Dolar 9,3097
Euro 10,8467
Altın 530,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 25°C
Az Bulutlu
Kilis
25°C
Az Bulutlu
Per 26°C
Cum 26°C
Cts 26°C
Paz 27°C

Bir Çocuk

Bir Çocuk
A+
A-
11.02.2018
76
ABONE OL

Nejat TAŞKIN

– Ağlama, dedim. Gözyaşların boşuna akmamalı.

Daha çok ağladı. Ağladıkça gözyaşları boşalıyordu sanki.

Yedi yaşındaki bir çocuktu bu! Henüz ilkokulun birinci sınıfına başlayalı yedi gün olmuştu. Yalnız “A” harfini öğrenmiş, sınıfın yolunu tanımış, numaran kaç soruma “Numara yapmıyorum amca. Ağlayacağım” diye cevap vermişti.
Biraz uzaklarda annesi çocuğuna sesleniyordu.
– Okula geç kalacaksın, ağlamayı bırak okula git!
– Gitmeyeceğim işte istemiyorum gitmeyi!
Anne:
– Hamal olursun, serseri olursun, diye uzaktan ağlayan çocuğu okula sevk için uğraşıyor, fakat çocuk buna rağmen daha çok ağlıyordu.
Bu manzarayı birkaç dakika seyrettim. Çocuğun yanına biraz daha yaklaştım.
– Gel, dedim. Seni ben okula götüreyim.
Göz pınarlarından, yanaklarına kayan yaşları sildi. Bana doğru başını kaldırıp elini uzattı. Onunla okula doğru yol almaya başladık.
Neden okula gitmemek için annene karşı direniyorsun. Hâlbuki okul dedim, daha fazla devam etmeme imkân vermeden sözümü kesti:
– Okulu seviyorum amca. Fakat annem ablama 35 kuruşluk okul harçlığı verirken bana 10 kuruş veriyor. 10 kuruşu kimse almıyor. Sonra geri eve getiriyorum.

İşte, çocuğun ağıtı annesinin 10 kuruşuna bağlanmıştı. Hâlâ küçük görülmesine üzülüyordu. Ahbaplığımızı yol boyunca daha sıklaştırdık. O bazen kendiliğinden anlatmaya devam ediyordu:
– Okula başladık, hâlâ on kuruş diyordu.
Bu karşıma çıkan olay çocukların hayatına karşı eğilmeyi icap ettiren bir konu olduğu için bu sorunları aktardım. Cemiyetin ham maddesi olan çocuk önce anne ve babası, sonra okulu ve daha sonra yaşamını devam ettirdiği hayat nizamı içinde işlenmeye ve şekillendirmeye başlar. İşte biz ağlayan çocuğumuza her yaşta bir ham cevher işlercesine tav vermeli ve tav derecesini kaçırmamalıyız.
Ağlayan çocuğu okuluna bırakıp,“Al şu yirmibeşliği, senin de paran ablan gibi otuz beş olsun” deyince çocuğun parıldayan gözleri ve paraya uzanan eli beni ikaz ediyordu
– Amca, verdiğin parayı babama uğra da al. Borçlu kalmayalım.
Yarını emanet edeceğimiz çocuk zekâsı önünde daima eğilmek mecburiyetindeyiz. (8 Ekim 1966)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.