Dolar 9,3418
Euro 10,8711
Altın 533,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 29°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
29°C
Parçalı Bulutlu
Per 30°C
Cum 30°C
Cts 31°C
Paz 24°C

Doğal ve Kültürel Miras

Doğal ve Kültürel Miras
A+
A-
08.02.2018
50
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“TOPRAKLARDAKİ HAK İDDİALARI SİYASİLERİN DEĞİL, O TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE O KÜLTÜRÜ DEVAM ETTİREN HALKLAR TARAFINDAN BELİRLENMESİ GEREKİR.”

Arada bir arkadaşlarla buluşur, gerek sosyoloji, gerek felsefi konularda kendi görüş ve düşüncelerimizi ortaya koyar tartışmalar yaparız. Özellikle günün konularına el atınca, tartışmalarımız daha da büyür, daha da akıcı bir hal alır.
Ortaya atılan ilk konu, “Doğal be Kültür Miraslarımızın Korunması” oldu. Bu konunun mevcut doğal kültür değerleri ile ele alınmasıyla başlandı. Kültür değerlerimizin önemine değinirken önce kültür hakkında  bilgi verildi. Bilindiği üzere kültür, bütün ürünlerin ve bütün üretilenlerle ortak yönü olan, herkesin malı durumunu taşıyan ve korunması gereken bir değerdir.
Kültür değerlerimize gelince, bunun korunmasına şöyle bir örnek verebiliriz: Ülkemizde 1950 yıllarında başlayan büyük göçler, ait olduğu yerlerden koparak büyük kentlere doğru akın yapmaya başlamıştır. Bu güç sırasında gelenek ve göreneklerde yavaş yavaş kopmalar göstermiştir. Bu gelenekler küçük çapta olsalar da bunların yeniden elde edilmesi çok zor. Çünkü toprağından kopan bir insan, geldiği yerde bin bir zorluklarla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Ayrıca kültürel meseleyi ve birikimleri de tamamen ihmal etmektedir.
Sohbet ve tartışma devam ederken, şöyle bir soru ortaya atıldı: “Peki kültürün korunması için neler yapmalıyız?” Uzman bir arkadaşımız bu konuda şunları söyledi:

“Kültürü korumamızın beş temel ilkeleri vardır. Birincisi eğitim; toplumu zorunlu kılan eğitimdir. İkincisi örgütlenme; planlı ve sistemli bir şekilde örgütlenmeyi sağlamaktır. Üçüncüsü doğal miras; her ne şekilde olursa olsun doğal miras dediğimiz varlığa sahip çıkmalıyız. Dördüncüsü kültürel miras; ortaya çıkmış olan kültürel mirası korumamız gerekir. Beşincisi ise tanıtım; herhangi bir şeyin tanıtımını yapınca onu korumuş oluruz.”
Kültürün korunmasında ortaya çıkan bu beş ilkeden en önemlisi ‘doğal miras’tır. Doğal miras, bilimsel veya görsel açıdan az rastlanan, küresel değeri olan, jeolojik ve morfolojik oluşumları  içeren ve ayrıca tükenme tehdidi altında bulunan hayvan ve bitki türlerinin yetiştiği yerleridir. Dünya Kültürel ve Mirasın Korunması için, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü Genel  Konferansı, 17 Ekim-21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan 17. oturumda ele alınmış ve onaylanmıştır.
Toplantımızın sonunda, tüm bu bilgiler ışığında doğal ve kültürel mirasa sahip çıkılmadığı takdirde, toplumun “Kimliksiz Toplum” olacağı kanısına varıldı. Şöyle ki; insanlar göç sırasında büyük bir darbe almakta, yani yaşadığı yerden kopuş hareketi nedeniyle ağır bedelini ödemekte ve  bu bedel de, kendini en çok kültür alanında göstermektedir. Böylece ortaya çıkan sonuç, kimliksiz toplumların oluşmasına sebep olmaktadır.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.