Bumerang Serisi-6 Çare & Çaresizlik

03 Eyl 2020 Per 10:00
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Çaresizlik nedir bilir misin? Kalbin ve ruhun kanatlanıp gittiği yere, bedenin gidememesidir.”

Sevgi ve saygı hissiyatımı yineleyerek, bir yazıma daha başladım bile sevgili arkadaşlarım.
Malumlarınız olduğu üzere bir süredir, “Her şey kendi zıttıyla kaimdir” yani, vardır düşüncesi ışığında, bir yazı dizisine başladık ve adına da, “Bumerang Serisi” dedik.

Maksat, yaşamın zıtlıklarını ve en uç hallerini sizlere gösterebilmek ve o mevzuda fikirler üretebilmek, edilmiş özlü ve hikmetli kelamların, her iki tarafını da sizlerle paylaşabilmek ve neticede bir sonuca ulaşabilmek.
Bütün derdimiz ve gayemiz bu…

İşte bu amaçla da, serimizin bugünkü konusunu, çok sık olarak karşılaştığımız bir durumdan esinlenerek oluşturduk…
Çare ve onun antitezi, çaresizlik.

Gerçekten de önemli bir mevzu…
Özellikle işin sevdasal boyutunda, daha bir değer arz eden çözüm, ya da çözümsüzlük halleri de diyebiliriz buna.

Ancak, gelin öncelikle bu kavramlara bir açıklık getirelim ve soralım, nedir çare?

Çare, bir sonuca varmak ve ortadaki engelleri kaldırmak için, tutulması gereken yol, çıkar ve çözüm hali demektir özetle..
Ya da, bir şeyi önleme refleksi, tedavi yolu ve deva da olabilir, çare bulma işi…

Çaresizlikte, bunun tam tersidir.
Yani, çözümü ve oluru bulunamayan işler, insanı umutsuzluğa ve karamsarlığa götüren, bedbinlik ve ikilem halleridir çaresizlik denilen şey…
Zordur ve yorar insanı böylesi durumlar… Bir bakıma, “Alıştım artık, cümlesindeki teslimiyet ve umutsuzluğun adıdır, çaresizlik…”
Böyle diyor bir bilen insan.

Sizce çaresizliğin en zor olanı nedir diye sorsam, nasıl bir yanıt alırım, çok merak ediyorum değerli dostlarım.
Ama üzerinde en çok ittifak edilen olanını ben söyleyeyim mi size?

“Bir annenin çaresizliğidir.”

Bunun birçok nedeni olabilir… Say say bitmez… Bir tanesini diyeyim izninizle..
Evladını vatan uğruna şehit vermiş bir ana mesela…
Kim onun çaresizliğini anlamaz, ya da gözlerindeki ızdırap halini görmez ki…
O nedenle dünyanın en kötü ve en acı olayıdır bu… Kimseler yaşamasın dilerim.

Tıpkı, gönlü kırık ve çaresiz bu ana gibi, âşık ve seven bir kadın yüreği de aynıdır.  Üzülmüş, yıpranmış ve çaresizliği yaşamış böylesi bir hanım kardeşimizin hali ve pür melalinin de tarifi imkânsızdır. Çaresizliğin adı gibidir sanki.

Demiş ki bir bilge kişi, “Bir kadının en çaresiz olduğu an, gözyaşlarını elinin tersiyle sildiği andır.”

Belirtmiştim daha önce yazının en başında… Çaresizliğin en çok görüldüğü yerlerin başında, işin sevdasal boyutunun gelmekte olduğunu…
Öyle bir haldir ki buradaki çaresizlik, insanın yüreğiyle beyni çatışır gibidir bir anlamda. Yani duyguyla, akıl karşı karşıya gelir ve çaresizlik denilen şey de, tam da burada ortaya çıkar zaten…

Kişi seviyordur sözgelimi. Her şey yolunda gibidir. İsteme faslı başlar ve kız ailesi, “Hayır” der. “Olmaz da olmaz…”
N’olur o zaman? Acılar, üzüntüler ve çaresiz kalmalar başlar…
Telaffuzu bile zor olsa da, ayrılıkla yüzleşir seven kalpler, sevdalı yürekler. Öylesine ki, severek ayrılmalara kadar gider yolun bir ucu. Gözyaşları sel olur, yanan yüreklere buz yerine, kor basılır da, yine de gider seven insan, hem de ardına bile bakmaya cesaret edemeden.

Belki de öyle olması gerekiyordur, ne malum. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir oysa. Bırakıp gitmeleri o kadar da kolay mı sanırsınız… Denir ya, ancak yaşayan bilir onu diye…

Arabeskin kralı Orhan Baba, durumu çok güzel özetlemiş zaten… Buyurun…

 

Bıraktım kaderime
Aşkımızın sonunu
Aradım bulamadım
Mutluluğun yolunu.

 

Yoruldum koşa koşa
Her ümidin peşinden
Kırıldı ümitlerim
Bu sonsuz bekleyişten.

 

Bırak artık kaderimle
Kendi halime beni
Vazgeçtim bu sevgiden
Unutalım her şeyi.

 

Sevmemiştim kimseyi
Seni sevdiğim kadar
Çekmemiştim kimseden
Senden çektiğim kadar.

 

Olur mu sevgi diye
Izdıraba sarılmak
Bu yol mutluluk yolu
Tek çaremiz ayrılmak.

 

Severek ayrılalım
Aşka hasret kalalım
Eğer mutlu olursak
Yeniden barışalım…

 

Evet, yeniden barışmalar ümit edilirken, severek ayrılmaları ve çaresiz kalmaları yaşar insan daha çok. Barışma, sadece bir temennidir. Çok seven yüreğe bir teselli gibidir sanki. Umulur yalnızca.

Bu kadar kasvetli kelamdan sonra, hadi sizi biraz gülümseteyim değerli arkadaşlarım. Hayat böyle bir şey işte…

Geçenlerde Gündoğan’da yürüyüş yaparken, gözüme bir duvar yazısı ilişti…
Şöyle deniyordu o muzip yazıda: “Altmış kilo yoksun. Bana çektirdiğin bir ton!… Mahallecek aşka inanmıyok bundan kelli…”

Şaka bir yana, devam ediyoruz duvar yazılarına…

“Çaresizlik içinde boğuluyorum. Ne senin geleceğin var, ne de benim vazgeçeceğim…”

Yine çaresizlik ve yine umut ikilemi içindeki bir başka duvar yazısı…

“Sen yüreğimdeki en çaresiz sevdam ve avucumdaki en umut dolu duamsın…”

İnsan çaresizliği en çok ne zaman duyar dersiniz? Çok değişik yanıtları olabilir bu sorunun. Ama en beylik olanını bir uzman kişi etmiş zaten. Bakalım mı?

“İnsanlar çaresizliği en çok, kalbin “Evet”, ancak aklın, “Hayır” dediği yerde hisseder…” Kesinlikle öyledir.

Bunun bir başka versiyonunu daha verebilirim size. Mevzu yine ayrılık ve özlem…
“Ne kötüdür, insanın aklıyla yüreğinin arasında kalması ve de ne kötüdür, ona bir nefes kadar yakınken, bir asır kadar uzak olunması…” İşte yaşamın gerçekleri…

Çaresizlik denilen şey, böylesine zor bir olgu ve vakıadır bir bakıma…
Gün olur denir ki bu seferde: “Bazen sevdiklerimize zarar vermemenin en iyi yolu, onlardan uzak durmaktır. Zira bilinir ki, her vazgeçiş sevgisizlikten değil, çaresizliktendir aslında…”
Gücü tükenir insanın bu arada ve acı çeker… Çekerken de, yaşar çaresizliği en dibine kadar…

“Dönüşüm” adlı ölümsüz eserin sahibi ünlü yazar Franz Kafka da tam da bu konuya dair bir kelam eder ve der ki: “Sana cevap vermek için bile çok yorgunum.. Aşktan, kederden, acıdan ve çaresizliklerle cebelleşmekten…”

Birileri şöyle buyurur çaresizlik için, “O, gözlerdeki kanlı yaşları ve gökteki kara bulutları anlayabiliyordu. Çünkü çaresizlikti bunun adı.”

Yaradan bazen merhamet buyurur kuluna… Onun en zor durumda olduğu bir zamanda, yardım kanatlarını açar üzerine…
O vakit de denir ki: “Üzülme!… Zira Yüce Allah, umudu ve çareyi, en çaresiz olduğun anda yollar sana…” Çok şükür.

Hemen yine, Kur’an-ı Kerim’in sekiz ayetlik küçük, ama manası çok derin olan, benim de çok sevdiğim, “İnşirah” suresi geldi hatırıma sözün burasında…

Orada, 5 ve 6. Ayet-i Kerimelerde şöyle buyuruyordu Cenab-ı Mevla: “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.” Ne güzel…

Sadece İnşirah Suresi bütün soruların cevabını vermeye yeter de artar bile sevgili arkadaşlarım.

Ümitsizlik, yılgınlık, tükenmişlik, bitmişlik, ne yapacağını bilememezlik, yani çaresizlik hallerinden söz etmekteyim.

Bu anlamda, ünlü yazar Peyami Safa da mevzuya derinlik kazandırmak istercesine şöyle der: “Çaresizlik bazen boğar insanı… Marifet o anları atlatmaktır. Sonrası gittikçe kolaylaşır…
Zira kadere teslim olmak lazımdır.
Öylesi hallerde de, bu asla acizlik değildir.
İyi bilinmeli ki, bu dünyada ölümden başka her şeyin mutlaka bir çaresi vardır.”

Yine ünlü edebiyatçılarımızdan bu kez, Behçet Necatigil’e bir kulak verelim dilerseniz… Verelim de, aynı zamanda reçete kıvamında olan sözün anlamına vakıf olalım hep birlikte… Buyurunuz…

“Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz… Ya çaresizsiniz veya çare sizsiniz…”

Ne güzel değil mi? Çerçevelet ve as duvarın en görünen yerine ve her gün oku.

Yazımızın sonlarına yaklaşırken, yine güzel ve anlamlı bir şarkı var sırada…

Hani, yazımızın ortalarında, sevgili Orhan Baba’nın bir eserinin mana zenginliğine yer vermiştik ya… Geriye dönüp bakabilirsiniz. Ne deniyordu orada?

Çaresizlikten söz ediliyordu. Umutların tükendiği ve artık ayrılık saatinin geldiğinden dem vuruluyordu.
Ona sebep, “Severek ayrılalım, aşka hasret kalalım deniyordu.
Severken ayrılmanın ne denli zor ve acı bir şey olduğu anlatılıyordu…

Şimdiki şarkımız da, benzer temalara sahip değerli dostlarım.
Söz ve müziği, bundan birkaç yıl önce kaybettiğimiz ve benimde çok severek dinlediğim bir değerli sanatçı dostumuza ait. İbrahim Erkal’dan bahsediyorum…
Mekânı cennet olsun inşallah…

Canısı gibi sevdiği yârinden ayrılmanın hüznü ve ızdırabı dile geliyor bu şarkıda. Bir tercih yapmak zorunda kalan birileri anlatılıyor.  Seven kişiyi gözleri yaşlı bırakıp geride, bu işe karşı duran ve olmaz diye direten aileye dönen bir sevgiliye olan sitem dile geliyor.
Onun için söylenen son sözler ve son hüzünlü duygular dökülüyor dillerden.
Çaresizliğin en acı haliyle yüzleşiliyor belki de ve de deniyor ki:

 

Sen aldırma, giderim buralardan
Bir pantolon bir ceket
Sen aldırma giderim
Uzaklarda yaşadığımı farz et.

 

Anan senin anan yârim
Baban senin baban yârim
Bana düşer çekip gitmek
Farz et dünya yalan yârim.

 

Saçlarından tel kopar ver
Gönül nazlı bir şey ister
Beni sevdiğini söyle
Bu bana bir ömür yeter.

 

Çare gelmez ağlamaktan
Ayrılır mı et tırnaktan?
Başka yol yok ayrılmaktan
Farz et sevgi yalan yârim…

 

Sevdaların ve güzelliklerin yaşandığı, ayrılık ve gözyaşlarının olmadığı, çarelerin tükenmediği sağlıklı bir yaşam diliyorum herkese. İbrahim Erkal’a da rahmetler.
Allah’a emanet olun.

Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

 

Benzer Haberler

UYU İyi uyuyan, uzun yaşıyormuş. Toplum olarak bu kadar uyumamızın sırrı şimdi çözüldü!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “ALZHEİMER HASTALIĞINDAKİ SIKINTILARI, HASTA YAKINLARI DAHA ÇOK YAŞAMAKTALAR.”...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, geçen haftaki yazımda “Hayatta başarının sırrını”...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

UYU İyi uyuyan, uzun yaşıyormuş. Toplum olarak bu kadar uyumamızın sırrı...

Alzheimer Hastalığı ve Yakınlarının...

Metin MERCİMEK “ALZHEİMER HASTALIĞINDAKİ SIKINTILARI, HASTA YAKINLARI...

Başarılı İnsanların Sırrı Nedir?...

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, geçen haftaki yazımda “Hayatta başarının...

Zehra

Turgay MUTLU   Kelime anlamı olarak yüzü pek beyaz, ay yüzlü, ay kadar...

Bumerang Serisi-15

Gül ve Diken   Mahmut İhsan KANMAZ   “Güle sormuşlar, neden dikenin...

Eksik Salavat Getirmek Nedir?

Uğur KEPEKÇİ   Sahabeler, ”Şüphe yok ki Allah ve melekleri, Peygamber’e...

DİZELERİNİZ..

HEPSİ DE BİZİM   Değerli şair dostum Pir-i Fani’nin bana yazdığı...

Kilis’te sezonun ilk zeytinyağı sık...

Kilis ekonomisi ve tarımsal üretiminde büyük öneme sahip ve yaklaşık 4500...

Yeni yoğun bakım ünitesi için çalış...

Korona salgını nedeniyle Kilis Devlet Hastanesi Yoğum Bakım Ünitesinin yetersiz...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberli...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Kilis Temsilcisi Mecit Bahadır...

Esnaftan ilginç tepki

Kilis’te bir esnaf, yaşadıkları ekonomik sorunları kâğıtları yazıp...

Çalıntı araçtan tüfek çıktı

Kilis’te Jandarma ekiplerince bir çalıntı bir araçta yapılan aramada ruhsatsız...

Hac işareti dikkat çekti

Kilis’te bazı okulların Hıristiyanların sembolü olan hac işaretine benzemesi...

Kilis’te intihar olayları arttı [AS...

Kilis’te, intihar olaylarında büyük artış gözleniyor. Şıh Mehmet Mahallesi’nde...

Kilis’te 2 araç çarpıştı: 5 y...

Kilis’te, hafif ticari araç ile otomobilin çarpışması sonucu meydana...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberli...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Kilis İl Temsilcisi Mecit Bahadır...

AFAD, İtfaiye Haftası’nı kutladı...

İtfaiye Haftası kapsamında İl Afet ve Acil Durum Müdürü Uğur Olgun ve...

Kilis’in Tarihi Karpuz Şarabı

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ...