Bumerang Serisi-14

29 Eyl 2020 Sal 10:04
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Vicdan & Merhamet ve Acımasızlık

 

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık, bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler, asla böyle bir zulmü yapamam.” Hz. Ali (r.a.)

Selam, sevgi ve saygılarımı arz ederek bir yazıma daha başladım bile kıymetli arkadaşlarım.

Her zaman olduğu gibi, bugünde çok önemli bir mevzuya açıklık getirme derdinde olacağız.

Bumerangı, merhamet duygularıyla fırlatacağız ve yön değiştirip, zulüm halindeki karşıtlığına şahit olacağız.

Biri, rahmanidir bunların. İnsan yüreğinde var olması gereken en yüce bir ulvi nitelik ve özelliktir.

Merhamet, acıma hissi ve vicdaniyet diyoruz onun adına.

Bir diğeri de şeytanidir ve yüreklerde asla bulunmaması gereken, bir kötü hal ve karakter özelliğidir.

Ona da, zalimlik ve yüreklerde acıma duygularının olmaması diyoruz.

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem ve birilerinin keyfi için, kalkıp ta geçmişime sövemem” denilen şeyi kastediyoruz.

Nur içinde uyusun, İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy.

Hani, kurtuluş mücadeleleri sırasında yaşanan acıları, ölümleri ve şehadetleri görüp te, “Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırtmasın” temennisinde bulunan bir yürekten söz etmekteyiz.

Demiş ya birileri, “Bu kadar acımasız bir dünyada, kimden merhamet bekleriz ki Allah’tan gayrı.”

Ne kadar güzel ve anlamlı bir söz… Öyle değil mi?

Okuyoruz, duyuyoruz ve belki de şahit oluyoruz, çevremizde, ülkemizde ya da dünyamızda olup bitenlere…

İncir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle, birilerine zarar verenlerin umarsızlıklarına.

Yüreklerinde insan ya da hayvan sevgisi olmayan bazı müptezel kişilerin hoyratlıklarına…

İnsanlara acımayanlara, ağzı dili olmayan ve kimseye bir zararları dokunmayan hayvancıklara bile, olmadık zulmü reva görenlere.

Hatta geçenlerde televizyonda rastladım. Vatandaş kim bilir nasıl bir ruh hali içindeyse artık, yolda yürürken, belediyenin kaldırıma yeni diktiği, tazecik fidanları, hiç bir sebep olmaksızın söküp bir kenara fırlatıyor…

Üzüldüm ve kahroldum. Cenab-ı Allah’ın sana verdiği o tertemiz yüreği ve vicdan halini, ne ara tükettin de bu duruma soktun onu. Allah acısın ve ıslah etsin böylelerini.

Bir fidana bunu yapan, başka neler yapmaz ki… Düşünmek dahi istemiyorum.

Kur’an-ı Kerim, Ali İmran Suresi 57. Ayette buyrulmuş zaten; “Allah zalim olanları sevmez” diye.

Zulüm ve kötülük yapanın yanına kâr kalmaz hiçbir zaman, ne yapıyorsa.

Zannetmesin ki yaptım oldu bitti. Hayır.

Bunun mutlaka öbür tarafı da vardır.

Bakınız Bakara Suresi Ayet 95′e.

Yüce Rab diyor ki, “Allah zalimleri iyi bilendir.”

Merhamet ve acıma hissi, insanidir her şeyden önce. Ama her insanda olmuyor maalesef. Bir bilge insan der ki: “İnsanı insan yapan en önemli cevher, vicdan ve merhamettir.” Ötesi yok.

Hatta diyebiliriz ki, “Ne kadar güçlü olduğun değil, ne kadar merhametli olduğun önemlidir.”

Vicdan ve acıma duygusu çok büyük bir kazanımdır sevgili arkadaşlarım.

“Eğer sen yerdekilere acır ve merhamet edersen, gökteki yaradan da, sana da aynı şekilde acır ve merhamet eder.”

Aynen de öyle.

Dışarda yürürken rastlarız bazılarına ve içimizden söyleniriz, “Allah’ım ve kadar da temiz ve güzel bir yüzü var.”

Allah’ın nuru tecelli etmiştir yüzünde diye düşünmeden edemeyiz. Doğrudur.

Bazı kişilerin ruh yapısı ve yüreğinin güzelliği yansır sıfatlara. Gülümseriz geçerken yanlarından, bir selam bile veririz tanımasak da. Kelamlar bile edilir böyleleri için… Mesela denir ki, “Yüreğinde merhamet ve sevgi olanın, dili de, yüzü de, gülüşü de güzel olur.”

Anlaşılır hemen böyle olanlar.

Ancak bazen de bumerangın geri dönüşü gibi, tam tersi olur. Yani, deriz ya hep, “Adamın, ya da kadının suratında meymenet yok. Şer akıyor yüzünden.

Öyledir de gerçekten. Bakışlarında ve konuşmasında bile bir hayır yoktur.

Onlarda kendilerini belli ederler hemen.

Bilim insanı La Edri der ki: “Vicdan barındıran bir el, içinde merhamet olan bir yürek ve gülüşünde samimiyet taşıyan bir yüzden daha güzeli yoktur.”

Merhamet duyma hali, bazı kötü ve olumsuz duyguların da panzehridir.

kanmaz kedi

 

Doğru bir savdır bu. Çünkü insanın yüreğinde barındırdığı kızgınlık ve zalimlik durumları, başına iş açar her zaman için.

Yanlış yollara sürükler onu. Oysa vicdan duyguları bunun önüne geçer.

Hatta birileri demiştir ki: “Merhamet öfkeyi gemlemeseydi, belki de bütün bir dünya yok olabilirdi.”

Olayın vahametini görebiliyor musunuz değerli dostlarım?

Durum büyük bilgin ve ulema, Yusuf Has Hacip’in belirttiği gibidir aynen.

“Zulüm, yanan bir ateş gibidir. Yaklaşanı yakar.”

Gerçi bilinir ki, “Zulüm ile abad olan, sonunda berbad olur.”

Çok örnekleri vardır bunun. Kişi etrafına zulmeder. Karısına, evladına, ana ve babasına… Ya da dostuna, arkadaşına…

Yanına kalır mı yaptıkları? Asla.

“Su testisi su yolunda kırılır” hesabı, ettiklerini çeker bir gün. Allah mutlaka verir cezasını böylelerinin…

Vicdan ve merhamet, onun için çok değerlidir. Dediğimiz gibi, yaratılmış her şeye karşı gösterilmelidir bu duygular.

O varsa güzellik vardır. O varsa barış vardır ve o varsa da kardeşlik vardır. Büyük Allah dostu, mutasavvıf ve düşünür Mevlana Hazretleri buyurur ki: “Nerede akarsu varsa, orada yeşillik ve nerede kardeşlik varsa da, orada vicdan ve merhamet vardır.” Ne güzel değil mi?

Merhametle vicdan hissi, iyilikle çok yakın arkadaş gibiler değerli dostlarım.

İnsanın birilerine ve yardıma ihtiyacı olanlara iyilik elini uzatması, vicdanlı olmasının da bir sonucudur aslında.

İranlı büyük şair, Şeyh Sadi Şirazi buyururlar ki: “Şimdi elinden geliyorken, iyilik yap… Yoksa yarın kefeni yırtıp ta, elini çıkaramazsın oradan…”

Yine aynı bilge insan bir başka sözünde de şöyle diyor:

“Senin iyiliğini isteyen kimse, yolunda şöyle bir diken var diyendir. Yoksa yolunu kaybedene, doğru gidiyorsun demek, çok büyük bir zulümdür.”

Peygamber efendimizde birçok hadisi şeriflerinde, vicdan ve merhamete dair kelamlar buyurmuştur bizlere. Mesela birinde demiştir ki: “Kalbinde merhamet olmayana cennet yoktur.”

Bir başkası da şöyledir: “İnsanlara merhamet etmeyene, Allah ta merhamet etmez.”

Çünkü herkes bilir ki, “Merhamet bir insana yakışan en güzel kıyafettir.”

Dahası, “Her şeyini kaybetsen de merhametini asla kaybetme” denir ve devam edilir. “Zira insanı insan yapan en önemli duygu ve özelliktir merhamet.”

Şimdi yazımızın başından beri, vicdan dedik, merhamet dedik durduk.

Aynı manaya geldiği düşünülse de, arada bazı farklar vardır, bu ikisi arasında.

Şöyle ki: Vicdan edilgen bir durumdur bana göre. Yani insanın yüreğinde ve ruhunda taşıdığı, ahlaki temellere dayanan bir değerler bütünüdür her şeyden önce vicdan.

Bir şekilde kişiyi, kendi davranışlarıyla ilgili olarak, bir yargıda bulunmaya yöneltir vicdanlılık hali. Bunu da yine kendi özünde taşıdığı ahlaki değerler üzerinden dolaysız ve istemsiz olarak yapar. Ona iyilik yapma ve iyi bir insan olma yükümlülüğü verir.

Vicdan, bazı insanlarda daha fazla bulunan, içsel bir güç ve güdüdür. Nokta.

Merhamet, vicdana göre daha bir eylemsel haldir. Yani vicdanlı olmak bir huy ve karakter özelliğiyken, merhametli olmak, bu özelliğin ete kemiğe bürünmüş halidir desek, pek te yanlış olmaz.

Zira başkalarının acılarından, sıkıntı ve dertlerinden etkilenen bir yanı vardır merhametli olmanın. İşte bunları çözmeye ve çareler bulmaya yönelik bir davranış ve eğilimin karşılığı da merhameti tarif eder.

Acıma hissinin, duygudan eyleme geçmiş halidir özetle, merhamet denilen ulvi özellik…

Durumu, edilmiş bir güzel kelam çok güzel açıklıyor: “Merhamet, vicdanın kalbe okuduğu ezandır.” Sanırım açıklayıcı olmuştur.

“Merhamet, sadece kuru kuruya acımak değil, acıtmamaktır” der, bir bilen kişi. Yani, sadece acıma, bir şeyler de yap demektir merhamet. İşin özü bu…

“Şu iki şey, insanı bir bütün kılar: Güven ve merhamet. Güven dürüstlüğü getirir, merhamet ise, sevgiyi ve insanlığı” demiş Gökhan Pala. Yüreğine sağlık.

“Neyi arıyorsan sen osun… Eğer aşkı arıyorsan âşık, yok zulmün peşindeysen de zalimsin” diye buyurur Mevlana Hazretleri… Ne kadar büyük bir kelam…

Zulme maruz kalanın halinden anlamak lazımdır sevgili arkadaşlarım.

Yani empati yapmaktan söz ediyorum.

Bir bilge insan der ki mevzu hakkında: “Sizin katlanamayacağınız bir zulme, başkalarının tahammül etmesini beklemeyiniz.”

Zira, her şey gelip geçici. Bugün varız yarın yokuz. Onun için iyilik kanatlarımız hep açık olmalı. Tıpkı, merhamet ve vicdan kapıları gibi… “Üç günlük dünya burası” diyenler haksız değiller hiçbir zaman. Ne verirsen elinle, o gider seninle.

Her ne kadar, merhametten maraz doğar denilse de, bu gibi haller, inanın çok çok azdır ve yok hükmündedir bana göre.

Hiç kimse, kendine yapılan iyilik ve merhametli yaklaşımları göz ardı etmez.

Onların farkındadır ve bilmektedir her şeyi.

Siyah-beyaz ve sessiz sinemanın ilklerinden olan Charlie Chaplin, şöyle dile getirir duygularını: “Şu zalim dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. Dertlerimiz bile.

Evet, merhamet ve vicdan gibi insani hasletlerin yanı şıra, acımasızlık ve zulüm gibi karşıt düşünce ve eylemlerin ele alındığı bugünkü yazımızın böylece sonuna gelmiş olduk.

Umarım yararlı olabilmişimdir. Yine dilerim mevzuya açıklık getirebilmişimdir.

Sehvi yanlışlarımız olduysa da affola diyor ve sözlerimizi, yine büyük İslam filozof ve düşünürü, Mevlana Hazretlerinin bir kelamıyla noktalamak istiyorum.

Şöyle buyurmuş Allah dostu: “Zulüm yapmak, dikene su vermek gibidir.

Bir başka bumerang serisinde yeniden birlikte oluncaya kadar, her şey tam da olmasını istediğiniz gibi olsun.

Sevgi ve merhamet duyguları hiç eksik olmasın yüreğinizden.

Allaha emanet olun ve sağlıcakla kalın sevgili arkadaşlarım ve de değerli dostlarım.

Benzer Haberler

YOK   Yoksulluk sınırı 5 bin TL’yi aşmış.   Şansa bak… Yoksulluk sınırının...

Yorum 
0

Sabahattin YARAR   Gençlik yıllarımızın lise çağlarına geldiğimizde, yargılama ve uygulama...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, uzun zamandan beri ülke genelinde acılı günler yaşıyoruz....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

YOK   Yoksulluk sınırı 5 bin TL’yi aşmış.   Şansa bak…...

Şükür Duası Senin, Kaymağı da Benim...

Sabahattin YARAR   Gençlik yıllarımızın lise çağlarına geldiğimizde,...

İnsan Olmak!…

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, uzun zamandan beri ülke genelinde acılı...

Doğanın Üç Güzeli “Şile, Ağva...

Metin MERCİMEK “TABİAT BİR AYNADIR HEM DE AYNALARIN EN PARLAĞI.”...

Ahmet Taner Kışlalı’yı Anarken…...

Harika ÖREN   Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyeti aydınlatan kişilik,...

Var bi Hayalimiz!

Uğur KEPEKÇİ   Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 5. Olağan Büyük Kongresi...

PAPATYA FALLARI

Papatya gibi yüreğim bu gece Seviyor sevmiyor sanki bilmece Nakşetti yüreğime...

Külekçilik ayakta kalma savaşı veri...

Pekmez üreticilerinin vazgeçemediği külek sadece Kilis’te üretiliyor....

“Amacımız Kilis organik zeytini ve ...

Kilisli zeytin üreticilerinden Şerif Mercimek, Kilis Organik Zeytin Birliğinde...

Aktürk’ten Ramazan’a tebrik

Kilis Vakfı Başkanı Yaşar Aktürk, Kilis Belediye Başkanlığına seçilen...

Jandarmadan öğrencilere Covid-19 eğ...

Kilis İl Jandarma Komutanlığı personeli, köy okullarında okuyan öğrencilere...

Kilisli hemşehrimiz Taşkent’i...

İstanbul’a yaşamını sürdüren hemşehrimiz, emekli coğrafya öğretmeni,...

PTT’nin 180. kuruluş yıldönümü kutl...

PTT’nin 180. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Kilis PTT Başmüdürü...

Milletvekili Dülger ve Pakistanlı H...

Kilis Milletvekili M. Hilmi Dülger ve beraberindeki Pakistanlı Heyet, Vali Recep...

MHP, ilk yönetim kurulu toplantısın...

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilis İl Başkanlığı, ilk il yönetim kurulu...

Sertifikalı tohum kullanım desteği ...

Kilis İl Tarım Orman Müdürlüğü sertifikalı tohum kullanım desteği 2021...

Sümer’e gazilerden plaket

Gaziantep Şehit ve Gaziler Derneği Başkan Vekili Adem Fakçı, Şehit ve Gaziler...