Dolar 33,0018
Euro 35,9460
Altın 2.549,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
35°C
Parçalı Bulutlu
Cts 35°C
Paz 36°C
Pts 36°C
Sal 36°C

Eleştirilere Tahammül Edebilmeliyiz

Eleştirilere Tahammül Edebilmeliyiz
A+
A-
01.03.2023
203
ABONE OL

Uğur KEPEKÇİ

Yöneten insanlar, yönettiği kesimler tarafından itimat edilip sevilip sayılmalıdır. Sevgi temelli olmayan ve korku üzerine kurulan siyaset, eninde sonunda yok olmaya mahkûmdur. 

İnsanlık tarihinde adaletiyle gönüllerde taht kurmuş yöneticiler, etrafındaki kadrosunun gerçekleri saklayabileceğinden endişe ettikleri için dönem dönem tebdili kıyafet denilen yola başvururlardı. 

Tebdili kıyafet denilen yol; kimliğini gizleyerek halkın gerek kendisi gerek yönetim şekli hakkındaki kanaatini öğrenmek için başvurulan yoldur. 

Tebdili kıyafete başvuran yöneticinin maksadı; kendine bir zarar gelmesinden korktuğu için gerçekleri konuşmaktan sakınanların kendisi hakkındaki kanaatini öğrenmek istemesidir.  

Tebdili kıyafete gerek duyulmadan kendisi ve yönetimi hakkında bilgi sahibi olmanın yolu muhalefete kulak vermektir. 

Demokrasilerde muhalefetin eleştirilerine kulak verilmiş olsa, iktidarlar daha başarılı bir yönetim sergilerler. Ama maalesef bizdeki ağır aksak ayakta durmaya çalışan demokraside eleştiri kültürüne gereken önem verilmemektedir. 

Bizim ülkemizde yöneten sınıfında olanlar hiçbir dönemde gerçeklerle yüzleşmek istememiştir. Kendilerinin haklı olduğuna inanmış, kendinden başkasının fikrini kabul etmemiştir. 

Bu sebeple yönetenlerin gittikçe artan bir kibir duygusuna kapıldıklarını görürüz. Yönetenlerin kibrini körüklemek ve yakınında bulunarak çıkar elde etmek için onun bu davranışına çanak tutanlar her dönemde mevcut olmuştur. Tarihte bu tip liderlerin etrafında meşhur bir “padişahım çok yaşa” korusu mevcut olmuştur.  

Kabul etsek de etmesek de ülkemizde yönetenler ile yönetilenlerin arasında korkunç bir uçurum oluşmuştur.

Bu konudaki aksaklık son yaşanan Kahramanmaraş depremiyle daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır. 

Sahada halk birbiriyle bütünleşmeye çalışmış, elinden gelen her türlü gayreti ortaya koymak isterken; yönetenler, yönetim zafiyetlerinin meydana çıkmasından endişe duydukları için muhalefetin sesini kesmeye çalışmaktadırlar. 

Deprem bölgesine yaptığımız ziyaretlerde feryat eden vatandaşların görmezden gelindiğine şahit olduk.  Muhalif görüş sahiplerinin görüşlerine medyada gereken yer verilmemiştir. Mikrofonlar “padişahım çok yaşa” korusuna gönüllü olanlara uzatılmıştır. 

Bu yol hayra alamet değildir. Yapılması gereken; yönetim kadrosunda bulunanlar, eleştirilere tahammül edebilmelidir. Eleştirilere halkın sözcüsü olarak bakıldığı takdirde eksikler görülür. Yapılması gerekenler yapılır. Yoksa da pansumanla tedavi olabilecek yaralar kangren olur. Hasta ya uzvunu kaybeder ya da ölür. Vebali de yönetenlere kalır…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.