Babam Ahmet

22 Tem 2020 Çar 9:43
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Adviye ERTEKİN YÜKSEL
Ahmet sabah uyanmış;
- Anne dolma yemek istiyorum kalk, diye seslenmiş.
Ahmet henüz 4 yaşında. Annesi ikinci doğumunu yapalı 25 gün kadar olmuş. Yani lohusa. Fakat doğan çocuk henüz 10 günlük iken ölmüş.
Bu duruma üzülen anne de lohusa humması denen bir hastalıkla yataktan kalkamayacak kadar halsiz yatıyordu.
Yanlarında çalışan Şeko kadın, ağlayarak annesini uyandırmaya çalışan Ahmet’in yanına gelerek onu alır. Mutfakta yemek yedirir.
Hanımını da uyandırarak yemek yemesi için yanına gider.
Seslenir, bir-iki dürtükleyerek uyandırmak ister. Fakat uyanmadığı gibi seste vermez.
Şeko kadın bir iki daha dürtünce, onun öldüğünü anlar.
Hemen en yakın komşuları ve yakında oturan akrabalarını çağırır.
Ahmet’i karşı kuyu komşuları olan Ayşe hanımlara götürür. Ahmet’in babası 2 gün önce Afrin suyunun yakınındaki tarlalarının bulunduğu Velesek köyüne gitmiştir.
Haber etmek için at koşturur Şeko’nun kocası Habip.
Küçük Ahmet hiç bir şeyin farkında değildir.
Aylar geçer Ahmet annesiz babasının ve teyzelerinin bakımı ile yaşama tutunmaktadır.
Okul çağı gelmiştir. Babası evde birinin olması gerektiğini düşünmektedir Ahmet evde yalnız kalmakta Şeko ile kocası da zaman zaman yazı yaban işlerine koşturduğu için.
Baba çocuğu olan bir kadınla evlenirsem ben onun çocuğuna bakarım. O da benim Ahmet’ime bakar diye düşünür.
Zaman içerisinde Fatma adında 3 çocuklu bir kadın ile evlenir.
Kadın ilk sıralar ayrım yapmaz bir tavır davranışları sergiler.
Zaman geçer Ahmet okula başlamıştır. Fakat okula gidişleri hep aksamaktadır. Baba köye sık sık gitmeye ortadaki tarla, bağ, zeytinlik işleri için eve gelememektedir.
Bu zaman içinde ise Ahmet’in sırtına çocuğunu bağlayarak onu avutup gezdirmesi için okula göndermez Fatma kadın.
Artık okuma yazma ve matematik te çok iyi olduğunu söyler öğretmeni. Ortaokula gönderin, der.
Yine Baba harman için köye gitmiştir.
O gün evde içli köfte yapılacaktır.
Şeko kadın eti taşta tokmak ile iyice döver. Kıyma da kavrulur.
Öğle yemeği için etli köfte fazla yapılır. Sıkım yapılır, üzerine kıyma konur ve ayranla yemeye başlar herkes.
O sırada sırtında kardeşini gezdirip yorulan Ahmet de gelir. “Bana köfte verin” der. Kadın bir sıkım köfte verir. “Ben doymadım bir tane daha ver!” deyince, et tokmağını fırlatarak, “Ahmet’e zıkkım ye” der.
Su küpü konulan tazar denen taş rafa dayalı duran Ahmet elini arkaya uzatarak tokmağı alıp fırlatır.
Fakat tokmak sapı diye orada duran bıçak sapını tutup fırlatınca Fatma’nın alnına bıçak saplanır. Kanı gören Ahmet sırtındaki çocuğu bırakır ve evden çıkar.
Babası köye giderken her zaman Ahmet’e biraz para verir lazım olur diye.
O paraları hep biriktiren Ahmet, Küçük Çarşı’da Kürtler Camisi’nin yanında bakkallık yapan adamın yanın da biriktirirmiş.
Hemen paraları yanına alan Ahmet… Otobüslerin kalktığı yere gelir. İlk kalkan otobüse biner. Otobüsün nereye gittiğini bilmeden bindiği otobüs vara vara İskenderun’a ulaşır.
Otobüs deniz kenarına yakın bir yerde durur, son duraktır burası.
Ahmet iner yürür ve ilk defa gördüğü denize bakar.
Gider yakın bir yere oturur ve kumların içinde bulduğu küçüklü büyüklü taşları denize atar.
Artık akşam olmuş. Sahilde bulunan insanlar yavaş yavaş orayı terk ederler.
Ahmet ayağa kalkar ve bakınır. Şimdi ne yapacak? Nereye gidecekti?
Acıkmıştı. Tam o düşünceler içinde tekrar kumlara oturarak başını kaşımaya başlar.
Epey zamandır doğru düzgün banyo yapamadığı için kafasında oluşan çıban gibi küçük küçük yaralar hep kaşınıyordu.
- Evin yok mu senin? Bak akşam oldu annen baban bekler seni oğlum.
Ahmet irkilerek konuşan kim diye döndüğünde. Kapkara, uzundan daha uzun iri yarı Habeşi bir adamla karşılaşır.
- Benim evim burada yok, der ve ağlayarak durumu anlatır. Adam; “Bak oğlum sen benimle gel, benim ezanı okuma vaktim geçiyor. Ben Hamidiye Camiinin imamıyım.”
Ahmet çaresiz adamla birlikte yola koyulur. Adam ezanı okur, namazdan sonra da Ahmed’in elinden tutarak evine giderler.
Büyük bir kapıdan büyük bir bahçeye girerler. Adam; “Hatice, kızlar gelin bakayım buraya!” diye seslenir.
Kızlar ve anneleri gelince; “Bak Hatice 7 doğurdun oğlum olacak diye. Olmadı. Fakat bu gün Allah bana bu oğlanı gönderdi. Aha size bembeyaz bir oğlan… Adı Ahmet. Kızlar Ahmet size emanet. Ona karşı odayı hazırlayın. Okul işini de okul açılınca düşünürüz.”
Ahmet o günden sonra bir ana bir baba ve 7 kız kardeş sahibi olur.
Aylar yıllar geçer. Kışın okul yazın Monok usta isimli bir ustanın yanında tesisat işleri ile uğraşır.
Artık Hatice annesi, Bostan babası… Ve 7’de kendinden büyük ve küçük kız kardeşleri vardır.
Ahmet askerlik çağına gelmiştir. Sülüsünü almak için Kilis’in yolunu tutar. Kilis’e gelince ilk duyduğu şey babasının yıllarca onu aradığını, bulamayınca çok hasta olduğunu söylerler.
Ahmet eve girince babası sevinç gözyaşlarını tutamaz.
O gece sevinç içinde olanı biteni anlatırlar baba oğul.
Ahmet Çanakkale’de 4 yıl askerlik yapar. Askerlik bitince babasını alarak ona babalık yapan Bostan babası ile tanış eder, kız kardeşlerini tanış eder.
Zaman içerisinde İskenderun’da Arapça ve Fransızca meramını anlatacak kadar da Ermenice öğrenir.
Artık her iki babası da, “Evlenme zamanın geldi” derler.
Fakat Ahmet iyi bir işim olmadan çök evlenmeyeceğim, der.
Ahmet’in gerçek babası ölür. Ahmet o ara Devlet Su İşlerinin Adıyaman’da şehir suyu şebeke çalışmalarını duyar ve oraya giderek işe girer.
Artık evlenme zamanı geldi diyerek, gerçek babası değil, fakat Bostan babası ile Hatice annesi ve kız kardeşleri ile düğün yapılır. Yıllar yılı Türkiye’nin şehir su şebekelerinin emektarı olur. Hatta Kilis’in de su şebekesinin yapımında o vardır Daha sonraları Safranbolu, Kütahya, Mardin, Diyarbakır gibi birçok yerde emeği olur.
Mardin halkı ona (Ebül may) Suyun Babası adını koyar.
Yıllarca yurdun birçok yerini dolaşır. En son Antakya’ya tayini çıkar.
Bir sergi zamanı Kilis’te kendisine Teyzesinin oğlu Mehmet Yapıcı;
- Yeter dolaştığın, gel seni belediyeye alalım. İstifa et Devlet Su işlerinden der. Eşinin de isteğini kırmayarak Kilis belediyesine Su Şube Amiri olarak görev alır.
Kilis’te yıllarca çalışır 6 çocuğu ile mutlu bir aile babası olarak yaşar.
O artık Kilis’in Sucu Ahmet’i olmuştur.
Nur içinde yatsın yüreği güzel, cömert asil babam.

 

Benzer Haberler

SAHİP Enflasyon sahipsiz kalmış. Cami önüne bıraksınlar!… *** DELİK DE Mİ?   Dar...

Yorum 
0

Tülay SARICABAĞLI ŞİMŞEK   Benim sülalem, Kilis’in Seve köyü, Tilhabeş (Yavuzlu)...

Yorum 
0

Hayattan Kesitler-XIV   Yurtta Rahat Etmiştim   Memik KÖMEKÇİ   Gaziantep-Mardin arası...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

SAHİP Enflasyon sahipsiz kalmış. Cami önüne bıraksınlar!… *** DELİK...

Anıların İçinden-4

Tülay SARICABAĞLI ŞİMŞEK   Benim sülalem, Kilis’in Seve köyü,...

Yurtta Rahat Etmiştim

Hayattan Kesitler-XIV   Yurtta Rahat Etmiştim   Memik KÖMEKÇİ   Gaziantep-Mardin...

“Elbeyli’de Düğün Var Seyran Onun S...

Bir TSM Konseri   Uğur ELHAN   Günlerdir bir telaş vardı koromuzda,...

Var Bi Hayali!

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)Genel...

PORTAKALLAR ve KARLAR

Öyle güzel bir düş gördüm ki bu gece Görebilseydiniz siz de gözlerimde...

AZEZ VATAN HASTANESİ İÇİN EVSEL VE ...

KİLİS İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ Azez Vatan Hastanesi için Evsel ve Tıbbi...

112’de birleşen ilk çağrıya Vali So...

Kilis Valisi Recep Soytürk, Vali Yardımcısı Sertaç Kırçuval ve İl Jandarma...

Kilis’te 1900 kişiye Kovid-19 aşısı...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele...

Memiler, Palandöken ile Kilis esnaf...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şevket Memiler,...

“En kaliteli zeytinyağı Kilis...

Türkiye’de yağ verimi çok yüksek olan zeytinin “Kilis yağlık”...

Kilis’te bal ormanı haziran ayında ...

Kilis Orman İşletme Müdürlüğü, hayata geçirilecek olan bal ormanı alanlarına...

Muhtarlara ÇKS işlemleri hakkında b...

Kilis Ziraat Odası Genel Sekreteri Mehmet Ümit Deli, muhtarları ziyaret ederek...

Başkan Ramazan İl Özel İdaresini zi...

Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ramazan...

Çeyizlik eşyalar çalındı [ASAYİŞ HA...

Kilis’te bir eve giren hırsızlar çeyizlik eşyaları çalarak kayıplara...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DARALMA Sucuk ve salamın içeriği daralacakmış. Eşek nesli azalıyor, acaba...

Bir Hekimin Ölümü; Balıkesirli Dr. ...

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi tamı tamına...