Bumerang Serisi-12

22 Eyl 2020 Sal 9:12
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Sabahın Seherinden & Akşamın Gecesine

 

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Her gece uyumadan önce son hayalim ve her sabah gözümü açtığımda da, ilk düşüncem sensin!”

Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak bir yazıma daha başladım bile sevgili arkadaşlarım…

Serimizin bugününde mevzu çok derin ve anlamlı…

Sabahları, seher vakitlerini, akşamları ve gecenin, gizem ve karanlığını ele alacağız.

Üzerine söylenmiş güzel ve hikmetli kelamları paylaşacağız. Kendi düşünce ve dağarcığımdaki bilgileri dökeceğiz ortaya.

Yetmedi, türkü ve şarkıların sabah ve akşamla ilgili olanlarını sizlere sunacağız.

Şiirlerde olacak bu arada.

O zaman, izninizle başlayalım bir yerden ve bakalım neler varmış dilimizin altında… Yallah, ya bismillah…

Sabahların ve seher vakitlerinin esrarengiz bir hali vardır bilirsiniz… Güneş henüz doğmuş, ya da doğmak üzeredir.

Hani tan vakti denir ya, işte öyle bir zaman diliminden söz etmekteyim.

Kuşlar hazin hazin ötmekte, horoz kümesinde seslenmekte tüm evrene

Demekte ki, “Kalkın haydi, işinize gücünüze bakın. Namaz kılmaktaysınız, ezanda okunuyor zaten. Durmayın…

Ezan demişken, her sabah şahit olduğum bir durumu sizlerle paylaşmak isterim sevgili arkadaşlarım…

Şu an yaşadığım yerde, yani Bodrum Gündoğan’da, sabah ezanı okunmadan önce, ortalık çok sessiz olmakta. Çıt bile yok yani… Ama ne zamanki ezan okunmaya başlanıyor, civardaki bütün köpeklerin sözleşmişlercesine, hep bir ağızdan ama farklı tonlarda uzun uzun ulumalarını duymaktayım aynı anda…

Havlama değil, bildiğiniz uluma sesinden bahsediyorum. Köpek der geçeriz… İnanın her sabah aynı ezan sesinde, hep aynı şeyleri yaşıyorum ve tüylerim diken diken oluyor.

Evet, bu bir vakıa… Bir başka vakıada, giden her günün aslında, ömürden eksilen bir güne tekabül etmesi…

Bunun pek te ayırdında değiliz. Ama bu da yaşamın bir başka gerçeği…

Demiş ya birileri: “Nedir ki akşam dediğin. Ömrümüzden giden bir günden gayrı…”

Tamam, güneş batacak belki, karanlık çökecek tüm âleme… Ama bunun şöyle bir güzelliği de vardır aslında.

Nedir o? Buyurun o zaman düşünce iklimine.

“Günbatımının hissettirdikleri, kişiden kişiye göre değişse de, genel bir hüzün havası vardır orada. Fakat içten içe de biliriz ki, bugün batmazsa güneş, yarın yeniden doğmayacak ve taptaze bir yaşam başlamayacak…”

Bir ağırlık çöker insana akşam vakitleri ve hüzün kaplar sevdalı yürekleri…

O zamanda şarkılar dile gelir, halet-i ruhiyeye uygun olarak.

Rahmetli Müzeyyen Senar’da okur onu yürekten hissederek… Neyi mi okur? “Akşam oldu hüzünlendim ben yine / Hasret kaldım gözlerinin rengine…” diye başlayan şarkısını okur ve haber salar nazlı yâre umutla ve özlemle.

 

“Gel mehtabım, / Gel sevgilim, / Gel yine…” diye.

Benzer duygulara değinen, büyük düşünür, mutasavvıf ve Allah dostu, Hazreti Mevlana’da şöyle buyurur bir kelamında…

“Günebakan çiçeğinin kaderidir, güneşe bakarken olgunlaşmak… Ve yine ona bakarken solmak.

Her hasret duyulan şey gibi, güneş te iki ucu keskin bıçak…

Gözümün nuru olan maşuk, bazen de gönlümün narı, harı, yani ateşi oluverir işte…”

Her sabah yeni bir umuda uyanmak ve gözleri sevgiyle açabilmek bir lütuftur bizler için. Eğer bunun ayırdında isek…

Zira Allah bize bir gün daha vermiştir.

Yarın, yalnızca umuttur. Dünü çoktan unutmuş ve yarına ise dahlimiz yoktur hiç.

Önemli olan bugündür. İçinde bulunulan gündür. Ona da “CARPEDİEM” demişler. Yani, “anı yaşamak” manasında…

Oysa Mevlana Hazretleri çoktan demiştir diyeceğini.

“Dün dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazımdır.” Aynen.

Büyük ve ölümsüz şairlerimizden, Orhan Veli Kanık da der ki bir şiirinde,

 

“Uyandım baktım ki bu sabah.

Güneş vurmuş içime.

Kuşlara ve yapraklara dönmüşüm

“Yüce Mevlam her zaman bir şans verir tüm insanlara. O da, her sabah gözleri açmaktır yeni güne.” Hamdolsun.

Zaten yine der ki birileri: “Sabahları, Yaradan’a şükür ve hamd duyduğum için çok severim.” Doğru.

“Uyandığın her sabahın, hayatında asla tekrarı yok. Kalk ve tadını çıkar.”

Güzel ve anlamlı bir söz… Sahibinin yüreğine sağlık…

Türkülerimizde kayıtsız değildir sabah ve seher yellerinin güzelliğine ve taşıdığı manevi hazzın değerine.

Tabi türkülerin sabahı ele alış biçimi kendincedir. Yani sevdalar bazındadır.

Nazlı yârin seherde salınışı, güzelliği, endamı, gelişi ve gidişi bile anlatılır.

İşte Tokat yöremizin bir ezgisi de aynen böyledir sevgili arkadaşlarım:

 

Sabahın seherinde ötüyor kuşlar

Balınan yoğrulmuş o sırma saçlar

Kudretten çekilmiş karadır kaşlar

İşte bu gönlümün cananı geldi.

 

Yarim yine şekerlendin ballandın

Al’ınan yeşili geydin sallandın

Kırılsın kolların ne tez çullandın

Aç gözlerin aç, cananın geldi.

 

Seher vakti keklik çıkar kabana

Salladıkça püskül değer tabana

Korkarım sevdiğim vara yabana

İşte bu gönlümün sultanı geldi.”

 

Sabah güneşinin doğuşu ve güneşin turuncu bir tabak gibi ufuklardan yavaş yavaş görünmesi, muhteşem bir görüntüdür. Seyri yaşam enerjisi verir insana. Allah’a şükür vesilesidir aynı zamanda.

Bilirsiniz, Anadolu’da güneş dağların ardından kendini gösterirken, ışığı yansır o güzelim otantik evlere. Her biri ayrı renk ve tondaki evlere ayrı bir güzellik katar.

Aynen ressamın fırçasından çıkmış bir tablo veya paletindeki renk cümbüşü gibi.

Halil Söyler’den derlenen bir Sivas Zara türküsü de öyledir.

 

Sabah güneşi doğmuş

Boyalı konaklara

Yar bizi davet etti

Elmalı yanaklara.

 

Sabah oldu ışıyor

Bülbüller ötüşüyor

Ötme bülbülüm ötme

Yüreğim tutuşuyor.

 

Bir şinik buğday verdim

Ezvalı dabancıya

Çok mu yattın uykuya

Çaldırdın yabancıya.

 

Ambarda unum kaldı

Gümanlıyım gümanlı

Gitme yarim gurbete

Bugün dağlar dumanlı.

 

Ellere yar ellere

Bülbül konar güllere

Nice ki bu canım sağ

Vermem seni ellere…

 

Madem türkülerden gidiyoruz, şimdide İsmail Altunsaray’ın çok da güzel okuduğu bir ezginin, anlam zenginliği var sırada.

Türkünün sözleri, büyük halk şairi ve gezgincisi Karacaoğlan’a ait…

Türküde, yüreği yanık bir gencin her sabah ve her seherde, sevdiği kıza karşı söylediği kelamlar var. Onun bir sıkıntısının ya da bir kederinin olduğunun farkındadır aslında. İşte onu da, bu türküyle sorar:

 

“Her sabah, her seher çıkar bakarsın

Bilmiyorum ne derdin var kız senin

Dertli sinem aşk oduna yakarsın

Bilmiyorum ne derdin var yar senin.

 

Bahar gelmeyince güller açılmazımış

Yavrusuz yaylaya konup göçülmezimiş

Uykudan mı kalktın, gözün açılmazımış

Bilmiyorum ne derdin var kız senin.

 

Yaz gelince kuru otlar sulanır

Cahil olanların gönlü bulanır

Yıl geçince iki bayram dolanır

Bilmiyorum ne derdin var yar senin.

 

Karacaoğlan der ki, olduğu yerde

Ciğer büryan olur gördüğü yerde

Sabah güneşinin doğduğu yerde

Bilmiyorum ne derdin var kız senin.”

gece

Sabahların ve seher vakitlerinin derdi ve ızdırabı olur da, akşamların olmaz mı sanırsınız. İnanın misliyle daha fazladır hem de… Zira hep akşam ve gecenin karanlığında depreşir tüm yaralar, dertler ve ızdıraplar…

Sevdanın türlü halleri, geceleri zindana çevirir de uykuları bile haram eder insana.

Sevda gibi hastalık halleri de, geceleri daha çok sever. Gecenin o asude ve dingin saatlerinde, tabir caizse, inim inim inletir insanı…

Dilerim acıları hafifler bütün hasta olan kardeşlerimizin. Hele de şu içinde bulunduğumuz Corona günlerinde…

Rabbim bütün hastalarımıza acil şifalar nasip eylesin ve bu virüs illetinden bütün insanları azat etsin. Bir an önce de terk edip gitsin bu yaşlı dünyamızı. Bu günlerde huşu ile Allaha açılan ellerin tek duası budur mutlaka. Cümlemizi korusun Mevla’m. Bizleri, çocuklarımızı, ailemizi ve bütün kardeşlerimizi. İnşallah.

Akşamın ve gecelerin hüznünden nerelere geldik durup dururken sevgili arkadaşlarım. Değil mi?

Büyük şairlerimizden merhum Ahmet Haşim de, çok ün yapmış olan akşam şiirini de, bu haleti ruhiye içinde yazmıştır sanki. Buyurunuz:

 

“Yorgun gözümün halkalarında

Güller gibi fecr oldu nümayan.

Güller gibi, sonsuz, iri güller

Güller ki kamıştan daha nalan

Gün doğdu yazık arkalarında!

Altın kulelerden yine kuşlar

Tekrarını ömrün eder ilan

Kuşlar mıdır, onlar ki her akşam

Âlemlerimizden sefer eyler.

Akşam, yine akşam, yine akşam

Bir sırma kemerdir suya baksam

Üstümde sema kavs-i mutalsam

Akşam, yine akşam, yine akşam

Göllerde bu dem, bir kamış olsam…”

 

Ahmet Haşim böyle derken akşama dair, rahmetli Kayahan’ın bir şarkısında da Nilüfer, gecelerin zifiri karanlığını betimlemeye gayret etmiştir. Ve de ah etmiştir o gecelere.

 

“Geceler, katran karası geceler

Ellerim tütün kokar gecelerde

Geceler, olmaz olası geceler

Açılır yelkenleri yalnızlığın

Vurur dalga sesleri yüreğimde.

Geceler yar yar, dört duvar efkâr

Geceler yar yar, başımda sevdan.

Vurulur zincirlere, çareler gecelerde

Bir damla, bir damla daha

Düşer zindanlara gözyaşlarım.”

 

Evet, sabahtı, seherdi, akşamdı ve geceydi derken, geldik yine bir yazımızın daha sonuna.

Bir başka Bumerang serisinde yeniden birlikte oluncaya kadar, her şey tam da olmasını istediğiniz gibi olsun.

Gönlünüz güzelliklerle, yüreğiniz sevgilerle ve bedeninizde sağlıkla dolsun hep.

Hoşça kalın ve Allah’a emanet olun sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.

Benzer Haberler

YOK   Yoksulluk sınırı 5 bin TL’yi aşmış.   Şansa bak… Yoksulluk sınırının...

Yorum 
0

Sabahattin YARAR   Gençlik yıllarımızın lise çağlarına geldiğimizde, yargılama ve uygulama...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, uzun zamandan beri ülke genelinde acılı günler yaşıyoruz....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

YOK   Yoksulluk sınırı 5 bin TL’yi aşmış.   Şansa bak…...

Şükür Duası Senin, Kaymağı da Benim...

Sabahattin YARAR   Gençlik yıllarımızın lise çağlarına geldiğimizde,...

İnsan Olmak!…

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, uzun zamandan beri ülke genelinde acılı...

Doğanın Üç Güzeli “Şile, Ağva...

Metin MERCİMEK “TABİAT BİR AYNADIR HEM DE AYNALARIN EN PARLAĞI.”...

Ahmet Taner Kışlalı’yı Anarken…...

Harika ÖREN   Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyeti aydınlatan kişilik,...

Var bi Hayalimiz!

Uğur KEPEKÇİ   Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 5. Olağan Büyük Kongresi...

PAPATYA FALLARI

Papatya gibi yüreğim bu gece Seviyor sevmiyor sanki bilmece Nakşetti yüreğime...

Külekçilik ayakta kalma savaşı veri...

Pekmez üreticilerinin vazgeçemediği külek sadece Kilis’te üretiliyor....

“Amacımız Kilis organik zeytini ve ...

Kilisli zeytin üreticilerinden Şerif Mercimek, Kilis Organik Zeytin Birliğinde...

Aktürk’ten Ramazan’a tebrik

Kilis Vakfı Başkanı Yaşar Aktürk, Kilis Belediye Başkanlığına seçilen...

Jandarmadan öğrencilere Covid-19 eğ...

Kilis İl Jandarma Komutanlığı personeli, köy okullarında okuyan öğrencilere...

Kilisli hemşehrimiz Taşkent’i...

İstanbul’a yaşamını sürdüren hemşehrimiz, emekli coğrafya öğretmeni,...

PTT’nin 180. kuruluş yıldönümü kutl...

PTT’nin 180. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Kilis PTT Başmüdürü...

Milletvekili Dülger ve Pakistanlı H...

Kilis Milletvekili M. Hilmi Dülger ve beraberindeki Pakistanlı Heyet, Vali Recep...

MHP, ilk yönetim kurulu toplantısın...

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilis İl Başkanlığı, ilk il yönetim kurulu...

Sertifikalı tohum kullanım desteği ...

Kilis İl Tarım Orman Müdürlüğü sertifikalı tohum kullanım desteği 2021...

Sümer’e gazilerden plaket

Gaziantep Şehit ve Gaziler Derneği Başkan Vekili Adem Fakçı, Şehit ve Gaziler...