Dolar 8,1546
Euro 9,8169
Altın 466,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Beratla Şereflenebilmek

Beratla Şereflenebilmek
REKLAM ALANI
A+
A-
28.03.2021
7
ABONE OL

Uğur KEPEKÇİ

 

Bildiğiniz gibi Şaban ayının ve üç ayların tam ortası olan Şaban ayının 15. Gecesi Berat Gecesidir.

Berat Gecesi’ni idrak eden herkes, Yüce Allah’ın(cc); “Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Zümer, 39/53) müjdesinin farkına varmalıdırlar.

Berat gecesi ile alakalı şu hadis-i şerifi paylaşalım öncelikle:

“Bu gece Şaban’ın on beşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede BenüKelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem ‘den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, Müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asi olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.” (Buhârî, et-Tergîbve’t-Terhib, II, 118).

Yukarıdaki hadisi şerifte beyan edildiği üzere, mademki; “Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir hastalığa müptela olup şifa isteyen, afiyet vereyim. Yok mu daha başka isteği olan. Yerine getireyim” gibi çok açık bir müjde içeren haberi duyup ta bu geceyi gaflet ve delaletle geçirmek kadar abes bir iş olmasa gerektir. Madem insanoğlu menfaatine düşkündür. Bundan daha büyük menfaat olur mu? O zaman akıl sahipleri bu gecenin kıymetini bilmeli ve ona göre davranmalıdırlar.

Bu hadis-i şerife baktığımız zaman Berat gecesinde büyük kurtuluş olduğunu görüyoruz. Ama aynı hadis içerisinde tehdit ve zorluk da olduğunu unutmamak lazımdır.

Evet, bu gece büyük bir berat var, büyük bir kurtuluş var. Ancak bu affın ve beratın kapsamı dışında kalacaklar da var. Verilmek istenen mesaj, bütün olarak ele alınmazsa verilen mesajın bir manası kalmaz.

Sorun şurada: Herkes kendini müjdenin muhatabı görüyor, tehdidi üstüne alan yok. Hani derler ya “suç altından gömlek olmuş, üstüne giyen olmamış” mantık aynı mantık! Sevap bana, günah sana!

Evet, Allah böyle gün ve geceleri Muhammed ümmetine fırsat olarak vermiş ama bazı şartlar da istemiş. “Ey kulum değişeceksin, değişmeden değişim istemek hakkın değildir.”

Bu gece geri dönmemek üzere Tevbe edeceksin, pişmanlık duyup Allah’ın huzurunda acizliğini ilan edeceksin. Azameti karşısında boyun büküp secdeye kapanıp ah edip gözyaşı dökeceksin. Berat kapsamı dışında kalan bütün suçlarından da döneceksin yoksa da avcunu yalarsın…

Bu tespitleri Allah dostlarının gönül sohbetlerinden, fikir zenginliklerinden istifade edebildiğimiz oranda aktarıyoruz.

Zaten kaynak da meydanda işte ikinci hadis-i şerif:

“Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece güneş doğuncaya kadar dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve şafak sökene kadar: Tövbe eden yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Hastalığına şifa isteyen yok mu, şifa vereyim. Daha ne gibi istekleri varsa istesinler, vereyim” buyurur. (İbnMâce, İkametüs-Selah l9l, H.No: l388 I/444)

İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibadet ve tâatla geçirmek ve namaz kılmak sevaptır. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah’a şöyle dua etmiştir: “Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen seni sena ettiğin gibi yücesin. ” (et-Tergib, II, 119, 120).

Önce samimi bir Tevbe!

Sonra sizi berat kapsamı dışında tutan alışkanlıklarınıza veda!

Sonra yöneliş ve yakarış… Ancak öyle berat alınır.

Allah razı olsun! Biz bu değerli bilgileri mana mimarımız, gönül sultanımız, Prof. Dr. Haydar Baş hocamızdan öğrendik. Allah bizleri gerçekten hayırlı beratını alabilecek kullarından eylesin.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.