Ebruli Hayat ve Mehmet Akif

16 Oca 2019 Çar 9:22
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Galiba en zor seyahatler kışın yapılanıdır. Her ne kadar hava durumunu bilseniz bile yine de şartlar insanı zorluyor. Özellikle de belli zaman diliminde epeyi yol almışsanız. Mesela ömrün ikinci veya üçüncü çeyreğini tamamlamak üzere iseniz. Bu ilke, disiplin ve şartları ancak idealizm bozabiliyor. Rize’den Nuray Sönmez Hanım telefon ederek bu karda kışta, yağmur sularının coştuğu haftada Karadeniz’e, Türkiye’nin bir ucuna daveti öyle oldu. Gerekçe “Asım’ın Nesli Mehmet Akif Ersoy ile buluşuyor” olmasıydı. Böyle bir gerekçeli davete yürek dayanmazdı. Akan sular durabilirdi. Nitekim öyle de oldu.

TABİATIMIZI ÖLDÜRMEYİN

Trabzon Anadolu Jet uçağı rötarlı havalandı. Rötar anonsu yapılmadı. İnsanlar kuyruğa girerek uçağa alınmayı beklerken, kapı numarası değişti. İşte bu tepkiyi de beraberinde getirdi “Siz hiç yaşlıları, hastaları, hamile kadınları düşünmez misiniz?” diye itirazlar birbiri ardından geldi. İşe göre değil de adama göre iş alınınca olacağı buydu. Yolcular üzüntüleriyle kaldılar. Liyakatsiz yani vasıfsız çalışanlar ise pek umursamadılar bile. Meğer uçak geç gelmiş. O kadar. Önce bunu anons etselerdi kargaşa ve yorgunluk olamayacaktı. Nihayetinde rötarlı da olsa uçtuk.

Havadan Trabzon üzerinde tur atarken şehirde inşa edilen gökdelenler birbiriyle yarış halinde idiler. Çimento yığınları yeşil alanı her geçen gün azaltıyor tezini burada ispat etmek ve yaşamak mümkün. Üzülmekten de öte kahroldum. Çünkü Trabzon’a 1967 yılında bu yana hep gider gelirim. Yeşil alanı o kadar fazlaydı ki içimiz ferahlıyordu.  Her ne ise Allah bu yetkilileri ıslah etsin.

Mümkün mertebe kısa seyahatlerimde hep küçük bir valiz taşırım. Bu defa da öyle oldu. Valiz beklemedim ve erken çıktım. Havaalanında beni Nuray Sönmez ve Dilber Demircan hanımefendiler karşıladı. Yağmur bütün hızıyla devam ediyordu.

ŞEHİRLERİN DE DİLİ VAR

Dilber Hanım’ın kaptanlığında sahil yoluna girdik. Rize’ye kadar onlarca, yüzlerce çarpık yapılaşma örneklerini ve sahil boyunca koca koca apartmanları bütün yol güzergâhında yaşadım. İyidere’deki Babillon Hotele yerleştim. Deniz kenarında beş yıldızlı bir otel… Arkadaşlarım yol yorgunu olduğum gerekçesiyle istirahat etmemi istediler. Bölgeye faydalı olmak üzere geldiğimi belirterek Rize şehir merkezine indik. Rize canlı ve hareketli bir şehir… Suratı insan sayısı hiç yok denecek kadar az. Ama insan sayısı kadar araç sayısı da dikkat çekici… Yoğun bir trafik mevcut… Bir uçtan bir uca dolmuşlar çalışıyor. Özel araçlar hızlanıp duruyor. Yollar ve kavşaklar bilmece gibi. İşaret levhalarını takip etmezseniz soluğu menzil dışında alabilirsiniz. Bütün marka mağazalar, firmalar, lokantalar, temsilcilikler sıra sıra. Çok sayıda da yabancı, özellikle de İngilizce levhalar birbiriyle yarış halinde. Çaykur Didi Stadyumu levhası dikkatimi çekti.  Aklıma Fenerbahçe’nin eski antrenörlerinden Didi, “acaba buraya geldi bir jest mi falan yaptı” diye düşündüm. Değilmiş. Meğer “didi” Lazca büyük demekmiş. Rize Şehir Stadyumunun adı Çaykur Didi Stadyumu olmuş. Rize’de de sokaklar ve caddeler denize dikine inmiyor, paralel gidiyor. Bu da rüzgarı kesiyor, deniz manzarasına mani oluyor doğal olarak. Gerekçesi de bölgede düz arazinin bulunmayışı. Keşke şehir planlamacıları aynı konumda olan diğer dünya kentlerini gezip görse, ibret alsa, ders çıkarsalardı.

EBRULİ’NİN HANIMLARI

Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde Mehmet Akif Ersoy Resim Sergisi hazırlıkları yapılıyordu. Arkadaşlarla bir müddet oraya uğradık. Hülya Cerrahoğlu’nun yüzünün renginden yorgunluğu belli oluyordu. Ayakta duracak hali yoktu. Ama direniyordu. Bütün hanımlar sergi hazırlığını tamamlamadan dışarı çıkmadılar. Gönüllülük de zaten bu değil mi?

Merkez’de Nevapark’ta oturduk. Bu şehrin kadınlarını önemseyen, bölge için genç girişimcilere fırsat sağlayan, gücünü gönüllü insanlardan alan, çıkarsız, beklentisiz, faydalı olmak için koşuşturan, insanlarla empati kurarak toplum bilincini geliştirme amacı güden Ebruli Yaşam ve Sanat Derneği yönetimiyle tanıştım; Başkan Hülya Cerrahoğlu ve arkadaşları Dilek Kansız, Nuray Sönmez, Dilber Demircan, Elif Seymenoğlu, Dilek Altun ve Maksut Mercan ve Gafur Seymenoğlu. Peki Ebruliyi nasıl anlayacağız? Değişik renkteki, estetik görselliğe sahip kumaş veya kâğıt kelime manası. Günümüz gündemini de düşünürsek bu sivil toplum kuruluşunun adı tam da yerine oturmuş. Peki neler yapıyor bu kuruluş? Hayata ve sanata dair her şey anlatıldığı kadarıyla… Hedef de topluma faydalı olmak. Müzik, resim başta olmak üzere kurslar açıyor, sergiler düzenliyor, diğer STK’lar ile dayanışmaya giriyor, fuarlara iştirak ediyor, toplantılar, konferanslar, paneller vs. tertip ediyor. Mehmet Akif Ersoy Haftasında TC Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla düzenlediği “Asımın Nesli Akif’le Buluşuyor” programı da bunlardan bir tanesi. Konuşmacı da benim.

Anadolu’nun konukseverliği her yerde gün yüzüne çıkar. Genç kızların servis yaptığı ve bir AVM içinde yer alan Nevapark’ta sofra kuruldu sohbetle birlikte. Yuvarlak masaya birbiri ardından mini çanaklarda çerezler geldi önce. Tümüne yakını da güneydoğu mezeleri… Taşra, akranlarıyla lezzet yarışı yapıyor bu fotoğrafla. Sordum “Rize’ye özel bir meze yok mu?” Hemen “Var” dediler. Adı “minci”. Bizde bunun adı “lor”. Tasdik etti arkadaşlar “Evet Anadolu’da bunun adı lordur. Rize’de minci denir. Özellikle kahvaltılarımızın vazgeçilmezidir.” Mutfak kültüründe bakınız taşra nasıl atağa kalkmış. Tabii yanında batı da… Ne yiyeceğimiz soruluyor, basit bir şey geçiyor aklımdan. Bir mönü uzatıyor kız garson. Hamburgerden sandviçe, kebaplardan pidelere kadar her şey var. İçecekler de öyle. Su ve çay en sonda sıralanmış. Kavurmalı pide ve çay söylüyorum. Ama sohbetimiz dur durak bilmiyor. Sorular da var sohbetin içinde. Zaten sorgusuz sualsiz bir sohbet, bir konferans, bir panel ve sempozyum saman alevi gibidir, sönünce her şey kaybolur.

YAZIN TURİST YAĞIYOR

Dışarda yağmur devam ediyor. Otele gitmek için kalktığımızda da öyleydi. Doğrusu Karadeniz’e de yağmur yakışıyor. Bölgenin yağmur şiir ve şarkıları var mıdır bilmiyorum ama üniversite günlerimden hatırlıyorum İsmet Nedim’in bir şarkısını “Ben yağmurdan yaştan değil/Aşkından sırılsıklamım” diye duygusal bir melodi vardı mesela. Belki de bu şarkı doğu Karadeniz’de “Rizeliyim Rizeli/ Çok severim Güzeli/ Adam cebinde saklar/ Senin gibi güzeli” gibi olmuştur.

Karadeniz’de turistik tesisler hızla çoğalıyor. Özellikle Arap turistler yaz aylarında akın akın geliyorlar. Hatta ev, daire, arsa alanlar da mevcut. Üçü beş ay kalıyorlar bölgede. Otellerde ise yer bulmak yazın zor oluyormuş. Ancak kışın öyle değil.

 

Akşam otelime bıraktı Ebruli Yaşam ve Sanat Derneği yetkilileri. Kışın müşteri yeterli olmadığı için bütün otel değil de müşterilerin kaldığı odalar ısıtılıyor. Babillon Oteldeki odam da ısınmıştı. Karadeniz’in hırçın dalgaları uyanmak için kâfi uykudan. Sabah gün ağardığında baktım balkonlu bir odadayım. Dışarı çıktım. Denizi seyrettim. Rüzgâr püfür püfür esiyor. Önümüzde bahçe ve yeşil alan yapılmış. Bak bu iyi. Bir de kameriye var ayrıca. Gerçekten yazın doyum olmayacak buraya. Sahil yolundaki pencereden baktığımda ise hemen yanımızda bir cami var. Modern bir tarzda inşa edilmiş. Demek deniz sularından ve nemden etkilenmeyecek ki bu kadar yakında hizmete verilmiş. Arkamızda zaten dik yamaçlı dağlar uzanıyor. Evler, apartmanlar da yukarı doğru tırmanmaya başlamış bile. Bazıları görsel olarak, sanal da olsa yerli mimari tarzında… Diğerleri ise düz apartmanlar.

KİM RİZELİ KİM DEĞİL?

Üç katlı otelde asansör var. Babillon Hotel’in kahvaltı ikramı Antalya’dakilerden farksız. Her türlü peynir, reçel çeşidi mevcut…  Çay çeşidi o kadar değil. Belek ve Kemerdekiler gibi. Rizeli maruf insanları hatırladım kahvaltıda. İpsiz Recep bir İstiklal Savaşı Kahramanıydı. Yazar, sinemacı rahmetli arkadaşım Ömer Lütfi Mete, Pro. Dr. İsmail ve Mustafa Kara kardeşler yakın dostumdu. TBMM kurucu milletvekili ve Mehmet Akif Ersoy’un yakın arkadaşı Ziya Hurşit de Lazistan mebusuydu, katledildi. Köksal Toptan TBMM Başkanı olarak Mehmet Akif çalışmalarımıza yürekten destek vermişti. Prof. Dr. Mehmet Haberal’da fikir emekçileri hep öncelikliydi. Sonra Murat Karayalçın, Besim Tibuk ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile de mesleğim gereği görüşürdüm. 1968 kuşağı olarak o dönemin öğrenci liderlerini de tanırdım. Bunlardan biri de Dev Genç liderlerinden Rizeli Cihan Alptekin. Edebiyatçı Oktay Arayıcı, Sanatçı Tarkan (Tevetoğlu), Başakşehir Futbol Kulübü Antrenörü Abdullah Avcı da Rizeliydi.

Rizeli Arkadaşlar gelip beni otelden aldıktan sonra Rize Şehir Merkezine indik. Yolda üniversite döneminden hatırladığım ve arkadaşımızın adının verildiği bir yurdu gördüm; Prof. Dr. Kemal Sandıkçı Yüksek Öğrenim Talebe Yurdu gibi.

Önce Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu’na uğradık. Çok sayıda ortak dostumuzun olduğunu gördüm. Tümüne yakınının kulaklarını çınlattık. Bana göre Kültür Bakanlığında çalışan herkes büyük bir fedakârlık yapıyor. Çünkü diğer kamu görevlerine göre imkân, kaynak ve kadroları yeterli değil. Buna rağmen çok güzel, faydalı ve gerekli etkinlikler programlıyorlar.

ÖRNEK BİR DEVLET ADAMI VAR

Önceden randevu aldığımız okul ziyaretlerine başladık daha sonra. Başkan Hülya Cerrahoğlu Hanım ile beraber ilk ziyaretimiz Tevfik İleri Endüstri Meslek Lisesi’ne oldu. Müdür Mustafa Bal anlattıkça okulunu seviniyorum. Önce, tüm mezunları hem meslek sahibi oluyor ve hem de iş buluyor yahut iş kuruyor. Çay için atılım yapıyorlar. Sloganları da; “Tohumdan Bardağa Kuru Çay”. Okul vitrinleri ve raflarında ürettikleri, ambalajladıkları, tüketiciye sundukları çay örnekleri var. Satış da yapılıyor, hediyelik siparişi de alınıyor. Ancak Tevfik İleri’yi hem çalışanlar ve hem de öğretmenler yeteri kadar tanımıyorlar. Fakat merhum için mevlit okutmuş, Kur’an kırat ettirmişler. Bu önemli devlet adamını gençlere tanıtmak için söz verdim. İlk fırsatta yeniden Rize’de olacağım. Okulda Tevfik İleri’yi anlatan ve resimleyen bir köşe olacak. Rahmetli Tevfik İleri hem meslek okullarına ve hem de öğretmen okullarına çok önem veriyordu. Ama bugün maalesef öyle değil.

Rize Tevfik İleri Endüstri Meslek Lisesi mucit yetiştirmek için daha fazla çalışmayı programlamış. Kivi ve mandalina da çay gibi gündemlerinde… Mandalina Rize’de yetiştiriliyor ama iyi pazarlanamıyor. Çok lokal bir üretim tarzı ve pazarı mevcut. Bunu genişletmek istiyorlar. Sahil yolunda bazı çardaklarda satılıyor ama her yerde değil. Doğu Rize’de yapımı tamamlanmak üzere olan ve Ardahan, Artvin gibi illere de hizmet vermesi düşünülen havaalanının adının da Tevfik İleri olması halkın büyük arzusu. Çünkü Tevfik İleri aynı zamanda bir teknik adam, mühendis, İstanbul Teknik Üniversitesi’ni birincilikle bitirmiş bir süper zekâlı politikacı, devlet adamı, entelektüel dürüst bir insan. Tevfik İleri ahlak ve karakter timsali bir şahsiyet, yürekli bir vatansever, şuurlu bir milliyetçi, ilkeli, dürüst karakter abidesi bir politikacıydı. Dilerim Tevfik İleri yeni nesillere ve adının verildiği okullardaki öğrencilere iyi anlatılır da önemli devlet adamı, politikacı, dürüst insanımızın sayısı artar.

Rize’de Tevfik İleri’nin adının verildiği ikinci okul ise Tevfik İleri Anadolu Lisesi’ydi. Öğle tatilinde gittik okula. Müdür Necmettin Yaşar oradaydı ama görüşmedi! Yardımcısı Mehmet Büyük ile az da olsa sohbet etme imkânı bulduk. Bu okulda da Tevfik İleri tanınmıyor. Ne acı bir gerçek.

SERGİYİ ASIM İLE BİRLİKTE AÇTIK

Program günü önce İsmail Kahraman Kültür Merkezi Galerisinde Mehmet Akif Ersoy Fotoğraflarından oluşan 81 adet resim sergisinin açılışı gerçekleşti. Bu kadar öğretmen ve öğrenci geleceğini tahmin etmemiştim. Doğrusu onlar adına sevindim. Çok kalabalıktı ve büyük bir alaka vardı. Katkısı olanlara teşekkür ettim. Açılışı Rize Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Hülya Cerrahoğlu ve ben birlikte yaptık. Ancak bir eksiklik hissettim bu Asımın Nesli Akif’le Buluşuyor programında. Asımın nesli yoktu. Hemen ilk gördüğüm genci kolundan tuttuğum gibi yanıma getirdim. Kordelayı tutturdum ve makası eline verdim. Hep birlikte açılışı yaptık. Resimlerin tümü Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfımızın Yönetim Kurulu Üyesi ve Akif kitapları, resimleri, bilgi ve belgeleri koleksiyoneri arkadaşımız Mehmet Rüyan Soydan arşivinden. Kültür Bakanlığı demek bu tür etkinliklere resimlerle katkı veriyor. Sevindim doğrusu. İzleyicilere resimlerle alakalı bilgiler verdim. Hangi resim nerede çekilmiş, kimlerden oluşuyor vs. İkram da iyiydi sergide.

 

Daha sonra hep birlikte konferans salonuna geçtik. İstanbul ve bazı yerlerden biliyorum bazı toplantılarda ikram sonrası seyircilerin yarısından fazlası çekip gider. Rize’de öyle olmadığı gibi daha da fazlalaştı izleyici sayısı. Üstelik mesai saatleri içindeydik.

İSTİKLAL MARŞI FİLMİ ve AKİF’İN DRAMALARI
Birsen Ertan Hanım programın sunuculuğunu başarıyla yaptı. Televizyon spikerlerini hiç aratmadı, başarılıydı. Güzel Türkçesiyle de programı izlettirmesini bildi. Vakfımızın 18 dakikalık bir İstiklal Marşı’nın nasıl yazıldığını anlatan bir belgesel filmi var. Seslendirmeyi de Devlet Tiyatrosu sanatçısı Mehmet Atay’a yaptırmıştık. Filmin yapımcısı da yönetim kurulu üyemiz ve genel sekreterimiz TRT’den Mustafa Karakaya idi. Çok alkış aldı filmimiz. Heyecanımızı artırdı, duygusallaştık bir anda. Filmin sonunda hep birlikte İstiklal Marşımızı söyledik. Sonra ben Mehmet Akif Ersoy’u anlatmak üzere sahneye çağrıldım. Öyle herkesin bildiği hususları anlatmadım, aktarmak istemedim. İzleyiciler üzerinde kalıcılığı olsun arzu ettim. Başladım anlatmaya;

Mehmet Akif Ersoy Dirvas isimli şiirini Safahat’ın birinci kitabına almış. Birinci Kitapta Mehmet Akif Ersoy daha çok sosyal muhtevalı şiirleri yerleştirmiş. Hasta, Küfe, Hasır, Geçinme Belası, Meyhane, Mezarlık, Seyfi Baba, Kocakarı ve Ömer, Dirvas ve Yemişçi İhtiyar gibi. İşte bu yüzden Akif’in hayatı en az şiirleri kadar önemlidir. İşlediği sosyal konular, dramalar İstiklal Marşı ve Çanakkale destanı kadar ehemmiyetlidir. Akif’in şiirlerini okuduğunuzda alkolün aile faciasına yol açtığını, hastalığın her ailede başlı başına fakirlikle beraber sorun olduğunu, hayat pahalılığının ve adaletsizliğin insanları sersemlettiğini, halk ile iletişim ve ulaşım kopukluğunun felaketlere yol açtığını yaşayabiliyorsunuz. Sanatçı bu dramaları yansıtırken halkın içinden biri gibi etkiliyor karşısındakini.

ASIM HALİFEYİ SORGULUYOR

Mehmet Akif Ersoy Dirvas’ta Şam’da oturan Halife Hişam’ın aksakallar birlikte halkın çektiği sıkıntıları anlatmaya gelen Dirvas’ın konuşmalarından ibaret bir hikâyedir. O yıllar kuraklık, susuzluk, açlık yüzünden can kayıplarının olduğu bölgede halkın meselelerine çare aramak üzere;

“Bir duysa halifemiz bu hali/ Var merhamet etmek ihtimali!” diyerek Şam güzergâhına düştüğü, yolda, “Sultansa da taş değil ya insan!” olduğunu hatırlayarak gittiği Halife Hişam’a vardıklarında ilk konuşan delikanlı Dirvas olur;

SU KÜÇÜĞÜN, SÖZ BÜYÜĞÜN MÜDÜR?

 

Evvelce dua eder de sonra;

Hiç pervasız girer kelama,

Lakin bu tuhaf gelir Hişam’a;

Der “Sus a çocuk, büyük dururken,

Söz sadır olur mu küçükten?”

Dirvas o zaman kelamı tekrar,

Teshir ile der “Nedir bu azar?”

Mikyası mıdır zekâvetinsin?

Dirvas’ı çocuk mu zannedersin?

Bir dinle de sonra gör çocuk mu?

İnsaf nedir o sizde yok mu?

…………………………………………….

Yok sendeki ihtişama payan,

Bizlerse alay alay sefilan!

Bir yanda demek ki fazla var, çok;

Hayfa ki öbür tarafta hiç yok!

Dirvas Halife Hişam’a karşı konuşur da konuşur, kimse susturamaz;

Nereden buldun bu ihtişamı?

Halkın mı, senin mi? Halıkın mı?

Allah’ın ise eğer bu servet;

Bizler de O’nun kuluyken, elbet,

Bir pay talebinde hakkımız var!

İnsaf olmaz bu hakkı inkâr?

Asımın Nesli Dirvas asırlara ışık tutacak gibi konuşmasını sürdürür;

 

Yok böyle olmayıp ta kendi

Malın ise “Çünkü fazla şimdi!”

 

Halife Hişam buz kesmiştir bu konuşma karşısında, durur ve der ki;

Yok bende cevab-ı redde kudret,

Hayret, bu civan dehaya hayret!

 

Bunu günümüze yansıtırsak Mehmet Akif’in Asımın Nesli dediği gençlik böyle tarif ediliyor. Daha sonra şunları da ekleyebiliriz; Asımın Nesli çalışarak üreten, paylaşan, temiz, dakik, iddialı, idealizmi olan, çağı takip eden, özgün, özgür, konjonktürün farkında.

AKİF MISIR’A NİÇİN GİTTİ?

Toplantıda başka neler anlattım. Kısa kısa notlarımda şunlar vardı:

* Mehmet Akif Ersoy Mısır’a işsiz, parasız kaldığı, sürekli polis tarafından takip edildiği, eşi İsmet Hanım’ın astım hastalığına Kahire’nin havasının iyi geldiği için dostu Abbas Halim Paşa’nın daveti ile gitti ve Kahire Üniversitesi’nde Türkçe dersler verdi.

* Kahire’de Kur’an Tercümesine başladı. Akif Mısırlı aydınlar ve maruf aileler için randevularını bir Türk markası olan Kahire Hacı Muhittin Ali Bekir Lokumcusu’nda verirdi. 65 Türk Öğrenciyle Muhammet Bey Ebu Zehep Külliyesi’ndeki yurtta Bayramiçli aşçı Hafız Eşref’e gençlerin özlediği, annelerinin sofralarında kurduğu yemeklerini yaptırırdı. Onlarla birlikte olurdu. Gençlere çalışma, gayret, üretme, fedakârlık, kader, irade ve terakkiyle alakalı görüşlerini açıklardı.

* Teşkilat-ı Mahsusa tarafından İngilizlerin (Lavrens, dönme adıyla Abdullah Mansur) tahrikiyle Mekke’de Şerif Hüseyin’in isyanını bastırmak için Suudi Arabistan ve Müslüman eserleri kurtarmak için Almanya-Berlin’e gitti. Teşkilat-ı Mahsusa Başkanı Kuşçubaşı Eşref, Şerif El Sunusi, Mümtaz Bey, Medine Muhafızı Basri Paşa ve Zenci Musa ile birlikte Necit Çöllerinde kaldı. Sürekli Çanakkale ile irtibat halindeydi. Zafer duyulunca, Zenci Musa’ya ezan okuttu,  kendisi şükür namazı kıldı ve Çanakkale Destanını kaleme aldı. Oysa o sıralarda Falih Rıfkı Atay, Ahmet Emin Yalman, Ruşen Eşref Ünaydın,, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Hakkı Tarık Us gazeteci, Ahmet Haşim ise yedek subay olarak bölgede bulunmalarına rağmen Çanakkale Zaferiyle alakalı bir şey yazamadılar.

Berlin’de Müslüman esirleri kurtardı. Esir kampına bir cami isteyerek inşa edilmesini sağladı. Taş plaka okuduğu vaaz ve şiirleri Almanya’da yayınlandı. Türkiye’ye döndüğünde de soranlara “Almanların işi dinimize, dinleri de işimize benziyor” diyerek önemli bir tespitte bulundu.

* TBMM’nin kurucu Burdur Milletvekili olarak Maarif Vekâleti görevini kabul etmeyince İrşat ve Eğitim Komisyonu Başkanı oldu.

 

ESİR KAMPINDA GÖZLERİ KÖR EDİLEN 15 BİN TÜRK ASKERİ

* İstiklal Marşı’nı emrine tahsis edilen Taceddin Dergâhı’nda yazdı. İlk dizedeki “Korkma” cesur ol, çekinme manasına geldiği gibi müşriklerin takibinden kurtulmak için mağaraya saklanan, ancak Hazreti Ebubekir’in korkması üzerine inen bir ayettir aynı zamanda. KORKMA; LA TAHZEN İNNE MAAL USRİ YÜSRAN (Üzülme, her zorlukta, birlikte bir kolaylık vardır. Kolaylık zorluğun içinde saklıdır) mealindedir. Akif’in donanımını göstermesi bakımından çok önemlidir. Zaten her şiirinde bir ayet, bir hadis, bir kelam-ı kibar vardır. Güzel Türkçemizin her halini dizelerine yansıtır.

 

* Filistin 16. Tümen 48. Alay’dan 150 Bin Osmanlı askeri esir edilmişti. 15. Bin kadarı ise İskenderiye Seydibeşir Kuveysna Osmanlı Userayı Harbiye Kampı’nda bulunuyordu. İngiliz Komutana kampın Ermeni doktoru tarafından bit kırma bahanesiyle havuza krizol madde atılarak askerlerin tümünün gözü kör edilmişti. Bunun üzerine, Birinci TBMM’nde Edirne Saylavı (Milletvekili-Mebusu) Şeref ve Faik Bey ile kendisinin imzasıyla üçlü bir gensoru veriliyor(25 Mayıs 1921). Ancak İstiklal Savaşı dolayısıyla gensoru kadük kalıyor.

Bölgedeki diğer Osmanlı esirleri ise Filistin, Basra, Karaçi, Kalküta ve Yangon’a katarlarla gönderiliyor. İngilizlerin sömürgesi olan bu bölgelerde ve özellikle Hindistan’da “Ülkenize geldiniz” diyerek tarlalarda çalıştırılıyor. Bu insanlar bugünkü Mymar/Arakan Müslümanlarıdır. Bu olay da Esir Osmanlı Tabip Binbaşı Necip Bey ile Koçikavaklı İsmail Bey’in yazdığı bir mektupla ortaya çıkıyor. Mektuplar Kızılhaç vasıtasıyla İstanbul’a ulaştırılıyor. Be vesikalar Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde duruyor. Bugün Mektica’da 700 kadar Osmanlı askerinin defnedildiği Türk şehitliği mevcut.

* Kahire’de iken Kur’an Tercümesini tamamlıyor ama teslim etmiyor. Mısır Büyükelçisi Mehmet Ali Şevki Bey başaramayınca, Kabil’e atanan Büyükelçi Hikmet Bayur Kahire’ye gelerek aracı olmaya çalışıyor ama o da başarılı olamıyor.

* İstanbul’da arkadaşı Baytarlık Umumi Müdürü Abdullah Bey’i haksız olarak görevden aldıklarında kendisi de yardımcısı olarak istifa etti. Sınıf Arkadaşı Hasan Tahsin Bey de vefat edince üç kızını evine alarak büyüttü. Bu kızlardan birini de Balıkesir Milletvekili Muhittin Bey ile evlendirdi.

İSTİBDATI DA İTTİHATÇILARI DA ELEŞTİRDİ

* Yaşadığı dönemdeki hürriyetsiz ortamını İstibdat şiiri ile eleştirdi. Ancak daha sonra arkadaşı Fatin Gökmen’ın ısrarıyla girdiği ve üyesi olduğu kavmiyetçi ve din karşıtı yaklaşımları dolayısıyla İttihat ve Terakki’yi de tenkit etmekten çekinmedi. İttihatçılar Akif’in dergisi Sebilürreşat’ı da kapattılar.

* Akif karakter inşa ve ihya etmeyi bir görev olarak gerçekleştirmişti. Kalbine fakir ve zengin çıplak olarak girdi. Bananeciliğe ve taassuba karşı savaştı. Dürüst, merhametli, vefalı, cömert ve cesur bir insandı.

Sağolsun Rize Kültür ve Turizm İl Müdürü bize araç imkânı sağladı. Sürücümüz İsmail Karaalioğlu heyetimizin her tarafa ulaşmamızı sağladı. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Sabri Yavuz’a gittik. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi alt yapısı tamamlanmış ve muhteşem bir kampüs içinde. Sayın Yavuz ile de ortak tanıdıklarımız, hocalarımız çıktı. İstanbul’da eğitim alınca bu sayı artıyor.

UZMAN ÜNİVERSİTELER OLMALI

Rektör Prof. Dr. Hüseyin Karaman Rize dışında imiş… Gelince haber ettiler gittik. Bakan odası veya holding merkezi gibi çok masraf edilmiş buraya. Özel kalemiyle biraz muhabbet ettik. Sonra kabul gördük. Sayın Hüseyin Karaman Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden mezun İslam Felsefecisi. Erzurum olunca sohbeti koyulaştırdık. Türkiye’nin önemli sosyoloğu Nurettin Topçu, İstiklal Savaşı Kahramanı Hüseyin Avni Ulaş ve Mehmet Akif Ersoy’u konu ettik. Doç. Dr. Nurettin Topçu aynı zamanda Hüseyin Avni Ulaş’ın da damadı. Ancak boşanıyorlar. Baba damadını tutuyor. Kızının yanlışlıklarının farkında… Allah hepsine rahmet etsin. Üniversiteleri ve öğrencilerimizi konuştuk. Bana göre YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç dâhil bütün yöneticileri; üniversitelerimizin bugünkü bilim üretememekteki sorunundan dolayı geçer not alamadı. Prof. Dr. Hüseyin Kahraman’a göre ise; vakıf üniversitelerinin İstanbul ve Ankara’da toplanması, kamu üniversitelerinden transferler yaparak devlet üniversitelerinin içini boşaltması bunda önemli bir etken. Acilen buna bir çözüm bulunması gerek. Sayın rektörle ortak görüşümüz ise artık uzman üniversitelerin biran evvel hayata geçirilmesi gerekiyor. Çok geç kalındı. Buna ek olarak şunu vurguluyorum artık eleştirel düşünceye de imkân ve fırsat verilmelidir. Yoksa bu sadakat kültürü ülkemizi dar bir alanda bırakarak her türlü çağdaş ilmin çok gerisinde kalacağız.

YİNE YENİ BİR AVM!

Rize yaylalarının üstüne yok deniyor. Böyle hatırlatınca ben de; “Karadeniz’deki bütün yaylalar öyle değil mi?” diyerek soruyla cevap veriyorum. Gerçekten ben özellikle Giresun ve Ordu yaylalarını da görmüş ve yaşamıştım. Övülmeyi hak ediyorlar. Biraz disipline edilse, denetimler gerçekleşse Almanya’daki yeşil alanlara on basar. Anzer Balı çok pahalı ama çok yararlı. Fakat he denince hemen bulunmuyor. Keşke bu konuda daha bilimsel ve teknik çalışmalar yapılsa, üretim artırılsa. Rize tepelerinde kar vardı gittiğimizde, ancak şehirde sürekli yağmur. Sarı taksiler taksimetre ile çalışıyor, mavi minibüs dolmuşlar da yeni hizmete girmiş.

Rize için yeni bir Alış Veriş Merkezi AVM yapılıyor. İnşaat tamamlanmak üzere… Mevcutları öyle AVM falan saymıyorlar demek. İki ayrı Çay ve Avrasya adında yayın yapan televizyon kuruluşu var. Ulusal televizyonların yanında yerel televizyonlar da izleniyor. Hele seçim sathı mailine girildiğinden daha da önem arz ediyor.

 

SOSYOLOJİ, PSİKOLOJİ ve TARİH HEP ÖNDE OLMALI

Akşam Sosyal Bilimler Lisesi’ne gittik. Müdiresi Meryem Turgut Hoca Hanım daha Rize’ye gelmeden önce defalarca haber göndererek bizi konuk etmek istediğini iletti. Programımız yoğun olduğundan ancak yatılı öğrenciler için akşam gittik. Sosyal Bilimler Lisesi’ne daha içeri girer girmez sizi etkiliyor. Fuayeden başlayarak, koridor ve sınıflara kadar her yerde kütüphane kurulmuş. Üstelik ayrıca bir de merkez kütüphane mevcut. Bu kütüphanede her görüşten, her konuda kitap var. Alkışlanacak bir tasarruf. Önemeli bir kısmı da yeni yayınlar. Tabii merak ettim sordum bu kadar kitaba nasıl sahip olduklarını. Çünkü Milli Eğitim okullara bu kadar kaynak falan aktarması mümkün değil. Mümkün olsa okullarımız zaten mektep gibi olurdu. Artık üniversitelerimiz bile meslek sahibi olmayan diplomalı insanlar mezun ediyor. Değil ki liselerimiz. Fakat bu Sosyal Bilimler Lisesi öyle değil. Önce bu kadar kitabı nasıl aldıklarını öğrenmek istedim. Müdüre Meryem Turgut anlattı;

-Velilerimiz ile iyi bir diyaloğumuz var. Onlar okulumuza kitap hediye edince velilerin adını o raftaki kitaplığa veriyoruz. Mesela üç, beş, on sayısına bakmadan  “Ahmet Gündüz Kitaplığı” bir rafta yazıyor. Her rafta bir velinin ismi vardır.

-Peki ne tür kitaplar?

-Her türlü yayına açığız. Roman, öykü, hatıra, şiir, felsefe, sosyoloji, ilahiyat, spor, araştırma, inceleme, ansiklopedi, almanak vs.

- Peki her görüş burada olunca rahatsızlık olmuyor mu?

- Hayır, biz eleştirel düşünceden yanayız. Talebeler okuyacağı kitabı kendisi tercih ediyor. Okuyor. Tamamlayınca da götürüp yerine koyuyor.

- Bu sevindirici bir gelişme yarınımız için, öğrencilerimiz için. Kafa yoran bir nesil yetişiyor demek. Bunun için de üretecek, paylaşacak ve sorgulayacak.

- Elbette, biz de sorgulanmasını, sorgulamasını ve analiz etmesini istiyoruz öğrencilerimizin. Her görüşe hemen teslim olmasınlar. Araştırıp, incelesinler.

Dilerim bu okullarımızın sayısı çoğalır.

AŞKLA YAPILMAYAN HER ŞEY

Sosyal Bilimler Lisesi öğretmen ve öğrencilerle sohbet ettim. Çok güzel sorular sordular. Cevap verdim. Aliya İzzetbegoviç ve Mevlana’dan tespitler hatırlattım. Bugün ülkemiz için sosyolog, psikolog ve tarihçilerimizin sayısının çok olması gerektiğini söyledim.

Aliya İzzetbegoviç, “Batı eleştirel düşünceyi yıllar önce okullarda ders olarak okuttu ve gelişti. Doğu bunun henüz farkında bile değil. Bugün okullarımıza eleştirel düşünce dersi konulması gerekiyor” demesini hatırlattım. Üstelik öğrenciler Aliya’yı da tanıyorlar. Sonra Mevlana’yı da biliyorlar. Mevlana’dan bir deyiş aktardım gençlere. “Aşkla yapılmayan günah kimseyi cehenneme koymaz. Aşkla yapılmayan ibadet de kimseyi cennete aldırmaz! Önce her şeyin başı aşktır. Aşk ile yapmaktır.”

Gençlerle resim çektirdik. Bana çiçekler hediye ettiler. Buketler verdiler. Onlara son olarak lügat okumaları tavsiyesinde bulundum. Öncelikle de isimlerinin manasını öğrenmeleri gerektiğini anlattım. Bittabi Mehmet Akif Ersoy’un hayatını, yazdığı dramaları, davasını, inancını onlara yansıtmaya çalıştım. Sosyal Bilimler Lisesi her ilimize mutlaka açılması gereken bir kurum.

O gün de akşam oldu. Rize’den Derepazarı’na oradan da İyidere’ye otelimize gittik. Yaklaşık 20 kilometre falan uzaklıktayız.

BİR VALİ RESSAMLARI İLİNE DAVET EDİYOR

Bu sabah kahvaltıyı Rize’den gelen konuklarımızla birlikte yaptık. Babillon Hotel Müdürü Tayfun Sancar ve Satış Pazarlama Müdürü Şenay Bayraktar da geldi, masamız büyüdü. Otelin önünde akıllı telefonlarımıza görüntü verdik. Rize’de üçüncü günümüzde yeni göreve başlayan Vali Kemal Çeper’i ziyarete gittik. Erdoğan Bektaş Zonguldak’a atanınca, Karabük Valisi Kemal Çeper de Rize’ye gelmiş. Genç Vali Kemal Çeper ile sohbetimiz kültür ağırlıklıydı. Önce Rize’de kamu desteğiyle yayınlanan Salnamelerden dolayı kutladım. Çünkü bu salnameler bir dönemin bütün bilgi ve belgelerini aktarıyor. Hangi köyde bile ne kadar insan, hayvan, ne kadar ekili arazi, ne kadar cami, kilise, havra, tarihi dokuya sahip mekânlar, ev, imar tarzı ve kalitesine kadar her şey yazılıyor. Bunu Trabzon da başardı, Rize de. Keşke bütün illerimiz bu Osmanlı Salnamelerinin yayınına başlasa. Vali Çeper anlattı;

- Karabük Valisi iken Kırgızistan’dan ünlü ressamları getirterek konuk ettim ve Karabük’ün resimlerini yaptırdım. Çok güzel çalışmalar yaptılar. Biliyorsunuz Türk Cumhuriyetlerinin sanatçıları iddialı kimselerdir. Özellikle de resimde birçok ünlü ressamları vardır. Bu da öyle oldu. Şimdi Bişkek’te sergileniyor bu Karabük resimleri. Ancak ben davetli olduğum halde iş yoğunluğundan katılamadım.

Vali Kemal Çeper’i bir kere daha kutladım. Ayrıca Sayın Vali sivil toplum kuruluşlarıyla da çok iyi bir diyalog içinde. Rize Belediyesi böyle değil ama Valilik örnek bir sivil iletişim atağını sürdürüyor. Zaten Ebruli Yaşam ve Sanat Derneği hakkında hemen bilgi sahibi olmuştu. Yerel yönetimlerin illa sivil toplum kuruluşlarına maddi katkıda bulunması şart değil; en azından bir tebessümü bile morali yükseltir, bu fahri ve gönüllü insanları yüreklendirir. Anlatıldığı kadarıyla Rize Valileri bunu yapıyor. Üstelik kentte çoğu Kur’an Kursu, cami yaptırma ve öğrenci yurduyla spor olmak üzere 700 dernek, sivil toplum kuruluşu varmış. Bunlar içinde en fedakârları da bana göre kültür, sanat ve medeniyet hareketi gönüllülerinin içinde olduğu sivil toplum kuruluşlarıdır.

 

ÖĞRETMENLER KARAKTER İNŞA ve İHYA ETMELİ

Rize’de son olarak Mehmet Akif Ersoy Ortaokulunu ziyarete gittik. Daha doğrusu onlara konuk olduk. Okul Müdürü Kadem Bakırcı heyecanla bizi bekliyordu. Bu okulu bulmak için sürücümüz Rize’nin dar sokaklarına usta manevralarla girip çıktı. Bir garantimiz de araç ve telefonlardaki navigasyonlar. Artık okullarımız gerçekten her türlü konfora haiz olmuş.  Kadrosunda güvenlik elamanlarına kadar var. Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencilerine Rizeli meşhur kişileri anlattım. Bir cumhurbaşkanı, iki TBMM Başkanı ve iki başbakan, bakanlar çıkaran bir il Rize. İlerde, Yarınki Türkiye’de bunlardan birinde onların da sorumluluk alabileceğini hatırlattım ve dolayısıyla kendilerini donanımlı yetiştirmeleri gerektiğini söyledim. Özellikle Güzel Türkçemize sahip çıkmaları üzerinde durdum. Ayrıca Mehmet Akif gibi en azından bir doğu, bir de batı dilini bilmeleri lüzumundan bahsettim. Safahat’ın dilini anlamadıklarını söyleyenler için de önce lügat okumalarına başlamalarını tavsiye ettim. Sonra da Safahat’ı okuyarak anlamaya başladıkları takdirde, TDK Sözlüğünde mevcut 100 bini aşkın kelimeyi de daha iyi algılamaya başlayacaklarını hatırlattım. Çünkü Safahat öylesine zengin bir dile sahipti. Bu gençlere okulların ve ailelerin önce karakter inşa etmeleri görevini olduğunu hatırlatarak bilgiye her zaman ve her yer de ulaşmanın mümkün olabileceğini söyledim. Hele internet, bilgisayar ve akıllı telefonlar ile artık bilgiye ulaşmak o kadar rahat ve kolay ki ancak bu kadar olabilir. Gel gelelim karakter inşa etmek en zoru. Günümüzde bu en zor olanı başarmak mecburiyetinde veliler ve öğretmenlerimiz.

SİVİL TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ

Ebruli Yaşam ve Sanat Derneği ziyaretimiz son güne kalmıştı yoğun ziyaretlerden. Cumhuriyet Caddesi üzerinde iki katlı binanın ikinci katı… Zaten girişi dükkân… Merdivenle çıkılıyor. Demir kapının ardında küçük ama sıcak bir bahçesi var. Yazın sanırım nefis olacaktır. İçerde ise üç odası bulunuyor. Tümünde de sanat çalışmaları için atölyeler oluşturulmuş, hepsi de devrede. Hasır örme, ebru, resim, gitar benim hemen fark ettiğim atölyelerden bir kaçı. Bu sivil toplum kuruluşumuzun kamudan hiç bir gelir girdisi yok, onların talebi de yok. Zaten olsa da almaları öyle pek kolay olmayacak. Çünkü hiç bir parti, patırtı, cemaat, kulüp falan tutmuyor, tamamıyla bağımsız hareket ediyorlar. Kendilerini Rize bölgesi ve toplumu için üretmeye, paylaşmaya ve tanıtmaya adamışlar, dolayısıyla insana yatırım yapıyorlar. Bunda da kadınlar öncelik sırasında birinciler. Sonra yeni genç nesil giriyor sıralamaya. Başkan Hülya Cerrahoğlu hasta hasta hala koşturuyor. Ancak bu saatten sonra fırsat buldu doktora gitmek için. Yardımcısı Nuray Sönmez Hanımefendi bize çayın yanında Laz böreği ikram etti. Şehir, uçak, araç, füze, hatta en son NASA’nın maketini yapan, eserleri dernek lokalinde de sergilenen Maksut Mercan Bey ile beraber afiyetle yedik.

MÜTEBESSİM ve SICAK

O gün cuma idi. Dalyan Camii’ne gittik sürücümüz İsmail Hakkı Karadereli’yle birlikte. Her zaman olduğu gibi semtinden adını alan Dalyan Camii’nde bu Cuma doluydu. Yer yoktu. Hatta iki kişi yer için bile birbirine sataştılar! Türkiye’nin genç nüfusu öndedir ama artık bir yaşlı nesil de gelmeye başladı. Bu camilerimizdeki birkaç sıra sandalyelerde namaz kılanlarımızdan hemen belli oluyor. Bir zamanlar böyle bir resim göremezdik mescitlerimizde. Hoca efendi klasik hutbelerinden birini okudu. Cami ve Kur’an kursları için yardım toplanacağını hatırlattı. Namazlar kılındı ve dualar edildi. Cami kapılarında dilenci görmedim, ayrıca il dâhilinde hiçbir Suriyeli göçmene de rastlamadım. Galiba Rize’de işsizlik falan da yok. Herkes durumundan mutlu ve mesrur… Mütebessim ve sıcak… Rize’de deniz var am balıkçı esnafı da az galiba. İki yerde balık satışı yapılıyordu. Birkaç kere de sırf balık yapan lokantaya rastladım. Diğerlerinde hem kebap, hem sulu ve sıcak yemek, hem de balık yenebiliyordu.

Yolcu yolunda gerek. Arkadaşlarla vedalaşarak Trabzon’a doğru yola çıktık. Trafik akıyor ve araçların tümüne yakını lüks. Ancak Uçak fiyatları otobüs ücretlerine yakın olunca firmalar otobüslerini yenilemiyor, mola verdikleri yerlerde de ucuz mekânları seçiyorlarmış. En azından kardan zarar etmeye çalışıyorlarmış.

BIÇAK ve PİDENİN BAŞŞEHRİ NERESİDİR?

Yol boyunca lokanta ve oteller görüyorum. Sonra Trabzon ekmeği yapan fırınlar. Of’ta Yeniay ve Çebi adında iki tersane reklamını gördüm sevindim. Sürmene’deki tanıtım levhası ise “Bıçak ve Pidenin Başşehrine Hoş Geldiniz” biçimindeydi. Sahilde birkaç çardaktaki kasalarda kilosu 2 liradan Rize mandalinası satılıyordu. Arapça satılık ev, daire ve otel ilanları devam etti yol boyunca. Ravza Konakları bunlardan biriydi. Bölgenin bir vakıf kuruluşu Avrasya Üniversitesi hemen yol üzerinde. Ayrıca çok da reklamları bulunuyor.

Trabzon’a yaklaşınca bazı yerlerde kavşak, bazı yerlerde ise tünel çalışmaları yapılıyordu. Yine kötü, çirkin ve yüksek binalar. Marka mağazaların şıklığı bile bu çarpıklığı gideremiyor. Bazı yollar çimento duvarlarla örülerek devreye sokulmuş. Yazık olmuş tabiatımıza, Trabzon’umuza, Karadeniz’imize, yolumuza, dağımıza, yurdumuza. Anadolu Jet vaktinde geldi ve İstanbul’a zamanında uçtu. Yağmur ise hiç ara vermedi, devam etti.

 

 

 

 

 

Rize Mehmet Akif Ersoy Ortaokulunda müdür Kadem Bakırcı ve pırıl pırıl öğrencilerle birlikteyiz. İstiklal Marşı Şairimizi anlattım


Yeni Rize Valisi Kemal Çeper’e hoş geldiniz ziyareti. Sayın Çeper Karabük’te başarılı çalışmalarının ardından artık Rize’de. Erdoğan Bektaş ise Zonguldak’a atanmış. Kemal Çeper valimiz daha önce Karabük’e Kırgızistan’ın ünlü Türk ressamlarını davet ederek ilin tarihi, turistik, sosyal ve kültürel hayatını tuvallere resmettirmiş. Sergide yer alan resimler halen Bişkek Sanat Galerisinde sanatseverlerini beğenisine sunulmuş. Darısı diğer illerimizin başına.


İyidere Babiillon otelinde konuk oldum. Yöneticileri Tayfun Sancar ve Şenay Bayraktar ile Ebruli Yaşam ve Sanat Derneği yönetim kurulu Başkanı Hülya Cerrahoğlu ve üye Nuray Sönmez ile.


Rize Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman’a Mehmet Akif Ersoy Haftamızda Rize’nin sivil toplum önderleri Hülya Cerrahoğlu ve Nuray Sönmez ile birlikte nezaket ziyareti.


Rize’de orta dereceli okulların iştirakiyle İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u konuştuk. Salon gençlerimiz ve aydınlarımızla önemli bir gün yaşadı.Boş yer yoktu. İstiklal Marşı filmimiz büyük alaka topladı. Organizasyonu ise bölgede bir marka olan Rize Ebruli Sanat ve Yaşam Derneği yönetimi (Hülya Cerrahoğlu, Dilek Kansız, Nuray Sönmez, Dilber Demircan, Elif Seymenoğlu, Dilek Altun) Kültür il müdürlüğününün katkısıyla gerçekleştirdi! Darısı diğer illerimizin başına!.


Rize Sosyal Bilimler Lisesinde öğretmen ve öğrencilerle Mehmet Akif Ersoy, insan ve inanç ile Yarınki Türkiye konusunda sohbet yaptık. Müdüre Hanım Meryem Turgut ve öğrenciler çok başarılı. Veliler de öyle. Okula kitaplar hediye eden velilerin isimlerini raflarda görmek mümkün. Güzel bir uygulama ve zengin bir kütüphaneye sahipler.


Rize’de İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde vakfımızın yönetim kurulu üyesi sayın Mehmet Rüyan Soydan’ın koleksiyonundan oluşan ve Kültür Bakanlığı arşivinden hazırlanan Mehmet Akif Ersoy sergisinin açılışını Vali Yardımcısı Abdullah Şen ile birlikte yaptık. Alaka beni yarınımız için umutlandırdı. Ebruli Sanat ve Yaşam Derneğinin hizmeti her türlü takdirin fevkindeydi.


Benzer Haberler

Sabahattin YARAR   Anamdan doğduğumdan beri süregelen bir deyim olan “KABAK TADI VERMEK”...

Yorum 
0

AŞIK   Ahmet ELMALI Bilhassa erkek çocukları arasında 2-3 kişilik gruplar oluşturularak oynanan...

Yorum 
0

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   Torunlarıma bizim hanım bakıyor. Can mektepli olduğundan...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Kabak Tadı Bile Çok Güzel Olur

Sabahattin YARAR   Anamdan doğduğumdan beri süregelen bir deyim olan “KABAK...

60-70 Yıl Öncesi Çocukların Okulda ...

AŞIK   Ahmet ELMALI Bilhassa erkek çocukları arasında 2-3 kişilik gruplar...

Yalova’da Kaplıca Tatili

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   Torunlarıma bizim hanım bakıyor. Can...

İki Evden Birinde Diş Fırçası Yok...

Metin MERCİMEK “DİŞ AĞRISI ÇEKENLER DİŞLERİ SAĞLAM OLANLARI; YOKSULLUK...

Ruh Sağlığının Önemi

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, hayatta hepimiz kendimizi daha iyi, daha huzurlu...

Okul Kaçkını

Rafet CANPOLAT   Kilis’teki Resul Osman Dağı eteklerinde kıvrıla kıvrıla...

BU BAHAR

Nergislerde aradım gülen yüzünü. Sümbülde kokladım aşkın özünü. Al...

BU GÜN

Telgrafın teline sırrı yükledim. Enginden yüceye akıyor bu gün. Karşı...

Kilis’e mülteciler için hastane!

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, İstanbul’da...

Vali Soytürk, brifing aldı

Vali Recep Soytürk İl Milli Eğitim Müdürlüğünü ziyaret ederek çalışmalar...

Çocuk dilenci sayısı arttı

Kilis’te son günlerde sayısı artan çocuk dilenciler gün boyunca Cumhuriyet...

Kartalbey’de kermese ilgi

Kilis Kartalbey İlkokulu’nda okul yararına düzenlenen kermes yoğun ilgi...

Üniversitede Kariyer Günü etkinliği...

  Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda Kilis...

Kalite komisyonu toplantısı geniş k...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi eğitim, öğretim, öğrenci ve personele sağlanan...

Bilim Fuarında kan bağışı yapıldı...

Kilis’te, TÜBİTAK 4006 bilim fuarında kan bağışı kampanyası düzenlenirken,...

“El Emeği Koleksiyonu” tanımı yapıl...

Kilis’te, ”El Emeği Koleksiyonu” projesi kapsamında tanıtım...

Kilis’te yoğun sis etkili oldu

Kilis’te önceki gün sabaha karşı etkili olan sis nedeniyle sürücüler...

Yabancı’dan gazetemize ziyaret

31 Mart Mahalli İdareler Yerel seçimlerinde MHP’den Kilis Belediye Başkan...