Bumerang Serisi-9

14 Eyl 2020 Pts 10:07
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Büyümüşlük & Çocukluk-2

 

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“İnsanların nazarında büyümek istiyorsan eğer, her şeyden önce kendi gözünde küçülmeye razı olacaksın.” (Cenap ŞAHABETTİN)

Selam, sevgi ve saygılarımla birlikte bir yazıma daha başladım bile değerli arkadaşlarım.

Hatırlayacaksınız bir önceki yazımızda, çocukluk hallerimizi ve o günlerin özlemini betimlemiş, güzellikleri, yaşanmışlıkları anmıştık hep birlikte.
Büyümüşlüğümüzü anlatmaya yerimiz dar gelmişti ve onu da bir sonrakine, yani bugüne ötelemiştik.

Çünkü çocukluk günleri, anlat anlat bitmeyecek kıvamda olmuştur her daim..
Bu, herkes için de öyledir kanımca.
O çocuk saflığı ve dürüstlüğünü kim unutabilir ki… Yaşanan onca güzelliği kim inkâr edebilir?

Ama bir de yaşamın kaçınılmaz gerçeği vardır ki, o da zamandır.
Acımasızdır zaman. Kimseye torpil geçmez. Geçen günlerin burukluğunu herkes duyar, ta iliklerine kadar.
Ayrıca, kim kalabilmiştir ki çocuk haliyle?
İllaki yaşlanacak, saçlar değirmende değil, hayatın dişlileri arasında ağaracak ve beller bükülecek. Ah vah edip, yok oram ağrıyor, yok buram deyip, zamana karşı durulamayacak maalesef.
İşte bunun adı, yaşlılık ya da yazımızın formatına ve başlığına uygun söylemle, büyümüşlük olmakta…

Özetle, bugün bu temayı ele alıp inceleyeceğiz kısmet olursa.
O zaman yallah ya bismillah, lafı fazla uzatmadan, başlayalım söze.

Yalnız mevzuya tam olarak girmeden, kısa bir açıklamada bulunmak isterim.
Yazı serimize adını veren, BUMERANG ifadesi, bazı dostlarımıza yabancı gelmekte ve ne anlama geldiği sorulmakta sık sık. Onun için bu kelamları yazmak elzem oldu.
Bumerang, bazı ağaçların çatallı dallarından kenarları sivriltilmiş, yassıtılmış ve kıvrık hale getirilmiş bir spor aracı aslında.
Ters “V” harfine de benzetebiliriz bunu.

Ancak bazı yerlerde, eğlence ve oyun amaçlı olarak da kullanılır. Plastik olanları da mevcut son zamanlarda…
Özelliği, ileriye fırlatıp attığınızda, döne döne gittiği için, tekrar geriye dönmesinde saklı bulunmakta. Yani siz atıyorsunuz ve o bir süre gittikten sonra, yön değiştirip, size tekrardan geri dönüyor.

Bizim yazılarımızla ne alakası var diye sorarsanız, benim naçizane düşünceme göre, şöyle bir ilgisi bulunmakta.
Hani her şey kendi zıttıyla kaimdir deriz ya hep. İşte o mantıkla, sizin yaptığınız bir şeyin, yeniden size dönmesi, bu olaya benzemekte. Kısaca, bir şeyin tersinin vuku bulması ve artı-eksi her iki ihtimalin de aynı zamanda görünmesi anlamında da düşünebiliriz bumerangı.
Bilmem açıklayıcı olabildi mi?

“Düşünüyorum da…” demiş birileri, “Biz büyüyerek, çocukluk ettik aslında.”

Çok doğru… Ama dediğimiz gibi, bu bir süreç. Zamanı durdurmak maalesef olası değil. Bizimkisi yalnızca bir özlem geçmişe… Zamana karşı belki küçük bir sitem… Hepsi bu… Yoksa biliriz her şeyi.

Andre Maurois demiş ya; “Büyük insan, büyük olduğunu, fakat büyüklüğün de, küçüklük olduğunu bilir.”

Peki ne demektir büyük insan olmak?
Onu da edebiyatçı Mencius tanımlıyor zaten ve diyor ki: “Çocukluk saflığını kaybetmeyen adama, büyük adam denir.” Bu kadar net…

Büyümeyi istememe ve hep çocuk kalabilme dilek ve arzusu, sadece benim derdim de değil sevgili arkadaşlarım.
Bakın büyük şairlerimizden rahmetli Cemal Süreya da aynı konuya değinir bir kelamında ve şöyle özetler düşüncelerini: “Keşke çocuk olsam yeniden. Bir tek düştüğüm için yansa canım. Ve kalbim sadece çok koştuğum için çarpsa hızla.”

Ben söylemiştim daha önce dermişim!
Büyüyünce sevmek, âşık olmak birine, zor gelir bünyeye. Hele de ayrılmak ve terk edilmekle yüzleşmek, yüreğin özlemle atması, yolların gözlenmesi ümitsizce, daha bir fenadır büyümüşler için. Onun için herkes gibi bende demekteyim ya,
“Keşke hiç büyünmese ve çocuk kalınsa” diye.  O zaman bunları da görmemiş ve yaşamamış olur insan.
Ama benimkisi de, boş bir hayal işte.
Hiç olur mu öyle şey? Tabi ki büyünecek ve âşık olunacak, acı da olsa, tatlı da olsa, yaşanacak bütün bunlar. Adam sendeee!…

Samuel Johnson der ki: “Büyüklük, büyük olmaya ve görünmeye çalışmakla elde edilseydi eğer, herkesler büyük olurdu. Ancak şimdiye kadar, hiç kimse taklit yoluyla bir büyüklüğe ulaşamamıştır.”

O kadar haklı ki uzmanımız, çocukluk ve büyüklük kavramını çok yalın bir şekilde izah etmiş kendince.

Şiir yazmak bir duygu işidir bilirsiniz.
Şimdi durup dururken, ne alaka diyebilirsiniz şiirden söz etmek diye. Oldukça haklısınız.
Mevzuyu bir yere bağlayacağız da, herhalde onun içindir bu telaşımız yani. Anlayın artık sizde sevgili arkadaşlarım.

Diyorum ki, eğer ilham denilen bir şeyler akmazsa yüreğinize, o dizeler dökülmez zaten kâğıda… Düz yazı ise, bir mevzuya açıklık getirme, konuyu ispatlama, kanıtlama ve de bir senteze varma gayreti, hatta hüneridir.

Birbirlerinden farklıdırlar bu anlamda.
İşte İbrahim Tenekeci kardeşimiz de olayı bu çerçeveden görmüş ve demiş ki: “Çocukluk insanın şiir halidir. Diğer dönemleri ise, düz yazı.”

Çocukluk günleri bir özlemdir dedik, geri getirilemeyen, zaman denilen çarkın dişlerine hükmedilemeyen. Bilinir bu…
Hoş, Cemal Süreya da bilir ama yine de söylemeden edemez şunları: “Keşke çocukken çok mutlu olmayıp da birazını da bu zamanlara saklasaymışım. Zira şimdilerde oldukça lazım oluyor da…”

Öyledir ama… İnsan hangi yaşa gelirse gelsin, içinde kalıyor hep çocukluk anıları ve onun özlemleri…

Demiş ya birileri: “Eğer bir gün çok zengin olursam, çocukluğumu yeniden satın alacağım. Varsın büyüklük sizde kalsın.” Ne kadar makul ve mütevazı bir istek… Değil mi?

Hep bir özlemle yaşar insan.
Çocukluğunun o masum ve saf güzelliğini duyumsar içinde. Unutamaz bir türlü ve içinin burukluğuyla der ki: “Eskiden, çocukluk diye bir şey vardı. Sanırım şimdi artık üretilmiyor.” Teşekkür ederiz Armağan Aktan.

Aslında olayı bir de ters tarafından görmek lazım. Yani, bumerang elimizden çıkmadan ve çıktıktan sonra da geriye tekrardan bize dönmeden… Şöylekine; “Acaba çocukluğumuz mu güzeldi, yoksa biz mi çocukken daha güzeldik.”
Yanıtı, hem “a” hem de “b” şıkkı. Yani duruma göre, her ikisi de.

Herkes çocukluğunu çok da gönlünce yaşayamıyor maalesef. Kader, ta o zamanlardan örüyor ağlarını bazıları için.
Yokluk ve çaresizlik bir yana, anne veya babasını küçük yaşta yitiren biri için, çocukluk çok da özlemle anılmaz sanırım.
Bir burukluk duyar her zaman için.
Yaş kemale erse de, hisseder bunu iliklerine kadar. Hatta kişiliğini bile şekillendirir demek mümkün.

Örnek mi, bakınız şekil A… Yani ben.
(Hayatta en iyi tanıdığım insan kendim olduğum için, örneklemeyi de kendi üzerimden veriyorum, ne yaparsın.)

Henüz iki yaşında gencecik babanı kaybetmişsen ve yaşamın zorluklarıyla, o yaştan sonra yüz yüze gelmişsen, normal o zaman söylediklerim…
Ama Allah’ıma şükür ve onun verdiği güçle bugünlere geldik. Hamdolsun.

Demem o ki, her şeye rağmen yine de özlemekteyim çocukluğumu. Bunu da her fırsatta dile getirmekteyim zaten.
Onca fotoğraf paylaştım eskiye dair.
Geçmişin tozlu sayfalarından bugüne uzanan anıların özlemini yansıttım sizlere.
Ailemi, atalarımı ve akrabalarımı unutmadım, hep andım onları. Vefaya ve saygıya inandığım içindi onlar.

Bilirsiniz, az yazmadım, nenemin Şıh Abdullah Mahallesindeki evin havuş maceralarını. Neler yaşamadık ki o tipik Kilis evinde. Kuyudan kaddüs kaddüs su mu çekmedik. Damda loğ mu yuvarlamadık? Süllümü duvara yaslayıp, az mı çıktık damlara. Sokuda az mı biber döğdük ve buram buram terledik.

Az mı su taşıdık kastellerden? Az mı hamur leğenini fırına taşıdık? Yine az mı seher vakitlerinde, bağın yolunu tutmadık at arabasıyla? Gece bağlarda az mı yattık. Peçiçler oynamadık mı keyifle!…
Pabuç çarpma oyununa katıla katıla gülmedik mi?
Ayakkabımızı gece çakallar çalmasın diye, az mı başımızın altına yastık yaptık.
Büyüklerin sohbetlerini, yaşanmış anılarını ve nasihatlerini az mı dinledik.

Şimdi hem onlar için, hem de sizlerin ahirete intikal eden bilcümle yakınlarınız için, bir kez daha fatiha ve dua istiyorum sizlerden. Nurlar içinde uyusunlar.

“Dediler ki; yaşından çok daha olgunsun. “Evet” dedim. Çünkü büyüklük hep bende kaldı da ondandır” demiş, Murathan Mungan.

Peki, bütün mesele ve dert, büyük görünmek ya da, büyük olmakta mı?
Değil tabi ki… O büyüklüğün gereğini yerine getirebilmekte. Yani örnek olabilmekte…
Klasik müziğin büyük bestecilerinden Beethoven’in dediği gibi olmalı her şey.

“Bütün sorun iyi ve büyük görünmek değil, gerçekten de öyle olabilmektir.”

Bir de olayın şöyle bir tarafı var değerli arkadaşlarım.
Tamam büyük olmak derken, genelde yaş faktörü aklımıza gelir hep…
Ama bir de yaptıklarıyla büyük olan insanlar vardır. Bunun da yaşla başla bir alakası yoktur hani…

Sözgelimi, bütün insanlığın yararına olabilecek bir buluş yapar insan, hayırlı bir işe adını verir. İşte o kişi yirmi yaşında da olsa, bence büyük bir insandır.
Bakınız büyümüş değil, büyük insan diyorum.
Ya da aileden varlıklıdır diyelim. Dahası kendi imkânlarıyla da olabilir bu, önemli değil. Ama vicdan sahibidir, merhametli bir yüreği vardır. İhtiyaç sahiplerine kol kanat gerer. Onların bazı ihtiyaçlarını karşılar, çocuklarına burslar verir, ana babalarına iş imkânları sağlar.

Memleket hayrına, fabrikalar kurar, üretime katkı koyar. Çok fazla kar amacı gütmeden, Allah’ın rızası için de yapar bunları.
Şimdi bunları yapan birinin yaşı başı önemli mi sizce? Değil tabi ki…
Bunlar büyük insandır bence.

Yoksa maazallah tersi de olabilirdi.
Yani vatandaş hayırsız ve çevresindekilere duyarsızda olabilirdi. Hatta üstüne üstlük ukala ve şımarık bir mizaca da sahip olabilirdi. Yok mu öyleleri? Hem de çok, belki tonlarca…
Ünlü yazar Stefan Zweig demiş zaten: “Küçüklerin büyüklük taslaması kadar, tehlikeli bir şey yoktur.”

Bu kelamı, yalnızca maddi anlamda değerlendirmemek lazımdır.
Vardır bazı tipler. Yaşı küçüktür, henüz rüştünü bile ispat edememiştir, ama gel gelelim ukalalık ve haddini bilmezlik had safhadadır.
Zweig’in yukarıdaki kelamı, aslında böylelerine daha uygun olur kanaatindeyim.

Asırlar öncesinden bile mevzuya dair sözler söylenmiş, hem de Çin’in büyük filozofu Konfüçyüs tarafından…
Konfüçyüs, yaş kriteri dışında, büyüklük ve küçüklüğün ruhsal analizini bile yapmış güzel bir sözünde ve demiş ki: “Büyük ve üstün insan, daima mutlu ve rahattır. Küçük insan ise, üzüntü ve telaş içindedir her zaman.” Nokta.

Yazımızın sonuna yaklaşırken, sözlerimizi bilge insan Abdülmelik İbn-i Mervan’ın güzel ve yerinde bir tespitiyle bitirelim istiyorum. Şöyle diyor bilgemiz: “İnsanın en büyüğü, yüksek mevkide iken alçak gönüllülük gösteren, kudret sahibi iken bağışlayan ve güçlü olduğu vakit de etrafına adil bir şekilde davranan kişidir.”

Bir başka bumerang serisinde yeniden birlikte oluncaya kadar, her şey tam da olmasını istediğiniz gibi olsun.
Güzelliklerle, sağlıkla ve sevgiyle kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.
Allah’a emanet olun.

 

Benzer Haberler

UYU İyi uyuyan, uzun yaşıyormuş. Toplum olarak bu kadar uyumamızın sırrı şimdi çözüldü!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “ALZHEİMER HASTALIĞINDAKİ SIKINTILARI, HASTA YAKINLARI DAHA ÇOK YAŞAMAKTALAR.”...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, geçen haftaki yazımda “Hayatta başarının sırrını”...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

UYU İyi uyuyan, uzun yaşıyormuş. Toplum olarak bu kadar uyumamızın sırrı...

Alzheimer Hastalığı ve Yakınlarının...

Metin MERCİMEK “ALZHEİMER HASTALIĞINDAKİ SIKINTILARI, HASTA YAKINLARI...

Başarılı İnsanların Sırrı Nedir?...

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, geçen haftaki yazımda “Hayatta başarının...

Zehra

Turgay MUTLU   Kelime anlamı olarak yüzü pek beyaz, ay yüzlü, ay kadar...

Bumerang Serisi-15

Gül ve Diken   Mahmut İhsan KANMAZ   “Güle sormuşlar, neden dikenin...

Eksik Salavat Getirmek Nedir?

Uğur KEPEKÇİ   Sahabeler, ”Şüphe yok ki Allah ve melekleri, Peygamber’e...

DİZELERİNİZ..

HEPSİ DE BİZİM   Değerli şair dostum Pir-i Fani’nin bana yazdığı...

Kilis’te sezonun ilk zeytinyağı sık...

Kilis ekonomisi ve tarımsal üretiminde büyük öneme sahip ve yaklaşık 4500...

Yeni yoğun bakım ünitesi için çalış...

Korona salgını nedeniyle Kilis Devlet Hastanesi Yoğum Bakım Ünitesinin yetersiz...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberli...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Kilis Temsilcisi Mecit Bahadır...

Esnaftan ilginç tepki

Kilis’te bir esnaf, yaşadıkları ekonomik sorunları kâğıtları yazıp...

Çalıntı araçtan tüfek çıktı

Kilis’te Jandarma ekiplerince bir çalıntı bir araçta yapılan aramada ruhsatsız...

Hac işareti dikkat çekti

Kilis’te bazı okulların Hıristiyanların sembolü olan hac işaretine benzemesi...

Kilis’te intihar olayları arttı [AS...

Kilis’te, intihar olaylarında büyük artış gözleniyor. Şıh Mehmet Mahallesi’nde...

Kilis’te 2 araç çarpıştı: 5 y...

Kilis’te, hafif ticari araç ile otomobilin çarpışması sonucu meydana...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberli...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Kilis İl Temsilcisi Mecit Bahadır...

AFAD, İtfaiye Haftası’nı kutladı...

İtfaiye Haftası kapsamında İl Afet ve Acil Durum Müdürü Uğur Olgun ve...

Kilis’in Tarihi Karpuz Şarabı

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ...