Dolar 32,9998
Euro 35,9714
Altın 2.567,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 36°C
Açık
Kilis
36°C
Açık
Sal 36°C
Çar 38°C
Per 37°C
Cum 36°C

Çocukluk Günleri… Kâğıttan Gemiler…

Çocukluk Günleri… Kâğıttan Gemiler…
A+
A-
24.11.2014
607
ABONE OL

Neden olduğunu bilmiyorum (!). Durduk yerde çocukluk günlerimi anımsadım birden bire. 1954-55 yıllarının o olumsuzluklarla, yoksulluklarla dolu günlerini anlatmak, yazmak kitaplara sığmaz inanın. Ülkenin, ailelerin koşullarının zorlandığı, yaşam seviyelerinin bu günlere göre, çok düşük olduğu dönemlerdi o günler. Amerikan yardımı bitkisel yağ, süt tozu da dağıtırdı muhtarlar mahallede… Bir de sıtmaya karşı sarı renkli Kinin hapları…

Evimizin bulunduğu cadde, Bayramda salıncaklar kurulan meydanın devamını oluştururdu. Toprak ve kanalizasyonu olmayan, yokuş aşağı uzanan kısa ama geniş bir cadde idi. Doğuya uzanan kısmı Debboy meydanına ulaşırdı. Toprak ve toz sıradan şeylerdi. Trahomu ve çapaklanan gözlerimi anlatmayacağım. Dedim ya sadece bir kesitini dillendireceğim. Evlerin masraf suları, genellikle mutfağın olduğu yerden caddeye açılan bir arıkla dışarıya, yani caddelere akıtılırdı. Bu arıklara ‘Belleğa’ denir, evin her türlü atık suyu (tuvaletler hariç) üstü açık bir şekilde caddeye veya sokağa akıtılırdı. Benim konum bugün sadece belleğalar olacak.

Biz çocuklar, cadde boyunca evlerden akan atık suları, toprak kanallarla birleştirir akan suyun çoğalmasını sağlardık. Havuzlar oluşturur (baraj) geniş nehirler (!) inşa ederdik. Motorlu araç yok ki geçsin sokaktan. O bakımdan da rahattık. Pis sular çoğaldıkça oyunlarımız değişirdi. Evlerden birinde, çamaşır günü veya banyo günü ise bol su akardı dışarıya. Nehirlerimiz sularla dolardı.

O zaman bulabildiğimiz kâğıtlarla kayıklar yapar, caddenin en yukarısından aşağıya yarışmalar düzenlerdik. Bu kağıt kayıkları kim keşfetti (!) bilemem ama çam ağacının kabuklarından kayık yapmayı biz becerdik. Oyunumuz daha da genişler, nehirlerimiz boyunca kaleler, adalar yapar en son büyük barajımıza (Okyanusa) açılırdı kayıklarımız. Bu barajın sonunda bilinmeyen yerler koymuştuk çöpten, yapraklardan ağaçlar dikerek. Pis sular bolca gelince kayıklarımız hızlanır, artık kendi başlarına bilinmeyen (!) yerlere doğru yol alırlardı.

Doğal olarak sona erişirdi kayıklarımız. Hiç kimsenin kayığının ulaşmadığı yere ulaşan, bu keşfinden dolayı birinci olurdu. Hadi yeni baştan caddenin en üst tarafına… Yeni yarışma ve keşifler (!) için start verilirdi. Bir çamaşır leğeninin, ya da banyo suyunun boşalarak çok su gelmesini beklerdik yeniden.

Şimdi; o günleri yaşamamış olanlar benden belge isteyebilirler. Siz en iyisi benim akranım olanlara sorun onlar onaylarlar beni. Ne günlük, ne not defteri, ne foto vardı elimizde.

İster inanın ister inanmayın! Büyük keşifler yaptık biz o zamanlar. Tarih olarak yazılmaz bu söylediğim keşifler, ama ben biliyorum (!) ve söylüyorum işte. İnanın gitsin ne olacak.

Ah çocukluk aaaah!…

Yeniden buluşalım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.