Bizim Zamanımızda Kilis

14 Tem 2020 Sal 10:13
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Abdi KÖSEOĞLU

Sen bilmezsing oğul,
Bizim zamanımızdaki “Kilis”i!…
Sen bilmezsin,
Sıçancığı, Kabaltını, Akcurun’u, Sabah Pazarının eski halini,
Santıralı, Küçükçarşı’yı, Akcurun’u, Arasa’yı, Bedesteni…
Ulemalarını, paşalarını, profesörlerini, bestekârlarını, doktorlarını, yazarlarını, şairlerini…

Ağalarını, beylerini, Neşet Efendi’yi, Şıh Efendi’yi, Hacı Bekir Canpolat’ı…
Sen Bilemezsin o zamanın bayramlarını,
Bayram hamamına annenle gidip de “babasını da getireydin” azarı hiç işitmedin.
Bayram gecesi annen kınalar yakmadı ellerine,
“Yeni Bayramlık”larınla yatakta uyuyamadan;
Bayram sabahını beklemedin heyecanla,
Para vermeyenlerin elini üçüncü defa öpmedin,
Bayram yerinde at arabasına parayla binip tur atmadın,
Dakikalık bisikletle “bisiklete binmeyi” öğrenmedin,
Çay tabağında pembe boyalı “haytalya”,
Sokak kebapçısından da kıyma kebabı yemedin.
Kent sakızı çekişip “90 numara”, “Belgin Doruk’u” bulup sevinmedin,
Halka atıp” kulüp” cigarası kazanmadın!…

Ebenin Sinemasını, Saray Sinemasını, Güneş Sinemasını…
Yazlığında film izlerken uyuya kaldığımız Özyurt Sinemasını,
Sinemada “kezuuuz” diye bağıran gazoz satıcılarını,
Bayramlarda üç film birden izlemeyi,
Esas oğlanı alkışlamayı,
Yılmaz Güney’i, Karaoğlan’ı, Tarkan’ı, Keloğlan’ı,
King Kong’u, Herkül’u, Masis’i, Ursuzu,
Kolsuz kahramanı, oğlunu, kızını ,
“Sadece bayanlara” diye, teneke borazanla bağırarak;
Omzunda film afişi tabelası taşıyan ve sokak sokak gezen “Kara Kemal”i,
Düğün sinemalarına bedava girip,
Yine aynı filmi bilmem kaçıncı defa seyrederek de mutlu olmayı!…
Sen bilmezsin.

Parayla Texsas-Tommiks çizgi romanlar okumayı,
Kadı Camii minaresi dibindeki “Kitapçı Ahmet Emmiyi”,
Zagor’u, Red Kit’i, Kızılmaske’yi, Tarzan’ı,
Çocukluğumuzun hayal kahramanlarını!…
Sen bilmezsin…

Sen on yaşında “kahke” satmadın yaz boyunca,
Seher vakti fırın önünde sıra beklemedin,
Üşüyüp “pir”ler arasında sinlenmedin,
En iyi “kahke” yapan “abul ustayı”! izlemedin fırın damında,
Cumhuriyet Meydanındaki kıraathanelerde “taze simiiiit!” diye bağırmadın,
Yedi Aralık Parkında kaç simidin kalmış diye saymadın,
Kimse görmeden, kara tavaya dökülen “küncü”leri yemedin gizlice,
“Gözüuykulu’da” buzlu, gül şuruplu “haytalya” hiç yemedin,
Günde kazandığın bir lirayı iş bankasının demir kumbarasında biriktirmedin!…

Gençlik yılların “kaçak mal” hamallığıyla geçmedi,
Willis cipleri, Doç pikapları boşaltmadın çıkmaz sokaklarda,
“Baskın” yemedin jandarmadan gecenin bir vakti,
Bir G3 mermisiyle vurulan can arkadaşın “ABİDİN”in
Ölüsünü görmedin, kaçan Doç pikabın kasasında bir kuytuda,
Ve ona yakılan “ağıtlar” çınlamadı kulaklarında bir ömür boyu…

Harçlık için gazete satan çocukları,
Eşekli hamalları,
Evlere su taşıyan kör su “saka”sını…
Köşe başında durup bağıran dellal “Aroğlu”nu
Fosseptikçe Maho’yu
Pamuk atan “Hallaç Abdi”’yi, “Culha İbo”yu
“Şerbetçi Azzet’i”, “Kalaycı Durmuş”u, “Demirci Lütfu Ustayı”,
İpekli mendil diye defter kâğıdında “nohut hediği” satanı,
Kör gözlü hafızların hasır ördüğü hasırcılar çarşısını,
Sabah Pazarındaki kadınlar “seki”sini,
“Allah diyen diller mahrum kalmaz” diye dilenen dilenci Kör Fatma’yı,
Sadece yeşil elbiseler giyen Kore gazisi “Deli Turgut”u
“Selli bebeği”, eski deliyi…
Bilmezsin…

Sahi sen hiç baklava kırığı da almadın baklavacı ”ağzı eğriden”
Sarı “yirmibeş kuruş” ile
Gizli gizli yemedin tenha bir yerde karın dolusu,
Elle çevire çevire yapılan dondurma imalatını görmedin,
Yaz günleri Küçük havuzun suyunda serinlemedin…

Sen bilmezsin…
Televizyonun yeni çıktığı yılları…
Sadece “Arap” yayınının olduğu günleri…
“Mahir Selimata”nın dükkanını önünde;
Hayretle siyah-beyaz çizgi film izlemedin üç-beş dakika,
Akrabaya-komşuya gitmedin televizyon için, kovulmak pahasına.

Kilis “eski ortaokulu”nu ve şapkalı öğrencilerini,
“Köprünün altı tek tek, yıkılsın Orta Mektep” tekerlemesini,
Tir tir titredikleri hocaları; Bafon Ahmet’i, Kaz Reşit’i, Sabit Elmacı’yı,
Nazmi Marangoz’u, İngilizceci Hüsnü Arıcı’yı,
Dört cetvelle sıra dayağı atan “M. Ali Yenitur” hocayı…
Sen bilmezsin.

Asker, dost, kardeş ,evlat “mektub”u nedir bilmedin, bilmeyeceksin!,
Ne mektup okudun, ne yazdın, ne de postacı bekledin,
Sahi, sen hiç aşk mektubu da yazmadın,
İçerisine gül kurutup koymadın!…

“On Dokuz Mayıs” törenlerini bir kamyonun, minibüsün üzerinden izlemedin,
En güzel jimnastik hareketi yapan “sanat okulu” öğrencilerini alkışlamadın,
Java, Rus motoru ile Öğretmen Okulu kızlarına kur yapan gençleri görmedin,
konu komşu bir kamyonla “bir mayıs”da “seybana”ya gitmedin.
“Karpuzatan”ı, ”Leylid”i, “Zoppun”u,
“Akpınar”ı, “Söğütlüdere”yi dolduran “seybana”cıları,
Ağaç altlarında sofra kurup, içki içenleri,
Darbuka cümbüşle alem yapanları,
“Tibil”in harman yerini, Karpuzatan Pınarını, katırla su çekilen “dolap”larını,
O güzelim “Bahar bayramını” sen görmedin,
bilmezsin…

“Harçlık için Oturtma”larda gizlice şarap şişesi toplamadın masa altından,
Azar işitmedin sarhoşlardan!…
“Oturtma”yı,
“Oturtma ehlini”,
“Kız Fevzi”yi, “Kız Kemal”ı, “Kız İhsan’ı”, ”Üç Düğme”yi…
”Abuhattab”’ı, “Cümbüş Ali”yi,
Hele kadınlar kınasının “kapıdan tutlu” olan; “Kör Elif”ini hiç bilmezsin.

Hem methiye okuyarak, hem de düğün yaparak; “Güveyi gezdirmesi”ni
Yani, “damadı namaza götürüp getirmeyi”,
Leblebici türküsüne “halburla” oynayanları,
Gerçek “kaynana” türküsünü,
Aydınlatma için başında “lokis” taşıyanları,
Damadı kıyıklamak isteyen arkadaşlarını,
“Cille” gezdirmesini!,
O güzelim yok olan kültürlerimizi…
Sen bilmezsin!

Başımız her sıkıştığında gittiğimiz komşu “Durdu” teyzeyi,
Tüm hastalıklardan anlayan “Doktor Hasan”ı,
Türkiye’nin en meşhur göz doktoru “Dündar Atik Bey”i,
Kilis’in tüm kadınlarını tanıyan ve hastalıklarını bilen “Dr. Türkan Eşref”i,
Kulak burun boğaz konusunda doktor kadar bilgisi olan “Fakı Ali’yi ve oğlu”nu,
Şimdiki doktorlardan daha bilgili “Eczacı Kemel Efendi”yi,
Kırıkcı “Şemo”yu, “Hösne”yi,
“Mahalle iğnecisini”,
”Sıkıcıyı”,
Sıkıcıya “gözünü sıkılatma’”sını!…
Sen bilmezsin!

Her mahallenin “mider” taşını,
Zahre için “halle” ile “Hedik” kaynatmayı ,
Her evdeki tahta “zahire ambarı”nı,
“Sitti simidinden küfte”yi, “ekmek aşını”, “malhıtayı”,
“Kasap”tan eti “yağlı” istediğimiz zamanı,
Bulgur çeken “Kör Temir” emmiyi bilmezsin…

Seher vakti “eşek”le zeytine gitmeyi,
Güneş doğmadan şal açmayı, pereventi toplamayı,
Akşam iş bittiğinde” attun” seçip, ekmekle ateşin başında yemeyi,
Hele onun lezzetini, kokusunu!…
Sen bilmezsin.

Yaz sonunda bağa çıkmayı, “hayme” kurmayı,
Gündüzleri üzüm zembili taşıyıp sergi sermeyi,
Akşamları, hot hot, körebe, papuç çarpma oynamayı,
Göğe çıkan, yıldız döken atmayı,
Gecenin bir vakti saman yolunu, yıldızları, mehtabı izlemeyi,
Haymede bulgur torbasını yastık ederek; kuru şal üzerinde yatmayı,
Sabah yüzünde “kazan karasıyla uyanma” şakasını,
Sac ekmeyi, taze üzüm, incir ile kahvaltı yapmayı,
Az ilerdeki pınardan buz gibi su içmenin hazını!…
Sen bilmezsin…

“Yağsız yoğurdu”, “sahte kaymağı” lağıma döken yiğit belediye zabıtalarını,
İçerisinde tek lamba yanan “atlı” zeytin mahserelerini,
Hamam önlerinde “kil” satılan o günleri,
Zeytin yağının ilaç olduğu ,
Çamaşırı ”kül” ile saçımızı “kil” ile yıkadığımız zamanları,
Bilmezsin.
Ayağı kesilmiş mayın mağdurlarını,
Evine ekmek getirmek için mayınlarda cenazesi kalan yiğitleri,
Caddelerde gezerek “hamam kesesi”, “nacet cilet”, “çakmak taşı” diye bağıran satıcıları,
Eski Suriye ceketi satanları,
“Ceketçi İsmet”i, ”Ceketçi Galip”i, ”Ceketçi Kel Kemal”i
Bilmezsin…

Köşe daşı ne demek, bilmezsin!
“Tabak Mustafa’yı”, “Konduracı Ahmet’i”, “Çeksündür Hacı’yı”,
“Berber Yaşar”ı, “Hannan Ağa’yı”
Adına türkü yazılan “Badeli Nahsan”ı ve hikâyesini!
Sen bilmezsin…
Kendi oyuncağını kendin icat etmeyi,
Tahta ile eski bilyadan “kaykay” yapmayı,
Dikenli telden “otomobil”,” kamyon “yaparak sürmeyi,
Ramazanda höyük yapıp “top” atılınca yıkmayı,
Dallı “çay taşı”ndan gülle yapıp akşam zeyte yatırmayı,
Koca koca adamların ”aşık atıp”, ”gülle oynadığı” zamanları!…
Bilmezsin.

Deveme vınlatmayı, memleket oynamayı,
“Hölünü kılla”yı, “Muraharal”ı, “şakı bülbülüm şakı”yı,
“Çellik çomak oynamayı”,
“Onbirim telli makas” diye “birdir bir” atlamayı,
Gece mahalle baskınını,
Mahallenin kızlarını koruyan gençleri,
Sokak lambasında ders çalışan öğrencileri,
Parayla “buz” alıp, ipe takarak eve götürülen günleri,
Sen bilmezsin…

Kilis’in her tarafında bir “pınar” kaynardı!,
Çok kuyular ağzından taşardı,
Bal kavunu “Bavuk”tan, karpuz “Cengin”den,
İncir “Tibil”den, yoğurt “Çakkalı”dan gelirdi.
“Loze”yi, ”acemi”yi, ”mişmiş”i,
“Kara ğes”i, “çükündür”ü, “pürçüklü”yü
Kilis’in öz domatesini, hıyarını,
Kokularını, tatlarını,
“Seyircekli” ve “acı” kuyu suyunu,
Gerçek kaymağı,
Ve gerçek kaymakla evde yapılan kaymaklı künefenin lezzetini,
Şişman ayrancıyı,
En iyi katmer yapan “Bekân” ustayı,
Ve “o” katmerin tadını!…
Bilmezsin…

“SINDI”, “NEHESE”, “KUŞGANA”, “MAKBARA”, “TEŞT” nedir bilmedin,
“Ibrık” ile ellerini yıkamadın,
“Süllüm” ile “dam”a çıkmadın,
“Loğ” ile toprak dam loğlamadın,
“Tağa”da oturup, “havış”taki kuşları izlemedin,
Klitli “mahmil”deki sucuğu, bastığı, hayiri düşünmedin,
“Tazar”daki “kenne”den su içmedin,
“Carra”daki pekmezden, “ketremizdeki” peynirden yemedin…
Bir diş peynir ile kocaman bir ekmek yiyip karnını doyurmadın,
Salçalı ekmekle öğün geçiştirmedin,
Sen beş kardeşinle, babanla, annenle direk tavanlı bir odada büyümedin,
“Eşik”de yıkanmadın,
Bir yaz tatilini bir “tokyo terlik”le geçirmedin,
Kopan terliklerini dikmedin!,
Yedi aralıkta atılan “pürçüklü den kapmadın,
Boş mermi kovanı, toplamadın!…

Eski Halep yolunu, Kuru Kastel’i bilmezsin!
Kaçakçıların atlarının nal seslerini,
Herkesin birbirini tanıdığı o günleri,
Neşet Efendi’yi, Muhlis Bey’i, Ahmet Bey’i, Mesut Bey’i…
Her ailenin bir “lağab”ı olduğunu,
“Tis delisi gil”i, “pissikboku gil”i, “kırk halilleri”,
”Malğut” gili, “dellek” gili, “canı cebinde” gili…
“Kasaplar bedesteni”ni,
Kasap Hallac’ı, Kasap Ömer’i, Kasap Kadir’i, Kasap Kemal’i
“Kara Tava”da pişen “Kilis Tavası”nın lezzetini…
Bilmezsin!

İnsanların Türkiye’nin her yerinden “Kaçak mal” almaya Kilis’e geldikleri günleri.
“Kızkaçıran”, “kahveci güzeli” duvar halılarını,
Seylan, akkuyruk, güllü çay çeşitlerini, çinko tabağı,
Hacca giden hacıların “Kilis”te mola verdiyi günleri,
Ve hacıları bir gözlü odası da olsa misafir eden gönlü kocaman “Kilislileri”
Sen bilmezsin!
Sekiz silindir üstü açık “İmpala Şevrole” arabaları görmedin,
“1956 Belair”in eksoz sesini duymadın,
Kırmızı 1959’un kanatlarını uçağa benzetmedin,
Bu arabalarla özdeşleşen ”Belair Yaşar’ı”, “Deli Mecid’i”,
Kadınların oğluna kız beğenmek için gittiği “eski Karataş”ı
Bilmezsin!…
“Tandır”ı “tandır kürsüsünü”
Bir yorgan altında sekiz kişinin ısınmasını
Isınırken “haket” dinlemeyi…
Dinlerken;
“Nenen”in tandırın üstüne koyduğu bakır “sehen”den kuru üzüm, incir yemeyi…
“Cümbüzzük haketini”, “haket haket hangilkoz, biri sıçan biri boz” tekerlemesini,
Bilmezsin!…

Sen bilmezsin, “Karababa’yı” ve altından pınar akan o dilek ağacını,
Dallarına bağlanmış binlerce dilek çaputlarını görmedin,
Adak “ciğer kavurması”ndan hiç yemedin…
Pınarından su içmedin…

Tarihi “han”lar vardı, köylü vatandaş Kilis’e geldiğinde bu hanlarda kalırdı,
Pavyonlar vardı, hepsi de full dolardı!…
İkindi vakti pavyon yosmaları kaldırımlarda gezer,
Duvarlarda;
“İBRAHİM TATLISES” falan pavyonda,
“AHU TUĞBA” filan pavyonda
Afişleri yazardı…
Kolay kazanılmış kaçakçı parası ile pavyona gidenler;
Borazan sesli bir kadının “KARA VİJDANLI” şarkısına “Şamapnya”lar patlatır,
Kimisi de yosmanın birine aşık olup “dost” tutardı!…

Bir gün “oniki eylül” darbesi oldu…
Tüm pasajlar, dükkânlar yasaklandı,
Ne kaçakçılık kaldı, ne pavyon, ne de sinemalar,
Hepsi de virane oldu kapandılar!…
Zengini, fakiri, esnafı, çoğu terk ettiler Kilis’i!,
Kimisi de İstanbul’a yerleşip “sosyeteye” karıştılar!…
“Okumaya” gidenler;
Öğretmen, mühendis, doktor, profesör, paşa, bestekâr oldular,
“Gurbet ellere” dağıldılar,
Yıllar boyu Kilis’e uğramadılar!…
Uzaktan kefaletle sattılar “babadan kalan” malları!,
Alanlar ise söktü, güzelim zeytinleri bağları,
Diktiler yerine betondan apartmanları.

Kalmadı ne “Zoppun”, ne “Karababa”, ne “Leylit Gölü”, ne “Akpınar” ,
Onların da suları çekildi ”hepsi de kurudu”lar…
“Ağzından taşan kuyular “da “kör” oldular,
“Zevzir sürüleri” ise Kilis’e hiç uğramaz oldular!…
Belediye izin verdi “para için”,
O güzelim “taş yapı” tarihi “han”ları da yıktılar,
Taşlarını binaların temelline bastılar!…

Ne “KUZZULKURT”, “ÖLLÜĞÜN KÖRÜ” diyen kaldı,
Ne “GELORUM, GİDORUM, SENİ EVDE BULAMORUM” diye konuşan,
Ne de “DARI”NIN SEHENİ NEÇİYE”yi anlayan…
Şimdi Kilis’te “başka diller, şiveler” konuşanlar; “yüzde doksan”!…
Kaldık mı kendi memleketimizde “yabancı olan”!…
Ve o “eski günlere” şiirler… (2015)

Benzer Haberler

Sabahattin YARAR   Türkiye olarak, çok uzun yıllardan beri, dünyanın neresinde olursa olsun...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “PUL KOLEKSİYONU YAPANLARIN DÜNYAYA DAHA FARKLI GÖZLE BAKMASINI SAĞLAR....

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, hayatta yalnızlık çok zordur. Yalnızlığın bin bir çeşidi...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Yardım Edelim de, Kardeş Olmayalım…...

Sabahattin YARAR   Türkiye olarak, çok uzun yıllardan beri, dünyanın...

Pul Koleksiyonunuz Var mı?

Metin MERCİMEK “PUL KOLEKSİYONU YAPANLARIN DÜNYAYA DAHA FARKLI GÖZLE...

Kadının Yalnızlığı

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, hayatta yalnızlık çok zordur. Yalnızlığın...

Aziz Muhammed Hüküm Bey’in; Arkadaş...

Hasan ŞAHMARANOĞLU   İnsanların tanışması birtakım vesilelere bağlıdır....

Selamlaşmak…

Mahmut SELÇUK   Günlük hayatımızda sabah kalkıyoruz ve güne başladığımız...

NAZARLIK TAKIN

Hoyratça yaşanan uzay çağında Haddini bilmeze çatasım gelir Goncalar açsa...

ÖZLEDİM TABİ

Bilmem nasıl geldi geçti onca yıl Neden yoruyorsun özledim tabi Gözümden...

KAPUSUZ KALASIN!

Vefa nedir bilmezsin astın duvara Harcadım gençliği günler zıvana, Bundan...

Kayıtsız çalışan esnaf kayıt altına...

Kilis’te haksız rekabet ile mücadele kapsamında kayıtsız çalışan esnaf...

3. Organize Sanayi Bölgesinin proje...

AK Parti Kilis İl Başkanı Av. Murat Karataş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa...

“Üzüm üreticisi endişeli”

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Kilis İl Temsilcisi Ziraat Mühendisi Güven...

Usulsüz besicilere sıkı denetim

Kilis Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, İl’in muhtelif yerlerinde...

Kız alıp verme kavgasında 8 yaralı ...

Kilis’te kız alıp verme yüzünden çıkan kavgada 8 kişi yaralandı. Fatih...

Karataş Sosyal Tesisi yapımı sona y...

Kilis Belediyesi tarafından Karataş bölgesinde yapımına başlanan çok amaçlı...

Üniversitede TÜBİTAK desteği ile gü...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO Öğretim Üyesi Mesut Yalçın’ın...

Rektör Karacoşkun Milat Gazetesi bö...

Milat Gazetesi Gaziantep bölge temsilcisi Mehmet Güngördü, Kilis 7 Aralık...

Sokak kedilerini her gün tavukla be...

Kilis’te bir kadın her gün kedileri kendi elleriyle tavuk ve ciğerle besliyor....

Okullar 21 Eylül’de açılacak

2020-2021 Eğitim ve Öğretim yılı 31 Ağustos’ta online olarak başlayacak....