Dil Yarası ve İbret-i Alem Haller-2

24 Tem 2019 Çar 9:21
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İ. KANMAZ

 

“Dilini tut ve şunu iyi bil ki, dil yarası diğer birçok yaradan daha acıdır.” (Anonim)

Tekrar birlikte olmaktan son derece mutlu ve huzurluyum sevgili arkadaşlarım.
Bugün, bir önceki yazımda başlayıp da bitiremediğim, “ibret” konulu malum mevzuya, kaldığım yerden devam etmek istiyorum izninizle…

İbret, yaşanmış başka deneyimlerden ilham alarak, kendine yeni bir yol çizilmesi durumudur kısa ve öz olarak…
Yani, kişinin karşılaştığı türlü sorunlara bir tavır koyması, onun üstesinden gelebilme halinin gösterilme çabasının karşılığı olmaktadır. Daha da açıkçası, biraz da amiyane bir deyimle, olası engellere karşı bir “gard alma” düşüncesi ve tepkisidir kişinin, ibretten anladığı veya anlayacağı…

Sözgelimi, bir değerli bilgenin şu güzel ve mana derecesi yüksek sözünde olduğu gibidir, anlatmak istediklerimiz.
“Yüreğinin götürdüğü yerde kırılırsın,
Aklının olduğu yerde yanılırsın,
Yüreğin aklına, aklın da yüreğine uymaz daralırsın,
En sonunda ne akıl kalır, ne yürek dağılırsın…”

Bazen, başımıza gelen haller bizi çok üzebilir. “Neden ben, niye böyle?” gibi deli sorular, zihnimizi bir kurt gibi kemirip durur. Oysa sabrımıza yenik düşüp, olumsuz düşüncelerden uzaklaşır ve biraz da rahmani hareket edersek, göreceğimiz şudur genelde. “Her işte bir hayır vardır. Sen nerden bileceksin ki, başına gelenler, belki de senin iyiliğine ve hayrınadır.
Bakınız, büyük İslam mütefekkiri ve din alimi, Mevlana hazretleri ne buyuruyor bizlere…
“Sopayla kilime vurmanın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır.
Allah sana sıkıntı vermekle tozunu ve kirini alır, neden kederlenirsin ki!…”

Sevgili peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle demiştir inananlara,
“Allah, hayrını dilediği bir kişiyi, önce sıkıntıya sokar.”

İki tane atasözü var sırada, peş peşe: “Bülbülün çektiği dili belasıdır.”
Dile sahip olmanın önemini ve gereğini ortaya koyan bu güzel ve bilindik deyimin ardından, ikincisini de hemen arz edelim: “Dile gelen elden gelse, dilenciden padişah olurdu.” Yani her akla esen şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığının, en yalın anlatımı gibi olmuş bu söz…

Büyük Yunan filozof ve düşünürü Sokrates, bir ibret vesikası niteliğindeki kelamında şöyle diyor: “Senden önce gelenlerden ibret al…
Ama senden sonra gelecek olanlara da sakın ibret olmayasın…”
Milli Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy, geçmişten ibret ve ders almanın önemini şu güzel sözle, çok açık ortaya koymuştur: “Geçmişten ibret alınsaydı eğer, tarih hiç tekerrür eder miydi?”
Mevzuya dair en anlamlı çıkarımı ünlü İranlı Şair Şeyh Sadi-i Şirazi yapmış gibidir sevgili arkadaşlarım: ”Kuş, başka bir kuşu tuzağa düşmüş görünce taneye yaklaşmaz. İşte sen de aynen bu kuş gibi, başkalarının başına gelen hatalardan ibret alasın ki, yanlış yapmayasın ve sonra başkaları da sana bakıp, yanlışlara duçar olmayalar.”

Yine ibret-i alemlik bir kelam arz etmek isterim sizlere: Mevlana Hazretleri buyurmuş: “Küsmek ve darılmak için, bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.” Ne kadar doğru ve yerinde bir çıkarım.
Devam ediyor büyük mütefekkir: “Kabiliyetsiz olmak bir kusur değildir, ama karaktersiz olmak ağır bir kusurdur.”

Hasetlik veya hasıtlık da bana göre ağır bir karakter bozukluğudur. Hoşgörünün bittiği, kem gözlerin ve olumsuz bakışların öne çıktığı sevimsiz bir huy ve alışkanlık halidir hasetlik…
Çevremizde ve etrafımızda bugün en çok ve en sık gördüğümüz şeydir bu hasıtlık denilen karın ağrısı. Allah bizleri bu gibi huylara sahip olanların şerrinden muhafaza eylesin diyorum özetle…
Yapılan güzel şeylere çamur atmaya çalışan veya onu kendince değersizleştirmeye gayret eden kifayetsiz muhterisler, her daim ve her yerde var olmuşlardır maalesef… Olacaklardır da…
Ona sebep dedim zaten, Allah bizleri böylelerinden korusun diye…
Kişi güzeldir diyelim Allah tarafından, hemen ona eksik bulmalar gelir art arda. Ya da, sanatçıdır diyelim, sesi güzeldir, iyi resim yapar ve iyi şiir yazar, kalemi güçlüdür veya çevresinde çok değer görür, hemen devreye girer bazıları, illaki topa girmeleri şartmış gibi, kötülemeye ve karalamaya başlar, elinden gelse çelme de takar inanın. Sen de çalış, senin de olsun, ne var. Yok, huylu huyundan vazgeçmez… İyi ki, sayıları o kadar da fazla değildir. Aksi halde maazallah ne olurdu haller, tahmin bile edemiyorum. Zaten bir uzman kişi şöyle buyurmuş tam da buna dair: “Hasetlerin ömrü, kıskandıkları ve de çekemedikleri insanların dedikodularını yapmakla geçer.” Çok çok doğru…

Biraz da tarihin derinliklerine dalalım ve günümüzden neredeyse 750-800 yıl öncelerine kadar uzanalım mı ne dersiniz, sevgili arkadaşlarım?
İlk Osmanlı hükümdarı ve devletin ilk kurucusu olup, altı asır bütün dünyada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğunun da isim babası olan, Osman Gazi’yi ve onun hem hocası, hem de kayınbabası, Şeyh Edebali’yi mutlaka ve illaki duymuşsunuzdur. İşte 1200 yılında doğup, 126 sene gibi uzun bir ömür sürdükten sonra da, 1326 yılında rahmana kavuşan bu değerli din alimi ve bilginin, bugün bile insanlığa kılavuz olabilecek, ibret-i alem öğütlerinden bir kısmını arz etmek isterim sizlere. Şeyh Edebali buyurur ki:

“Ey kardeşlerim,
Cahil ile dost olma.
İlim bilmez, irfan bilmez,
Söz bilmez, üzülürsün.

Saygısızla dost olma
Usul bilmez, adap bilmez,
Sınır bilmez, üzülürsün.

Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, kural bilmez,
Doymak bilmez, üzülürsün.

Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, ahval bilmez,
Gönül bilmez, üzülürsün.

Görgüsüzle dost olma
Yol bilmez, yordam bilmez,
Nizam bilmez üzülürsün.

Ukalayla dost olma
Çok konuşur, boş konuşur,
Kem konuşur, üzülürsün.

Namertle dost olma
Mertlik bilmez, yürek bilmez,
Dost bilmez, üzülürsün.”

 

Ne güzel nasihatler değil mi? Allah ona ve bütün geçmişlerimize rahmetler eylesin. Nur içinde yatsınlar diliyorum inşallah sevgili arkadaşlarım.

Yazımızın sonuna yaklaşırken, kural olduğu üzere, yine mevzuyla alakalı olarak edilmiş değerli kelamları, bir buket haline getirip sunmak isterim sizlere, kabul buyurursanız eğer:

- Yarına bırakma, bakarsın yarın olur da, bu kez sen olmayabilirsin. (Hz. Ali)
- Sabret, bunun mahşeri var, mizanı var, hesabı var illaki.
- Allah kimine bal verir, parmak vermez. Kimine de parmak verir de bu kez bal vermez.
- Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. Onu da söz veya yazı açığa vurur.
- Hak etmeyen birini, layık olmadığı yere koymak, zulümden farksızdır. (Hz. Ali)
- Öksüz, babası olmayan değil, aklı olmayandır. (Hz. Ali)

Sözlerimi yine anlam değeri bir hayli fazla olan ve levha kıvamındaki bir çerçeve sözle bitirmek isterim: “Kopan bir ipe, sımsıkı bir düğüm atarsanız, ipin en sağlam yeri, artık orası olur bundan böyle…
Ama ipe her dokunuşunuzda da canınızı acıtan tek nokta, yine orası, yani düğüm attığınız yer olur her daim.”

Gönlünüzden yaşama sevinci, bünyenizden sağlık ve afiyet, dilinizden güzel kelamlar ve yüreğinizden de sevgi, hiç eksik olmasın dilerim Allah’tan.
Hoşça kalın, güzelliklerle ve iyiliklerle kalın sevgili arkadaşlarım ve de değerli dostlarım…

Benzer Haberler

TEK Tek “ders”ten kalanlara son bir hak verilecekmiş. Demokrasi dersinden kalanlar yandı!…...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik...

Yorum 
0

Nejat TAŞKIN   1951 Yılı sonlarında Ankara Ana Tamir Fabrikasına atandığım zaman o zaman...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

TEK Tek “ders”ten kalanlara son bir hak verilecekmiş. Demokrasi dersinden...

Şehit ve Gaziler Onur Abidemizdir

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası...

Merhum Ethem Nejat Yetişal’ı Anmak ...

Nejat TAŞKIN   1951 Yılı sonlarında Ankara Ana Tamir Fabrikasına atandığım...

Dilek Ağacı

Mahmut İhsan KANMAZ “Benim gözümün nuru, dertli başımın tacı. Kalbimin...

İlgi…

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU Günümüzde dikkat eksikliği, hiperaktif hastalığı...

BAYRAM OLA TİLHABEŞ

Yirmi dört ağustos beş yüz onyedi Kurtuluşun kutlu olsun Tilhabeş Yavuzl,u...

GÖNÜL

Sevda sevilince güzel Yar olmalı sana özel. İlkbaharda oldun gazel. Gözün...

Mercidabık Zaferi ile Fırat Kalkanı...

Kilis’te Mercidabık Zaferi’nin 503. Yıldönümü ve Fırat Kalkanı Harekâtının...

“Eğitim oyuncak oldu”

Kilis’te Mehmet Zelzele Fen Lisesi geçen yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği...

HASTANE YAPILACAK MI?

Yapımı yılan hikâyesine dönen Kilis Devlet Hastanesi ile ilgili baş döndüren...

Devlet Hastanesinde hasta yoğunluğu...

Kilis Devlet Hastanesi’nde son günlerde yoğunluk yaşanmaya başlandı....

Lüksemburg Büyükelçisi’nden Kilis B...

Lüksemburg Büyükelçisi Georges Faber, Kilis Belediye Başkanı M. Abdi Bulut’u...

Kilis’te konut satışı azaldı

TÜİK Gaziantep Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, 2019...

Okul servis şoförleri bilgilendirme...

Kilis’te öğrenci servis şoförlerine yönelik ‘Bilgilendirme Toplantısı’...

Oyun gruplarının tamiri yapıldı...

Kilis Belediyesi tarafından Resul Osman Dağı Mesire alanındaki oyun gruplarının...

Kaymakam Avcı’dan veda ziyaretleri...

Kilis’in Musabeyli İlçe Kaymakamı Ertuğrul Avcı, veda ziyaretlerini sürdürüyor....

Kuva-i Milliye Derneğinden Özdemir&...

Kilis Kuvay-i Milliye Mücahitler Derneği Başkanı Reşit Yetimoğlu ile yönetim...

Biber sezonu başladı

Kilis’te kış hazırlıkları durmadan devam ediyor. Domates salçasını...