Bumerang Serisi-15

01 Eki 2020 Per 9:50
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Gül ve Diken

 

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Güle sormuşlar, neden dikenin var? O da demiş ki: Gerçekten beni çok sevenler tutabilsinler diye.”

Tekrar birlikte olmaktan son derece mutluyum sevgili arkadaşlarım.

Bumerang serimizde bugün hangi konuyu ele alıp inceleyeceğiz, başlıktan anlamışsınızdır: GÜL ve DİKEN!…

Hani bülbülün aşkı, sevenlerin ilham kaynağı ve gönüllerin ilacı vardır ya…

Gül’den söz ediyorum… Ve de onun ayrılmaz parçası olan, dikenden…

Yani güzelle çirkinin, iyiyle kötünün ve zarafetle, nobranlığın yan yana olması gibi.

Her gülün dalında vardır, ele batan bir dikeni. Bülbül bilir onu ve dikenden uzak, konar bir gül dalına ve başlar ona aşkını ve sevdasını anlatmaya, kendi lisanınca.

Peki, neden gül? Yoktur bunun cevabı. Ama vardır belki de. Sevgisinden olabilir mi dersiniz? Ya da kokusundan ve renginden… Niye sever gülü bülbül?

Neden konmaz ki başka bir çiçeğin dalına? Niyedir bu ısrar?

İlla da gül olacaktır sanki. Haksız da sayılmaz hani. Bilir ki odur derdinin ilacı.

Siz seven birine, “neden o” diyebilir misiniz? Çünkü gönlü kaymıştır bir kere.

Mecnun’a neden Leyla, Ferhat’a niye Şirin ve Yusuf’a niçin Züleyha demek, ne denli abesle iştigalse, bülbüle de niye gül demek aynıdır.

Yoktur bunun cevabı dememdeki asıl maksat budur. Bazı şeylerin nedeni yoktur. Sadece vardır ve yalnızca tektir cevabı.

Bülbül güle âşıktır dedik biraz önce.

Sabahın seherinde konar sevdiğinin, yani gülün dalına. Ona bildiği bütün şarkıları söyler. Konuşur ve dertleşir onunla. Hoş, gülde kayıtsız değildir ki…

Her sevilen gibi, o da naz eder bazı hallerde ve şarkılara bile konu olurlar.

İşte, söz ve bestesi, geçtiğimiz günlerde kendisini rahmetle andığımız büyük sanatçı ve ölümsüz sanat güneşimiz Zeki Müren’e ait bir Nihavent şarkıda, bu dediklerimiz dile gelir nağme nağme.

 

“Bülbül âşıkmış güle

Gül naz eder bülbüle

Gel bana nazlı gülüm

Çektirme artık çile.

 

Sensin ümidim neşem

Nasıl severim bilsen

Gel bana, benim ol sen

Bitsin artık bu elem.

 

Bülbül gülün, gül bülbülün

Aşıkıyım bir sümbülün

Kalbimin nazlı goncası

Hayatım tatlı sevgilim.”

 

“Aşk, gülü dikeniyle avuçlamaya benzer. Ellerin kan revan içinde kalır da, buna sebep olan dikenin hesabını, gülden soramazsın ki…” demiş bir güzel insan. Aşkı böyle görmüş yaşadıklarından.

Bir başkası, olaya farklı bir çerçeveden bakar ve buyurur ki: “Aşk, aynı gül gibidir. Onu rastgele tutanın, diken batar eline. Yapraklarını açarsan da, duygular akar bir şelale gibi. Yani tutmasını ve koklamasını bilirsen, o da sana verir karşılığını.”

Gül dikensiz, bülbül gülsüz olmaz derler. Ancak gülün hatırına, dikenine de razı olacaksın. Hatta seveceksin bile gülün dikenini.

Zaten, dikenin güle sabrı, onun güzel olmasından ve hoş kokusundandır.

Yoksa hoyrat eller koparır onu dalından.

Bir de aşk sembolü olmasındadır keramet. El üstünde tutulması ve çok sevilmesi de, gülün kıymetindendir ayrıca.

Demiş ya birileri: “Sen yeter ki gül olup etrafa sevgiler dağıtmaya devam et. Toprak gibi olup da, seni başının üstünde taşıyan çok bulunur mutlaka.” Tasavvufi ve ilahi mevzularında çok değer verdiği bir güzelliktir güller. Denir ki:

“Sanmayasın ki aşk akıl işidir. Gül ki her gönlün mürşididir. Kimini kokusuyla şad eder. Kimini de, dikeniyle irşad.”

Bir başka gönül ehli ve Allah dostu da şöyle buyurur bir hikmetli sözünde: “Ey gönül, gülü seviyorsan dikenini de seveceksin. Deryayı seviyorsan dalgalarını,  vuslatı seviyorsan firakını, sevgiliyi seviyorsan nazını ve hayatı seviyorsan, ölümü de seveceksin aynı anda.”

Gül dikenle vardır. Dertler çarelerle, acılar şifayla ve ayrılıklar da kavuşmayla…

O nedenle, mutlu bir son için eyvallah denilir birçok şeye. Yaralar kabuk bağlar, umutlar hep taze tutulur vuslat adına…

Yani şöyle nasihatler edilir bir yerde…

“Üzülme, ayağına batan dikenler, arayıp durduğun gülün habercisidir belki de… Onun için sabret ve tahammül göster…”

Tevekkül içinde ol, karşına çıkanlara.

Gülün dikeni niye var diye üzüleceğine, iyi ki dikenin gülü varmış diye sevinmelisin.

Kırmızı, beyaz, sarı, bordo ve turuncu renklere sahip güller, gerçekten de bir güzellik sembolüdür değerli dostlarım.

Hele kokusu ve rayihası bir ömre bedeldir. Türküler yakılır, şarkılar bestelenir ve şiirler yazılır uğruna.

Âşıkların elinde bir mücevher gibidir tıpkı. Yâre verilecek anı beklerler. Çünkü o, dünyadaki en zarif ve en anlamlı bir armağandır. Gül demek, aşk ve sevda demektir. Seni çok seviyorum demektir verilen kişiye, hiçbir şey denmese dahi.

Kokulu güller anlatır her bir şeyi…

Evet, anlatır bütün sevgileri ve duyguları güller. Hatta yeri gelir yarin yollarına bile dökülürler. Tarkan demiyor muydu sanki:

 

“Gözlerinden okunuyor

Beni seviyorsun.

Sözlerin seni ele veriyor

Sen de istiyorsun.

 

Geçmiyor ki sensiz geceler

Rüyalar yetmiyor

İsyan ediyor içimde sevgiler

Sabrım tükeniyor.

 

Eninde sonunda benim olacaksın

Hadi naz yapma

Sevgiyi aşkı bende bulacaksın.

Yabana atma

Bıktırma, usandırma

Yeter beni kızdırma

Gel artık kollarıma

GÜL DÖKTÜM YOLLARINA…

 

Gel gündüzle gece olalım

Gel gökyüzünde yıldız olalım.

Seninle mutlu yarınlara koşalım

Gel beraber mesut olalım.”

 

Evet, tam da böyle diyordu sevgili Tarkan… Sevdiğinin yollarına güller döküyor ve uğruna ne çileler çekiyordu, bilinmez…

Sevgiler böylece dile gelirken, bazen de:

 

“Beyaz gül kırmızı gül

Güller arasından gelir

Yârim geymiş beyaz azye

Sabah namazından gelir…” denilir.

 

Ancak bir zaman da, gül için gözyaşı döken bülbüle yarenlik edilir, onun dertlerine ortak olunur. Türlü fedakârlıklar edilir.

Yine hepsi de sevda adınadır bunların:

 

“Seherde ağlayan bülbül

Sen ağlama ben ağlayım

Ciğerim dağlayan bülbül

Sen ağlama ben ağlayım.

 

Ezel bahar gelmeyince

Kırmızı gül bitmezimiş

Kırmızı gül bitmeyince

Garip bülbül ötmezimiş.”

 

“Gülün en iyi dostu bülbül, ikincisi de dikendir. Zira gül koparılsa da dalından, diken oradadır her daim. Bir başka tomurcuk açana kadar, gülü bekler sabırla.”

Diken gülü bekleyedursun, bazen işin esası dururken, gereksiz şeylere kafa yorar insan. Gülün güzelliği ve mis gibi kokusunu görmez de, gider dikenine takılır onun.

Zevkler ve renkler tartışılmaz diye bir kavram vardır bilirsiniz. Ona sebep denmiştir belki de şöyle bir kelam.

“Herkes aynı şeyden hoşlanmaz ki… Kimi gülü sever ve onu koparır dalından. Kimi de gülün dalındaki dikene âşıktır.”

Gül ve diken ilişkisi çok derindir aslında. İnsanın düşüncelerine dahi şekil verirler. Dahası, güzel bir söze malzeme de olurlar yeri geldiğinde.

“Gül gibi güzel düşünürsen gülistan, diken gibi kaba saba düşünürsen de, dikenlik olur çıkarsın.” Doğruya doğru.

Yani şudur işin esbab-ı mucibesi…

“Her insanın dikeni de vardır, gülü de…”

Biraz gerilere gidip nostalji yapmaya var mısınız? Sanırım iyi olacaktır diyenler çoğunlukta gibi geliyor bana.

1975-1977 yılları arasında iki yıl, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünde öğrenim görmüştüm. Daha önce bahsetmiştim, umarım hatırladınız.

Yani gazeteciliği bitirmeden önceki dönemden bahsediyorum.

İşte ben birinci sınıftayken, o da yanlış anımsamıyorsam son sınıfta olmalıydı.

Yani aynı okuldaydık ikimiz de.

Kimden mi bahsediyorum? Şimdi adını söyleyince şaşıracaksınız belki de.

Çok değerli popüler sanatçılardan ve bir döneme imzasını atmış, önemli bir değer bu güzel insan. İskender DOĞAN, sözünü ettiğim kişi.

Yetmişli ve seksenli yılların yıldızıydı…

Çok güzel şarkı ve besteleri vardı…

kanmaz çiçek

İşte, sevgili İskender DOĞAN’ın bir şarkısı vardı ki, o dönem ortalığı kasıp kavurmuştu. Hem de bugünkü mevzuyla da alakalıydı bu efsane şarkı. Buyurunuz:

 

“Kan ve gül,

GÜL’LE DİKEN.

Aşkım ve sen

Birbirine dönük sırt

Sen ve ben

Bilmem anlatabiliyor muyum?

 

Sarılıp öpen, ağlayıp gülen

Sonra kaçıp giden

Fırtınayla sakin gece

Bir bilmece

Bilmem anlatabiliyor muyum?

 

Seviyorum, seviyor musun?

Ağlıyorum, gülüyor musun?

Özlüyorum, gidiyor musun?

Sevdikçe, itiyor musun?

Peki, öyle olsun!…”

 

“Gülü gülene ver, kalbini de sevene… Sevmek güzel şeydir, o ki kıymet bilene!…”

Böyle demiş bir güzel insan. Sağ olsun.

Dostluk ve arkadaşlık nedir sizin için?

Benim, ya da çoğumuz için, her şeydir belki de. Neticede insan sosyal bir varlıktır sevgili arkadaşlarım. Mutlaka bir yarene, bir kelam arkadaşına ihtiyaç duyar her zaman için…

O ki konumuz gül ve diken ya, işte mevzuyu da buraya bağlayan bir üstadın sözü de bu çerçevededir.

“Dostluk gül olmaktır dalında. Hem de, yaprağı ve dikeniyle.”

Yani getirisi ve götürüsüyle, verdikleri ve aldıklarıyla, iyi günüyle, kötü günüyle yanında olduğunu hissetmektir birilerinin.

Bunun adı da, dost ve arkadaş olmakta. Söz de, bunu anlatıyor zaten.

Gülün kıymeti, onun güzelliğinden ve sevgilere kucak açmasındandır.

O yüzden de dikenine tahammül edilir. Bir de ona âşık, maşukların olmasındadır incelik. Bülbül bu kadar sevmese gülü, gülün ne değeri olurdu ki? Dikenine rağmen ve ayaklarını acıtmasına karşın, gülden vazgeçmez bülbül. Konar onun dalına her sabah ve öter de öter. Sanki bir dile gelse, aşkını ilan edecek sanırsınız.

Kim bilir belki de öyledir. Var mıdır bülbülceyi bilen? Bize ötüş gibi gelmekte.

Ama o neler demekte bilemiyoruz ki…

Koparılan bir gülün dalında durması zordur. Bir süre sonra solar ve küser zaten hayata. O güzelliğinden eser kalmaz hiç… Bunları ne için söylüyorum?

İşte kırılan bir kalbin durumu da böyledir değerli dostlarım. Kalp kırılır, içine çekilir ve solar tıpkı bir gül gibi.

Ona sebep diyorum ki naçizane, lütfen şu birkaç günlük kısacık dünyada, sevelim sayalım birbirimizi. Bunu sık sık söylüyorum bilirsiniz. Gönül kırmaktan, hırslarımıza yenilmekten uzak olalım.

Yani, bir gül kadar güzel olmak varken, onun dikeni gibi de zalim olmamaktan söz ediyorum.

İnanır mısınız, yarın Ruz-i mahşerde herkes aynı durumda olacak. Büyüklük, zenginlik, güzellik, kibirlilik bu dünyanın aldatmacasından başka bir şey değil.

Lütfen yani… Siz Allah’a güvenin ve ondan bekleyin her şeyi. Demiş ya birileri, “Dikenden gül bitiren rabbim, kederi de sevinç haline getirir bir gün.” İnşallah.

Bu dediklerimizin sevgi boyutuna da değinecek olursak, o zaman da şu kelama kulak vermemiz lazımdır: “Her şey vaktini bekler. Ne gül vaktinden önce açar ve ne de güneş vaktinden erken doğar. Bekle, senin olan da, sana gelecektir mutlaka.”

Evet, “Gül ve Diken” mevzusu üzerine benim diyeceklerim özetle bu kadar.

Sözlerimi bitirmeden, yine çok güzel ve anlamlı bir kelama yer vermek istiyorum izninizle… Hem de şiirsel bir şekilde:

 

“Bir tutam gül kokusu kalır elde

Zannetme ki, gül dikenin himayesinde.

Dikenin itibarı, gül sayesinde…” Nokta.

 

Gönül bahçeniz şen ve içi gülşen olsun hep. Yüreğinizden sevgi ve bedeninizden sağlık, afiyet hiç eksik olmasın inşallah. Hoşça kalın ve Allah’a emanet olun sevgili arkadaşlarım.

Benzer Haberler

Nejat TAŞKIN   Cumhuriyet! Evet, sen ne güzelsin… Sende hürriyet, sende adalet, sende halkın...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “ÇIKTIK AÇIK ALINLA ON YILDA HER SAVAŞTAN; ON YILDA ON BEŞ MİLYON GENÇ YARATTIK...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Cumhuriyet Bayramı, 29 Ekim 1923′te Türkiye Büyük Millet...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Cumhuriyetimizin 97. Yılını Kutluyo...

Nejat TAŞKIN   Cumhuriyet! Evet, sen ne güzelsin… Sende hürriyet, sende...

Cumhuriyet Bayramı ve Onuncu Yıl Ma...

Metin MERCİMEK “ÇIKTIK AÇIK ALINLA ON YILDA HER SAVAŞTAN; ON YILDA ON BEŞ...

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Cumhuriyet Bayramı, 29 Ekim 1923′te...

Cumhuriyet Özgürlük, Özgürlük Atatü...

Sabahattin YARAR   İnsanlığa en yakışan, vicdan, din, özgürlük, eşitlik,...

Yaşasın Cumhuriyet!

Uğur ELHAN Bu gün, Türk tarihinde çok önemli bir yer tutar. Ulusal bayramlarımızdan...

CUMHURİYET

Emanetin kutsaldır, ben göğsümde taşırım, Ata’mdan yadigârdır kanımdaki...

CUMHURİYET BAYRAMIM

C umhuriyet bize Atatürk’ün emaneti U ğruna canını veren şehitlerimin...

Cumhuriyetin 97. Yılı’nı kutluyoruz...

* 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 97. yılı bugün Kilis’te düzenlenecek...

Atatürk’ün Kilis’e gelişinin 102. y...

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 28 Ekim 1918′de Kilis’e...

İhtiyaç sahibi ailelere et dağıtıld...

Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Kilis İnşaatçılar Haritacılar Gayrimenkul...

112 bin 500 kişiye sıcak yemek dağı...

Kilis Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Erkmen; WFP, GIZ, IOM ve Kilis Belediyesi...

Toroslar EDAŞ Kilis’i bakım ve yatı...

Sektöre öncü teknolojileri ve insan odaklı çalışma anlayışıyla hareket...

Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle...

Kilis Valisi Recep Soytürk, Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Kilis İl Müftüsü...

Başkan Ramazan’a Albay Aslan’dan ha...

Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan’a, Kilis İl jandarma Komutanı Ersin...

Müftü Şahin esnafa gül dağıttı...

Kilis Müftülüğü Gençlik Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen “Hasbihal...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

MUT Prof. Köknel, “Her isteyen mutlu olur” demiş. Tabii, nüfus kaydını...

Atatürk’ün Kilis’e Gelişi M. Yahya ...

Sevgili okurlarım, toplum ve insanlar için en kutsal varlıklardan iki tanesi,...