Dolar 32,1626
Euro 34,9327
Altın 2.462,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Az Bulutlu
Kilis
31°C
Az Bulutlu
Per 23°C
Cum 24°C
Cts 26°C
Paz 28°C

Depremin Sancısını İliklerime Kadar Hissettim

Depremin Sancısını İliklerime Kadar Hissettim
A+
A-
17.02.2023
422
ABONE OL

Zehra ERASLAN

Kıymetli okurlarım;

Kahramanmaraş’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki iki depremde 11 ilimiz yıkıma uğradı ve sayısız can ve mal kaybı meydana geldi. Yaşanan korkunç depremde feci şekilde vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa ve ülkemize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Rabbim bir daha böyle bir afetin tekrarını nasip etmesin inşallah!

Bugün yazımda bu korkunç yaşanmışlığı kaleme almak istedim. Zira kendim de depremin sancısını iliklerime kadar hissederek bu acıların tekrarının bir daha yaşanmaması, belleğimizde bu korkunç olayın sadece depremden kaynaklı olmadığı; kontrolsüz, standart dışı imara uygun olmayan binaları inşa edenlerin suçunun olduğunun her zaman hatırlanmasını istedim. İnşallah, binlerce kişiye mezar olan bu çürük yapıları yapanlar hak ettikleri cezaları alırlar. Dilerim vicdanları da (ki varsa eğer) onların yakasını asla bırakmaz.

Yaşadığım bu korkunç olayı kaleme almak inanın çok zor oldu. Ülkemizin bu acısını kendim de yaşamış biri olarak o korku dolu anları ifade edecek kelimeleri uzun uzun yazsam da yetersiz kalır.

Korkunç bir düş gördük sanki gözümüz açık 11 ilimiz ile birlikte ama gerçek ve korku dolu bu düş sanki mahşer yeri gibiydi. Can pazarı yaşadık korkuyla! “Aman Allah’ım!” Zelzele bizi öyle bir sallıyordu ki o an “işte ecel vaktimiz geldi” dedim. 11 yaşında kızımın korkuyla uykusundan uyanıp ağlayışı, dualar edip kelime- i şehadet getirişi, zangır zangır titreyişi inanın depremin sarsıntısından daha çok etkiledi beni. Nasıl avutabilirdim ki! Sallanıyoruz! 10 katlı binadan çıkış şansımız o an zaten olamazdı. Korkuyla panik halinde ne yapacağımızı bilemeden birbirimize sarılışımız bizi sakinleştirmiyordu. Bize öğretilen “çök, kapan vaziyet al” bile o an aklımıza gelmedi. Sarsıntının biteceği de yoktu ve o an kurtuluşumuzun da imkânsız olduğunu hissettik. Ben de bir anneyim, oğlum yurt dışında okuyor onu bir daha göremeyecek olmanın korkusu, kızımın hıçkırıklar içindeki korkusu!  “Cesaret ver bize Rabbim, yavrularım için n’olur!” diyerek yalvardım yalvardım. Tek yapabildiğim şey, “Rabbim bize emanet ettiğin canı, sana emanet ediyorum!” demek oluyordu.

Sarsıntının geçmesi ile sokağa kendimizi nasıl attık bilemiyorum. Yağmur ve soğuk bir geceyi korkuyla bekleyerek geçirdik arabamızda. Arabası olmayanları düşündükçe daha da üşüdüm.

Gün doğdu! Doğdu doğmasına ama aslında gün doğmadı kimseye! Depremin zifiri karanlığı yayıldı her yere!

Afetin büyüklüğü ve acısı yeni doğan günü yüreğimizde zifiri karanlık olarak hissettirdi. Bu derin yaraların iyileşmesi çok uzun yıllar alacak sanırım.

Kıymetli okurlar, can pazarı yaşanan saatlerde 11 ilde depremin kükremesiyle çığlıklar göğe yükselerek binlerce ev yıkıldı. Kimbilir ne acı/ tatlı hatıralara ev sahipliği yapmıştı bu binalar. Yıkılışlarında da canlar feryat figanlarla göçük altında kaldılar. 

Bu yazıyı denetim sırası daha gelmediği halde; ruhumuz ve bedenlerimiz artık dışarda beklemekten yorulduğu için dün gece “Allah’a sığınarak” girdiğimiz evimizden (16 Şubat saat: 04 ‘te) sessiz sessiz ağlayarak yazıyorum. Binamızda gözle görülür bir hasar yok. Sadece bizde ruhsal hasarlar var. Evlerimize özellikle bayanlar ve çocuklar girmek istemedik. Erkekler yaradılış olarak bizlerden daha cesaretli. İnşallah hasarlı evlerden sonra bizim evlerimiz de denetimden geçecek.

Yaşanmışlığın sancısını yazmak inanın çok zor, yazamıyorum. Ağlıyorum hem de hıçkıra hıçkıra! Eşim ve kızım uyuyorken olası deprem korkusunun nöbetindeyim bir bakıma.

Depremin acı tablosunu, dışarda olduğumuz bu süreçte TV izleme şansımız olmadığından, internet ortamından takip ederek haberdar oluyorduk ya da çevremizdeki insanlardan duyuyorduk vefat eden arkadaşlarımızı. Çok acı bir duygu bu!  Kulaklarımda sanki ölümü tadan onca canın son çığlıkları var hâlâ. Enkazlardan duyulan “imdat” yakarışlarını yüreğim yana yana hissediyordum uyur/uyanık kâbus dolu günlerde.

Telefon elimde korkuyla bakıyordum yine mi bir dostun acı haberi gelecek diye. İnsanlar ölüyor! İnsanlar acıyla ölüyor! Kimbilir kaç bebek ya da çocuk ana/babasız ya da kimsesiz kaldı. Umutla kurulmuş kaç ailenin ocağı söndü. Evladını kaybeden ana/babalar! “Aman Allah’ım bu nasıl acı! “Akıl/ruh sağlığım iyice bozuldu. Canım sağ ama sağ olmayan canları düşündükçe sağ kalan canımda deprem yaşıyorum. Tek yapabildiğim Rabbime dua etmek.

Bilemiyorum depremin yumruk sancısında ne kadar iyi olacak ruhumuz.

Yabancı ülkelerden gelen yardım elleri ülkemin yardım elleriyle kenetlendi. Canla başla arama/ kurtarma çalışmalarında kurtarılan canlar da umudumuz oldu. Kurtarma çalışmaları hâlâ devam ediyor. Rabbimin mucizelerini de gördük. Canla başla yaraları sarmaya çalışan halkımızı da gördük. Yağma/talan yapanları da duyduk. Hırsızlık gasp ve saldırı! Bu çirkin tablo inanın depremden daha acı. Çok şükür devletimiz OHAL ilan ederek can ve mal güvenliğimizi de sağlamış oldu. Enkazlar arasında can pazarı yaşanıyorken, tüm yurdum insanı yardım için kenetlenmişken hırsızlık yapanlar insan olamazlar onlar olsa olsa sadece gözü dönmüş birer canilerdir!

Yarınımızın planı yokmuş oysa!. Doğal afet! Dünyanın birçok yerinde yaşanan bir afet… Japonya’da sürekli seyreden bu afetin bilançosu neden ağır olmuyor! Can kaybı neden daha az oluyor? Onlarda olup da bizde olmayan imkân ne? Rabbim kullarının hepsine akıl vermişken biz neden bilinçsizce binalar yapıyoruz. Evet, bu acı yaşanmışlık bir doğal afet olsa da bu durumda ihmaller ile bilimi kulak ardı edişimizin de etkisi yok mu? Bu sadece kader olamaz! Binlerce canın ölümünde sağlam temeller üzerine inşa edilmeyen çürük binaların etkisi çok fazla oldu. Buna sebep olan kullar mahşer günü Rabbime acaba nasıl hesap verecekler, nasıl yataklarında huzurla uyuyabilecekler? Dilerim son nefeslerine kadar rahat uyuyamazlar.

Kıymetli okurlar depremin sancısı ağır olan illerimize uzanan sevgi dolu ellere ve yüreklere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de devletimiz ve halkımız ile birlikte yardımlaşarak elbirliğiyle bu yaraların bir nebze de olsa sarılacağına inanıyorum.

Geçmiş olsun;

Kahramanmaraş

Hatay

Adıyaman

Gaziantep

Osmaniye

Adana

Kilis

Şanlıurfa

Diyarbakır

Malatya

Elazığ…

Rabbim böyle bir afetin tekrarını yaşatmasın ülkeme inşallah!

Sağlıcakla kalın.

ON BİR İLİM VİRANE ŞİMDİ

Depremi duyanlar boynunu büktü

Canların evleri depremle çöktü

Türkiye’m ağlayıp içini çekti

On bir ilim benim virane şimdi.

Yıkıldı binalar enkaza döndü

Deprem acısıyla kanımız dondu

Güneş doğdu ama aniden söndü

On bir ilim benim virane şimdi.

Ağıtlar yakarak enkaz başında

Bekleyiş sürüyor ayaz kışında

Umutsuz bekliyor çocuk yaşında

On bir ilim benim virane şimdi.

Zehra ERASLAN/Adana

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.