Büyük Usta Alâeddin Yavaşca Bodrum’da “Süper Meşk”
Metin MERCİMEK
“DUYGULARIMI ŞİİRLE ANLATAMAM, ÇÜNKÜ ŞAİR DEĞİLİM. KENDİMİ GÖLGELER VE IŞIKLA İFADE EDEMEM, ÇÜNKÜ RESSAM DEĞİLİM. DÜŞÜNCELERİMİ HAREKETLERDE AÇIKLAYAMAM, ÇÜNKÜ DANSÇI DEĞİLİM. AMA BUNLARIN HEPSİNİ MÜZİKLE YAPABİLİRİM, ÇÜNKÜ BEN BİR MÜZİSYENİM.”
(MOZART)
Ege’nin incisi ve dünyanın turistik beldelerinden biri olan Bodrum, sadece çivit mavisi denizi ve yemyeşil doğaya sahip olması değil, yeryüzündeki tüm renklerin buluştuğu bir cennet köşesidir.
Tüm bu güzelliklerin yanı sıra, dünya insanının buluştuğu hem de izini bıraktığı bir yer olmasıdır. Çünkü Bodrum’da her düşünceye sahip insanlara yer vardır. Yani her ruh haline, her zevke, her derde ve her sevince yer olmaktadır. Ama en çok huzura ve mutluluğa ve de insanın içinde mutluluk perdesini açan büyülü bir havası bulunmaktadır.
İşte Bodrum sevgisini bir türlü içinden atamayan Hocamız Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca, tekrar Bodrum’a dönüverdi. Daha önce yıllarca Bodrum Türkbükü Hekimköy’de ikamet eden Hocamız, geliş ve gidiş zorluğu nedeniyle evini satmış ve İstanbul’a dönmüştü. Ancak unutulmayan anılar gibi, Bodrum sevgisi, Bodrum özlemi ile bezenmiş olan sevgi dolu gönlü yeniden alevlenmiş ve Bodrum Tugutreis’ten yine bir ev satın almıştır.
Hocamız Hekimköy’de ikamet ettiği yıllarda, Bodrumun güzelliğinden etkilenerek birçok şarkılarını burada bestelemiştir.
Herkes Hocamızı bir musikişinas ve hekim olarak bilir. Oysa O, hem bilgi verici, hem de espri yüklü sohbet insanıdır. İşte Onun bu espri ve aydınlatıcı eşsiz sohbetinden ve meşkinden yararlanmak için ailece bizim bahçede buluştuk.
Sohbetimizin ilk konuşması, son yıllarda musikimizin gelişmesinde neler yapılması gerektiği konusu oldu. Özellikle güzel bestelerin yok olduğu ve beste yapımcıların da azaldığına değinen Hocam, üzüntüsünü şöyle dile getirdi. “Büyük Düşünür Konfüçyüs’ün dediği gibi,”BİR MİLLETİ TUTSAK ETMEK İSTERSENİZ, MÜZİĞİNİ ÇÜRÜTÜN” yorumuyla hareket edersek, her şeyimizi kaybetmiş oluruz. O nedenle Türk Sanat Müziğine çok ilgi göstermek ve ayakta kalması için de elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor” dedi.
Daha sonra Hocamın gerçek hikâyeleri olan şarkılarını icra etmeye başladık. İlk olarak Hicaz makamındaki “ARTIK BU SOLAN BAHÇEDE BÜLBÜLLERE YER YOK” eserini okuyunca, Hocamın içinde dalgalanan nağmelerin arka arkaya sıralandığını gördük. Artık musiki faslı hızını almış ve güzel şarkılar süper bir meşk haline gelmişti.
Akıp giden bu meşk devam ederken, Kilis türkülerinden söz etmemek olamazdı. Özellikle bahçe ortamına renk katan CÜMBÜŞ ve DARBUKA eşliğinde, “KURU KASTEL AKMIYOR”, “YOĞURT KOYDUM DOLABA” ve “ZELLO” Kilis türküleri, bizleri daha coşkulu hale getirdi. Bilhassa Hocamın güzel sesi ve bunun yanı sıra, ÇİBİK eşliğinde tempo tutması bu güzel ortama bir ayrıcalık kazandırdı. Bu doyulmaz meşkimizde eksik olan ses ise, Kilis’in sloganı “YOH YOH” idi.
Hocamızla geçen bu süper meşk, bizlere anlatılmaz bir huzur ve mutluluk verirken, Hocam ve Ayten yengeme sonsuz saygılarımı sunuyor ve bir başka Bodrum görüşmelerimizde yeniden buluşmayı diliyorum.
Hoşça kalın.