Bir Orta Avrupa Seyahati

11 Haz 2018 Pts 10:18
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

İstanbul Atatürk Havaalanı’na giderken konumuz kitap idi. Artık hanımlar da evlerinde kitap falan istemiyor. Her taraf kitap. Ev kitaptan yıkılacak çünkü!. Sonra çok toz topluyor. Temizliği zaman alıyor. Kitapları okullara, okuyanlara dağıtmak gerek. Şair Yavuz Bülent Bakiler’e göre kitaba nem ve fareden sonra ev hanımları da düşmanlık etmeye başladı. Eve giren her kitap artık tepki görüyor “Evde kitaptan geçilmiyor” diyerek. Dahası var bu yaklaşıma göre yazı çizi ile uğraşan aydınların; okuyucusu ve izleyicisi kadar eviyle alakadar olmuyor. Üstelik çoğu da aksakal sınırının içinde. Yavuz Bülent Bakiler’in oğlu bu görüşe arka çıkanlardan.

Sabah serinliğinde Yavuz Bülent Bakiler ile Göztepe Tütüncü Mehmet Efendi’de buluştuk. Oğlu ikimizi arabasına aldı ve Acıbadem’den denizin altına girdi, Yenikapı’dan çıktı, 28 dakikada falan Yeşilköy’e Atatürk Hava Limanına ulaştırdı. “Trafik yoğunluğu olacak” diye erken davrandık, tam tersi her şey yolunda gitti.  İnsanı ve özellikle aksakalları ve hastaları canından bezdiren meşum yoklamalardan geçtikten sonra içeri girdik, pasaport kontrolüne girdik-çıktık. Sonra gazetelerimizi alarak okuma moduna geçtik. Çünkü trafik sorunu ile karşılaşmadığımız için bir-iki saat erken gelmiştik havalimanına.

Viyana Yolcuları anons edilince bir kere de havaalanı monitöründen kontrol ederek uçağa alındık. Bittabi yine o meşum kontrolle beraber. Hatta bazı yolcuların ayakkabılarını bile çıkartıyorlar.

Ve uçtuk Avusturya’nın Başkentine.

VİYANA CAFELERİ BİRER KIRAATHANE

Irkçılığın had safhada olduğu Avusturya’ya üç saat kadar bir yolculuk ettik. Ancak Viyana Havaalanından, şehir merkezine çıkarken herhangi bir ırkçı söylem falan görmedik. Viyana benim öne çıkarttığım başkentlerden. Çok gelip gittim. Bir kültür, sanat ve medeniyet Başkenti. Bu konumunu  ırkçılığı zirve yapmasına rağmen hep koruyor ve koruyacak gibi de görünüyor. İşlemlerin ardından havaalanından daha dışarı çıkar çıkmaz “hoş geldiniz” diye seslenen bir gence ancak “hoş bulduk” diyebildim. Bizi nereden tanıyordu demeye kalmadan internetten resimlerimizi bularak tanıdığını söyledi.

Tanıştık. Yunus Emre Enstitüsü Müdiresi Ayşe Yorulmaz Hanımefendi rahatsızlanınca yardımcılarından Ahmet Faruk Çağlar ile birlikte olduk. Viyana trafiği akıyor. Önce bir yorgunluk kahvesi içmek üzere France Karl Landtmann’ın kurucusu olduğu Viyana’nın meşhur Cafe Landtmann’a gittik. Dolu mu dolu. Muazzez Tümay Ceylan ve Akın Taşkıran da bize eşlik etti. Kahvemizi söyledik. Burada hizmet sektörü çok önde. İçerde her nesilden kimseler var. Sevgilisiyle gelen delikanlı, önündeki raporları inceleyen orta yaşlı ceo, emekliliğin tadını çıkaran karı-kocalar vs. Kimse kimsenin masasını gözleriyle taciz etmiyor. Herkes işine bakıyor. Gazetesini okuyan, kitabına bakan, yahut hesaplarını kontrol eden edene. Bu cafeye çok ünlü gelmiş. Mesela benim de çok sevdiğim Fransız sinema sanatçısı Romy Schneider, Viyana’da eğitim görmüş psikanalizmin kurucularından Simmund Freud vs. Bunların hatıralarıyla burada yüzleşmek mümkün ayrıca. Sonra klasik müzik ustaları için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Viyana Müzecilikte de iddialı. Fransa Louvre ve İngiltere British Müzeleriyle rekabet edecek kadar iddialı kuruluşlar.  Avusturyalı müzisyenler de öyle.. say say bitmiyor. Yahudi ressam Klip de Viyanalı imiş. Dünyaca ünlü bir Psikolog Alfred Adler de bu cafenin müdavimlerinden. Bu bilgileri bize  Ahmet Faruk Çağlar veriyor. Ben şahsen mutlu oluyorum. Çünkü içerde çok resim var bu ünlülere ait. Çerçevelenmiş gazete kupürleri mevcut.

İKİ HANEDEN DOSTLUĞU SÜRÜYOR MU?

Bir yandan kahvelerimizi içiyoruz, bir yandan sohbete devam ediyoruz. “Osmanlı Hanedan mensupları zaman zaman Londra’dan, Fransa’dan Viyana’ya gelerek Habsburg-Augburg Hanedanı mensuplarıyla görüşüyorlar.” Diye hatırlatınca  dilerim altında bir şeyler aranmaz” dedim. Gerçekten Merovenj, Karolenj, Capet, Makedon, Komnenos, Plantagenet, Grimaldi, Stuart, Tudar, Bourbon, Hohenzollern, Windsor, Sayov, Rurik, Romanov, Germen Soylu Habsburg ve Türk Soylu Osmanlı Hanedanı olmak üzere 18 hanedan yıllarca Avrupa’ya hakim kalmışlardır. Habsburg-Osmanlı Hanedanları ise Avrupa’nın son dönemi yani 20. Yüzyıl başlarına kadar birlikte olmuşlardı. Demek ki ilişkiler dostane olarak sürüyor. Öyle ki 1914 yılında Avusturya ve Osmanlı müttefik oldu. Monarşi yıkıldı.  Asırlarca birbirini iteleyen Habsburg ve Osmanlı Henadanının varisleri  Avrupa soyluları içinde en yakın dostlar haline gelmişler.  Avusturya’da Habsburg Hanedanının son Veliahtı Otto Von Habsburg  gerçekten Türk taraftarı bir siyasetçi idi. Avrupa Birliği Parlamentosunda Türkiye’ye sıcak tavrıyla öne çıktı. Öyle ki 2017 yılı içinde Osman Osmanoğlu Ailesi ile Habsburg Hanedanı Temsilcileri Viyana’da bir araya gelmişler. Bu toplantıda Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da hazır bulunmuş, sohbete katılmış. Avusturya’da asillerin soy isimlerinin sonuna “fon” diye bir ekleme yapıyorlarmış, ancak daha sonra bu yasayla kaldırılmış. Şairi Azam Abdülhak Hamit Tarhan’ın torunu Leyla Kadir Salim de Avusturya’da Salzburg’da yaşıyormuş.

 

ANA OKULU ÖĞRENCİLERİ MÜZEDE

Valizlerimiz bizi karşılayan araçta duruyor. Kafamız rahat daha otelimize yerleşmesek de. Viyana’da her zaman tiyatrolar, konserler ve başta operalar canlıydı. Bir konsere gitmek istedik. Ancak bilet bulamayınca bu programı iptal ettik. Hep birlikte açık bulabileceğimiz bir müzeye karar verdik. Avusturya Askeri Müzesi. Tarihi bir binada sergileniyor müzenin eşyaları.  Araba park yeri de rahat.  O gün çok sayıda öğrenci vardı müze de. Hem de bir bölümü ana okulu öğrencileriydi. Başlarında da öğretmenleri. Muhteşem bir şey benim için bu resim. Birinci Dünya Savaşı’nda (1914) müttefikimiz olan Avusturya-Osmanlı ilişkiler çok eski tarihlere dayandığı için müzede de o kadar fazla sergilenen eser mevcut. Osmanlı sancakları, okları, yayları, silahları, topları, otağları, suikast arabası, tramvay, savaş çadırları, kap kacakları görmek mümkün. Görkemli heykeller de öyle. Müzenin efekti, ışıklandırması süper. Öyle ki “ gez beni” diyor size adeta. Sergilenen her tarihi öge için de basılı broşürler ve kitapçıklar var ayrıca. Tümünü topladım, ufak bir çanta oldu. Müzenin kapanacağı saate kadar dolaşarak istifade ettik. Karnımız tok olduğu için lokanta ve büfesini uzaktan gördük.

 

EĞİTİMİN MECBURİ OLDUĞU ÜLKE

Viyana bir talebe ve yaşlı şehri olmuş. Nüfusun % 70’i 60 yaşın üzerinde. Değişik ülkelerden gelen yabancı öğrencilerle birlikte bu açık kapatılıyor. Bir zamanlar  yüksek okul olan kurumlar  tam teşkilatlı üniversiteler haline dönüştürülmüş. Polonyalı Slovak işçiler de dikkat çekiyor. Bunun şöyle bir gelişmesi olmuş; daha evvel insanlar gitmediğinden zor ayin yapan Kiliseler Polonyalı işçilerin gelmesiyle dolmaya başlamış. Avusturya’da hedef ise Türkler. Hükümet limoni bakıyor Türkiye’ye ve Türklere. Zaman zaman amacını aşan açıklamalar da olmuyor değilmiş!. Bakalım nereye kadar?!

Hafif yağmur çiseliyor. Akşam soğuğu başladı. Sordum “Viyana’da en pahalı lüks bir yerde daire kiraları ne kadardır?” Avusturyalıların gelirine göre gayet normal 1300 euro. Asgari ücret de zaten 1900 euro imiş. Ulaşım da rahat. Tramvay Viyana’nın her yanına gidiyor ve yıllık abone ücreti de 300 euro. Siz bilet alıp binmek isterseniz tramvay ücreti 2-5 euro arasında değişiyormuş.

O sırada 500’ün üzerinde konçerto besteleyen sanatçı, virtüöz kemancı ve rahip Antonio Vivaldi’nin (1678-17417) evinin önünde geçiyoruz. Mezarı da burada. Gösteriyorlar. Arkadaşlarımıza soruyoruz, onlar da sağ olsun bilgilendiriyorlar.

Avusturya’da eğitim mecburi. Sakat veya özürlü olsanız dahi eğitim almak zorundasınız. Askerlikte ise profesyonelliği geçilmiş. Polis her milletten ve renkten var. Viyana 23 bölgeden oluşuyor. Hepsine ulaşım rahat. Türkler genelde 10. Bölgedeler. Resmi ve en fazla konuşulan dil Almanca. Almanya’daki 4 ve 5. Nesil Türklerin eğitimi Avusturya’dan daha iyi. Artık yeni nesillerin tümü eğitimli.

AZERBAYCAN GÜNÜNDE NELER OLDU?

Yunus Emre Enstitüsü’nün konukevine yerleştik. Viyana’nın merkezinde bir yer. Ancak girişe tabela falan astırmıyorlarmış. Bilmeyen biraz zor bulabilir. Ayrıca siz koysanız bile PKK terör örgütü militanları ya çiziyor, ya yok ediyormuş. Şikayet ise yerini bulsa da netice alınamıyormuş.

Akşam Türklerin işlettiği Kent Lokantasına gittik. Hemen girişinde ve bütün duvarlarda İstanbul fotoğrafları asılmıştı. Kütahya porselenleri hemen dikkat çekiyordu. Sonra nargile, semaver, demlikler.. Çok kalabalıktı yerli yabancı müşterilerinden dolayı. Buna sevindim. Marka olmuş Kent Lokantası ve birkaç yerde de şubesi varmış. O gün Kent’te “Azerbaycan Günü” yapılıyordu. Azerbaycanlı soydaşlarımız bir hayli kalabalıktı. Bizi de davet ettiler. Hele Can Azerbaycanlı Şairi Yavuz Bülent Bakiler de yanımızda olunca bizi en baş köşeye oturttular. “Azerbaycan Yüreğimde Bir Şahdamardır” şiirini okuttular. Şiirin son bölümü şöyledir;

 

“Şimdi Azerbaycan’da mevsim bahardır,

Türküler yine baştan başa efkardır,

Düşlerime yağan kardır,

Boynu bükün bir diyardır,

Yardır,

Ağzı köpüren atlar üstüne yeminim vardır,

Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır”

 

Bir alkış fırtınası koptu ki sormayın. Yan masa ve odadakiler de merak etmiş “neler oluyor” diye. Onlar da geldiler. Resim çektiren çektirene, selfi yapan yapana. Nevruz Günü de kutlamalara dahil edilmişti. Azerbaycan Büyükelçiliği personeli geldi, Yavuz Bülent Bakiler ile birlikte yumurta kırdılar. Çay ve kahve içtik yemekten sonra. Azerbaycanlı soydaşlarımız bizi bırakmadı ve Wienerstra 100 nodaki Azerbaycan Derneği’nde konuk ettiler. Söz konusu etkinlik sabahleyin dernek lokalinde de gerçekleşmiş.

VİYANADA SAHAF BULMAK

Kısa adı Azeri-Der olan merkezin organize ettiği “Türk Dünyası Kültür Fırtınası Türkün Öz Bayramı 1. Nevruz Şenliği “ 11. Sımmerınger Hauptsrasse 349’da gerçekleştirmiş. Bu etkinliğe Kafkas, Yunus Emre Müzik Grubu, Zeybek Folklor Ekibi, Dambıra Ustası Kazakistanlı Arslanbek Sultanbikov iştirak etmiş. Anlattılar bu mutluluğu, birlikte yeniden paylaştık. Saz ustası Mansur Bildik oradaydı, konuştuk. Saz, detaylı Türk Halk Müziği dersleri, solo ve grup konserleri organize ediyormuş. Azeri Der’den  Yardım Güneş ve Elmira Güneş kendi yaptıkları kurabiyelerden ikram ettiler.

Viyana’da 1500 Azerbaycan vatandaşı yaşıyor. Ancak bu sivil toplum kuruluşuna sadece 60 kişi üye olmuş. Öyle ki Kazakistanlı soydaşlar daha fazla alaka gösteriyor, gidip geliyorlarmış. Dernekte gördüğümüz Künye dergisini Adnan ve Erkin Karadeniz yayınlıyor. Hediye edilen dergide TC Viyana Başkonsolosu Asıp Kaya, Azerbaycanlı sanatçı Ferah Tahirova ve Avusturya Milli Futbol Takımında ilk Türk asıllı futbolcu, halen FC Karabakh takımının teknik adamı Volkan Kahraman ile yapılan üç röportaj yayınlanmış. Bol reklamlı dergide ayrıca sağlıklı yaşama ilişkin bilgiler veriliyor.

Akşam vedalaşıp misafirhanemize dönerken taksilerin internetten çağrıldığını öğrendim. Yanı Türkiye’de kavgası yapılan UBER buraya çok daha erken gelmiş. Taksicilerle müşteriler arasında kavgalar dur durak bitmeyince İtalya’da da böylesi tedbirler alınmış. Taksiler internetten çağrılıyor, öyle elle, kolla işaret edilerek yahut telefon edilerek değil. Avusturya’da kitap okuyucusunda bir düşüş yok bizdeki gibi. Hatta sahaflar çarşısı bile hala alaka görüyor. Alakalısı ve meraklıları bir hayli fazla. Günün her saatinde kalabalık Sahaflar. İkinci el kitap da revaçta. ”Tut Elimi Killize” kitabını sordum. Benimle birlikte aynı anda girmişiz Viyana’ya.

AVUSTURYALILAR YUMURTAYA OSMANLI KÜLAHI TAKMIŞ

İkinci gün Yunus Emre Enstitüsü Müdiresi  Ayşe Yorulmaz Hanımefendi, Yavuz Bülent Bakiler ile birlikte kahvaltıya götürdü. Ayşe Yorulmaz bir gurbetçi ailede Almanya’da büyümüş ve eğitim görmüş. Her iki toplumu da iyi tanıyor. Birkaç ecnebi dili var. Ankara’da genel merkezden Viyana’ya atanmış değerli bir genç aydınımız. Bir Osmanlı Paşasının dev resmi bulunan Cafe Museum’da yaptık kahvaltımızı. Cafe ağzına kadar doluydu. Gazete ve kitap okuyanlar da bir hayli. Randevulu geldiğimizden yerimizi hazır bulduk, sıkıntı çekmedik. Viyana’nın kahvaltıları meşhurmuş. Özellikle de kahvaltıda otlu omlet yenirmiş. Öyle yaptık. Yumurtalar ise  kırmızı külahlı geldi. Bu biraz da Osmanlılar ile alay etmek için yapılıyormuş. İzin isteyip o külahı çantama koydum. Bir de çay için getirilen uzun saplı şekeri. Garson her ikisini de almama müsaade etti. Aldım. Ekmekler kaya tuzluyla imal ediliyormuş ve çok çeşidi var. Avusturya’nın en meşhur kahvesi ise Melange kahvesi. Ben farklı bir lezzet alamadım. Vasattan ileri gitmedi. Paste Sacher Torte çikolatalı bir tatlı. Mini schaum köpüklü tatlı. Pastanelerde kayısı ve incir çok kullanılıyor. Nezih bir yerdi Cafe Museum. Prof. Dr. İlber Ortaylı da buraya gelmiş. Sohbet etmiş. Büyük alaka görmüş. Hatta demiş ki: “Batı sipariş ettiğimiz ve parasını ödediğimiz silahları vermedi. Üstelik paramızı da iade etmedi. Allah büyük.”

 

İlber Ortaylı Hoca’nın Viyana’da da popülaritesi fazla. Viyana’da eğitim görmesinin de önemi var elbette. Avusturya’da ırkçılık hortlamış vaziyette. Ancak örtülü. Resmi ağızlarda, demeçlerde ve açıklamalarda kendini belli ediyor. Bittabi Türk ve Türkiye düşmanlığı da. Terör örgütü PKK da faaliyetini artırarak sürdürüyor. Buna Avusturya hükumeti ses çıkarmıyor, resmi koruma görüyor.

400 YIL “TÜRKLER GELİYOR MU” DİYE BEKLENMİŞ?

Bazı Avusturyalı hükümet yetkilileri Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ayrı tuttuklarını, ayrı değerlendirdiklerini  belirtiyorlarmış!. Nasıl bir değerlendirme ise?! Bütün bunlarda sadece ülkemizde ve dünyadaki son gelişmeler mi etkili ? Elbette ki hayır.. Osmanlı Cihan Devleti tarafından Birinci (1529), sonra İkinci(1683) Viyana Kuşatmalarının etkisi hala nesilden nesle kindar bur duygu ile aktarılıyor, yansıtılıyor. Bunun bir nişanesi de 1954 yılına kadar Viyana’daki St. Stefan Kilisesi Kulesinde 400 yıl müddetle bir memur bulundurulmasıdır. Söz konusu memurun görevi Viyana’yı yeniden kuşatmak için Türkler geliyorsa haber verecek!… Kahve’nin de böyle bir öyküsü var. Bir tanesi şöyle; Türkler geri çekildiğinde bir çuval kahve bulunuyor. Önce bunun deve yemi olarak kullanıldığı düşünülüyor. Sonra bir tanesi gerçeği öğrenince uygulamaya geçiyor ve kahvenin aşama aşama içimi sağlanıyor. O günden bugüne kadar kahve ve çeşitleri Viyana’nın olmaz ise almazı oluyor.

Avusturya bir kaplıcalar ülkesi. Hemen hemen her kentte bir kaplıca bulunuyor. Dolayısıyla önemli bir hamam kültürleri mevcut. Sıcak çay içmek ise yasak.

AVUSTURYA HEM İSLAMI ve HEM DE ALEVİLİĞİ DİN OLARAK GÖRÜYOR!

Daha önce Viyana’ya geldiğimde WÖNDER’de sohbetlerim olmuştu. Başörtüsü yasağı dolayısıyla, gençlerin Türkiye’de eğitimlerini sürdürme imkanlarının yok edilmesi üzerine inanç sahibi işadamları topladıkları paralarla içinde yurdu, yemekhanesi, dershaneleri, konferans salonu olan muhteşem bir yer satın alıyorlar. Öyle ki dışardan gelen konuklar bile burada ağırlanabiliyordu. Onlarca gencimizin de WÖNDER Avusturya 28 Şubat sonra eğitim yapmalarını sağlamıştı. Hayırlı hizmetlere vesile olmuştu. Ziyaret etmek istedim, ancak artık yerinde yeller esiyor diye bir cevap alınca kırıldım. Kendi aralarında kavgalara bile neden olmuş(muş). Yazık üzüldüm. Gerçek sebebi bulmak ve ilerde tekrarlanmaması için tedbirler alınması gerekiyor bana göre.

Kısa adı İGGÖ olan İslami İnanç Topluluğu Avusturya’nın resmen tanıdığı bir kuruluş. Ayrıca İslamiyet’i de din olarak kabul ediyor. Daha önceki geldiğimde başkanı bir Suriyeli idi. Bu defa bir Türk seçilerek İbrahim Olgun başkanlığa getirilmiş. Bir merkezleri var Viyana’da. Protokolde yerleri mevcut. Hükümete de ayrıca muhatap olabiliyorlar. Avusturya’da yaşayan Müslümanlarının tek resmi temsilcisi olarak hizmet veriyor. Avusturya ayrıca Aleviliği de resmen din olarak kabul etmiş.

15 BİN OSMANLI ASKERİNİN GÖZLERİ KÖR EDİLİYOR

Viyana’daki Yunus Emre Enstitüsü’ne Türkçe öğrenmek üzere müracaat edenlerin sayısı ve etkinlikleri sürekli artıyormuş. Buna da sevindim. Öyle ki geçtiğimiz yılda 700 öğrenci  gezmek üzere Avusturya’dan Türkiye’ye gitmiş.

İkinci gün Büyükelçilikteki bir törene iştirak ettik.  Büyükelçiliğimiz tarihi ve gazi bir bina. Büyükelçimiz Daniş Tunagil Ermeni teröristler tarafından burada alçakça vurularak (1975) şehit edilmişti. 15 Temmuz 2016’da çirkin ve ahlaksız darbe girişiminde şehit edilen bir ailenin 12 ve 7 yaşındaki ilki kız çocukları da gelmişti.

Kur’an-ı Kerim okundu. Büyükelçi  Mehmet Ferden Çarıkçı ve Yavuz Bülent Bakiler birer konuşma yaptılar. Kalabalıktı Büyükelçilik. Konuklarla tanıştık.

Yavuz Bülent Bakiler ile birlikte Mehmet Akif Ersoy konulu Yunus Emre’de bir sohbet toplantısı yaptık. Salon doluydu. Büyükelçimiz Mehmet Ferden Çarıkçı başta Viyana’daki bürokratlarımız öğrencilerimiz, kursiyerler gelmişti. Yunus Emre Müdiresi Ayşe Yorulmaz ile Halil İbrahim Doğan ve diğer çalışma arkadaşları koşuşturup durdular. Sorular üzerine güney Batı Asya’da Arakan-Nyamar Müslümanlarının orta doğuda İngilizlere esir düşen, daha sonra katarlarla çiftliklerde çalıştırılmak üzere Hindistan’a sevk edilen Osmanlı askerleri olduğunu söyledim. Ayrıca İskenderiye Seydülbeşer Useray-ı Harbiye Osmani kampını anlattım(1914). Bu kampın Ermeni doktorunun İngiliz komutanı ikna ederek bit kırma bahanesi ile 15 bin Osmanlı askerini krizol maddeli havuzlara atarak tümünün gözlerini kör ettiğini, sonra da serbest bıraktıklarını hatırlattım. Bu konuda Mehmet Akif Ersoy Burdur Milletvekili iken Edirne Saylavı ( Milletvekili) Şeref Beyle beraber üç imza ile araştırma önergesi verdiğini (1924), ancak yeni kurulan bir cumhuriyetin yoğun işleri arasında önergenin kadük olduğunu anlattığını bildirdim.

 

OTOBANDAN BUDAPEŞTE’YE YANİ DEMOKRATÖR BEYİN ÜLKESİNE

Akşam üniversiteli gençlerle birlikte hem sohbet ettik ve hem de  Bursa Anadolu Et Lokantası’nda yemek yedik. Karışık et fiyatına baktım 4-8 euro arasında değişiyor. Çok ucuz. Müşterilerin çoğu Viyana’da yaşayan Türkler. Ama yabancılar da azımsanmayacak kadar çoktu. Bilbortlardaki reklamlara göre Viyana’ya Aleyna Tilki, Resul Dindar ve Musa Eroğlu konser vermek üzere gelmiş. Yemekten sonra çaylarımızı içip Budapeşte’ye hareket edeceğiz. Uluslararası İlişkilerde öğrenci Emre Balcıoğlu ve arkadaşı bize mihmandarlık ve kaptanlık yapacaklar. 9 Eyaletli ülkeden az sonra ayrılacağız. Litresi bir Euro olan benzin ile depomuzu doldurduk. Ancak öğrencilerin Macaristan’a geçerken otoban parası ödemeleri gerekecek. Fakat yıllık abone olunabiliyormuş. Sorunu böylece hallettiler. Avusturya’da silah ve araba fabrikaları var. Rafineri mevcut. Bunlara rağmen Avusturya’ya; Almanya’nın sanayi yan kuruluşlarını barındıran bir ülke de deniyor.  Viyana-Budapeşte otobanına girdik. Trafik yoğunluğu fazla. Yolda kahve de içmemize rağmen üç saatte falan Budapeşte’ye geldik.

Avusturya’da Türkler hedefte, Macaristan’da da öyle. Her iki ülkede ırkçılık hortlamış durumda. Hatta bütün Avrupa Birliği ülkelerinde durum aynı. Mülteci ve yabancı karşıtı söylem her geçen gün artıyor.

Aşırı sağcı lider Macaristan Başbakanı Victor Orban mülteci karşıtı söylemiyle üçüncü kez zafer kazandı. Üstelik anayasal çoğunluğu elde etti. Victor Orban siyasete öğrenci iken atılmış. Şöhretini 1989 yılında özgür seçim ve Sovyet Ordularının ülkelerinden çekilmesini istemiyle yakalamış. İktidara geldiğinde ise (1998) Avrupa’nın 35 yaşında en genç lideri olmuş. Victor Orban Polonya ile birlikte Avrupa Birliği ile daha derin bir entegrasyona karşı çıkıyor. Mültecilerin Avrupa Hristiyan geleneğine zarar verdiğini ileri süren Macaristan Başbakan Victor Urban’a klasik anlamda diktatör  tarifine uymayan “demokratör” deniyor. Demokratik ülke ama uygulamada tek adam etkisi. Hatırlarsanız Suriyeli mültecilerin ülkeye girmemesi için Sırbistan sınırına 175 km dikinle tel örgü çekmişti.

 

AKILLI TELEFONA KONUM ATMAK BULMAYI KOLAYLAŞTIRIYOR

Viyana’da üniversite talebesi olan Emre Balcıoğlu  Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a telefon ederek geldiğimizi bildirdi ve kalacak otelimiz için de konum atmasını istedi. Öyle de oldu. Elimizle koymuş gibi bulduk Regnum Residence Hotel’i. Otoparkçılık Budapeşte’de yaygın. Sonra köpek besleyen ve gezdirenler bir hayli fazla. Budapeşte 22 bölge. Ailelerin genelde tek çocuğu var. Veyahut çocuk yapmıyor köpek besliyorlar. Tarihi dokuya sahip binalarda oturanlar bu binaların bakımlarını da yapmak mecburiyetindeler. Ülkede 1 euro eşittir 310 Forint. Resmi paraları Forint olarak kullanılıyor.  Ana okulları her çocuk için 3 yaşından sonra mecburi.

Biraz sonra TİKA Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak geldi. Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ı rahmetli Ergun Göze’nin Cağaloğlu’ndaki ofisinde tanımıştım. O yıllarda Doçenti ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde çalışıyordu. En son Özbekistan Taşkent’te TİKA temsilcisiydi. Haberleşmelerimiz olmuştu. Ayrıca Prof. Dr. Salih Tuğ hocamızın da damadıydı. Tarihçileri her zaman önemsiyorum. Çünkü bugün ülkemizde en fazla tarihçi, sosyolog, psikolog ve felsefeci akademisyenlere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak 19. Yüzyıl Osmanlı Tarihi, 2. Abdülhamit Dönemi, Ortadoğu ve Mısır ile alakalı yayınlanmış eserleri bulunuyor.

Emre Balcıoğlu’nu Viyana’ya geldiği kente yolcu ettik. Süleyman Kızıltoprak Hoca ile yarın kahvaltıda buluşmak üzere vedalaştık.

POSTA KUTUSU KADAR MEZARLIK OLUR MU?

Budapeşte’ye ikinci gelişim bu. Viyana gibi “Benim Şehirlerim” diyecek kadar sıcak bir başkent. Avrupa’nın büyük Başkentlerinden biri Budapeşte. Tuna nehri şehri ikiye bölüyor ve Buda ve Peşte olarak ikiye ayırıyor. Dokuz köprü ile Budapeşte’nin iki yakasına ulaşılıyor. Otelimiz Buda tarafında. Budapeşte sanat, tasarım, mutfak açısından önemli bir merkez. Tekstil ve moda sektörü gelişmiş. Eski doğu bloku başkentleri arasında en çok Michelin yıldızlı lokantaya sahip. Keltlerden başlayan zengin tarihi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’yla zirveye varıyor. Çağdaş keyiflerin çoğu seçenekli olarak burada mevcut. Tuna Nehri’ni doğusundaki Peşt, tarihi merkezi, saray bölgesi; Yahudi mahallesi kadar. Son zamanlarda açılan restoran, cafe ve butikler le de dikkat çekiyor. Tuna’nın diğer kıyısındaki Buda’da Kale restore edilmiş. Osmanlıların meşhur hamamları da bu kale yokuşunda sıralanarak hizmet veriyor. Macaristan’da şamanlar da yaşıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün ayrıca iki tane anıtı var.

Peynirsiz bir kahvaltı yaptık otelde. Çünkü yok. Sonra Galiçya Şehitlerini(1916- 1917) anmak üzere Budapeşte dışındaki mezarlıkta bir programa katıldık.  Türk ve Macar Bayrakları göndere çekilmişti mezarlıktaki törende. O yıllarda Ruslar bastırıyordu.  SSCB ayak seslerini duyuruyordu.  Çanakkale Deniz Savaşı’nda efsanevi bir savunma gerçekleşmişti. 480 şehidimiz Macaristan topraklarında yatıyor. Din Ataşesi Ahmet Akif Oktay törende Kur’an-ı Kerim okudu. Türkiye ve Azerbaycan Büyükelçileriyle KKTC Temsilcisi Serdar Çimen de törende hazır bulundular. Mezarlık paranıza göre dizayn edilmiş. Yakılan cesetler için de, sadece isminin yazılmasını isteyenlere de mezar yerleri ayarlanmış. Bu mezarlar nereden bakılırsa bakılsın posta kutusu gibi bir şey. Bu kutu mezarlara yakılan cesetlerin külleri konuyor, ismi yazılıyor. Yıllar önce Budapeşte’ye yerleşen Zolatan isimli Yemenli bir Müslüman doktor  kendileri için mezarlık yeri istemiş ve almış. Gür ağaçların bolca olduğu bu kabristan içinde Türk Mezarlığı da yer alıyor. Macaristan’da İslamiyet resmi bir din olarak kabul edilmiş. Bunda Müslüman Boşnak nüfusun da olması etkili olarak biliniyor.

GIDA ve TEKSTİLDE TÜRKLER

Mezarlığa giderken Gar’ın tarihi dokusunu hala koruyan binasını görüyorsunuz. Ülkede Katolikler ağırlıklı ve Macarların %25 kadarı yurt dışında çalışıyor. Bu ülkede doktor-hekim bile çok az ücret alıyor. Dolayısıyla dışarıya karşı hızlı bir iç göç yaşanıyor. Terör Müzesi de notlarımın arasında doğrusu. Macaristan’da Sovyet rejimine karşı 1956 yılında gençlerin ayaklanması hala konuşulur ve anılır. Tarihi evlerin önünde özel plakaları mevcut. Bu açıdan bu binayı hemen tanıyabiliyorsunuz. Bakımını da oturanlar üsleniyor. Abdurrahman Apti Paşa son valisi şehrin. Kabri de burada.  Türk Kumandan Atila da Macaristan’da önemli. Atila Anıtı ve bulvarı mevcut.

Ana cadde üzerindeki bir Türk Lokantasında Türk yemekleri yedik. Hani eskiden bazı lokantaların adı “bol kepçe” veya “aç duyuran” olurdu da gülerdik. Burası tamamıyla böyle. Ağzına kadar doldurulmuş kocaman tabaklarda geldi yemekler. Hiç birimiz bitiremedik tabii. İsraf olur diye de üzüldük. Hava bugün çok güzel. Önce TİKA merkezine gittik. Sonra restorasyonu tamamlanan Gül Baba Tekkesine. Kanuni Sultan Süleyman Gül Babayı davet etmiş bölgeye(1531) ve tekkesini kurdurmuş. Çok şık olmuş restorasyonla. Ziyaretçiler yorulunca her türlü tedbir alınmış. Cafesi ve lokantası ve hatta ibadet yeri bile mevcut. Demir parmaklıklarına kadar işlemeli. Tuna Nehri manzarası müthiş. Ayrıca tepeden bakmak, kuş başı bakışı izlemek özel bir keyif. Otoparkı var. Hepsi iyi dizayn edilmiş.

İDRİS BABA ÇEŞME ve TÜRBESYLE EGER KALESİ

TİKA bütün dünyada olduğu gibi Macaristan’da da önemli işler yapıyor. Ünlü Tarihçi Peçevi’nin memleketi olan Pecs’te 16. Yüzyıl sonlarından kalan 400 yıllık İdris Baba Çeşmesinin restitüsyon projesi tamamlanmış. İdris Baba Türbesi de öyle. Macaristan’da Osmanlının sancak merkezi olan Pecs’de bölgeye giren ilk Türk İdris Baba olarak biliniyor. Zitegvar Kalesi içinde yer alan Kanuni Sultan Süleyman Camii ve Türbesi de restorasyon projeleri içinde. Kanuni’nin naşı Zigetvar’da tahnit edilmiş ve iç organları buraya gömülmüş. Eger Kalesi’nde de Türk Bahçesi çalışmaları başlatılmış. Eger şehrinde ayrıca Kethüda Hamza Bey minaresi restorasyonu yapılmış.

Dünya Turan Kurultayı’na katkı veriliyor. Kurultay için Macaristan’a gelen 27 Türk Boyunun yanı sıra Bulgaristan ve Japonya’dan da katılım gerçekleşmiş, Boğan Ovası’nda üç gün süren etkinlikleri yaklaşık 250 bin kadar izleyici takip ediyor. TİKA’nın yaptığı bir başka hizmet de Macar Bilimler Akademisi Şarkiyat Bölümü kurumsal kapasitenin artırılarak el yazması eserlerin dijital ortama aktarılması. 811 Türkçe el yazması eser böylece kazanılmış. Macaristan’daki Osmanlı eserleri envanter çalışması ise sürüyor.

TİKA Katkıları Foerk Ernö’nun Macaristan’daki Tarihi Türk Eserleri ile Türkinfo Yayınları arasında neşredilen Tamas K. Pinter ve Balazs Sudar’ın Macaristan’da Osmanlı Türk Mimarisi kitapları iki dilde yayınlanmış.

TÜRKÇE YAYĞINLAŞIYOR

Budapeşte’de Yunus Emre Enstitüsü binası satın alınmış tarihi bir eser. Burası aynı zamanda UNESCO Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Yakup Gül’ün verdiği bilgiye göre önemli faaliyetlere de imza atılıyor. En başta Türkçe yaygınlaştırılıyor. Kurslar açılıyor. Türkiye daha yakından tanıtılmaya çalışılıyor. Kahve evi akşamları, Yunus Emre Sohbetleri, Osmanlı kıyafetleri defilesi, festivaller, tematik günler, konserler, sergiler, kitap tanıtımları yanında 11. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı da Yunus Emre’de gerçekleşmiş.

Budapeşte Yunus Emre Enstitüsü’nde Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın yönettiği benim ve Yavuz Bülent Bakiler’in katıldığı panelde “Mehmet Akif Ersoy’u nasıl anlamalıyız” konusunu müzakere ettik. Tartışmalı bir toplantı oldu. Çok soru soruldu. Bu sevindirici bir gelişme. Etkinliği Türkiye’nun Avusturya Büyükelçisi Ahmet Akif Oktay, Azerbaycan’ın Avusturya Büyükelçisi Vilayet Guliyev  yanında KKTC Temsilcisi Selda Çimen de izledi.

Yavuz Bülent Bakiler yine “Can Azerbaycan”dan  dizeler okudu. Toplantı sonunda bazı konuklarla birlikte Budapeşte’nin pahalı mekanlarından New York Cafe’ye gittik. Çok şık bir mekan. Müşterilerin çoğunun sırtında mrka giyecekler. Ayakkabıları da öyle. Garsonlara gelince 5 yıldızlı tümü de. Ben kahve içtim. Başta Yavuz Bülent Bakiler, Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ve Yakup Gül çorba istediler. Garson çok methetti bu çorbayı. Ancak kimse bitiremedi. Daha sonra herkes kahveye döndü. Geç saatte otelimize döndüğümüzde yollarda in cin kalmamıştı.

Budapeşte Havaalanı şehre biraz uzak… Yol üzerinde sosyal konutları gördük. Bir kısmı Sovyetler döneminden kalma. Hemen kendini ele veriyor. Bir kısmı ise banliyö kenti konumundaki evler. Pahalı olanları hemen hissediliyor. Macaristan’daki Türkler genelde gıda ve tekstil üzerinde çalışıyor. Çok sayıda lokanta var. Hayret ettim nasıl inşaatçılarımız ve müteahhitlerimiz buraya yeteri kadar gelmemiş. Pes doğrusu. Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak yolcu etti bizi. Yanında da bir Macar arkadaş. Vedalaştık.

 

 

Benzer Haberler

ALKOL Alkollü sürücüler ehliyetten olacakmış. Yine de canından olmaktan iyidir!… ***...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “DOST HEM İYİ GÖRÜNEN, HEM İYİ OLAN İNSANDIR; İYİ GÖRÜNEN AMA İYİ...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, günümüzde lider kolay yetişmiyor. Çünkü liderlik, Allah vergisidir....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ALKOL Alkollü sürücüler ehliyetten olacakmış. Yine de canından olmaktan...

Dostluk

Metin MERCİMEK “DOST HEM İYİ GÖRÜNEN, HEM İYİ OLAN İNSANDIR; İYİ...

Lider Demek…

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, günümüzde lider kolay yetişmiyor. Çünkü...

Hazan…

Mahmut KANMAZ Herkese selam ve sevgilerimi sunarak bugünkü yazımıza başlıyorum...

VAHDET

Gel bu gece güzel can cana olsun Bırak dolsun şarap peymaneyem ben Leblerim...

AĞIT

Dilinde onun adı var, Ruhunda daim yâdı var. Bu gün Türk’ün feryadı var,...

İlk ders zili çaldı

2018-2019 eğitim-öğretim yılı yurt genelinde olduğu gibi Kilis’te de başladı....

Okulların açılmamasına vatandaşlard...

Kilis’te 2018-2019 eğitim-öğretim yılı sorunlarla başladı. Kilis dün...

Ticaret İl Müdürlüğü, esnafı denetl...

Kilis Ticaret İl Müdürlüğü, Dolar fiyatlarında yaşanan dalgalanma ile...

“Mutluluğumuza kurşun sıkmayalım!”...

Kilis AK Parti İl Başkanı Murat Karataş, düğünlerde artan silahlı eğlence...

“Ekmek zammı un fiyatlarından kayna...

Kilis Fırıncılar Odası Başkanı Ömer Sevengül, ekmeğe zammının fırıncılarla...

Okullardan salgın durumunu önlemek ...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından okul içme kullanma sularından...

Kilis’te altın yükselince imitasyon...

Kadınların vazgeçilmez aksesuarlarından biri olan altın ve döviz kurlarındaki...

Simit fiyatları ekmek fiyatlarını g...

Kilis’te simit fiyatları ekmek fiyatlarını geçti. Vatandaşlar, simit fiyatındaki...

Ahilik Haftası başladı

Kilis Ticaret İl Müdürlüğü ile Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği...

Kara’dan “Ahilik Haftası” mesajı...

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, “Her ahinin muhakkak bir mesleği olması...

Prostat kanserine broşürlü bilgilen...

Kilis’te Dünya Prostat Günü münasebetiyle çeşitli etkinlikler ve halkı...

Sergi sıcakları kavuruyor

Kilis’te sergi sıcakları nedeniyle ısı mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor....