Dolar 33,0791
Euro 36,2594
Altın 2.615,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Per 37°C
Cum 36°C
Cts 37°C
Paz 38°C

Dünya Zeytin Borsası Kilis’te Olabilir mi?

Dünya Zeytin Borsası Kilis’te Olabilir mi?
A+
A-
09.12.2020
926
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Türkiye’nin sınır kenti, tek komşusu eski vilayeti Gaziantep ile Suriye olan Kilis’in Fransız işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü yine değişik etkinlikle kutlandı, kutlanıyor. Yıllarca bu kutlamayı Fransızlar üzülmesinler diye “düşman işgalinden kurtuluşu” diye verdik. Yine de aynı hatada ısrar edebiliyoruz. Oysa gördük ki Fransa yönetiminde Türk düşmanlığı hala zirve yapıyor. Keşke Kilis’in Fransız işgalinden kurtuluşunun dramaları ve belgeselleri yapılsa, Fransa dünü ve bugünü ile anlatılsa, okullarımızda gösterilse; öğrencilerimize bu dönem anlatılsa. Fransa gibi emperyalist ülkelerin doymayan bir iştihası var. Sadece Cezayir’de katliam yapmadı, Afrika’da soy kırım uygulamadı, Türkiye’de de yakın tarihe kadar ikamet eden Ermenilerle işbirliği yaparak Müslüman Türk halkının bölgede kanını döktü, canını ve evlerini yaktı. Yetmiyor Kafkasya’da Azerbaycan’a ait Türk vatanı Dağlık Karabağ bölgesinin bağımsızlığını tavsiye eden bir parlamento kararı çıkarıyor. Bu konularda çok filmimiz, romanımız, öykümüz olması gerekiyor ve yeni nesillere bunların aktarılması icab ediyor. Bunlar yapılırken diplomasinin de devrede olması gerek. O da ihmal edilemez bir gerçek.

Dilerim artık nutuklarımızda ve etkinliklerimizde “Kilis’in Fransız işgalinden kurtuluşunun yıldönümü” diye vurgularız, anlatırız.

GÜNÜ ANLATAN FİLMLER, KİTAPLAR VE SERGİLER OLMALI

Koronavirüs salgını dolayısıyla her şey sınırlı biçimde gerçekleştiriliyor. Törenlerimiz de bunlardan biri. 1950 ve 60’lı yılların törenlerini hatırlıyorum. Boyunlarına kumbara geçirilmiş iki öğrenci kağıt rozetler takarak halktan Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Yeşilay için para toparlardı. Cumhuriyet Meydanındaki törende kaymakam ve belediye başkanı bir cip üzerinde halkı selamlar. Bir askeri yetkili ve maruf bir insanımız konuşma yapar, öğrenciler şiirler okurdu. Müsamerelerde Fransız askerlerince öldürülmek üzere olan bir kızımızın Türk askerlerince kurtarılışı temsil edilir.  Sonra resmi geçit başlar. Çetelerimiz ve Okullarımız sırasıyla geçerler. Esnafımız bir traktörün içinde hünerlerini gösterir; kimisi dokuma yapar, kimisi demir döver, kimisi tahta biçer, çiftçilerimiz ürünlerini hatırlatır vs. Vilayet olunca da değişince bir şey olmadı törenlerimizde ve yapılan konuşmalarımızda. Hâlâ Kilis’in kurtuluşuna ait bir film ve tiyatro gösterisi, bir kitap ve resim sergisi, maruf ve başarılı insanlarımızın tanıtımı ve sohbetleri gibi etkinlikleri hatırlamıyorum. TRT’de bir özel yayın sadece türkülerimizle geçiştirilirdi.

zeytin

KİLİS’İN İNSAN KAYNAĞI

Oysa hem dünyada ve hem Türkiye’de çok ciddi değişim ve gelişmeler gerçekleşiyor. Kentimiz bundan nasibini aldı mı? Kilis’te yaşayanlar bunu daha fazla fark ederler. Bu bir imkandı, Kilis dışında yaşayan Kilisliler her 7 Aralık gününü vesile eder, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerimizde yemekli ve müzikli gecede bir araya gelerek dayanışmalarını gösterirler. Öyle ki bu gecelere Kilis’ten özel davetle gelenler katmer, gerebiç, ceviz sucuğu, muska, kesme gibi ürünlerimizle, Kilis Türküleri, güveyi gezdirme, zılgıt ve yohyohlarımızla bir yeni nostalji yaşatırlardı. Bunu ilk fark eden Kilis Valisi Aslan Kütükçü oldu. Büyükşehirlerdeki sivil toplum kuruluşlarımızı ziyaret ederek resmi yeni bir dayanışma örneği gösterdi. Görüldü ki Kilis dışında Kilis’te yaşayanlardan çok daha fazla bir Kilisli nüfusu var. 400 kadar üniversite hocası, yurtdışında şehirler kuran müteahhitleri, fabrika sahibi müteşebbisleri, sektörlerinde iddialı işadamları, uluslararası itibarı olan insanlarımız var. Ankara’da 32 ilden Kilislilerin katıldığı bir Kilis Zirvesi(2004) bunları ortaya çıkardı. Bunun da öncüsü, Ankara’daki birkaç bürokrat ile rahmetli Belediye Başkanımız Abdi Bulut ve Valimiz Aslan Kütükçü oldu. Büyük alaka gördü Kilis Zirvesi ve yansıması oldu.

Bunları hatırlayınca bir hoş oldum. Her yapılan mutlaka karşılığını buluyor.

Peki bundan sonra ne yapılabilir?

YENİ SURİYE’NİN İNŞASINDA KİLİS’İN ROLÜ

Galiba yapılacak çok şey var. Üstelik Kilis’in gelir girdisini artıracak hususlar.

Bir defa her 7 Aralık’ta Türkiye’deki Kilis ile alakalı sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri bu etkinliklere davet edilmeli. Yahut bir yeni Kilis Zirvesi’nde “Kilis Seni Çağırıyor Duyuyor musun?” demeli. Eğer mümkünse bu ilkbaharda ve resmi tatillere denk getirilmeli. Bu gidiş gelişler artarak devam eder tahmin ediyorum. Üstelik kimse kimseye zahmet etmesin, kendi imkanlarıyla gelsin. Artık örnek lokantalarımız ve şık otellerimiz var, kamu misafirhaneleri mevcut. Bunlar iyi bir imkan. Sadece şehir merkezinde hanımlar için tuvalet ihtiyacı hala devam ediyor.

Suriye’de iç savaş bitecek, böyle devam etmesi mümkün değil.

Suriye’nin yeniden imarı, hususan da sınırımıza yakın kent, kasaba ve köylerdeki inşaatları Kilisli müteahhitler ve müteşebbislerin yapması için resmi ve sivil girişimler yapılmalı. Çünkü iğneden ipliğe bunları gerçekleştirebilecek birikim ve tecrübe müteşebbislerimizde mevcut. Bunun için siyasi irade de gerekli. Dolayısıyla Kilis vekillerine çok iş düşüyor.

zeytin2

 

GURMELER KİLİS’E DAVET EDİLSE

Kilis’in tanıtımı programlanmalı. Bu program ekonomik ve turizm amaçlı olmalı.

Başta da hem mutfak kültürü ve hem de tarım ürünleri.

Türkiye’nin muhtelif yerlerinden Antakya, Gaziantep ve Şanlıurfa, hatta Kahramanmaraş ve Adıyaman’a sırf mutfak kültürü için tur operatörleri programlar düzenliyorlar. Bunu içinde niçin Kilis yok? Belli ki girişim eksikliği var. Bu telafi edilmeli. Rahmetli Abdi Bulut başkan ile bir sohbetimizde “yerli yabancı bütün gurmeleri Kilis’e davet ederek mutfak kültürümüzü tanıtacağım” demişti. Öyle ki tanıdığım birkaç gurmeyi de birlikte aramıştık. Ayrıca Kilis Tarihi Kentler Birliği gibi önemli bir kuruluşa dahil ve etkin olmalıdır. Nurlar içinde uyusun Başkan Abdi Bulut’un bu konuda da temaslar yaptığını biliyorum. Hatta “Komedi Filmler Haftası” gibi henüz hiçbir yerde yapılmayan bir festivali de hayata geçireceğini belirtmişti. Belediye Kütüphanesi kuracağını da anlatmış, benden de kitap istemişti.

RUSYA’NIN ZEYTİNYAĞI YUNANİSTAN’DAN MI?

Bunlar kadar önemli bir başka husus ta Kilis zeytin ve zeytinyağıdır.

Gerek İskenderun, gerekse Gaziantep ve hatta Halep tarafından Kilis’e girerken ilk göze çarpan bütün ovanın, dağın taşın bir yeşil ağaç denizi gibi zeytinliklerle donatıldığını görürsünüz. Hatta seyahatnamelere bile girmiştir.

Dolayısıyla bu büyük bir imkan.

1950’lı yılların sonlarında, 60 başlarında Kilis’te askeri kışlanın hemen bitişiğinde kurulan Kilis zeytinyağı fabrikasının başarısızlığı, devreye girememesi, yıllarca muattal vaziyette kalması moral gücümüzü bozmamalı, bu tecrübeden ders çıkarılmalıdır.

Zeytin ve zeytin yağı üzerinde bütün dünyada çok önemli bilimsel çalışmalar gerçekleşiyor. Tataristan’a bir seyahatimde Prof. Dr. Ferit Yusuf Bey Kazan’a zeytinlerin Yunanistan’dan geldiğini söyledi. Üzüldüm tabii. Kutuya baktım, Yunanlılar Ayvalık’tan ithal ettikleri zeytin ve zeytinyağlarını hiç değiştirmeden, geldiği gibi Rusya’ya ihraç etmişler. Döviz kazanmışlar. Sadece üzerine Yunanistan’dan ihraç edildiğine dair bir kağıt yapıştırmışlar.

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI İLE ÇEKİRDEĞİNİN KAHVESİ

Bugün için Kilis’in çok önemli bir şansı var.

Bu konuda değerli hemşerimiz üstelik Kilis’te, bu işin uzmanı olarak Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu çok kıymetli çalışmalar yapıyor, deneme ve araştırmalar gerçekleştiriyor. Önemli bir kısmından da netice aldı. Öyle ki zeytin yapraklarının sadece ilaç sektöründe kullanılmadığını, ayrıca kurutularak çayı yapılarak içildiğini gösterdi. Üstelik tıp otoriteleri bunun çok sağlıklı olduğu konusunda görüş birliği içindeler.

Peki başka?

kahve

Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu maşallah ilmi çalışmalarında dur durak tanımıyor. Daha erken toplanması icap edilen zeytin çekirdeğinin kahvesinin de hem sağlık ve hem de tıbbı açıdan olumlu olduğunu gösterdi. Kilis’te zeytinler genelde kışın ortasında toplanırdı. Artık Ekim sonu ve Kasım ayı içinde toplanmaya başlandı. Toplanan zeytinler artık küflenmeye terk edilmiyor.

Zaten İzmir’de bir müteşebbis Kilis zeytinyağlarını özel şişe ve ambalajlarda pazarlayarak yeni imkanlar ortaya çıkardı. Çok pahalı olmasına rağmen yok satıyor.

Zaten Kilis’e konuk olarak gelen Prof. Dr. Canan Karatay Kilis Zeytin ve zeytinyağları üzerine yaptığı açıklamalar bütün medyada geniş biçimde yer aldı. Kilis’e böylesi davetler devam etmeli ve kentimizin ve ürünlerinin tanıtılmasına vesile olunmalıdır.

Ayrıca Kilis Üniversitemiz ile Ticaret ve Sanayi Odamız Zeytin ve zeytinyağımız ile alakalı ilmi ve ticari özel departmanlar kurmalı, çalışmalar yapmalıdır.

TÜRKİYE BİRİNCİ AMA DÜNYA FINDIK BORSASI BATIDA, ÖYLE Mİ?

Dahası var, o da şöyle; Dünya Zeytin Borsası Kilis’te kurularak, hayata geçirilmelidir. Sakın ola ki “olmaz olmaz deme, olmaz olmaz de” ki gerçekleşsin. Dünyada en fazla altın Güney Afrika’da çıkarılır. Ancak Dünya Altın Borsası Belçika’dadır. Yani batıdır. Dünyada en fazla fındık Türkiye’de üretilir ve ihraç edilir. Batıda yağlı fındık üretilmez. Amerika’da yeni yeni başladı. Peki Dünya Fındık Borsası nerededir? Yine batıda. Köln eyaletinde. Köln’de fındık mı üretilir. Hiç alakası yok. Kapanın elinde kalıyor. Fiyatlar buralardan dünyaya duyuruluyor. Kilis’te hem zeytin var ve hem de zeytincilik. O halde KİLİS DÜNYA ZEYTİNYAĞI BORSASI’nın merkezi olabilir mi? Elbette olabilir. Karşı çıkanlar da ülkemizdeki diğer üreticiler bir ihtimalle. Ayvalık ve Gemlik zeytinyağı üreticileri gibi. Olsun. Hiç sorun değil. Önce biz bir teşebbüs edelim ve neticeyi görelim. Bunun için Kilis Ticaret ve Sanayi Odası büyük düşünmeli ve dünya borsaları mevzuatı gibi hususlar incelenerek hemen harekete geçilmelidir. İhmale gelmez.

Böyle bir başarı hem Kilis’in ve hem de ürünlerinin tanıtılması için çok önemli bir fırsattır. Dünya borsalarının değeri 17.5 milyar dolar tutarında. Bunun binde biri ülkemize yansısa yeter de artar bile.

O halde buyurun?

Bir başka 7 Aralık’ta Kilis’in Fransız işgalinden kurtuluşunun yıldönümünde böyle bir müjdeyi bütün milletimize ve ülkemize verelim. Ne dersiniz?

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.