Dolar 8,1772
Euro 9,8359
Altın 468,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Dünyanın En Eski Mesleği…

Dünyanın En Eski Mesleği…
REKLAM ALANI
A+
A-
22.03.2021
16
ABONE OL

Sabahattin YARAR

 

Hemen herkesçe bilinen bir gerçeğin ifadesi olan “dünyanın en eski mesleği” olarak tanımlanmıştır fahişelik. Birazcık okuma ve büyüklerinden yapılan dinlemeler, bu mesleğin şöyle veya böyle, başlangıç tarihini bulmaya yetmez.  Toplumun koyduğu yasalar, dinlerin bütün kısıtlama ve yasaklarına karşın dünya yaşamı ile yaşdaş bir meslektir fahişelik.

Ben şimdi bu mesleğin tarihçesini yazmak niyetinde değilim. Esas amacım, bu süre ile hemen hemen aynı zaman dilimini içerdiğine inandığım, rüşvet (irtikap), hırsızlık, yalan dolanların da tarihinin çok eskilere dayandığını söylemektir.  Tarihte sayısız örnekleri bulunan rüşvet, dolandırıcılık, hırsızlık ve dalaverelerin, insan yaşamı ile beraber gelişme gösterdiğini, akıl almaz boyutlara ulaştığını okumakta, görmekte hatta yaşamaktayız.

Karşılıklı çıkar ilişkilerinde, resmi işlerde, kişisel yararlarda, çok geniş bir alanı kapsar bu olumsuz durumlar. Sınav sorularını çalmak(!) bile bu sınırlar içinde tanımlanabilir. Hak yeme, yetim hakkı yeme, kamu mallarını iç etme, hatta ihale yolsuzlukları bile, rüşvet, dolandırıcılık ve hırsızlıkların kaynağını oluşturur.  Öyle sanıyorum ki, özellikle rüşvet ve haksız edinim yollarıkonusunda herkes bilgi sahibidir. Tanık olunanları bile vardır mutlaka…

Esas ilginç ve vazgeçilmez yanı, bu işin ustası olanların iştahlarının çok yerinde olması, doymak nedir bilmemeleridir. İnsanlık, dürüstlük, inançlı olmak ve vatan millet sevgisinden hiç nasibini almamış bu kişilerin (alanı da vereni de) bu işi meslek haline getirmiş olmalarıdır acı olanı.. Aslında böyle biri olmayan, ancak bir mesaj vermek isteyen Nasreddin Hoca’nın bir fıkrasını alıntılayalım: “ Hoca aşureye çok aşırı düşkünmüş. Kap kap aşure yediği bir günde mide fesadına uğramış. Kıvranan Hocaya hekim çağırmışlar. Hekim muayene edip ilaç yazmış, bir bardak suda eritip içmesini önermiş. Hoca boynunu bükerek; Hekim kardeşim, midemde bir bardak suya yer olsa, durmaz yine aşure yerim!” demiş… Yani rüşvetçi, çalıp çırpıcı çatlasa yine işine devam eder. Göz doymaz… 3-5 yerden alınan maaşların helal olduğuna inandırırlar kendilerini…

Dünya sıralamalarında, rüşvet ve yolsuzluklar sıralamasında ne yazık ki üst sıralarda bulunuyoruz. Şöyle bir geriye bakalım deyince de, aynı döngünün devam ettiğini, şair ve yazarlarımızın yazdıklarından anlıyoruz. Daha da gerilere gidilse, bu mesleğin erbaplarının azımsanmayacak kadar çok olduğunu görürüz. Büyük şairimiz Tevfik Fikret’in kendi dönemindeki olaylardan etkilenerek yazdığı “Han-ı Yağma” şiirinden iki dörtlüğünü de örnek olarak alalım.

 

Bu sofracıkefendiler, ki iltikaama muntazır,

Huzurunuzda titriyor, bu milletin hayatıdır

Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır

Fakat sakın çekinmeyin, yiyin yutun hapırhapır

 

Yiyin efendiler yiyin bu han-ı iştaha sizin

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin…

 

Efendiler pek açsanız, bu çehrenizde bellidir

Yiyin, yemezseniz bugün yarın kalır mı kim bilir?

Bu nadi-i niam bakın kudumunuzla müftehir!

Bu hakkıdır gazanızın, evet o hak da elde bir …

 

Yiyin efendiler yiyin bu han-ı iştaha sizin

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin…

Görülüyor ki, çalma, çırpma, yalan dolan, rüşvet, yolsuzluk çağla gelişen bir eski meslektir. Yöntemleri değişmiş ama kendisi hiç değişmemiştir. Çoğaldığı ve sınırsız hale geldiği zamanlarda da devletleri, milletleri yok edebilmiştir.

Dürüst ve çalışkan halkların ulaştıkları uygarlık seviyeleri ile diğerlerini kıyaslamak bile mümkün değil. Tanrı ülkemizi bu zararlı yaratıklardan kurtarsın, hiç olmasınlar inşallah…

Yeniden buluşalım…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.