Dolar 9,6155
Euro 11,1969
Altın 554,22
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 27°C
Az Bulutlu
Kilis
27°C
Az Bulutlu
Cts 28°C
Paz 28°C
Pts 26°C
Sal 22°C

Eğitim

Eğitim
A+
A-
01.03.2018
225
ABONE OL

Nejat TAŞKIN
Eğitim, cami medreselerinde,toprak üzerinde hasırlar ve hasırlar üzerine diz çökertilmiş sıra sıra, başları kapalı 5 yaşından 17 yaşına kadar çocuklara uygulanırdı. Bu çocuklar ekseri, gözleri kör hafızların ellerinde yetiştirilir ve çocuğun velisi tarafından hocaya, “Eti senin kemiği benim” diye teslim edilirdi.
Medreselerde, sabah öğretimine çok erken katılan bu çocuklar, ilk derse, üç defa “Padişahım çok yaşa” diye başlardı. O günü yaşamış olanların hatıralarında kalan, bu duyguların, o gün için hep tefsirini düşünür dururum. Memleketine hizmet etmeyen, düşmana buyur eden bir padişahın çok yaşaması, acaba hangi hissin ortamını doğuruyordu.
Sabahleyin, medresenin girişinde, alfabenin tekrarı yaptırılır, hep bir ağızdan bağıra bağıra alfabe şöyle okunurdu: Elif, B, G, Dallı, EsreliÜstünlü, Elif Üstü Enni, B Üstü Benni, Cim karnında bir nokta, H üstünde bir nokta…

Vatanın her yanında olduğu gibi çocuğun okul hayatı Kilis’te de böyle başlar. Bitişi olmayan harf yığını içinde yıllar akar giderdi.
Aradan yıllar geçti. Atatürk Türkiye’si, bu inkılabın en muhteşem eserini Türk çocuğuna armağan etti. Latin Alfabesi, ilkokul çocuğunun bir kaç ayda öğrendiği bir harf inkılabı halinde bu gün okumanın zevkini bütün hakikatleriyle ortaya koymakta, okuma zevki, okulları dolduran milyonlarca çocuğun sevincini taşımaktadır. Her yıl, biraz daha çoğalan ilkokullar, her yıl biraz daha artan eğitim ve öğretimin kadrosu, Kilis’e de nasibini vermekte ve Kilis bugün, bir münevver kalesi halinde yükselmektedir. 1920’nin maarifi Kilis hayatı için, her şeyden uzak bir acı hatıra olarak hafızalarda saklanacaktır.
1920’nin Kilis’ine tek uğrayan gazete tarihleri eskimiş,haberleri bayatlamış ”Köroğlu ” gazetesiydi. Güneş batmak üzere, köşe başlarında, tozlu yolların başlangıcında 10-15 kişilik gruplar göze çarpardı. Bu grup,birinin etrafında toplanır, heyecanla Köroğlu Gazetesini okuyan bir kişiyi dinlerlerdi.
Gazete sütunları arasında bazen padişahın kalkacağı havadisine rastlanır, dinleyici grubu bu havadisi merakla dinler, hayretle ve heyecanla takip edip, neticesinde ne olacağını sabırsızlıkla beklerlerdi.
Halk uyanıyordu artık. KuvayiMilliyeciler yavaş yavaş teşkilatlanıyor, Atatürk’ün ışığı yayılmaya başlıyordu. Her adım, her yaş ve her çağ, bir kahramanlığın gizli provasını yapıyor, Kilis’in civar köylerinde bir kurtuluşun programı hazırlanıyordu. Zulme ve esarete paydos demek için, şahlanan bir grup, önüne geçilmez bir nehir halinde, zaferler yaratacak ve Kilis, kurtuluşa kahramanlık destanları içinde girecektir. Sakıp, İslam ve daha birçok isimleri tarihe mal olan kahraman Kilis’in 1920’sini yaşıyor ve Cengiz Köyünde her hadise dikkatle izleniyordu.
1920’nin Kilis’ini bütün teferruatıyla incelemek istediğimden, yaşlı dostumun anlattığı her konuyu o günün bir tarihi vesikası olarak buraya aktarmakta fayda görüyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.