Dolar 32,8221
Euro 35,1421
Altın 2.449,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Açık
Kilis
35°C
Açık
Cts 34°C
Paz 36°C
Pts 38°C
Sal 38°C

Bu Gidişle Gidilirse O Kafalar Hiç Değişmez

Bu Gidişle Gidilirse O Kafalar Hiç Değişmez
A+
A-
12.05.2017
397
ABONE OL

Sabahattin YARAR

 

Geçen zamanın değerini bilememek gibi bir kötü alışkanlığın, kalın parmaklıkların arkasında olduğu gibi durduğunu, ülkemizin eskiye dönüş gibi bir oluşumun yapılanması için çaba gösterenlerle dolduğunu görmekteyiz sanki.

Çağdaş bir dünya görüşü, ilim, bilgi, çalışkanlık, araştırmacılık, yaşam düzeyinin yüceltilmesi, kalkınmışlık, gelişmişlik bilinci geriye itilmiş gibi görülüyor bu günlerde. Teknolojinin tüm olanaklarını kullanan bazı kesimlerin, daha önce karşı çıktıkları birçok yeniliği (TV, uçaklar, okul eğitimi, arabalar, cep telefonları, vs. gibi) rahatlıkla kullandıkları görülmektedir. Bir bilimsel çalışmanın, teknolojinin, bilgi ve becerinin ortaya koyduğu gelişmeleri hem kullanıp hem de eskiye özenmenin mantığını anlamakta zorlanıyorum zaman zaman… Tarihimizle, geçmişimizle, büyüklerimizle gurur duyuyor, saygı gösteriyoruz. Ama bu arada, dünyanın her alanda geçirdiği evrimin, gelişmelerin de farkında olmamız gerekiyor. İslam alemi olarak insanlık yararına binlerce yıldır hiçbir katkıda bulunamamış olmanın nedenlerini sorgulamamız yanlış mı olur acaba?…

Kent’in, A. Barutçu’nun köşesi 79. Boyutuna takıldım yine. “En eski göktaşı Türkiye’de imiş… / En eski kafalar da…”  Bugün batı ülkelerinin sağladıkları, refah ve kalkınmışlık ortamına bakınca, bizim nerelerde ve hangi kafalarda olduğumuzun düşünülmesi gerekir. Yaşam düzeyimizde bugün ulaştığımız ortamı, 30-40 yıl öncesinin ortamı ile kıyaslayabilir misiniz? Bu ortamın elde edilmesinde, millet olarak katkımız nedir diye kendimizi sorgulayabilir miyiz? Batıdan aldığımız teknoloji, montajcılık, araç-gereç ile kalkınmış bir ülke görünümüne bile karşı çıkılırken!… Halen eski Arap örf ve adetlerini, dini kılıflara sığdırarak, o günün köhnemiş düşünceleri ile yaşamaya çalışmak, günün koşullarına uymamakta direnmek akıl ve mantık işi değildir.

Dünya uluslarının ulaştığı uygarlık seviyelerini yakalamak için, özellikle eğitim, bilim ve teknoloji alanlarında atılımlar yapılması, aydın, bilgili nesiller yetiştirmek gereği vardır. Bu gerek yerine getirilmediği, hatta daha gerilere gitme düşüncesi sona erdirilmediği sürece, geri kalmış ülke, muhtaç ülke, fakir ülke tanımlamasında kurtulmamız olası değildir. Büyük düşünürlerden KANT; Böcek olmayı kabul edenler, ezilince şikâyet etmemelidir” diyerek, çalışma, gelişme, kalkınmanın önemini çok güzel bir şekilde vurgulamıştır.

Halen geri kalmış kafaların özlemini duydukları yaşam şekillerine kavuşma istekleri, yenilik ve teknolojiye sözde karşı olmaları iyi niyet ölçülerine ve mantıklı düşünmeye ters düşmektedir. Büyük ve gelişmiş, gelişmekte olan bir İmparatorluğun, bu gibi kafalarca geri bırakılması, yıkılmasına neden olunması tarih ile kanıtlanmıştır. En başta bir asır (100 yıl) matbaanın ülkeye sokulmaması, okuma, yazmadan yoksun bırakılması en büyük günah olmuştur. Hemen her yenilik geri kafalılarca ret edilmiş, milletimiz her bakımdan geri bırakılmıştır.

“Geçmişi hatırlamayanlar onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar. (George SANTAYANA)”

Öyle ise; Allah korusun o günlere dönmek veya benzemek, ülkemiz için, insanlarımız için bir felaket demektir. Özellikle EĞİTİM sistemimiz, bilgili, çalışkan, dürüst ve girişimci, yeni buluşlara ufuk açmış insanları yetiştirecek şekilde düzenlenmeli, hatta Köy Enstitüleri yeniden kurulmalıdır. Ülkemiz, kalkınmış ve çağdaş ülkeler arasında yerini almalı, söz sahibi olmalıdır.

Yeniden buluşalım…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.