Dolar 32,1841
Euro 34,8655
Altın 2.461,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
31°C
Parçalı Bulutlu
Per 24°C
Cum 24°C
Cts 26°C
Paz 29°C

Deli Sülo (Pehlivan)

Deli Sülo (Pehlivan)
A+
A-
12.12.2015
478
ABONE OL

Hasan BİTKEN

Emekli Belediye Yazı İşl. Müdürü

Bu yazı dizimiz, her ne kadar Akcurun’la ilgili ise de Avukat Kadri Timurtaş’ın 1932 tarihinde yazmış olduğu Kilis tarihinde, yiğitliğinden bahsetmiş olduğu Deli Sülo ile ilgili yazı dizisini aynen sunuyorum.

Kilis Tarihi; Sahife 96

Deli Sülo güçlü, kuvvetli bir böke (pehlivan) idi. Katırcılık yapar, çok defa zeytinyağlarını Halep’e taşırdı. En azgın esterler (hayvanlar) elinde yumuşar, balmumuna dönerdi. Şimdi olduğu gibi Halep’e o vakitte her taraftan getirilen zeytinyağlarının bir hana indirilerek, orada sırayla ve nöbetle Kabban’a vurulduktan (tartıldıktan ) sonra, esnafa tevzi edilmesi, adet olunmuş idi. Deli Sülo bir defa arkadaşları ile beraber Halep’e mühim miktarda zeytinyağı götürmüş ve Han’a indirmişlerdi.

Handa başka taraflardan da birçok mekkâreciler, zeytinyağlarını tarttırmak için sıra bekliyorlardı. Deli Sülo bir gün beklediği halde Kilis kafilesine sıra gelmemişti. Nihayet sabrı tükendi, hemen kabbancının elinden zinciri kaptığı gibi Kilislilere ait zeytin tulumlarını kabana vurulmak (tartılmak) üzere bağladı. Fakat kabbanın çekilmesi için lazım olan direk yoktu. O direği de nöbet bekleyenlerden, sırası gelenler almış idi. Kabban sahibi Deli Sülo’nun yanına gelerek;

– Zenciri aldınız ama direk olmayınca tulumları tartmanız mümkün olamaz, deyince, Deli Sülo; işte direk deyip, bir kolunu uzatıp duvara dayayarak, Kilislilere ait zeytinyağı tulumlarının tamamını, kolunun üzerinde kabbana çektirdi. Bunu gören diğer mekkâreciler, bundan sonra Kilislilerin yağlarının ilk evvel labbana çektirmek için lanetleme atmışlardı.

İşte o tarihten bu güne kadar, Kilislilerin zeytinyağlarını ilk evvel kabbana çekmek (tartmak) adet olmuştu.

DELİ SÜLO, HAYVANLARINI ANGARYA İŞTEN KURTARIYOR

Yine o tarihlerde, Halep hükümeti tarafından yaptırılmakta olan bir binanın inşaatında taş ve enkaz taşıttırılmak üzere bir gün Halep’te angarya olarak hayvan toplattırılmış idi. Bu meyanda Deli Sülo’nun da üç esteri (hayvanı) yakalanmıştı. Yakalanan hayvanlar Kilislilerin hanında tutulmakta idi. Deli Sülo geceleyin mezkûr hanın ön taraf duvarının üstüne çıkarak, arkadaşlarının birisini aşağıya indirmiş ve kendisi duvarın üzerine oturarak, aşağıya salladığı kalın ip vasıtası ile esterleri bağlattırıp, kuyudan kova çeker gibi, birer birer duvarın üzerine çekmiş ve tekrar sokaktan tarafa sallayarak indirmek suretiyle, hayvanlarını kurtarmıştır.

DELİ SÜLO, YENİ CAMİ MİNARESİNİN ÂLEMİNİ KOYUYOR

1247 tarihinde, Halep Valisi olan İnce Bayraktarzade Mehmet Paşa’nın, aynı tarihte Kilis’in Dolappazarı mevkiinde (Şimdiki Kemaliye İlköğretim Okulu’nun yeri) inşa ettirdiği Yeni Cami (Mehmet Paşa Camii) yapıldıktan sonra, minarenin âleminin konulması için hazırlıklar yapılıyor, ahali toplanıyor, hocalar ilahiler söylüyor, topluca tekbirler getirilerek dualar ediliyor, minarenin tepesine konulacak sarı tunçtan yüzlerce kilo ağırlığındaki “âlem” denilen, yuvarlak demiri, Deli Sülo namındaki Böke (Pehlivan) omzuna alıp, minarenin şerefesinin dış tarafına kurulan iskeleye basarak çıkıyordu.

Minarenin tepesine ulaşacağı sırada bir eli basamaktan kayarak sendelemiş ve hemen düşecek gibi olmuş idi. Bu tehlikeli vaziyeti aşağıdan seyreden ahaliden birisi, “Eyvahh yazık oldu!” diye gözlerini kapayarak düşüp bayılmıştı.

Deli Silo büyük bir çeviklikle kendisini toparlayıp, muhakkak bir düşme tehlikesinden kurtulmaya muvaffak olur ise de aşağıda heyecandan bayılan zavallı adam hemen teslim-i rut etmiştir.

Akcurun Çarşısı’nın bu tarihi ismini muhafaza ederek, uzun yıllar güzel halkımızın anılarını tazelemesi en büyük dileğimizdir.

Burada Kilis’imizin güzel insanı, çocukluk yılları Ağcurun’da geçmiş olan Emekli Edebiyat Öğretmeni Sayın Uğur Elhan’ın Ağcurun’la ilgili iki ayrı şiirini sunuyorum.

AKCURUN’DA ÇINARIM

Akcurun’da var çınar
Çınara kuşlar konar
Yaz günü efil efil
Zemheride buz donar
Ben ben olalı

Ben kendimi bileli
İyi tanırım
Ah çınarım!
Hep üzülmüşümdür
Karlı kış gecelerinde
Üşüdüğüne
Ve sıcak “eyyamı buhur” da
“tommuz” ayında
Yandığına
Hep yanmışım
Sanırım.
Ah çınarım!
Bakın nasıl da sevinçliyim
Bakın nasıl da vermişim
Bir yanımı yanına
Gündüz açan güneşim, gece doğan ayım benim
Ben sana sevdalanırım, ah çınarım!
Akcurun’da Yusuf’a yanar.

Uğur ELHAN

(19 Haziran 2014)

Bir Çınar, Kumru
Derleyen Hasan BİTKEN

 

KİLİS MANİLERİNDE AKCURUN

 

Ağcurun beyaz curun

Ortasına taht kurun

Yârim askerden gelor

Ayakta selam durun

 

Ağcurun’un uşağı

Kınneptendir kuşağı

Toprakta yata yata

Keripsedim döşeği

 

Ağcurun kır atları

Uçar mı kanatları?

Ağcurunlu bekmezdir

Şeker şerbet tatları

 

Uğur ELHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.