Damın Loğ’lanması ve Tel Arabaları

08 Ağu 2018 Çar 23:18
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut KANMAZ

 

“Kele oğlum Mahamet, de yeri şu süllümü hele getir de, dama bir çık kurban…”
Havışta tel arabasını büyük bir keyifle sürmekte olan Mehmet, aslında 16 yaşındadır. Yani, tel araba sürme devri geçeli bir hayli olmuştur. Telden yapılan oyuncak arabalarını, herhalde birçok Kilisli bilir ve de oynamıştır. Kalın telden yapılan ve bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki bu arabalar, çocukların en önemli oyuncağıydı eskiden. Önce bir parça tel bükülerek, ön iki tekerlek haline getirilir, sonra, kasa zevke göre imal edilirdi. Ya kamyonet, ya tır, ya da otobüs niyetine olurdu bunlar. Sonra tekerler eklenir, teller birbirine bağlanarak işlem sürdürülürdü. Şaft ve direksiyon amacıyla da bir uzun parça tel, iki ön tekerin tam ortasına sabitlenirdi. Ucuda yuvarlatılır ve direksiyon niyetine ittirilerek, hareket ettirilirdi. Bağlanan tel sağa sola kaymasın diye de, iğne şişelerinin kapakları, telin iki yanına monte edilirdi. Bu kapakları da, hem karşı komşumuz ve hem de yakın akrabamız olan, rahmetli Şırıngacı Mahire Teyzeden temin ederdik. Hatta oğlu Hamit’in sağolsun bana çok araba yapmışlığı ve öğretmişliği vardır. Tabi zamanla ben de iyi bir tel araba üreticisi haline gelmiş, komşu ve akraba çocuklarının oyuncak ihtiyaçlarını temin etmiştim. Hatta çarşıya buz almaya veya kastelden su getirmeye giderken, envai çeşit, tasarım harikası, abartılı ve renkli şeritlerle süslenmiş arabalar görürdüm de, nasıl imrenirdim bir bilseniz. Keşke benim de böyle bir arabam olsa, bunu yapabilecek kadar becerim olsa diye hayıflanır dururdum. Öyle ki, hiç abartmıyorum, arabasına bisiklet kornası takanlar, iki tarafa küçük yan aynalar bile iliştirenler mevcuttu. Tamam ben de yapıyordum ama benimkisi onların yanında, Murat 124’le, BMW kadar farklı kalıyordu. Ön tekere bağlı, uzun telin ucundaki direksiyon havası verilmiş aleti, ne de havalı havalı sürerlerdi. Çocukluk değil mi işte imrenirdim. Bir de zamanımızdaki çocuk oyuncakları çeşitlerine baktığınız zaman, “Bu ne ya falan” diyesiniz geliyor. Çünkü eskiden oyuncak diye bir mefhumu, bizler, en azından ben kendi adıma yaşamamıştım. Genelde de öyleydi ama.Ben yassı taşlarla araba niyetine, toprak zeminde çok oynamıştım. Kendimce yollarım ve rampalarım vardı… Söz nerelerden nerelere geldi, biz devam edelim konumuza… Hani Annesi Mahamet’i çağırmış da, süllümü yani merdiveni getirmesini istemiş, oğlan da tel arabasıyla haşır neşirdi ya. İşte tam da orada kalmıştık. Mahamet çağrıyı duymazdan gelip, hiç istifini bozmaz, yamuk yumuk tel arabasını sürmeye devam ederdi.Ama netsin oğlan? Çocukluğunu hiç yaşayamamıştır ki, yazın Kasap Ökkeş’in yanında çıraklık, yani “şeyirt”lik yapmakta, kışın da okuluna gitmektedir. Şimdi Okullar açılalı epeyi olmuş, artık kışın soğuk yüzü yavaş yavaş hissedilmeye başlanmıştı. Evleri, toprak damlı eski Kilis eviydi. İki göz oda, bir matmah, bir de küçük bir havıştan ibaretti. Zaten Annesi de, işte damın “loğlanması” için çağırıyordu oğlunu. Loğ denilen şeyde, 70-80 santim uzunluğunda kalın, yuvarlak silindir şeklinde bir taş kütleydi ki, delik olan ortasından bir demir parçası geçirmek suretiyle toprak üzerinde, ileri geri yuvarlanarak, damın toprağının sıkıştırılması sağlanır ve yağmur sularının aşağı akmasının önüne geçilirdi. Beton damlar çok sıcak olduğu için bu tür, geleneksel toprak damlar, daha çok tercih edilirdi Kilis’te… Damın altı yani evin tavanı, yanyana sıralanmış kalın yuvarlak yekpare ağaçlar ve üzerine konan tahtadan perdelerle kapatılırdı. Yan yana sıralanmış bu ağaçlar, karşıda yine ahşaptan kolonlara bağlanırdı. Duvarlar da genelde kerpiçten olurdu. Şimdi olayı biraz detaylı anlattım ki, Baba mesleğinin Yapıcılık olduğunu unutmayalım diye. Odanın kerpiç duvarları da, özel bir çamurla sıvanır ve üzeri de kireç badanayla boyanarak işlem tamamlanırdı. Al sana tipik bir geleneksel eski Kilis evi.

log

Mahamet süllümü duvara dayar ve çıkardı dama. Aslında severek de çıkardı. Zira loğ’u da, bir araba sürermiş niyetine, bir ileri bir geri, tıpkı oyun oynar gibi kullanırdı. Biraz sürdükten sonra, Annesi yine bağırırdı havıştan…
“Mahamet, beni duyon mu?”, “He duyorumane, ne don?”, “Kele Ane kurban, çörtenin ağzına da bak hele ki tıkanmasın”, “Tamam tamam, çörtenin ağzı açık” diye seslenir yukarıdan.Bir süre sonra Mahamet işi bitirip aşağı inmiştir. Dam loğlanmış, çörten, yani damdaki yağmur suyunun damda birikmeyip, aşağıya akıtılmasını sağlayan oluk, kontrol edilmiş ve uzun süllüm, havıştaki köşesine götürülmüştür. Artık Mahamet’in, akşam Babası eve gelene kadar, tel arabasıyla oynayacağı bayağı bir zamanı kalmıştır geriye. Hemen koşarak ve büyük bir heyecan ve çocuksu hazla, oyununa kaldığı yerden devam eder…
Evet, Mahamet tel arabasıyla oynamaya ve anası da akşam yemeğini hazırlamaya devam ederken, bizler de sizlere veda edelim istiyoruz artık…
Bir başka Kilis anılarında yeniden birlikte oluncaya kadar, çocuksu heyecanınız ve yaşama arzunuz, hiç eksik olmasın içinizden…
Sağlıkla ve huzurla kalın değerli. Kilisli hemşehrilerim ve sevgili dostlarım…

 

Benzer Haberler

NESİL Et yemeyen bir köpek türünün nesli tükeniyormuş. Bizde de et yiyen insanların nesli...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “FUTBOLDA GÖZYAŞI DÖKMESİNİ BİLMEYEN İNSAN, SEVİNMESİNİ ASLA ÖĞRENEMEZ.”...

Yorum 
0

Sabahattin YARAR   Köy Enstitülerinin yetiştirdiği ülkemizin en önemli yazarlarından MAHMUT...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

NESİL Et yemeyen bir köpek türünün nesli tükeniyormuş. Bizde de et yiyen...

Lefter Sezonu

Metin MERCİMEK “FUTBOLDA GÖZYAŞI DÖKMESİNİ BİLMEYEN İNSAN, SEVİNMESİNİ...

Mahmut Makal 88 Yaşında Bu Dünyadan...

Sabahattin YARAR   Köy Enstitülerinin yetiştirdiği ülkemizin en önemli...

Hobi ve Kilis’te Sinema Kültürü

Mahmut KANMAZ   Bugünkü yazımızın konusu, Kilis’te eskinin eğlence...

Merhum Arkadaşım Ethem Necat Yetişa...

Nejat TAŞKIN   Merhum Ethem Necat Yetişal, aşağı-yukarı 1950 yıllarında...

KİLİS’E GİTSEM DİYORUM

Yaban ellerinde ikindi vakti Zevalde güneşi seyrediyorum Bağrımı yakıyor...

Kilis Hz. İbrahim’in kenti mi?

Kilis’te kazı çalışmaları devam eden Oylum Höyük’te, İbrahim Peygamber’in...

Kurbanlıklar tükenmek üzere

Kurbanlık hayvan satıcıları, ellerindeki kurbanlıkların çoğunun tükendiğini...

Kilis’te bayram telaşı

Kurban Bayramı öncesi vatandaşlar, bayramlık yiyecek ve giyecek eşyalarını...

Sınır kapısında bayram yoğunluğu sü...

Kilis’te Kurban Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyelilerin,...

Hayvan pazarı bayramın ilk üç günü ...

Kilis Belediyesi Canlı Hayvan Pazarının Kurban Bayramının ilk 3 günü...

Köyler tek tek suya kavuşuyor

Kilis’te, su sıkıntısı çekilen Göktaş köyünde İl Özel İdaresi tarafından...

Sanayi sitesine ek işyeri yapılacak...

Kilis’te küçük sanayi sitesine ek olarak 28 yeni işleri yapılacak. Kilis Demirciler...

Belediye kendi ağacını ve çiçeğini ...

Kilis Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü, ağaç ve çiçek üretimini kendi...

Ayın sağlık personeline ödül

Kilis Devlet Hastanesi, ayın sağlık personeline ödül verdi. “Ayın Personeli”...

Suriyeli çocuklara aşı yapılıyor...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 0-15 yaşlarındaki Suriyeli çocuklar...

Yaz Kur’an Kursları sona erdi

Kilis İl Müftülüğünce açılan ve kentteki birçok camide gerçekleştirilen...

Karakuş’tan Rektör Karacoşkun’a ziy...

Kilis İl Genel Meclis Başkanı Metin Karakuş, Kilis 7 Aralık Üniversitesi...