Dolar 8,1546
Euro 9,8169
Altın 466,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Çomçalı Gelin

Çomçalı Gelin
REKLAM ALANI
A+
A-
12.03.2021
5
ABONE OL

Hayattan Kesitler-XIX

 

Çomçalı Gelin

 

Memik KÖMEKÇİ

 

Evet sevgili okurlarım, sizleri kısa süreliğine, eski bir geleneğe götürmek istiyorum. Öyle bir gelenek ki, içinde yardımlaşma, dayanışma, birliktelik, insana ve doğaya saygı, çevreye duyarlılık ve daha birçok yararlı yönlerinin bulunduğu Çomçalı Gelin geleneğini hem kendim yaşayıp, hem de sizlere tanıtıp, yaşatmak istiyorum. Bu güzel geleneği birçoğunuz zaten biliyorsunuz ama yeni yetişen gençlerimiz ve çocuklarımız bu tür geleneklerden günden güne uzaklaşıyor ve geçmişi unutuyoruz. Sözlerimi daha fazla uzatmadan, araştırmacı Bayram Polat’ın “Türk kültüründe yağmur duası” başlıklı araştırma yazısından bir bölümü sizlere aktarmakla asıl konumuza dönmek istiyorum.

Türkiye’de son dönemlerin en kurak yılının yaşanması en çok tarım sektörünü olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle yağış mevsiminde yeterli yağışların olmaması çiftçilerin ürünlerini geç ekmesine, ekilen ürünlerin de filizlenmemesine neden oluyor.

Yağışların beklenenden az olması, baraj göllerinin boşalması, tarım ürünlerinin zarar görmesine yol açıyor. Sonrasında ithalatın artışına ve fiyatların artmasına sebep oluyor.

İnsanlar tarafından İslâm öncesi Arap toplumunda yağmur duası yapıldığı bilinmekte, Hz. Peygamber’in daha çocukken dedesi Abdülmuttalib ile birlikte yağmur duasına çıktığı kaydedilmektedir. Peygamber olduktan sonra Resûlullah’ın yağmur duası yaptığına dair çok sayıda hadiste rivayet edilmiştir.

İslâm öncesi Türk kültürü incelendiğinde yağmur yağdırmayla ilgili pek çok materyal göze çarpmaktadır. Bu materyaller arasında en önemlileri taş ve duadır. Özellikle “Yada Taşı” yağmur törenleri ile ilgili olarak çok önemlidir. Yağmur Taşı olarak da bilinen bu taş, çeşitli Türk lehçelerinde, her lehçenin fonetik özelliklerine göre farklı şekillerde ifade edilmiştir. Bunlar; Yat, Yada, Yede, Cada, Cede, Kaş, Bet, sata, Cay, Çartus, Yağmur taşı gibi söyleyişlerdir.

Türk kültüründe Yada Taşı ile ilgili birçok hikâye anlatılır. Bu taşın Türklerin atalarına Türk Tanrısı tarafından verildiği ifade edilir. Rivayete göre; Türkler bu taşı hareket ettirerek yağmur, kar, dolu ve fırtına estirirlermiş. Altay Dağları’nın buzullu bölgelerinde rastlanan bu taşın, yağmur, dolu vb. yağdırmanın yanı sıra atları serinletmek için de kullanıldığı belirtilmiştir.

Yağmur duası ile ilgili ritüeller incelendiğinde bu ritüellerin Anadolu’da ve Türk Dünyasının büyük bir kısmında ortak özellik ve uygulamaları bünyesinde barındırdığı görülmüştür. Bununla ilgili olarak geleneksel kültürün hâlâ etkisini sürdürdüğü ve saflığını korumaya devam ettiği Anadolu’nun birçok yerinde, özellikle Niğde’nin Çiftlik ilçesi genelinde mevsimin kurak gittiği dönemlerde mutlaka yağmur duasına çıkıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu bölgede her yerleşim biriminin kendi yerleşim alanları sınırları içerisinde bulunan, çeşitli ziyaret yerlerine yağmur duası için gittikleri görülmüştür. (Bu açıklamalar “Türk kültüründe yağmur duası” başlıklı Bayram POLAT’ın araştırma yazısından alınmıştır.)

Bu örnekte görüldüğü üzere Anadolu’nun birçok bölgesinde benzer yağmur dualarına çıkıldığı bilinmektedir. Geçmişte ve çocukluk yıllarımda Gaziantep/Yavuzeli’nde benim de bizzat katıldığım Çomçalı Gelin oyunu da yağmur duasına hazırlık aşamasının bir bölümüdür. Büyükler yağmur duasına gitmeden önce nasıl bulgur, simit, kesilecek kurbanlık hayvan vb. topluyorsa, biz çocuklar da bunu oyunlaştırarak yapardık. Pişirilen ziyaret pilavları temiz ve düzgün taşların üzerine konularak yenirdi. Yoldan gelip geçenlere, çobanlara vb. ikram edilirdi.

Çomçalı Gelin

Çomçalı Gelin oyunu, genellikle üç aşamalı bir süreçten oluşurdu:

1 Hazırlık 2.Oyunun oynanması 3.Toplanan yiyeceklerin pişirilip yenmesi.

Önce büyük bir çomça (büyükçe tahta kepçe) bulur, sap kısmı ayağı, kepçe kısmı başı olacak şekilde, kepçeye yakın bir yerine uzunca iki tahta kaşığı kolları olacak şekilde sarardık. Çomçaya kaş, göz, ağız ve burun çizerek başına eşarp bağlardık. Bu tahtadan kukla geline renkli bezlerden elbiseler giydirir, donatır, süslerdik. İki çocuk Çomçalı Gelin’in ellerinden tutarak en önde yürür, diğer çocuklar arkada hep birlikte çomçalı gelin şarkısını söyleyerek ilerlerdik.

 

Çomçalı gelin ne ister?

Bir kaşıcık yağ ister.

Yağ olmazsa bal olsun.

Çomçalı gelin sağ olsun.

Yağ verenin kızı olsun.

Bulgur verenin oğlu olsun.

Teknede hamur.

Tarlada çamur.

Ver Allah’ım ver.

Bol bol yağmur…

 

İstisnasız kızlı oğlanlı her kapıyı dolaşır, ne verirlerse onu toplardık. Çocukların yağmur yağması için geldiklerini bilen ev sahipleri, biz çocukları güler yüzle karşılar, bir şeyler vererek bizleri sevindirirlerdi. Uğradığımız evin kapısından ayrılırken evin büyüğü mutlaka üzerimize bir tas veya kovayla su atar, birçoğumuzu ıslatırdı. Bütün mahallenin evleri gezildikten sonra, topladığımız yiyeceklerle yemek yapıp toplu olarak yerdik. Yemekten sonra bildiğimiz zamanın oyunlarından; Muraharal, arası gitti, uzuneşek oynar, aba güreşi yapardık. Farkında olmadan geçmişe ait bir kültürü yaşamış ve yeni kuşaklara aktarmış olurduk. Bu gelenek Anadolu’ya Orta Asya’dan gelmiş, yüzyıllar boyunca da devam etmiştir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi milletçe ve hangi dilde yapılırsa yapısın, yağmur yağdırma ritüelinin hem dini hem de mitolojiye bağlı bir içeriği vardır.

Bu kültürel zenginlik genişletilerek geleceğe sunulmalıdır. Toplumun çocuk-yetişkin bir araya gelerek oluşturdukları bu kültürün geçmişten geleceğe aktarılması, kaybolmaması geleceğe atılan adımlar demektir. Bu tür kültürel davranışlar ve oyunlar kitlesel kenetlenmeye, insanlar arasında gönül bağı kurulmasına ve kardeşlik duygularının gelişmesine yardımcı olacaktır.

Günümüz insanlarının ve özellikle çocukların bilgisayar oyunlarıyla eve hapsolduklarını görmekteyiz. Çomçalı Gelin örneğinde ise, arkadaşlarıyla birlikte hareket etme, gezip dolaşma, mani söyleme gibi faydalı davranışlar sergilerken diğer yandan bir kültürün parçası olacak ve kültürün devamını sağlayacaklardır.

Doğaya zarar vermenin ne kadar kötü sonuçlara yol açacağını öğrenerek, insan sağlığını ve tabiatı korumanın önemini kavrayacak, kardeşlik duygularını en yüksek seviyeye getirecektir. Çocukların sosyalleşmesinde ve içinde bulunduğu toplumun dayanışma geleneğini sonsuza kadar taşıyacak, paylaşım duygularını geliştirecektir.

Bu yazımı; yağ olmazsa bal olsun. Çomçalı Gelin sağ olsun. Dizeleriyle bitirmek istiyorum. Nice mutlu geleneklerde buluşmak dileğiyle, esen kalın.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.