Dolar 32,2247
Euro 34,9384
Altın 2.418,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 26°C
Az Bulutlu
Kilis
26°C
Az Bulutlu
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 28°C
Çar 28°C

Dilimize Sahip Çıkmalıyız

Dilimize Sahip Çıkmalıyız
A+
A-
29.06.2016
327
ABONE OL

M. Yahya EFE

 

Sevgili okurlarım, son zamanlarda zayıfladığını gördüğümüz, hissettiğimiz ulusal bilinç ve ulusal öz güveni güçlendirecek tedbirler, ilgili kurumlarca araştırılmalı ve geciktirilmeden gündeme getirilmelidir.

Özellikle ulus olmanın temel donelerinden, temel işaretlerinden bir tanesi olan dil üzerinde, Türkçe dili üzerinde daha büyük hassasiyetle durulmalı ve bu dilin korunması konusunda bazı önlemler mutlaka gündeme getirilmelidir.

Hatırlarsanız, on yıl önce FİFA’nın 2006 yılı için yayınladığı “Almanac of World Football” adını taşıyan yıllıkta, resmen bölücülük propagandası yapılarak Türkiye’nin resmi dili, “Türkçe-Kürtçe” olarak açıklanmış ve kasıtlı olarak Kürtçe ibaresine yer verilmişti.

Dil konusunda İstanbul’da ki Bağdat Caddesi yürekler acısı. Bağdat caddesinde yüz tane dükkâna baktığınızda, ancak üç-beş tanesinin isminin Türkçe olduğunu görüyorsunuz.

Ankara’daki Arjantin Caddesi de, Bağdat caddesinden faksız.

Yüz yıllar boyunca güney sınırımızda Türklüğün kalesi olmuş olan Kilis’te ki Arapça levhalar da, oldukça üzücü ve düşündürücü!

Bu durum, yurdun birçok yerinde yaygın biçimde böyle… Bunun için halkın bilinçlendirilmesi gerekli. Aydınlatılması gerekli. Türkiye’nin gerçekleriyle ilgili doğru bilgilere sahip kılınması gerekli… Türk Dil Kurumu bu işi tek başına yapamaz.

Bu günün koşullarında halkın aydınlatılması görevi, aydınlara, sivil toplum örgütlerine ve üniversitelere düşmektedir. Bu kurumlar mutlaka bu sorumluluklarını çok daha etkin bir biçimde üstlenmeli ve bunun gereğini yerine getirmelidirler.

Çünkü örgütsüz bir toplumun, sivil, demokratik tepkiler ortaya koyabilmesi mümkün değildir. Sivil demokratik tepkilerin ortaya konamadığı bir yerde de, yönetimlerin demokratik yöntemlerle denetlenmesi yarımdır ve yetersizdir. Dolayısıyla bu konuda sosyal bilimcilerin daha ciddi çalışmalar yapıp çözümler ortaya konması gerekmektedir.

Ülkeyi yönetenlerin bir ayaklarının üniversitelerin araştırma kurumlarında, bir ayaklarının da bu ülkede kurulmuş düşünce üretim kurumlarında olması gerekir. Her şeyi kendilerinin en iyi bilmesi elbette söz konusu olamaz. İmparatorluk döneminde değiliz ki, dediğim dedik olsun. 21. asırda yaşıyoruz.

Dünyamız o kadar detaylandı ki, bir toplumun yönetilmesi meselesi o kadar detaylı ve karmaşık bir hale geldi ki, iç ilişkiler ve dış ilişkilerin birbirleriyle bağlantılı olan sorunları var.

Ülkemizde Kürt sorunu olmamasına rağmen, Kürt sorununu politize eden aşırı bir kitle var.

Kürt sorunu, batılılar tarafından uydurulmuş, getirilip kapımıza sorun olarak bırakılmış. FİFA’nın yıllığındaki “dil” skandalı da bunlardan biri.

Ulusal birlik ruhumuzu ve ulusal bilincimizi zafiyete uğratmak isteyenlere meydan vermemek için, ulusal bilinç ve ulusal öz güvenimizi güçlendirmemiz gerekli.

Bunun için, önce dilimize sahip çıkmalıyız. Türkçe dili üzerinde hassasiyetle durmalıyız ve Türkçe dilinin korunması konusunda gerekli önlemleri almalıyız.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.