Ayıplı Konutu İade Etmek veya Bedel İndirimi İstemek Tüketicinin Hakkıdır

18 Eyl 2017 Pts 9:57
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

 

Ecz. Kahraman ÜNLER

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Kilis Şube Başkanı

 

Son günlerde artan oranda gerçekleşen konut üretimi ve satışı birçok tüketici mağduriyetinin de ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ailesinin barınma ihtiyacı için gerekirse uzun yıllar boyunca kredi ödemeyi göze alıp borçlanarak konut (daire) satın alan tüketiciler satın aldıkları konutlarda birçok hukuki ve fiili ayıpla karşılaştıklarını derneğimize gelen şikâyetlerden anlamaktayız.

AYIPLI KONUTTAN (EVDEN) ANLAŞILMASI GEREKEN NEDİR?

Ayıplı konutun imar planı, imar planına uygun jeolojik raporu, mimari projesi, statik-betonarme projesi, tesisat projeleri (su, elektrik, ısı) bulunmamaktadır. Bu projeler, belediye veya bayındırlık müdürlüğünce onaylı değildir. Konutun bağlı bulunduğu belediye veya bayındırlık müdürlüğünce onaylanmış yapı ruhsatı bulunmamakta ve yapı kullanma izni bulunmamaktadır.

Belediye sınırları içerisinde bulunan binaların kanalizasyon tesisatı belediyenin kanalizasyon şebekesine bağlı bulunmamaktadır. Konutun depreme dayanıklılık raporu bulunmamaktadır. Ayıplı konutlarda inşaatın yapımında kullanılan malzemeler onaylı projelere ve standartlara uygun seçilmemektedir. Binanın ve binadaki tüm tesisatların yapımındaki işçilik kalitesi düşüktür.

Ayıplı konutun ısı yalıtımı yapılmamakta, otoparkı, asansörü, yangın merdiveni, bahçe düzenlemesi, çocuk oyun alanı ve yeşil alanının bulunmamaktadır. Ayrıca yapılan bu düzenlemeler mevcut yönetmelik ve mevzuata uygun yapılmamakta ilgili belediye veya bayındırlık müdürlüğünce belgelendirilmemektedir. Yine bazı ayıplı konutlarda ise kolon kirişlerinde ve köşelerde dikkat çekecek derinliklerde çatlaklar bulunmaktadır. Temellerde yalıtım işlemleri yapılmamakta ayrıca kar, yağmur suyu için çatı ve balkon giderleri bulunmamaktadır. Bulunan giderler suyu bina çeperlerine ve temellerine zarar vermeyecek şekilde uygun yerlere iletmemektedir. Dört kattan yüksek binalarda asansör olması gerektiği halde bulunmamakta; asansörler yönetmeliğe uygun şekilde yapılmamaktadır. Binaların bodrumu bulunmamaktadır. Pencere üstlerinde sahte kirişler bulunmaktadır.

Satın alınan apartman daireleri kat mülkiyeti kurulmadan satılmakta dolayısıyla kat mülkiyeti tapu senedi bulunmamaktadır. Konutun tapu kaydında ipotek, şerh v.b. kayıtlar bulunduğu halde satış yapılmaktadır.

Bu ayıpların Borçlar Kanununun ifadesi ile kusurların başında satın alınan konutun vaat edilen vasıflara uymaması gelmektedir. Yukarıda sayılanların dışında inşaat esnasında kullanılan malzemenin kalitesiz olması, evin su alması, konutta kapalı garaj olmaması gibi akla gelecek veya gelmeyecek çok çeşitli ayıp (kusur) ile karşılaşılmaktadır. Fiili (maddi) ayıpların dışında, satın alınan konutlar da hukuki ayıplarda meydana çıkmaktadır. Özellikle tüketicilerin gayrimenkul-tapu hukuku konusunda bilgisizliğinden faydalanan kötü niyetli satıcılar çeşitli hukuki ayıplı daireleri (konutları) tüketicilere satabilmektedirler. Bunların başında iskân müsaadesi (ruhsatı) olmayan konutların satılması geldiği gibi, tapu devir esnasında konutun tamamının satışının yapılması yerine belirli bir payının satış ve tapu devrinin yapılması gibi çeşitli hukuki ayıplar gelmektedir.

Örnekler çoğaltılabilir. Ancak kapsayıcı olması açısından ayıplı konutun ne anlama geldiğini Tüketici Yasasının ifadesine bakarak anlayabiliriz.

AYIPLI MAL

Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.  Yukarıda anlatıldığı şekilde ve vasıflarda olan ayıplı konut ile karşılaşan tüketici derhal durumu satıcıya iadeli taahhütlü mektup veya noter ihtarnamesi ile bildirmelidir.Herkesin anlayabileceği ve görülebileceği nitelikteki ayıplar için malın tüketiciye tesliminden sonra “ayıp ihbarının” yapılması gerekmektedir. Ancak “gizli ayıp” olarak nitelenebilecek ayıplarda (kullandıkça veya sonradan ortaya çıkan veya bir profesyonel örneğin bir inşaat mühendisi veya bir mimarın incelemesi ile bulunabilecek nitelikte ayıplar) zamanaşımı süresinin sonuna kadar dava açılabilmektedir. Ayıplı konutta zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak, satılan konutun ayıbı tüketiciden, satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı işlemez.

AYIPLI KONUT İLE KARŞILAŞAN TÜKETİCİLERİN TERCİH HAKLARI:

1) Ödediği bedeli ispat etmek kaydı ile bedel iadesini içeren sözleşmeyi fesih hakkı,

2) Ayıplı çıkan konutun iade ve teslim alınarak yerine aynı nitelikte ayıpsız bir konutun verilmesi,

3) Meydana çıkan ayıp oranından satış bedelinden indirim ve iade yapılması,

4) Meydana çıkan ayıpların ücretsiz ve herhangi bir ad altında bir bedel talep edilmeden ücretsiz tamir edilmesi,

Tüketici, bu haklardan hangisini seçeneğini yani malın mevcut durumu ve kendi ihtiyaç ve menfaatlerine göre en uygun olanını dikkatle belirlemelidir. Bu haklardan yalnızca biri kullanılabilir.

TÜKETİCİ MAHKEMELERİNİN GÖREV ALANI:

Burada hemen belirtilmelidir ki tüketici, ticari dağıtım zincirinin nihai halkasını oluşturur; ekonominin nihai hedefi olan tüketicinin, satıcı karşısında daha etkin olarak korunması gereği, tüketici hukukunun temel düşüncesini oluşturmaktadır.

Bu noktada tüketici, üretilip piyasaya sürülen ve üretim sürecinin hiçbir aşamasında bilgi sahibi olmadığı ürün veya sunulan hizmeti satın aldığı bir ilişkide doğal olarak zayıf durumdadır.
Yasa koyucunun iradesi tüketiciyi 6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDAKİ KANUN kapsamında korumak olup, üretim aşamasında bilgi sahibi olmadığı malları veya sunulan hizmetleri satın alan ve sözleşmede satıcıya karşı zayıf durumda olan tüketicinin, sonradan bu mal veya hizmetlerin ayıplı çıkması sonucu doğan zararının tazmin edilmesini sağlamaktır.

Bu açıklamalar çerçevesinde; konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar,; her halükarda tüketici hukuku hükümleri kapsamında korunması gerektiği açıktır. Eş söyleyişle, yasa koyucunun iradesinin, yüklenici tarafından inşaatı tamamlanmadan veya kat mülkiyeti oluşturulmadan satışa sunulmuş olan konutlar ve yazlıkları satın alan tüketicileri de kapsadığı kuşkusuzdur.
Böylesi bir satım sözleşmesinde tüketicinin, imalatçı olan yükleniciye karşı güçsüz durumda olduğu, bilgi edinme ve ekonomik çıkarlarının korunması haklarını kullanamadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Dolayısıyla, satışa konu edilen konutta açık veya gizli ayıpların ortaya çıkması halinde, 6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDAKİ KANUNUNUN himayesine sığınabilecektir.

Kısaca, konut alım satımına dair uyuşmazlıkların Tüketiciyi Koruma yasası kapsamında değerlendirilmesi için mutlaka yapılmış (tamamlanmış) olan konutun veya kat mülkiyeti oluşturulmuş konutun alım-satıma konu olması söz konusu olmayıp, tamamlanmamış veya hiç yapımına başlanmamış konutlarda 6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDAKİ KANUN  kapsamındadır. Bu tür uyuşmazlıklarda öncelikli olarak ikamet ettiğiniz il veya ilçede bulunan TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE başvurmanız gerekmektedir.

2017 Yılı; için İl Tüketici Hakem Heyetlerinin parasal sınırları 3.610 TL’nin altındaki meblağlardaki uyuşmazlıkları, İlçe Tüketici Hakem Heyetlerinin parasal sınırları 2.400 TL’nin altındaki meblağlardaki uyuşmazlıkları içermektedir.

 

AYIPLI KONUT İLE İLGİLİ BAZI YARGITAY KARARLARINI BİLGİ AMAÇLI EKLİYORUM.

 

AYIPLI KONUT İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

 

T.C.

YARGITAY

13. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2011/11727

KARAR NO : 2011/21133 Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ : İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi

TARİHİ : 04/03/2011

NUMARASI : 2011/275-2011/105

DAVACI : Emel Tümkaya vekili avukat Yusuf Ayık

DAVALI : 1- ……… vekili avukat ………2- ………

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı arsa sahibi Şükrü Karayalçın’ın,yüklenici Yaşar Altun ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalı arsa sahibine kalan yeri arsa sahibinden 4.12.2009 tarihli sözleşme ile satın aldığını,tapuyu da aldığını ancak taşınmazın ayıplı imal edilmesi nedeniyle oturulamayacak halde olduğunu,her yerini rutubet ve nem kapladığını,döşemelerin altından su çıktığını,dairenin yalıtımının olmadığını,bu daireyi konut kredisi ile aldığını bildirerek,kredi veren banka,yüklenici ve satıcı arsa sahibine karşı açtığı davasında,kredi sözleşmesinin iptalini,yaptığı ödemelerinin tahsilini,fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 1.000,00 TL zararı ile 1.000,00 TL kira tazminatı alacağının faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini dilemişlerdir

Mahkemece davalı banka hakkındaki davanın tefrik edilip ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiş,eldeki dava yönünden davacının davalı yüklenici ile akti ilişkisinin bulunmaması ve satıcı arsa sahibinin de ticari amaçlı olarak para kazanmak üzere satan bu işi meslek edinen kişi olmaması nedeniyle tüketici mahkemesinin görevli olmadığı,genel mahkemelerin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan 2011/11727-21133

Yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.Yine üçüncü maddenin (ı) bendinde, İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanlar olarak tanımlanmıştır.

4077 sayılı kanunun 06/03/2003 – 4822 S.K./4. md. İle değişik 4.maddesi hükmüne göre ayıplı mal tarifi ve sorumluluk;”Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.”şeklinde düzenlenmiştir.Bu ayıplı maldan sorumluluğa ilişkin olarak ise 4077 sayılı kanunun 4.maddesinin 3.bendine göre(Değişik fıkra: 21/02/2007-5582 S.K./22.mad) İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir.

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Her ne kadar davalı arsa sahibi yasadaki satıcı tanımına girmemekte ise de Somut uyuşmazlıkta,davacı arsa sahibinden satın aldığı konutun ayıplı imal edilmesi nedeniyle 4077 sayılı kanunun 4.maddesi hükmüne göre davalı yükleniciden de talepte bulunmuştur. Davacı arsa sahibinden satın aldığı konutun ayıplı imal edilmesinden dolayı seçimlik haklarını kullandığı davada arsa sahibi yanında davalı yükleniciyi de davalı gösterdiğinden davanın 4077 sayılı kanuna dayanarak açılması nedeniyle tüketici mahkemeleri görevlidir.

2011/11727-21133

4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA,bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 29.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan            Üye         Üye         Üye               Üye

A.Alkan           M.A.Esmer   M.Duman     M.K.Tunç          A.S.Erkuş

Okundu AY.

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

 

 

 
T.C.

YARGITAY

13. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2011/9285

KARAR NO : 2011/18580 Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ : İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi

TARİHİ : 04/03/2011

NUMARASI : 2010/920-2011/106

DAVACI : Emel Tümkaya vekili avukat Yusuf Ayık

DAVALI : …………. Bankası A.Ş. Vekili avukat ….

Taraflar arasındaki tazminat-Menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı bankadan ana parası 55.000,00 TL geri ödeme tutarı toplamı ise 91.514,30 TL olan kredi kullanarak Şükrü Karayalçın isimli arsa sahibinden 04.12.2009 tarihinde konut satın aldığını, 20.12.2009 tarihinde dava konusu konuta taşındığını, konutun kullanılmaya başlamasından sonra konutta ayıp ve eksikliklerin bulunduğunun belirlendiğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile ayıbın giderilmesinin istendiğini, ancak sonuç alınamadığını, dava konusu konutun imar yasasına aykırı iskanı bulunmayan ve iskan alınamayacak durumda olduğu halde bankanın hukuki ayıplı konuta kredi verdiğini, konuttaki ayıpların konutun kullanılmasını engeller hale geldiğini ve kiralık eve taşındığını, konut finansmanı sözleşmesinin 17.maddesine göre davalı bankanın ayıptan müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek ayıplı konutun tapusunun iptali ile satıcıya iadesine, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için davacının yaptığı masraflar nedeni ile şimdilik 1.000,00 TL nin, konutun kullanılmadığı süre içinde meydana gelen kira kaybı nedeni ile şimdilik 1.000,00 TL nin davalılardan avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsilini, toplam geri ödeme tutarı 91.514,30 TL kredinin iptali ile şimdiye kadar ödenmiş ve ödenecek taksit tutarlarına bankaya ödenmiş ekspertiz ücretine mahsuben 5.000,00 TL nin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiş Mahkemece, davacının davalılar Şükrü Karayalçın ve Yaşar Altun aleyhine açtığı davanın HUMK 46 maddesi uyarınca tefrikine, ayrı esasa kaydına karar verilmiştir.

2011/9285-18580

Davalı Banka; 5582 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki yasanın 10/B maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını, davacıya kullandırılan kredinin bağlı bir kredi olmadığını ve davalı bankanın müteselsil sorumluluğunun bulunmadığını, davacının ipotekli taşınmaza ilişkin davalı bankadan kredi talebinde bulunduğunu, davalı banka tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesinde konutta ayıp tespit edilmediğini, davacının haklı görünmesi halinde davalı bankanın sorumluluğunun kredi miktarı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, Davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı ile davalı banka arasında imzalanan konut finansman kredi sözleşmesi ile davacının teminat sözleşmesi adı altında kredi kullandığı, kredi karşılığında ise davacının satın aldığı dava konusu taşınmaz üzerine ipotek konulduğu anlaşılmakta olup, anılan sözleşmenin 17.maddesinde; kredi veren konut finansmanı kuruluşunun da ayıplı maldan müteselsilen teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ve kullandırdığı kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, teslimin geç veya gereği gibi yapılmaması halinde de sorumlu olacağı belirtilmiş olmakla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelenmeden davanın husumet noktasında reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMA nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz talebinin kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan Üye Üye Üye Üye

A.Alkan M.A.Esmer R.Ünal M.K.Tunç A.S.Erkuş

Okundu AÖ.

 

 

 

T.C.

YARGITAY

13. Hukuk Dairesi

E:2003/17177

K:2004/7311

T:13.05.2004

818 s. Yasa m. 198

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı belediyenin 702 adet konutinşaat projesi uygulaması başlattığını, davalının taahhüdüne iyiniyetle inanarak Güneykent Toplu Konutlarına üye olarak satış bedelini ödediğini, dairenin eksik ve kusurlu olarak 27.11.1998 tarihinde teslim edildiğini, bazı taşınmaz sahiplerinin aynı niteliklere sahip dairelerde yaptırdıkları tesbitle eksik ve kusurlu işlerin kısmi olarak belirlendiğini, dairelerin sözleşmeye uygun teslim edilmediğini ileri sürerek, bağımsız bölüm ve ortak kullanım alanlarındaki eksik ve kusurlu imalatlardan dolayı 1.950.000.000 TL.nin 10.1.1996 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında da davasını ıslah ederek, talep miktarını 287.000.000 TL arttırarak, 2.237.000.000 TL.nin en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, eksik ve kusurlu imalattan dolayı 2.237.000.000 TL tazminatın 1.950.000.000 TL için dava tarihinden itibaren 287.000.000 TL içinde 7.7.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Dava, davacı tarafından satın alınan dairede mevcut ayıp ve eksikler nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Davacının, davalıdan bir daire satın aldığı ve dairenin 27.11.1998 tarihinde davacıya teslim edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Satıcı, alıcıya karsı satılanın ayıbından doğan noksanları gidermekle yükümlüdür. Ne var ki, alıcı satılanı teslim aldıktan sonra gelenek ve göreneğe göre imkan hasıl olur olmaz, gözden geçirmek ve satıcının garantisi altında olan bir ayıp varsa, bunu derhal ihbarla yükümlüdür. Eğer alıcı bunu savsarsa satılanı kabul etmiş sayılır. Olağan ( adi ) bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak ayıplar sonradan çıkarsa, yine hemen bildirilmelidir. Yoksa satılanı bu ayıplarla kabul etmiş sayılır. BK.nun 198. maddesinde de öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.

Davacı, 27.11.1998 tarihinde daireyi satın aldığını açıklamış, eksik ve kusurlu imalatlardan dolayı uğradığı zararın tazminini de 21.4.2003 tarihinde açtığı bu dava ile istemiştir. Az yukarıda açıklanan yasal süreye uyarak davacının davadan önce ayıpları ihbar edip etmediği yönlerinde mahkemece yeterince durulmamıştır.

Davacı, ihbar borcunu yerine getirmemişse, teslim edilen daireyi gözle görülebilen acık ayıpları ile kabul etmiş sayılır. O halde öncelikle, BK. 198. md. Doğrultusunda ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı yönünde tarafların delil ve karşı delilleri öncelikle sorulmalıdır. Toplanan delillere göre de yeniden uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile inceleme yaptırılıp, davacının bu davada talep ettiği ayıplı ve eksik işlerin hangilerinin açık ayıp, hangilerinin gizli ayıp niteliğinde olduğu ayrı ayrı tespit edilerek, sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar tesbit edilirse, bunların saptanacak bedeline hükmetmek, bundan ayrı olarak açık ayıplar nedeniyle süresinde ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin anlaşılması durumunda ise bunlar hakkındaki davanın reddine karar verilmelidir.

Mahkemece, açıklanan yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.

YARGITAY

13. Hukuk Dairesi

 

E:2004/6256

K:2004/13662

T:05.10.2004

 

4077 s. Yasa m. 1,2,3,23

 

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalıdan 13.11.1995 tarihinde bir daire satın aldığını duvar ve tavanda oluşan su sızıntısı ve mevcut rutubet nedeniyle dairenin duvarları böceklenip boyalarının ve parkelerinin kabardığını eşyaların zarar gördüğünü ileri sürerek şimdilik 2.500.000.000.-TL maddi, 2.500.000.000.-TL da manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dairede ayıp bulunmadığını, tespit raporunu kabul etmediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, dairenin gizli ayıplı olduğu kabul edilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 2.000.000.000.-TL maddi tazminatın tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1- 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere itirazlanan yazılım, ses görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Hizmet; bİr ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satım, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalılar ile davacı arasında konut satımı hususunda sözleşme yapıldığı ve taraflar arasında 4077 Sayılı Yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır.

4077 Sayılı Yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketicinin korunması hakkındaki kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevli ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.

2- Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Birinci bentte gösterilen nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 05.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Benzer Haberler

KART Çalıntı kredi kartları, internette satılıyormuş. Olmaya oldu, ihaleye çıkarsalardı!…...

Yorum 
0

Nejat TAŞKENT Kilis Vakfı Erkek Öğrenci Yurdu 20. yılını doldururken yüzlerce öğrenci bu...

Yorum 
0

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri: “Hocamız Alâeddin...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KART Çalıntı kredi kartları, internette satılıyormuş. Olmaya oldu, ihaleye...

Kilis Vakfı’nda 2017 Ders Yılına Ki...

Nejat TAŞKENT Kilis Vakfı Erkek Öğrenci Yurdu 20. yılını doldururken yüzlerce...

“Hocamız Alâeddin YavaşcaR...

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Teröristlerle 101 Gün Hayatın Cehen...

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   İstanbul Platformu 11 yıldır her ayın...

CANIM TİLHABEŞ

Elbeyli çatında hududa yakın Aklımı başımdan aldı Tilhabeş Ovanın ortası...

Muhtarlar Günü kutlandı

Kilis’te, Muhtarlar Günü düzenlenen törenle kutlandı. Kilis Muhtarlar...

93 bin nüfuslu ilde Enerjisa’da bir...

Kilis’te Enerjisa’de personel yetersizliğinden dolayı vatandaşlar saatlerce...

Urup fiyatları yükseldi

Kilis’te urup fiyatları 255 TL’ye yükselmesi nedeniyle düğünlerde takı...

Muhtarlardan Vali Tekinarslan’a ziy...

Kilis Valisi Dr. Mehmet Tekinarslan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla muhtarları...

Belediye 2018-2019 yılı çalıştayını...

Kilis Belediyesi değerlendirme ve 2019 yılı çalıştayı toplantısı Antalya’da...

Tezgâhları süsleyen balık çeşitleri...

Kilis’te balık pazarındaki tezgâhları süsleyen onlarca çeşit balık müşteri...

MHP’de birlik ve beraberlik toplant...

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilis Kadın Kolları Yönetim Kurulu, istişare...

Koordinasyon Kurulu toplantısı yapı...

Kilis’te 2017 yılı İl Koordinasyon Kurulu 4. Dönem Toplantısı Vali Dr....

Organ bağışına ilgi azaldı

Kilis İl Sağlık Müdürü Dr. Turgay Happani, Kilis’te organ bağışına...

İşsizlik hurda toplamaya yöneltti...

Kilis’te son zamanlarda çöp kutularından kâğıt, plastik, demir ve...

Gebe okulu ve anne uyum odası açıld...

Kilis Devlet Hastanesinde Gebe Okulu ve Anne Uyum Odası hizmete girdi. Gebe Okulu;...

Motosiklet yayalara çarptı: 4 yaral...

Kilis’te yolun karşısına geçmeye çalışırken motosikletin çarptığı...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ARTIŞ Kâğıt fiyatları artıyormuş. Tabi artar… Para basmaya kâğıt...