Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 720,04
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 20°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
20°C
Parçalı Bulutlu
Cts 13°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Doğayı Katlettik, Yerine Saray Yaptık!

Doğayı Katlettik, Yerine Saray Yaptık!
A+
A-
18.11.2014
68
ABONE OL

Sevgili okurlarım, doğaya zarar veren insan gibi hiçbir varlık yoktur. Doğayı katlediyoruz, doğa da bizden intikamını alıyor.

Doğayı tanıyor muyuz acaba?

Önce doğayı tanımalıyız ki onu sevelim, sevdikçe de onu korumak için çaba sarf edelim. Doğayı tanıyabilmek için eğitim gerekir, okumak, incelemek ve onu izlemek gerekir.

Çünkü bilgi olmadan fikir ve eylemde olmaz. Onun için önce doğayı tanıyacağız. Doğayı tanıdıkça da seveceğiz, sevdikçe de koruyacağız.

Yoksa bu iş; “Çiçekleri sev, doğayı temiz tut koru, yerlere çöp kâğıt atma ve tükürme” diyerek, boş lafla olmaz, icraat gerekir.

Çöpleri rast gele etrafımıza değil, çöp kutularına atıyor muyuz? Atmıyoruz!

Çevreye atanları uyarıyor muyuz? Uyarmıyoruz!

Doğa insanlar olmadan da yaşar ama insanlar doğa olmadan yaşayamayız. Bu nedenle, doğayı korumak insanı da korumaktır.

Bugün, Avrupa ülkelerinde, insanların yere tükürmediği, çöplerin geri dönüştürüldüğü, atık suların nehirlere denetimsizce akıtılmadığı, doğada nadirleşen tür ve alanlara, özel bir ilginin gösterildiği çevre bilincini hayranlıkla izliyor, gıpta ediyoruz.

Hepimiz sadece yılda bir defa doğayı korumak adına bir şey yapsak, doğa bundan hoşnut olur ve bu ülke cennet olur…

Atatürk’ün kişiliğini oluşturan etkenler arasında; doğa sevgisinin, bitki ve hayvan sevgisinin de önemli bir yeri vardır. Onun doğayı, ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden birisi de, bugünkü Ankara’da ki Atatürk Orman Çiftliği’dir. Atatürk, 1925 yılında kendi aylığından ödeyerek çiftliğin yerini satın almıştır.

O yıllarda Atatürk Orman Çiftliği, ortasından demiryolu geçen bataklık ve boş bir araziydi.

Atatürk, doğayı sevdiği için, toprağa karşı zafer kazanabileceğini da kanıtlayarak, çiftliği bu bataklıkta kurmuştur.

Uzun yıllar, Ankaralılar için çiftlik bir dinlenme yeri haline gelmiş, Atatürk ün önderliğinde dikilen ağaçlar büyümüş, gölgesinde insanlar dinlenir olmuştu.

Ama biz ne yaptık; ağaçları keserek doğayı ve çiftliği katlettik, yerine saray yaptık…

Ankara’yı Türkiye Cumhuriyetinin başkenti yapan ve bir bozkır kasabasında modern bir şehir kuran Atatürk, bu yönüyle de, günümüzdeki, şehircilik, çevre ve tabiat güzelliği kavramlarına, 1920’li yılların şartları içinde ışık tutan bir dehadır.

Atatürk ün ağaç ve yeşillik sevgisi, yalnız Ankara’ya has bir özlem değildi.

“Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer” diyen Atatürk’ün özlemi, tüm ülkeyi ağaçlandırmaktı, yeşillendirmekti.

Atatürk, Türklerin Orta Asya’dan kuraklık ve ağaçsızlık yüzünden göç ettiklerini iyi bildiği için, ağaca karşı sevgi ve saygı gösterilmesini teşvik etmiştir.

Onun yaptıklarını yıkmaya çalıştığımız gibi, ormanları yakarak, doğayı katlederek büyük şehirlerimizi ve sahil kenarlarını yağmalayarak, beton yığını haline getirdik. Deniz kenarlarında nefes alacak yeşil alan kalmadı… Doğayı katletmek için yarışıyoruz adeta. İlgililer de buna seyirci kalmaktalar.

Su ise, dünyadaki en değerli şeylerden birisidir. Onu da israf etmekte ustayız.

Doğayı katlediyoruz! Suyu israf ediyoruz! Doğada israf yoktur. İsraf ettikçe çölleşiriz, fakirleşiriz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.