Bumerang Serisi-2 Dua & Beddua

24 Ağu 2020 Pts 9:57
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

Merhaba değerli arkadaşlarım.
Zıtlıkların dayanılmaz hafifliğini ve oluşturduğu “bumerang” etkisini incelemeye, bu yazımızda da devam edeceğiz kısmet olursa.

Yalnız ne demişiz başlıkta, bir geri dönüp bakar mıyız lütfen?

Dua ve beddua ile onun bumerang hali, yani geri dönüşümü demişiz…

Sahip olduğumuz geleneksel kültürün en önemli iki öğesi bunlar. Mutlaka.
Biri olumlu, diğeri olumsuz ve yıkıcı…
Gelin, önce iyi ve güzelden başlayalım işe ve dua diyelim öncelikle…

Nedir dua, ya da yakarı?
Buna bir açıklama getirerek, dilerseniz ilmek ilmek örelim yazımızın çatısını.

Dua, yüce yaratıcı Allaha seslenmek ve ona yönelmektir. Ondan istemek ve yardım dilemektir, muradımız her ne ise…
“Dua, ibadetin özü, beyni ve iliğidir” demiş birileri. Ne güzel bir betimleme…

Dua, maddi ve manevi her şeyimizi Allahtan beklemek ve ondan talep etmektir bir bakıma…
Yani, halimizi ve ahvalimizi ona arz etmektir. Ondan medet ummaktır.
Bir tek onunla baş başa iken rahat olmak ve gönülleri mutlu etmektir dua…

“Dua, tıpkı sevgiliye yazılmış bir mektup gibidir. O ki, zarfın içerisine kişi yüreğini koymuş ise, duası da kabul edilir.”

Böyle diyor bir kardeşimiz. Çok doğru.
Dua bir gönül işi, bir yürek olayıdır her şeyden önce. Sen gönülden istersen bir şeyi, onu verecek olan Allah’ta, senin bu talebini inşallah reddetmeyecektir.

Muzip bir diğer kardeşimiz de şöyle buyurmuş dua için. Biraz da günümüze uyarlamış sanki. Niyetler samimi olunca, dualarda, zamane duasına evrilmiş gibi.

“Faturasız tek hat duadır. Bol bol arayın ve konuşun. Konuşurken de hem bereket ve hem de Allah’ın sevgisini kazanın.”

Devam ediyoruz gülümseten dualara: “İnşallah ayağın kayar da, cennete düşersin…”
Bundan daha güzel ve hoş bir dua duydunuz mu acaba? Ben duymadım.

Dua nereye kadar ulaşır sizce?
Kilometrelerin önemi var mıdır ki?
Bir ananın, dünyanın öbür ucundaki evladına edeceği dua ulaşmaz mı yerine?
Hem de öyle bir ulaşır ki sevgili dostlarım, kimseler yetişemez hızına.
Çünkü biliriz ve de inanırız ki, “Hiçbir mesafe, duanın erişemeyeceği kadar uzak değildir.”

Şimdi küçük bir makas değiştirelim ve ego diyelim, biraz sonra bahsini edeceğim özgüdünün adına, ya da başka bir şey.

Yani, daha çok, nefis ya da “nefs” diye de bildiğimiz bir dürtü vardır ya içimizde ve derinlerimizde, malumlarınızdır illaki.

Egonun bir başka hali anlayacağınız… Rahat bırakmaz bizi… İster de ister. Ne vardan anlar, ne yoktan.
Ne haline bakar, ne yüreğini dinler.
İşte odur, ta kendisi. Yani özbenlikten ve nef’s'ten söz ediyorum.

Bazen yürekle, gönülle ve canla da bir tutulur.
Denir ya Kilis’te, bir şeyi çok isteyince, “Göynüm çekor, canım istor, ya da nefsim çekor” diye. Burada bir sıkıntı yok. Bu işin normal yanı…

Ama çoğu kez de şeytanidir aslında…
İyi yanımızla devamlı bir sürtüşme halindedir nefsimiz…
Olmayacak şeylere düçar eyler çoğu zaman bizi… Niyetlere bile el uzatmak ister. İşte onun şerrinden ve vereceği zararlardan koruyacak olan da, yine duadır, Allaha açılan avuçlardır.

“Ey Allah’ım beni, bana nasip etmeyeceğin bir şeyin peşine düşürme ve nefsime hÂkim kıl beni…” denilmesi de ondandır…
Çok kişiye zarar vermiştir nefsin halleri. Allah muhafaza diyelim.

Bir başka bilen kişi, yine aynı ayak izinden devam eder yakarılarına: “Rabbim, haddini aşan duygulardan ve gece olunca gökten çöken hüzünlerden sana sığınırım…” Bin kere amin!…
Nef’s bahsine bu kadarlık yer verdikten sonra, tekrar dönelim duanın hikmetine ve onun sevdasal hallerine…

Eskiden ne aşklar  yaşanmış bu arz üzerinde bir bilseniz… Nice âşıklar gelmiş geçmiş bu topraklardan. Çok azı ulaşmış muradına. Ama birçoğu için, kavuşmak masal olmuş sanki. Acılar ve özlemler içinde, günlerini geçirmişler. Tıpkı şu güzel şarkıdaki gibi… Eminim bilirsiniz:

“Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu…
Hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayal oldu…”

Böyle demiş aynen güftekârımız.
İşte ona sebep, şarkılar mı yazılıp bestelenmemiş, türküler mi yakılmamış ki sevdalar üzerine. Hatta ne çok şiir yazmış kalemler, ne ezgiler dile gelmiş huşu içinde bilinmez. Ne kanlı yaşlar dökülmüş gözlerden beyaz sayfalara, damla damla…
Hepsi de sevda için, aşk içindir… Mesela,

“Ya rab, belayı aşk ile kıl aşina beni,
Bir sen belayı aşktan, kılma cüda beni” demiş bir şair. Yani beni aşktan ayırma, ondan uzak tutma diyor.
Tahammülü zor gönül yarasına bile razı. Yeter ki aşktan mahrum olmayım istiyor zahir…

Duaları bile yine sevgi temalıdır bu insanımızın. Malum ki yaralıdır yüreği…

“Rabbim seni sevene sevdir beni…”

Çünkü o da bilmekte, Allah’ı seven bir yürek, insanı da, aşkı da, aşıkı da sevecektir… İlahi aşktan, beşeri sevdalara uzanan bir merdiven misali…

Birileri demiş ki, “Benim o kadar çok günahım var ki, el açıp Allaha, n’olur beni affet diye dua bile edemiyorum…
Utanıyorum ondan. Yaptıklarımdan ve yüklendiklerimden…
Oysa biliriz ki, öyle değildir o işler. Allah’ın rahmeti ve mağfireti geniştir bilene ve anlayana… O, asla bitip tükenmez. Ne demiş birileri mevzu hakkında, “Senin çöller kadar günahın varsa, Yaradan’ın da deryalar kadar merhameti, af ve mağfireti vardır. Yeter ki sen dua et ve iste…” Daha doğrusu istemesini bil…

Sanırım huşu içinde Mevla’ya açılan eller, en çok şu duayı eder her yerde…

“Rabbim bizleri sıkıntıyla, hastalıklarla ve sevdiklerimizle imtihan eyleme…”
Devam eder yakarılarına aynı dostumuz, kardeşimiz…

“Allah’ım senin her şeye gücün yeter, n’olur bu aciz kulununda dualarını kabul buyur. Beni, anamı, babamı, eşimi, evlatlarımı, kardeşlerimi, konu komşu ve senden yardım bekleyen herkesi sağlıkla, bereketle ve huzurla müjdelendir.”

Bakın hiç kimseyi ayırmadık ve açıkta bırakmadık ve de herkese armağan ettik.
Zira bilinmekte ki, “Birinin, bir diğerine verebileceği en güzel hediye, duadır.”

Terbiye ve edep bile duayla istenir.
Nasıl mı? Buyurun o zaman.

“Sebepler sendendir, edep bizlerden…
Etme bizi ya rab, edepsizlerden.” Amin.

Edilen dualar ve istenen her ne ise Allah’tan, herkes için dilenir. Yani bütün arkadaş, akraba ve aile zikredilir…
İşte bumerang etkisi de burada başlar duanın… Sen olumlu duygular içindeysen ve pozitif biriysen, onun geri dönüşümü de aynen o şekilde olacaktır. Ne koyarsan tencerene, tabağına da o gelecektir.

Şimdi dua dedik, yakarı dedik, Allahtan dileme dedik, ama bunun zıttını da görmezden gelemezdik değerli dostlarım.
Nedir bunun tersi, veya zıttı.
Tabi ki, beddua ve öztürkçe ifadeyle de, “Kargış”…
Nasıl ki duanın hal ve ahvali alkış ise, bunun tam zıttı olan bedduanın açılımı da, kargış olmaktadır.

Bed, kötü demek bilirsiniz. Dua da yakarı olduğuna göre, bed-dua da, kötü ve olumsuz kelam anlamına gelir.
Birine karşı edilen yıkıcı, zarar verici, onu mahvedici dilek ve temennilerin söze bürünmüş halidir, beddua dediğimiz şey.

Anadolu’da çok yaygındır. Özellikle kadınlar tarafından daha fazla kullandıkları bilinir. Zira kadınların duygu bakımından daha yoğun, kırılgan ve hassas bir yapıya sahip oldukları herkesçe malumdur… Benimde içinde olduğum erkek milleti, duygularını her zaman belli etmezler… Biraz ketumuzdur yani…
İstisnai durum yok mudur? El cevap, her şeyde olduğu gibi, tabi ki de vardır…

Bu beddua denilen söylemlerin, kendi memleketim olan Kilis’teki karnesi, hiç de iyi değildir hani.

Neden derseniz, anamdan, deyzamdan ve amtimden, yani halamdan görüp ve duyduklarıma istinaden demekteyim bunları… Kendimi bildim bileli, ağzı açılmadık beddualar işitirdim hep. Bunları tek tek yineleyip, şimdi keyfinizi kaçırmak istemem doğrusu. Çünkü hiç de iç açıcı değiller. Ancak üstlendiğimiz misyon gereği, birkaç örnek vermekle de mükellef olduğumu da çok iyi biliyorum.
Affınıza sığınarak yapacağım, bu kötü ve can sıkıcı işi.

Kilis’te bedduaların çoğu, mutlak son olan ölüme dairdir sevgili arkadaşlarım.
Belki anımsarsınız, daha öncede bir yazımda istemeye istemeye vermek zorunda kalmıştım. Şimdi de aynı… Tekrarı için affola…  Bakalım mı?

“Boyuna boy ipi ölçüle bes…” denir mesela. Hani malum şeyler için ölenin boyu ölçülür ya, o anlamda.

“Çenen çekile, defterin dürüle inşallah.”
Tefsire gerek var mı?… Gayet açık…

Yine gün yüzü görmemiş bir yöre ilenmesi, kahırla söylenen bir kargış hâli…

“Ağzın gözün yumulu kala bes…”
Söyleyen artık nasıl hiddetlenmiş ve öfkelenmişse bu sözü etmiş, anlayın gari..

“Ağzına yuyucu parmağı gire…”
Anlıyorsunuz değil mi, ben açmıyorum.
Yine o son nokta ile ilgili… Malum…

Gülünesi olanları da var şüphesiz…
Mesela bir tanesi şöyledir…
“Başına bit düşe bes…” Devam ediyoruz.

“Oyum oyum oyulasıca da, samırsak gibi soyulasıca…” Nasıl yani?
Böylesi bir öfke ve kızgınlık hali, evlere şenlik…

Bunları daha da çoğaltıp, sabah sabah moralinizi bozmak istemem… Daha doğrusu, ne sabah ve ne de akşam vakti istemem… Yani hiç mi hiç istemem… Çünkü sevimsizdir. İnsanın yaşama isteğini azaltır, motivasyonunu bozar…
Ama varlar mı, evet fazlasıyla hem de…
Sadece Kilis’te değil, yurdun her bir köşesinde mevcuttur bunlar…
Say say, yaz yaz bitmez…

Aslında ayrı bir inceleme konusu olabilir bence…
Yazımızın başlığında da belirttiğimiz üzere, dualara koşut, beddualarda aynen fırlatılan bir bumerang gibi, gider gider ve döner, onu atan kişiyi bulur, en sonunda.
O yüzden üretilmiştir ya, “Haksız beddua sahibini bulur” kelamı.

Zaten ben de onun için bumerang örneğini verdim ya… Yoksa nedensiz değildir bu benzetmenin seçilmesi… Vardır bir hikmeti gördüğünüz gibi…
Yani yapılan iyi ve kötü her ne varsa, hatta düşünülen, akıllardan geçirilen bile…
Hepsinde de geri dönüşüm mantığı mevcuttur her daim. İyi olanlarda ve rahmani düşüncelerde bir sıkıntı yok. Asıl problem negatif duygu ve söylemlerde…

O nedenle dua edelim, sevgiyle bezeyelim yüreciklerimizi, kem sözlerden uzak olalım. Bedduayı dilimize dahi almayalım. Kin, nefret, sevgisizlik, düşmanlık, haset ve fesatlık gibi kötü duyguları yanımıza yöremize ve semtimize dahi uğratmayalım.

İfade ettiğimiz şekilde, bilinmeli ki beddua ve kötü sözler, edene zarardır her şeyden önce. Hayretmez kimseye.
Hani denir ya hep bilirsiniz: “Kem söz sahibine aittir” diye. İşte bumerang dediğimiz olayda bundan farklı değil.

Rahmani bir insan olmayı düstur edinelim kendimize. Her türlü negatif şeylerden, yani şeytani davranışlar ve eylemlerden ırak olalım…
Tabi ki, bumerangın veya geri dönüşün azizliğine uğramak istemiyorsak eğer… Olay bundan ibaret…

Evet, bu güzel uyarılardan sonra, biz de gelmiş olduk bugünkü yazımızın sonuna…
Bir başka konuda, bir başka bumerang serisinde yeniden birlikte oluncaya kadar diyorum ki, yüreğinizden sevgi, gönlünüzden güzellikler, bünyenizden sağlık ve dirlikler ile dilinizden de dua hiç eksik olmasın inşallah…

Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım ve kıymetli dostlarım. Selam ve sevgiyle…
Allah’a emanet olun.

 

Benzer Haberler

KADIN Kadınlar, 80 yaşında bile doğurabilecekmiş. Doğurmasına doğurur da ertesi gün hatırlar...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, pandemi günlerinde; eğitim, işsizlik ve refah paylaşımındaki...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BÜYÜK DÜŞÜNÜR ARİSTO, BEHRAMKALE (ASSOS) KENTİNDE ÜÇ YIL YAŞAMIŞ...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KADIN Kadınlar, 80 yaşında bile doğurabilecekmiş. Doğurmasına doğurur...

Kimsenin Umurunda Değil

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, pandemi günlerinde; eğitim, işsizlik...

Behramkale (Assos)

Metin MERCİMEK “BÜYÜK DÜŞÜNÜR ARİSTO, BEHRAMKALE (ASSOS) KENTİNDE...

Şire Yapma Zamanıdır

Asım MIHCIOĞLU   Şire üzümü “Dökürgen”dir ama bazen içine ”Kabarcık”...

Atatürk’ün Dini İstismar Edenlerle ...

Uğur KEPEKÇİ   Atatürk, 16 Mart 1923 senesinde Adana’da Türk Ocağı’nda...

SEVDANIN ADI

Elimde kaldı şimdi resimlerin Yalnız bana baksın güzel gözlerin Çınlıyor...

Perker: Eğitimin sorunlarını çözmey...

CHP Kilis İl Başkanı Mehmet Akif Perker, Pazartesi günü pandemi nedeniyle...

“Atatürk’e Mareşal rütbesi ve Gazil...

Gaziler Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Kilis Valisi Recep Soytürk, “Gurur...

Kilis 6. Bölge Yatırım teşviklerind...

Kilis Belediye Başkanı M. Abdi Bulut, önceki gün yapılan Genişletilmiş...

İlköğretim Haftası başladı

Kilis’te, 2020-2021 Yılı İlköğretim Haftası’nın başlaması nedeniyle...

Unlu mamul üreticileri ve tatlıcıla...

Kilis İl Tarım ve Orman Müdürlüğü denetim ekipleri, pasta, börek ve şerbetli...

Gaziler Günü törenlerle kutlanacak...

Mustafa Kemal Atatürk’e TBMM tarafından 19 Eylül 1921 günü mareşallik...

Kadına yönelik şiddetle mücadele an...

Kilis’in Polateli ilçesinde muhtarlara “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele”...

Sahte sağlıkçılara operasyon: 3 göz...

Kilis’te kendini sağlıkçı olarak tanıtan 3 Suriyeliyi polis ekiplerince...

Bebeği elektrik çarptı [ASAYİŞ TURU...

Kilis’te bir bebek, elektrik çarpması sonucu yaralandı. Mehmet Rıfat Kazancıoğlu...

Ülkü Ocakları, esnafa siftah ve ber...

Kilis Ülkü Ocakları tarafından sabah namazına müteakip Ahilik Haftası nedeniyle...