevfik, Rıfkı, Ahmet, Tahir, İhsan ve Fahri. Kuryeler; Telgrafçı Cemal, Telgrafçı Hamit, Küçük Erol ve Küçük Ömer gibi hepsi vatansever, cesur insanlardan oluşmaktaydı. (27)

Ankara, İstanbul’da bir gizli telgraf merkezinin kurulmasını memnuniyetle karşılamasına rağmen bir ay süreyle aldığı mesajları cevapsız bırakıyordu.  Zira önce bu durumu kuşkuyla karşılıyor, kurulan gizli telgraf merkezinin İstanbul işgal kuvvetlerinin bir tertibi olmasından şüphe ediliyordu. Bir ay sonunda, Ankara’nın, İstanbul’daki gizli örgüt elemanlarının tahkikatlar yapılması ve karşılıklı şifrelerin ulaştırılması sonucunda ilk Ankara mesajı geldi.

İNGİLİZLERİN “PR GİZLİ TELGRAF MERKEZİ”Nİ ARAMA ÇABALARI

PR Gizli Telgraf Merkezi’nin yerini bir türlü bulamayan İngilizler bu defa da Ankara hattı olduğunu tahmin ettikleri telgraf direklerini dinamitleyerek engellemek istediler. Yıkılan direkleri tamir için gizlice bölgeye giden Şemsettin Çavuş, yıkılan direklerin tellerini toprak altından geçirerek, tesadüf eseri yıkılmayan Anadolu hattına bağlayarak yeniden Ankara ile haberleşmeyi sağladı. (28)

Ancak az sayıda da olsa İngilizlerin para vaatlerine kananlarda olmuştur. İngilizler var olduğunu düşündükleri, ancak ortaya çıkaramadıkları gizli telgraf merkezini ihbar edecek olanlara yüklü bir altın vaadinde bulunduğunda, bir Türk memuru, şüphelendiği gizli merkez memurlarından birisini takip ederek yeri tahmin etti ve İngilizlere ihbarda bulundu. Bunu önceden haber alan İhsan (Pere) Bey ve milli gruplar, baskından önce gizli merkezdeki malzemeleri Mümtaz Bey vasıtasıyla kaçırmayı başardılar. İhsan (Pere) Bey, evinde telefon hattı olması nedeniyle yine bir fedakârlık ve kahramanlık örneği daha göstererek, PR Gizli Telgraf Merkezi’ni kendi evine taşıdı ve haberleşme buradan devam etti.(29)

Ankara, PR Gizli Telgraf Merkezi elemanlarına önce yüzer lira ciheti askeriyenin bir hediyesi olarak ödül gönderdi.(30) Daha sonra da, PR Gizli Telgraf Merkezi çalışanlarına ilave maaş bağlandı.(31) Ankara’nın bu jesti memurların büyük sıkıntı çektikleri ekonomik sıkıntılarını biraz hafifletmiş oldu.(32)

“PR GİZLİ TELGRAF MERKEZİ”NİN FAALİYETLERİ

PR Gizli Telgraf Merkezi gece yarısı mesaiye başlıyor, günün ilk ışıkları ile son buluyordu. Zamanla gelen ve gönderilen mesajların yoğunluk sebebiyle yakalanma riski göze alınarak mesai saati içinde İngiliz kontrolü altındaki Merkez Telgrafhanesinden de haberler iletilmeye çalışılıyordu. İş yoğunluğu sebebiyle PR Gizli Telgraf Merkezinin kapasitesi ve personel sayısı arttırıldı. Artık Ankara’da direniş daha da güçlenmeye başlanmıştı. İngilizlerin propagandaları boşa çıkarılıyor, Ankara en kritik bilgileri anında alıyordu. Bu durum, İngilizleri şüpheye düşürdü ve Ankara ile haberleşmeyi tespit edebilmek için yoğun çaba göstermeye başladılar.

Yaptıkları teknik ve fizikî takipler sonuç vermeyince, ortaya çıkaramadıkları gizli telgraf merkezini ihbar edecek olanlara yüklü bir altın vaadinde bulundular. Bu amaçla İngilizler, telgrafçı Leon’a, PR Gizli Telgraf Merkezini açığa çıkarması için geniş yetki ve parasal imkân sağladılar. Leon, işin içinde olacağından şüphelendiği Anadolu Hisarı telgraf memuru Cemal’e (Demirel) binlerce İngiliz altını ve mevki, rütbe hatta gerekirse İngiltere’ye iltica imkanları sundu. Aslında, PR Gizli Telgraf Merkezinin çalışması Cemal’in gece yarısından, sabahın ilk ışıklarına kadar Anadolu hattını açmasına borçluydu.

İstanbul’da geçimin zor olduğu bu dönemde, kalabalık bir ailesi olan Cemal geçim sıkıntısı içerisinde olmasına rağmen, Leon’un teklifini kesin bir dille “bilmiyorum, haberim yok” diyerek geri çevirdi. (33) Kurtuluştan sonra diğer kahraman telgrafçılar gibi Cemal Demirel’e de Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nden takdirname ve Türkiye Büyük Millet Meclis’i tarafından beyaz şeritli İstiklal madalyası verilmişti.

1938 yılında Cemal Demirel ile röportaj yapan Sadi Borak, Cemal Demirel’e, İstiklal madalyasını neden almadığını sormuştu. Cemal Demirel, insanın gözlerini yaşartacak şu cevabı vermiştir: “İzah edeyim. Bu mali keşmekeş içinde çırpınırken bir gün bir yazı aldım. Bunda hizmetlerimden dolayı İstiklal Madalyası için bir miktar harç bedeli yatırmaklığım gerekliydi. Bu teklif garip geldi. Şu şekilde cevap verdim. İcap eden harcı (34)yatırmaya mali vaziyetim müsait değildir. Ben vatani vazifemi yaparken ne maddi ne manevi hiçbir menfaat hissi taşımadım. Para ile mübadele edilecek bir taltif nişanesinden feragat ediyorum.”(35) Cemal Demirel 1945 yılında Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde sirozdan vefat etti. Cenazesinden çocukları, karısı, çok yakınlarından başka kimsenin haberi olmamıştı.(36)

PR Gizli Telgraf Merkezi, TBMM’nin Londra görüşmelerinde, II. İnönü Savaşı’nda, Sakarya Savaşı’nda, Büyük Taarruzda çok önemli haberleşmeleri sağlamıştır. 26 Ağustos günü İstanbul’da çıkan gazeteler, Yunan ordusunun başarılarından söz ediyor, Yunan Kralı’nın, Yunan orduları Komutanı Trikops’e nişan verildiğini yazıyordu. İstanbul Merkez Telgrafhanesi’nde çalışan Rum asıllı Yani, Cevad Bey’e gazeteyi göstererek fikrini sordu. Cevad Bey; “Trikopis o nişanı göğsüne takabildi mi?” diye sordu. Yani de;” Herhalde ya taktı ya takacak” diye cevap verdi. Cevad Bey; “Sana Kat’i olarak söylüyorum ne taktı, ne takacak. Bu sefer kendisi başka tarafa takılacak,” dedi. Aynı akşam “Mustafa Kemal Paşa’nın esir edilerek, Yunan Karargahına Götürüldüğü” haberi yayılmaya başlamıştı. Henüz Anadolu’dan İstanbul’a gerçek haberler gelmemişti. Birkaç saat sonra, PR Gizli Telgraf Merkezi’nde bulunan Cevad ve Mümtaz Beyler gerçek haberi almışlardı. Bu habere göre Yunan Başkumandanı General Trikopis maiyeti ile birlikte esir edilerek, Fevzi Paşa’ya misafir edilmişti. Bu güzel haberi İstanbul’da ilk öğreneneler PR Gizli Telgraf Merkezi başındaki Cevad ve Mümtaz beyler olmuştu. Cevad Bey ertesi günü Yani’nin yanına giderek; “Trikopis nişanı almadan Ankara’ya kaçmış, nişanı yetiştirememişler,” diyecektir.(37)

PR Gizli Telgraf Merkezinin, Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği şifreli telgraflar kritik öneme sahiptiler. Bu telgraflardan bir tanesi Sakarya Savaşı sırasında ulaştırılandır. M.M Grubu Başkanı Topkapılı Mehmet Bey, alışık olunmadığı şekilde İhsan (Pere) Bey’i ziyarete gelmiş ve elindeki şifreli telgrafın geceyi beklemeden acilen Ankara’ya iletilmesini istemişti. İhsan (Pere) Bey ne yapıp edip bu şifreli mesajı Ankara’ya ulaştırmıştı.(38) Sonradan öğrenildiğine göre Sakarya Savaşı’nın son günlerinde, Enis (Akaygen) Bey’in, yabancı resmi bir kaynaktan öğrendiği “Yunan Ordusunun ricat etmekte olduğu” bilgisini içermekteymiş. Bu bilgi üzerine Türk ordusu taarruza geçerek 22 gün 22 gece süren kanlı savaşı zaferle sonuçlandırmıştı.(39)

İstanbul PTT Umum Müdürlüğü, şüphelendikleri İhsan Bey’i 24 Mayıs 1922’de Büyükada tayin ettiler.(40) Bunun üzerine İhsan Bey, 14 Haziran 1922’de Fevzi Paşa imzalı şifreli telle, 2000 kuruş maaşla, Posta ve Telgraf Umum Müdürlüğünde görevlendirilmek üzere Ankara’ya çağrıldı.

KURTULUŞTAN SONRA “PR GİZLİ TELGRAF MERKEZİ” GÖREVİNİN SONA ERMESİ.

6 Ekim 1923 tarihinde Şükrü Naili Paşa komutasındaki Türk Kolordusunun İstanbul’a girmesiyle PR Gizli Telgraf Merkezi görevi son buldu.(41)

İhsan Pere 18 Aralık 1952’de emekli oldu. İhsan Bey’e “Pere” ve Manastırlı Hamdi Bey’e “Martonltı” soyadları Atatürk tarafından verildi. Tam otuz yıl aradan sonra 6 Ekim 1953 tarihinde Sadi Barok’un Milliyet Gazetesi’ndeki yazı dizisi ve Tarih Dergisi’nde yayınlanan “Millî Mücadelemizin Adsız Kahramanları, İstanbul’un Gizli Kalmış Telgraf Merkezi ve Kahramanları Hakkında Bir Teklif” başlıklı yazısı ile PR Gizli Telgraf Merkezi Kahramanları ülke gündeme gelmiştir. İhsan Bey’e; “Otuz senelik suskunluklarının” sebebi sorulduğunda şu cevabı verecektir; “Bizler, vatani vazifemizi ifa etmekten mütevellit “gönül huzurunu” kâfi kazanç bilip köşemize çekildik. Otuz sene sustuysak bu, vatani hizmetin bir şamata vesilesi olmadığını bildiğimiz içindir.“(42)

Atatürk Nutuk’ta “Manastırlı Hamdi Efendi” alt başlığı altında; “Bu vatansever ve cesur kişi olmasaydı, İstanbul felaketinden haberdar olmak için, kim bilir ne kadar çok beklemek zorunda kalacaktık” diyeref ifa edilen görevin önemine dikkat çekmektedir. Atatürk, Manastırlı Hamdi (Martonaltı) Bey’in şahsında konuyla verdiği değeri şu sözlerle açıklar; “Kedisine borçlu olduğum teşekkürü burada açıkça ifade etmeyi milli ve vatani görevlerden sayarım.”(43)

Büyük emeklerle ve azimli çalışmasıyla bu tarihi gerçekleri ortaya çıkaran Doç. Dr. Halil Özcan dostuma şükranlarımı sunarken, başta büyük önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımızın kurtarılmasında emeği olan bu isimsiz kahramanları minnetle, saygıyla anıyorum. Temmuz 2020

KAYNAKLAR:

[1]) Başkent Üniversitesi, Atatürk İlkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (ATAMER) Öğretim Üyesi.

2) Roderic H. Davison, “Osmanlı İmparatorluğu’na Elektrikli Telgrafın Girişi”, Çev: Durdu Mehmet Burak, OTAM, Sayı:14, Ankara, 2003, s. 348-349.

3) Davison,a.g.m., s. 351-352.

4) Davison,a.g.m., s. 361-364.

5) Alev Coşkun, “Samsun’dan Önce 6 Ay İşgal, Hüzün, Hazırlık”, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul. 2000, s. 400.

6) (Ecz. İbrahim Beşe, İşgalden Kurtuluşa KİLİS 1918-1921, Başak Matbaa 2009 Ankara, s.84.) 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgal haberi, o zamanki koşullarda ancak iki gün sonra 17 Mayıs 1919 günü Kilis’e ulaşmıştı. Bu haber üzerine Heveskarani Maarif Cemiyeti üyeleri Turan Mektebinde toplanmıştı. Toplantının konusu, İzmir’in işgal edilmesinin protesto edilmesiydi. Kemal Amil Bey ismindeki idareyi maslahatçı Kaymakam Kilisli gençlere; “Zaten işgal altındayız, bir de siz sorun çıkarmayın,” diyerek, Jandarma Kumandanı Yusuf Ziya Bey’e gençlerin dağıtılması için emir vermişti. İzmir’in işgalinden bir süre önce, Kilis’e kent dışından gelen bir gösteri ekibi, halkı eğlendirmek için her gece oyunlar sergiliyordu. Bu oyunun bir bölümünde Eleni isimli bir Rum şarkıcı kadın da, “Oh! Oh! Yârime de maşallah, İzmir’de buluşuruz inşallah” nakaratlı bir şarkı söylüyordu. Kilisli gençler işte bu tiyatroya gece baskını yaparak İzmir ve çevresinin işgalini protesto etmişlerdi. (Hasan İzzettin Dinamo, “Kutsal İsyan” isimli kitabının, 3. cilt, 529. sayfasında bu olayı; “Tiyatroda da kavga çıktı, öteberi kırılıp döküldü.” diye vermektedir.)

7) Nutuk, s. 28.

8) Kocatürk Utkan, “Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü”, Atatürk Araştırma Merkezi, 2007, s. 142.

9) Davison,a.g.m. , s. 385-386.

10) Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 4 (1919), Kaynak Yayınları, İstanbul, 2000, s. 241.

11) TBMM Zabıt Ceridesi, Devre:I, İçtima Senesi:1,İ:2, C:1, 24.04.1336, s. 27-28

12) Gürkan Fırat Saylan, “İstanbul’un Resmen İşgali (16 Mart 1920)”, Marmara Üniversitesi Öneri Dergisi, Cilt II, Sayı:41, Ocak 1914, s. 24.

13) Kocatürk Utkan, a.g.e, s. 206.

14) Atatürk’ün Bütün Eserleri, s. 112.

15) İhsan Pere; 1885’te İstanbul’da doğmuştur. Galatasaray Sultanisi ikinci sınıftan 1904 yılında ayrılarak I. Dünya Savaşı’na kadar İngiliz Kablo Kumpanyasında çalışmıştır. 29 Kasım 1914’te Beyoğlu PTT Merkezi’ne, 1920’de de İstanbul Merkez telgraf Müdürlüğü’ne atanmıştır. Fransızca, İngilizce ve Rumca bilen İhsan Bey İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından işgal edildiğinde burada Başmemur görevindedir.

16) Cevad Besen, “İstiklal Harbi Hatıraları”, s. 8-9 ve Sadi Barok, “İstiklal Harbinde Gizli Tel”, İhsan Pere Röportajı, Yeni Tarih Dünyası Dergisi, 17 Aralık 1935, Cilt: I, Sayı: 7, s. 305.

17) Nutuk, s. 327-328.

18) Nutuk, s. 327.

19) (Kilisli Kadri, Kilis Tarihi, neşr. Osman Vehbi, Burhaneddin Matbaası, İstanbul, 1932, S: 30-31).15 Aralık 1918 günü (bazı kaynaklar 06 Aralık 1918 olarak vermektedir).

(Ecz. İbrahim Beşe, İşgalden Kurtuluşa KİLİS 1918-1921, Başak Matbaa 2009 Ankara, s. 67-245.) Kilis’i işgal eden İngilizler ilk iş olarak Hükümet Konağı’na, Ortaokula ve PTT’ye el koymuşlardır.  İstanbul Merkez Telgrafhanesinin telgraf salonunun önünde gece nöbet bekleyen İngiliz Hintli Müslüman askerleri gibi Kilis’te de Hintli ve Senegalli Müslüman askerler yolda rastladıkları halka “selamünaleyküm” diye selam veriyorlar, çocuklara şeker, çikolata dağıtıyorlardı. Yine bu Hintli Müslüman İngiliz askerlerinin dükkânlardan Kuran-ı Kerim almaları yerli Müslüman halkın ne kadar hoşuna gidiyorsa, Ermenilerin de tepkisini çekiyordu.

20) Çukurova Bülent, “Kurtuluş Savaşında Haberalma ve Yeraltı Çalışmaları”, Ardıç Yayınları, Anakara, 1994, s. 76-77.

21) İstiklal Harbimizde PTT, s. 228.

22) Şehitoğlu Mustafa, “Millî Mücadele’de Telgraf Muhaberatı (1918-1963)”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Ankara, 2008, s. 65.

23) İstiklal Harbimizde PTT, s. 228-229.

24) İstiklal Harbimizde PTT, s. 236-240.

25) Sadi Barok, “İstiklal Mücadelemizin Adsız Kahramanları”, s. 1228.

26) “Gizli Kablo” İstanbul Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü personeli Makbule Aksoy’un 21 Nisan 2008’de görevlendirilmesiyle ortaya çıkarılmış, 16 Ekim 2009’da Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Bölümü Telekomünikasyon Ana Bilim Dalı Bilir Kişi Heyetince tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

27) Özcan Halil, Atatürk’ün Özel Şifre Hattı (PR Gizli Telgraf Merkezi)”, Son Çağ yayımcılık, Ankara, Mart 2019, s.271.

28) İhsan Pere, “Anılar,” s. 77.

29) İhsan Pere, “Anılar,” s. 77-78.

30) ATESE ARŞİVİ, İSH, Kutu No: 1705, Gömlek No: 34, (Ek-9).

31) Ankara PTT Umum Müdürü.

32) Cevad Besen, “İstanbul’da Kurulan Gizli Telgraf Merkezine Ait Hatıralar-XV,” Pos-tel Aylık Meslek ve Kültür Dergisi, Sayı:11, Kasım 1963, V. Cilt.

33) Sadi Barok, “İstiklal Mücadelemizin Adsız Kahramanları”, s. 1392.

34) 29.11.1920 tarihinde kabul edilen 66 numaralı İstiklal Madalyası Kanununun 9. Maddesi: “Efrat ile zabitan ve astsubay müstesna olmak üzere madalya harcı olarak üç lira alınır,” şeklinde düzenlenmiştir.

35) Sadi Barok, “İstiklal Mücadelemizin Adsız Kahramanları”, s. 1393.

36) Sadi Barok, “Meçhul Fedailer 53”, Milliyet Gazetesi, 27 Kasım 1953, s. 2.

37) Cevad Besen, “İstanbul’da Kurulan Gizli Telgraf Merkezine Ait Hatıralar-XV,” Pos-tel Aylık Meslek ve Kültür Dergisi, Sayı:1, Ocak 1963, VI. Cilt, s.

38) İhsan Pere, “Anılar,” s. 77-78.

39) Asaf Tanrıkut, “Türkiye Posta ve Telgraf ve Telefon Tarihi ve teşkilat ve Mevzuatı, Cilt:I-II, Ankara, 1968, s.671.

40) İstiklal Harbimizde PTT, s. 202.

41) ATESE ARŞİVİ, İSH, Kutu No: 1744, Gömlek No: 63, belge No:aa.

42) Sadi Barok, “İhsan Pere Röportajı”, s. 304-305.

43) Nutuk, s. 324-326.

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ PASI KEŞFEDEN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   “Bizim dinimiz en tabi ve en makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son...

Yorum 
0

Hayattan Kesitler–II   Yolculuk   Memik KÖMEKÇİ   14 Ekim 1986 Salı günü Kilis’te...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Kilis’in Tarihi Karpuz Şarabı

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ...

Atatürk’ün Din Anlayışı

M. Yahya EFE   “Bizim dinimiz en tabi ve en makul dindir ve ancak bundan...

Yolculuk

Hayattan Kesitler–II   Yolculuk   Memik KÖMEKÇİ   14 Ekim 1986 Salı...

Hakaret ve Şiddet

Harika ÖREN   Son günlerde ülkemizde, sağlıkçılarımıza “Hakaret...

Allah’ı Görmek Mümkün mü?

Uğur KEPEKÇİ   İslam itikadında sosyal yaşamda karşılaştığımız...

FAKİRLİK

Bir fakirlik geldi garip başıma, Git diyorum ama gitmiyor işte. Gözyaşını...

ŞAH ve MAT

Dünya çok özelinden bir satranç tahtası sanki.   Bizler de üzerine...

ÇEKTİĞİM KAHRIN

Aşk imiş sebebi çektiğim kahrın Ne dermanı vardır ne de merhemi Dolaştım...

Oylum Höyük’te kazı çalışmaları her...

Kilis Valisi Recep Soytürk ve Belediye Başkanı M. Abdi Bulut’un Kültür...

Baro başkan adayı Fazlıağaoğlu yoğu...

Kilis Baro Başkanlığına yeniden aday olan Av. H. Muammer Fazlıaoğlu, gazetemizi...

Odun-kömür satışları başladı

Kilis’te vatandaşlar, kış ayının yaklaşmasıyla odun ve kömür alışverişine...

Hurdacılar ve beton dökümü yapan in...

Kilis Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından kent merkezinde geri...

Kadına karşı şiddet durmuyor [ASAYİ...

Kilis’te ayrı 3 olayda kadınlara karşı şiddet uygulandı. Yedi Aralık...

Okula “Temiz Okul” belgesi

Kilis’te Mehmet Sanlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi  “Okulum Temiz...

Çay ocağı kundaklandı

Kilis’te Sabah Pazarı civarında bulunan parkın içerisindeki çay ocağı...

Covid-19 Virüsüne Karşı Ruhumuzu Gü...

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR...

Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük...

Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)...

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i...