Dolar 8,4754
Euro 10,0604
Altın 493,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 41°C
Sıcak
Kilis
41°C
Sıcak
Per 41°C
Cum 39°C
Cts 38°C
Paz 36°C

Bir Hekim Daha Hakk’a Yürüdü

Bir Hekim Daha Hakk’a Yürüdü
REKLAM ALANI
A+
A-
14.07.2020
144
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Dr. Alaeddin Demircan benim dayımdı. Bir haftadır komada yoğun bakımdaydı. Vefat etti. Kilis’te bir trafik kazasında (2003) hayatını kaybeden Annemin ortanca kardeşiydi.  En küçükleri Semahat Teyzem ise hala İstanbul Merter’de bakıma muhtaç hasta olarak hayatını devam ettiriyor. Kızı Nalan ihtimam göstererek annesine bakıyor.

Demircan Ailesi’nin hikayesi şöyle;

Osmanlı Cihan devleti çözülme sürecine girmişti.  Emperyalist devletler bu süreci hızlandırmak için yoğun çaba gösteriyorlardı. Kilis’i önce İngilizler, sonra Fransızlar işgal ediyor. İnsan hakları ve devletler hukuku ihlal ediliyor, açlık, sefalet, hastalık yayılıyor ama hiç bir devletin bu katliamlar ve kötü şartlar umurunda bile değildi. Ama hayat devam ediyordu ve Türk halkı onlarca savaşlardan yorulmasına rağmen, elindeki mevcut toprakları muhafaza etmek için cansiperane çalışıyor ve çarpışıyordu. Güneş her gün doğuyor ve batıyordu. Mevsimler birbirini takip ederek art arda geliyordu. Askerlik vakti gelenler göreve gidiyor, evlenme yaşına gelenler ise düğün evine giriyordu. Hamile hanımlar doğuruyor, vakti gelen ahirete göç ediyordu.

dr. demircan

 

ZEYTOGİL AİLESİ

İşte böyle bir zaman diliminde Kilis Tekye Camiinin küçük kapısındaki sokağın sağında bir tek ev vardı ve bu üç kardeş burada büyümüştü. Benim de yetiştiğim Zeytogillerin oğlu Ethem Demircan’ın eviydi burası.  Ethem Dedemin babası hakimdi, sonra Kilis’te avukatlık yapmış. Üç kardeşlermiş dedemler. Bir tanesi askeri pilot imiş. Çorlu’daki kazada hayatını kaybetmiş. Diğeri Mehmet Demircan ise hakimdi. Türkiye’nin muhtelif yerlerinde görev yapan Mehmet Amca’ma yetiştim. İstanbul Kadırga’daki evlerinde çok güzel hatıralarım oldu. Sonra Sultanahmet Klodfarer Caddesi’ne taşındılar. Son evleri ise Merter’deydi. Burada da vefat etti.

Ethem Dedem Kilis’ten hiç ayrılmadı. O günün şartlarında eğitimliydi ve askerliğini yedek subay olarak yapmıştı. Resimlerini görmüştüm. Gözü memurlukta olmadığı için çiftçilik ile birlikte şoförlüğü birlikte yürüttü. Kilis’e ilk MAN marka kamyonu kendisi getirdi. Sürücülüğü çok seviyordu. Kilis Şoförler Derneği başkanlığı yaptı yıllarca. Ama bağını bahçesini de hiç ihmal etmedi. Kilis Belediyesi Encümeninde ve esnaf kuruluşlarında görev yaptı. Kilis Çekmeceli Camii İmamı Hacı Ali Güvenir’in tek kızı Vakıfa Hanımla evlendi. Üç çocukları oldu. İki kızı da okula gitti. Annemin anlattığına göre; o yıllarda kızların mekteplerde okumasına pek sıcak bakılmazmış. Buna rağmen annem ortamektep ikiye kadar başarılı bir öğrenci olmuş. Peşinden gelen ortanca kardeşi Alaeddin ise “Ben kızlarla okula gitmem. Ya ben ya onlar okur” deyince Rahmetli Dedem, anneannemin baskısıyla, annemin çok ağlamasına, sızlanmasına, yalvarmasına rağmen kızları okuldan almış, Dayım Alaeddin Demircan önce Kilis Ortaokulu’nu, Sonra Kabataş Erkek Lisesini, ardından İstanbul Tıp Fakültesini bitirmiş, uzmanlığını Ankara’da tamamlayarak Üroloğ Operatör, Bevliye mütehassısı  olarak göreve başlamış. Daha 1940’li yılların sonunda pratisyen hekim olarak bile Kilis’te hizmet verdiğini hatırlıyorum. Şehitler Abidesi’nin yanındaki Şoförler Derneği’nin (daha sonra Ticaret Odası olarak hizmet verdi) bir odasında geçici hekimlik yaptığı  günleri yaşadım. Çünkü bana da kuvvet iğnesi vuruyordu burada. “Çok acıdı” diye şikayet bile etmiştim. O yıllar çok zayıf ve iştahsızdım. Bir ay süreyle kuvvet kazanmam ve iştahımın açılması için Dayım iğneler vurdu, ilaçlar içirdi. Henüz okula bile gitmiyordum. Bana emeği ta o günlerde başladığını yıllar sonra fark ettim. Bütün hemşerilerine karşı da öyle ihtimam gösterirdi.

cenaze demircan

DR. ALAEDDİN DEMİRCAN

Silivri’den Gülsevin Yengemle hayatını birleştirdi. Tören İstanbul’da oldu. Beyazıt Beyazsaray’daki düğün bana filmlerdeki krallarınki gibi gelmişti. Gaziantep’in ilk bevliye uzmanı olarak o günkü ilimize yerleşti. Bölge halkı akın akın dayıma gidiyordu. Meğer daha önce hastalar hep İstanbul ve Ankara’ya taşınıyormuş. Muayene ve ameliyat olmak için dedemi araya sokup “aha şuram balkor, aha buram sancor ki ne sancor” diyenleri şimdi düşününce nereden nereye geldiğimizi fark ediyorum. Ki doktor açısından 1970’li yıllara kadar Kilis ülke geneline oranla çok zengin bir kentimizdi. Bizim kuşağın yetiştiği Mesmüne ailesinden Doktor Abdülkadir Atik ve Göz Hekimi Dündar Atik, Dr. Refik Serengil, Dr. Muhittin sağlık, Dr. Mahire Arısoy, Genel Cerrah Dr. Necmettin Canbolat, Dr. Muhittin Mısırlı, Dr. Emin Bilgen,  Nürolog Dr. Mahmut Kiremitçi, Dahiliye Mütehassısı Dr. Sezer Münipoğlu,  Dr. Hikmet Serim, Hasan Kamil Altınbaş, Türkan Eşref ve Hicri Eşref vs. Hakka yürüyenlere rahmet , hayattakilere sağlık ve mutluluk dilerim. Devlet Hastanesi de önce Şehit Sakıp Okulunun sokağındaydı, sonra Karataş’a, bir dönem de Öğretmen Okulu’nun oraya taşındı.

Hekimlik her zaman, her ülkede itibarlı bir meslektir. Hem hayat kurtarır ve hem de maddi-manevi çok kazanır.

Dr. Alaeddin Demircan her 15 günde bir Kilis’e gelir, ailesini ziyaret eder, validesinin mükellef sofrasına konuk olur, mahallenin çocuklarını sevindirirdi. Ben dayımın her hafta veya daha sık Kilis’e gelmesini isterdim. Çünkü bize demir değil, kağıt para verirdi cep harçlığı olarak. Tahtadan deri çantaya yükselmiştim okulda bu yüzden. Çantamın sırt kayışları bile deridendi. Ailemiz ve Kilis; hastalığı tespit ve yenme açısından Gaziantep’te bir şans yakalamıştı. Dayım kendi uzmanlığında olmazsa diğer hekim arkadaşlarından yardım isterdi. Rahmetli Babaannemi Amerikan Hastanesinde tedavisindeki alakasından ötürü yapılan dualar hala aklımda “Ömrüne bereket, iki cihanda aziz olasın, ellerin dert görmesin, Rabbim birini bin etsin”.

cenaze2

KANSER HASTANESİ TAMAMLANDI DEVLETE BAĞIŞLANDI

Dayım siyaseti hiç sevmedi. 27 Mayıs Darbesinden itibaren her parti teklif getirdi, hiç birine sıcak bakmadı. En son Vehbi Dinçerler çok ısrarcı olmuştu, bu yakın dostunu bile nazik bir şekilde geri çevirdi. Gaziantep Devlet Hastanesi Başhekimi ve Tabip Odası Başkanı oldu. Milliyetçi ve hayırseverdi.  Yazarlık gibi hekimliğin de emekliliği olmuyor. Dayım hep çalıştı. Sivil toplum Kuruluşlarında da görev aldı. Gaziantep’te Kanser Hastanesi kurulması için yoğun çaba sarf etti. Önce kendisi bağış yaptı, sonra ailesi, damadı, akrabaları, yakınları, hemşerileri. tek tek dolaştı bu hayır hizmeti için. Birlikte Ankara’da Türkiye Atom enerji Kurumu’na bile gittik. Sivil birinin bürokrasiyi yenmesi ne kadar zormuş beraber yaşadık. Hem de yapımı, donanımı  ve görselliği tamamlanarak devlete bağışlanan bir hastane için. Sonunda başardı. Ortadoğu’nun en önemli bir hastanesi şimdi ve Gaziantep’te halen hizmette.

Annem Kilis’te trafik kazası geçirdiğinde Gaziantep’te yoğun bakımda günlerce kaldı. Hep başındaydı ablasının. İyileşemeyeceğini görüyordu, dedi ki “Allah çektirmesin, uyanırsa ıstırabı çok olacak, Rabbim herkes güzel ölümler nasip etsin” dedi. Gerçekten bir hafta sonra da annem vefat etti, Kilis’te defnettik. Kilisli tıp eğitimi gören gençlere hep referans oldu. Gaziantep’te özel bir klinik kurarak elden ayaktan kesilene kadar hekimlik yaptı, faydalı oldu.

ÖRNEK BİR YARDIMSEVERDİ

Meslektaşı Ruh ve Sinir Hastalıkları Mütehassısı Dr. Yaşar Bahadır Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Gaziantep Şubesi Başkanı idi. Beni tanıştırdı, Kilis’te bir şube açtık (1964). Türkocağı da aynı yıllara rastlar. Ben de yönetimine girdim. Sanırım evliliğinin altın yılını Kardeşim Atila Çiftçigüzeli’nin daveti ile Fenerbahçe Sosyal Tesislerinde kutlamıştık. Büyük aile bir araya gelmiştik. Hasta, akraba ve hemşerileri hiç ihmal etmezdi. Örnek bir yardımsever ve hayırseverdi. Eşim ressam, müzehhibe ve minyatür ustası Serhan Çiftçigüzeli’nin Gaziantep’teki sergisini vali, büyükşehir belediye başkanı ve Kilis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Güvenç ile birlikte açmıştı. Sanata ilgisi büyüktü. Evinde tablolar vardı.

Dr. Alaattin Demircan, 7 Temmuz 2020 Salı günü Gaziantep’te vefat etti. Haberi hakka yürüyüşünün akabindeki bir saat içinde aldım. Kızım Furkan Girne’de haber verdi. Aynı gün Amerika’da bulunan torun ve akrabalarımız da sosyal medyadan haberdar olmuştu. Sosyal medya böyle güçlü bir iletişim aracı. Koronavirüs dolayısıyla 8 Temmuz Çarşamba günü Bahaeddin Nakipoğlu Camii’ndeki cenazesine sadece ailesi katılabildi. Normal bir zaman diliminde olsaydı, cemaat avludan dışarı taşardı. Mekânı cennet olsun.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.