Erbakan Neler Anlattı?! Yoksa Partileşiyorlar mı?

29 Kas 2017 Çar 11:04
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Adalet Eski Bakanı İsmail Müftüoğlu başkanlığındaki İstanbul Platformu 2006 yılından bu yana eski Kuleli Askeri Lisesi’nin çapraz köşesindeki Yakamoz’da her ayın ikinci salı günü herkesin kendi masrafını üslendiği yemekli toplantılar düzenliyor. Bugüne kadar her görüşten konuşmacı çağrılarak sohbet edilmiş, soru cevap bölümünde her konu tartışılmıştır. Politikacılar da gelmesine rağmen siyasete bulaşılmamıştır.

Bugüne kadar İstanbul Platformu’nun 400’ün üzerindeki toplantılara katılanlardan bazı konuklar şunlar: Aytunç Aytundal (1945-2013), Prof. Dr. Mahir Kaynak(1934-2015), Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş(1933-2016),  Meral Akşener, Prof. Dr. Burhanettin Can, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Dr. Cezmi Bayram, Büyükelçi Uluç Özülker, Prof. Dr. Abdüllatif Şener, Prof. Dr. Mustafa Şentop, Timsal Karabekir, Yrd. Doç. Erol Mütercimler, Yılmaz Öztürk ve Banu Avar’ı hemen hatırlamak mümkün.

TANIŞMA FASILLARI

Son konuk ise Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın oğlu Erbakan Vakfı Başkanı Dr. Muhammet Fatih Erbakan(Ankara 1979) oldu. Vakıf merhum Erbakan’ın vasiyeti gereği fikir ve projelerini yaşatmak üzere kurulmuş(14 Haziran 2013). Kurucuları arasında Necmettin Erbakan Hocanın üç çocuğundan Zeynep yok ama Fatih ve Elif Erbakan mevcut.

Rahmetli Necmettin Erbakan’ı ben ilk defa İTÜ doçenti iken Unkapanı Küçükpazar’daki bir lokalde Türkiye’nin sanayileşmesi sohbetinde tanıdım (1966). Çok da istifade ettim. Sonra hem fikren, hem mesleğim gereği fiilen hep takip ettim.

İstanbul Platformunu ilk defa bu kadar kalabalık gördüm. Hiç yer yoktu. Üstelik konukların tümü aydın sorumluluğu içindeki entelektüel insanlarımızdı. Benim yanımda Erbakan Vakfı Başkan Yardımcısı Zafer Emanetoğlu oturuyordu. İsmail Müftüoğlu hem İstanbul Platformu üyelerini ve hem de Erbakan Vakfı’ndan konukları teker teker tanıttı. Böylece tanıştık. Çok şık ve marka giyinmiş Zafer Emanetoğlu, epeyi bir süre medyada çalışmış, Kanal 7’de spikerlik yapmış, ama ben tanımadım bu genç arkadaşımızı. Üstelik anlattığı yıllarda sakalı da yoktu. Ben de kendimi tanıttım. “Tercüman’da çalışırken Milli Gazete’nin kurucu yazarları arasındaydım. Lafını Balla Kestim diye kara mizah yazılar kaleme aldım. TCK’nın acımasız fikir ve inanç özgürlüğüne zincir vuran 163. Madde hakkında ve de Erbakan’ın Milli Nizam Partisi kapanana kadarki olan hayatını Muhterem Başkan adıyla yayınlandım. Sahasında ilk kitap oldular. 20 bin baskı yaptı.”

YAZARLARA TOPÇULUK GÖREVİ VEREN LİDERLER

Zafer Emanetoğlu’nun ilk tepkisi, “Ben ilk defa duyuyorum. Oysa bizim arşivimizde hocamız hakkında çıkan bütün kitaplar vardır!. Bu kitabınızdan Rahmetli Hocamızın haberi oldu mu? Hocamız hakkında yazılan kitaplarda onlarca hata buluyor, rahmetli hocamız bu hataları teker teker kalemle işaret ederek, yazanlara gösteriyordu!” dedi.

Böyle bir açıklamaya Zafer Emanetoğlu adına üzülmedim diyemem. Cevap verdim:

- Ben bu çalışmaları büyüklerimiz için yazmadım, bir aydın sorumluluğu içinde kaleme aldım. Çünkü bir dönemin bilgisi ve belgesiydi. Yazdıklarımı her yerde savunurum. Çünkü siyasi ekabirler hala fikir emekçilerini emir eri gibi görüyorlar!… Topçuluk görevi vermişler!… Yazarlar bataryasından top atışı yapacak, neferler açılan yerden içeri girecek!… Ne yazık ki yazarlara ne yapması gerektiği anlatılıyor!… Benim kitaplarımdan elbette haberleri oldu. Nasıl tepki gösterdiklerini de bilmiyorum. Önemsemiyorum da. Daha sonra benim çalışmalarımdan korsan alıntılar yapıldığını biliyorum. Önemine binaen bu bana yeter.

“28 ŞUBAT TİYATROSU ARTIK YOK”

Zafer Emanetoğlu Muhterem Başkan adlı kitabımı temin edeceğini söyledi.

Yemekten sonra M. Fatih Erbakan konuştu. Ben ilk defa gördüm. Daha önce medyadan takip etme imkânım olmuştu. Kirli sakallı, uzun boylu ve yakışıklı… Boyuna çizgili ve siyah; marka bir elbise giymiş, mor kravat ve göğsüne mendil takmıştı.

Dr. Fatih Erbakan “önce” dedi “Türkiye’nin ekonomik meseleleri, verileri ve genel durumunu özetleyelim, sonra esas konuya geçelim” diye de ekledi. Not almaya başladım her zamanki gibi. 28 Şubat mezalimini gözler önüne serdi.

- Milletin inancıyla kavgalı zihniyet değişti. İmam Hatiplerin kapatılması, dış güçlerin organize ettiği 28 Şubat tiyatrosu artık yok. Artık 15 senedir, 28 Şubatçılar gibi düşünmeyen başkaları iktidarda.

İnanca saygılı, başörtülü ve dindar bir bürokrasi var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Çankaya’da personelle birlikte Cuma namazı kıldı. Zaten bunlar olması gerekenlerdi. Çünkü bu millet binlerce yıl İslam’ın bayraktarlığını yaptı.

Sanki karşımda merhum Necmettin Erbakan Hoca konuşuyordu.

- Yeni olarak 26 havaalanı yapıldı. Biliyorsunuz bu Rahmetli hocamızın projesiydi. Hızlı trenler, Tüneller, Marmaray, tramvaylar, duble yollar, konutlar, stadyumlar, modern hastaneler hizmetlerini gördük. Son derece önemli gelişmeler. İnanç özgürlüğü oldu. Başörtülü bakan, yerel yönetici ve büyükelçiler var. “Rektörler başörtülü kızlarımıza selam duracak” diyen hocamız ileriyi ne kadar da iyi görmüş. İşte O’nun dediği oldu.

AMERİKA EMREDİYOR SUDİLER YAPIYOR

Fatih Erbakan hiç renk vermiyor. Bu kadarını dinleyen biri “Alpaslan Türkeş’in çocukları, DYP ve Has Parti genel Başkanları gibi her halde transfer teklifi aldı” diye düşünmeye başlayacaktım ki gerisi hemen peşinden geldi.

- Peki neden böyle konferanslar veriyorsunuz diyebilirsiniz? Siyonistler sizden iki şey isterler. “Birincisi paylaşmayı biz yapacağız. İkincisi dünyayı biz yöneteceğiz. Müslümanlar kesinlikle bu iki hususa karışmayacak. İstediğiniz kadar ibadet edin, serbestsiniz.”

Sanki Necmettin Erbakan konuşuyor. Sadece kara mizahları yok, espritüel değil, çok ciddi. Terlediğini de hemen fark ediyorsunuz.

- Suudi Arabistan’da neden 28 Şubat yaşanmıyor. Sert ve ciddi bir şeriat yaşanıyor oysa. Çünkü Suudiler bu iki maddeye karışmıyorlar. Bu işleri siyonistlere bıraktılar. İlk işleri Suudi Arabistan’ın yer altı kaynaklarına ortak olup ARAMCO diye bir şirket kurdular. Suudi Kralı ve ABD Başkanı buna imza attılar. ABD, Suudilere emretti “Yemen’i vur” diye. ABD 500 sorti yaptı. Yemen yerle bir… “Mısır’da Sisi Darbesine 100 milyar $ para gönder” dedi ABD. Suudiler hemen bu emri de yerine getirdiler. ABD, Amerikan Başkanı Donalt Trump Vakfı’na 100 milyon $ hibe et dediler, Suudiler hiç geciktirmedi. Trump dedi ki: “Radikal ideolojiyle mücadele edin?” Hemen Suudi Ailesine; Kral operasyon yaptı ve 200 kadar ülkesinin önemli devlet adamı, yönetici, işadamı ve bürokratını tutuklattı. Mal varlıkları ve banka hesapları donduruldu, özel uçaklarıyla kaçmamaları için de tedbirler alındı. Siyonistlerin dediklerini tutarsanız size hayat hakkı verirler. Mevcut Suudi yönetimi de bunu yapıyor.

GENÇ ERBAKAN TOP ATIŞINA BAŞLADI

Necmettin Erbakan Hoca terini hiç silmezdi, konuşmanın akışına bırakırdı kendisini. Dr. Fatih Erbakan sık sık terledi ve yüzünü sildi. Sonra karşıdaki ekrana yansıtılan ekonomik verileri okuyarak yorumladı.

-Siyonistlerin taktiği önce seni borca sokarlar, bunu ödemeye çalışırken de işsizlik artacak, halk aç kalacak. Bu taktikler bir ülkeyi yutmak, kolay lokma haline getirmek içindir. Bunun için Müslümanlar adil düzeni kuracak ve adil paylaşımı sağlayacak. Günümüzde bunlar aynen devam ediyor.

Dr. Fatih Erbakan bunların nasıl sürdüğünü de şöyle açıkladı;

- 2002’de 155 milyar olan içi-dış borç bugün 540 milyar $. “IMF’ye borcumuz yok” demek kâfi değil. O borç 23 milyardı.  Şimdi 540 milyar $. Oldu mu? Kamu ve özel sektör borç batağında… Bunu her sene faiziyle ödüyoruz. Bugüne kadar ödenen faiz 436 milyar $. Bu rakamlar devletin resmi açıklamalarından alınmıştır. Bütçede 236 milyar $ açık verildi. Her hane bu borçlardan ve faizlerden nasipleniyor.

 

Aklıma geliyor bu rakamlar doğru, gerçekten resmi açıklamalar. Acaba böylesi eleştirilerle meydan okuyan Erbakan tuzağa mı düşürülmek isteniyor? Yahut bu bir meydan okuma mı siyasi iradeye?

Erbakan terini sile sile devam etti, ama soğuk, ama heyecansız;

- Türkiye borç ve faiz altında eziliyor. Her sene 100 milyar dolar borç ödüyoruz. Siyonistler bizi nasıl görüyor biliyor musunuz? Firavunların piramitlerine taş taşıyan köleler olarak görüyorlar. Sağlığa 110 milyar $ yatırım yapıldı. Bunun için 436 milyar $ faiz ödeniyor. Milletin malını, kamuya ait malları 50 milyar dolara satarak borçlar ödeniyor. “Fatih atamız gemilerini karadan yürüttü, biz ise otomobilleri denizin altından geçiriyoruz” diyorlar. Siz değil Japonlar geçirdi denizin altından arabaları. Ödenen borç faizleriyle onlarca otoban, tramvay ve metro, havaalanı, tünel, liman, hastane yapılırdı. Ülke ekonomisinde istikrar ve güven büyümüyor. Yüksek faizle büyüyen 5. Ülke Türkiye!… Diğer 4 ülke de Afrikalı.

GENÇ FATİH’TEN KAPKARA BİR RESİM

Zaman zaman uzaktaki ekrandan okumakta güçlük çekiyor Erbakan, hatta hatırlatıyor da yazılarının küçük olmasını, yine de aynı homojen üslupla devam ediyor:

- Ağustos 2018’e kadar yani 10 ay kadar sonra 173.5 milyar; borç ödenecek. Asgari ücret 1400 TL olmuş ama reel olarak dolar bazında 400 TL ediyor. Kamu-memur maaşları da eridi enflasyon karşısında. Türkiye’nin % 80’i yoksulluk sınırının altında. % 30’u ise açlık sınırında… Milli gelir dağılımı adil değil. Paylaşmakta sıkıntı yaşıyoruz. İşsizlik oranı % 21 oldu. Genç işsiz sayısı ise % 30. Üretici kan ağlıyor. 20 milyon insanımız önümüzdeki 3 yıl içinde kan ağlayacak. Fransa’dan 1 milyar dolarlık et ithal ettik. Bu nedenle Tarım Bakanına Şövalye madalyası verildi Paris’te. Borçla değil üretimle ancak istikrar sağlanır.

Dr. Erbakan 75 dakika konuştu, heyecanla çözüm önerilerini bekliyoruz.

- Dışardan borç almak sonlandırılmalıdır. Hâlâ yeni vergiler dayatılmaktadır. Tam tersi gelir girdileri artırılmalıdır. Devlet babayiğit aramıyor, kendisi babayiğitlik yapıyor. Sanayileşmemiz gerçekleşmeli. Siz şimdi soracaksınız kaynak paketiniz var mı bu sorunlar için. Elbette var işte şöyle!

KARANLIK GECELERİN NURLU SABAHI MI?!

Dr. Fatih Erbakan güneş enerjisiyle açtı dosyasını. Türkiye’deki bütün kamu işletmeleri Necmettin Erbakan Hoca’nın havuz sistemine yeniden tabi olmalı. Buna göre;

* Türkiye’deki 380 bin megavatlık güneş enerjisinin ancak 60 bin megavatını kullanabiliyor ülkemiz!. Güneş enerjisini öne çıkarmak gerektir.

* Kullanılabilir su 40 milyar ton metreküp iken bunun yarısı israf oluyor!.

* Dünyadaki bor madeninin % 70’i Türkiye’den çıkarılıyor. Dünyada füze yakıtı olarak da kullanılan bor madeni zenginleştirilerek dış pazarlara satılmalı.

* Kıbrıs ve çevresinde 350 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunuyor. Bu değerlendirilmeli.

* Bürokraside israf önlenmeli. Mesela Türkiye’de 96 bin kamu aracı varken batı ülkelerde bu sayı en fazla 10 bin olarak tespit edildi.

* Dünyadaki toryum madeninin yarısından fazlası Türkiye’de… Bu oran % 60’a tekabül ediyor. Nükleer santrallerde bile toryum yakıt olarak kullanılıyor. Bunlar ülkemiz için büyük nimet ve fırsat.

Dosyasını Dr. Fatih Erbakan burada kapatırken son sözü şöyle söyledi “Dünya siyonizmi bizi bir seneden fazla iktidarda tutmaz. Kısa vadeli, ancak başarılı olabilecek projelere dönülmeli.

Çok alkış aldı bu tespit ve yorumlar.

“BU ANLATILANLARDA İNSAN YOK, İNSANI NEREYE KOYACAĞIZ?”

Oturumu yöneten Sayın Bakan İsmail Müftüoğlu soru almadan konuşmacıya ebrulu tabloyu hediye etmiyor. Bu defa da öyle oldu. Soru soracakların isimleri sırayla yazıldı ve sonra uygulamaya geçildi. İlk soru benim;

- Sayın Erbakan, açıklamalarınız için teşekkür ederim. Konuşmanızda hep yol, baraj, borç, metro, havaalanı, sanayiden falan bahsettiniz. Anlattıklarınızda hiç ama hiç insan yoktu! Bütün bunları oysa insan yapacak. İnsanı nereye koyuyorsunuz.

- Çok güzel bir soru, gerçekten insanı nereye koyuyoruz?. İnsanı doğru şekilde yetiştireceğiz. Bu materyalist sistemle olmaz. Önce insan yetiştireceğiz. Bu ahlaklı ve imanlı bir nesil olacak. Rahmetli hocamızın dediği gibi “önce ahlak ve maneviyat” olacak. Beş, her zaman dörtten büyüktür.

Ben tatmin olmadım, insana yatırım dağa taşa yapılandan az olmamalıydı. Erbakan Vakfı Başkanı Dr. Fatih Erbakan diğer sorulara da verdiği cevaplarda şunları söyledi;

- 15 Temmuz Darbesi dış güçler tarafından organize edildi. Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’i Siyonistler idam ettirdi. ABD Saddam’ı önce Kuveyt’e sokturdu, sonra başını aldırdı. FETO Amerika’nın ekibindendir. Üç tercihli bir darbe girişimde bulundular. Darbe başarılı olursa amaçlarına ulaşacaklardı. Yok eğer darbe başarısız olursa önce iç savaş çıkarmayı deneyeceklerdi. Bunda da geriye düştü, beceremeyip yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Son bir şık da eğer darbe girişimi başarısız ve iç savaş da çıkaramazlar ise mevcut hükümet güç kazanacaktı. Bunu da düşündüler. Sonuç olarak hükümeti ekonomik kriz çıkartarak vurmayı planladılar. Şimdi böyle bir dönem yaşanıyor.

 

AYET-EL KÜRSİ OKUYAN PAPAĞAN

Bir başka soruya da şöyle cevap verdi Fatih Erbakan:

- Terör olayları elbette ki doğu bölgemizin kalkınmasını engelliyor. Suriye’deki savaş da Türkiye ekonomisini sıkıntıya sokuyor. Amerika; terör örgütleri olan PKK, PYD, Suriye Demokratik Güçleri SDG ve İran’da PJAK’ı destekliyor. Bölgede İsrail’in kuklası olabilecek bir Kürt devleti kurmayı planlıyorlar.

Bir başka soruya verdiği cevap ilginç oldu;

- Bir hayvan pazarında papağan 7 milyara satılıyormuş. Herkes merak etmiş “Bir köpek bile bu fiyata satılmaz iken, bu papağanın ne özelliği var ki 7 milyara satışa çıkardınız?” Satıcı da demiş ki: “Bu papağan Ayet-ül Kürsi’yi okuyor”. Biz böyle istemiyoruz. Şuurlu Müslüman arzu ediyoruz. Filistin’i, Arakan’ı bilmiyorsa bir Müslüman, onda İslami şuur yoktur demektir. İstediği kadar namaz kılsın, Kur’an okusun, ibadet etsin, hiç ehemmiyeti yok. Şuurlu Müslüman olmak ayrı bir özellik…

Avrupa Birliği konusundaki görüşlerini babası Necmettin Erbakan’dan alıntı yaparak yansıttı;

- Bizi Avrupa Birliği’ne almazlar. Almaları da mümkün değil. Velev ki alsalar da bizi kapıya bağlayıp ümit vermekten öte gitmezler. Bugün yapılan şey, güdülen politika bundan farklı değil.

Bir dönemin önemli Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan; hatalarına rağmen hiç bir İslam ülkesinin ismini vererek eleştirmezdi. Suudi Arabistan ile alakalı bir soruya Fatih Erbakan şöyle dedi;

-Suudi Arabistan’ın şu an Amerikan Bankalarında bir trilyon $ parası duruyor. Bu da Siyonistlerin işine geliyor.

“SAVAŞ, ÖLÜNCE DEĞİL; DÜŞMANA BENZEYİNCE KAYBEDİLİR”

Bir dikkat çekici soruyu da Erbakan ile birlikte Refah ve Fazilet Partisi’nden birer, Recep Tayyip Erdoğan ile de AK Partiden iki dönem milletvekilliği yapan Kimya Mühendisi ve işadamı Dr. Azmi Ateş sordu:

- Öyle görülüyor ki Erbakan Vakfı, rahmetli Necmettin Erbakan’ın fikir ve projelerini hayata geçirmek için bir siyasi partiye dönüşecek. Ancak görülüyor ki daha önce yıllarca birlikte çalıştığımız, dostluklar kurduğumuz, plan-proje ürettiğimiz arkadaşlarımız iktidara gelince değiştiler. Makamlar, mevkiler, unvanlar, imkânlar onların değişiminde etkili oldu. Mağrur, kaba, görgüsüz oldular, gururlarını öne çıkardılar, kibirlerinden geçilmiyor. Peki, siz iktidara gelirseniz böyle kibirli ve mağrur mu olacaksınız? Sorgulama kültürünü nereye koyacaksınız?

Bu soru katılımcıları heyecanlandırdı.

Benim de aklıma Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in bir deyişi geldi;

- Savaş, ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.

Öyle görünüyor ki insanlar daha önce eleştirdiklerini her şeyi kendileri yapıyor.

Dur bakalım bu soruya Fatih Erbakan nasıl yaklaşacak?

Homojen yapısını hiç bozmadı, ses tonunu değiştirmedi, olmayan ces ve mimiklerini aynen muhafaza etti. Önce; yine terini sildi, sonra cevap verdi;

-Erbakan Vakfı’nın henüz herhangi bir parti girişimi yok. Talep edilirse teferruatlı bir şekilde açıklanır. Mevcut borçlanmalar Türkiye’yi iflasa götürür. Türkiye’nin en iyi çalışan, üreten, kazanan THY, Çay İşletmeleri, Ziraat Bankası, Halk Bankası, PTT, TPAO, Milli Piyango, Borsa, Eti Maden, Türksat, BOTAŞ hepsi varlık fonunda. Allah korusun borcu ödeyemezsen toprak isterler. Bu iyiye gidiş değildir. Siyasi partiye dönüşme belki daha sonra olabilir.

SİVİL İNİSİYATİF

Erbakan Vakfı Başkanı Dr. Fatih Erbakan öyle görülüyor ki kendisini yetiştirmeye, geliştirmeye çalışıyor. Dünya ve ülke meselelerinden öyle uzak da görünmüyor. Keşke diğer liderlerin çocukları da böylesine memleket meseleleri konusunda görüş açıklasalar, sessiz kalmasalar da yeni nesle örnek olsalar. Ama maalesef lider çocuklarının bir kısmında ticaret öncelik alıyor, bir kısmında genç yaşta yorgunluk gözleniyor, bir kısmı babasının sözünden çıkmıyor, kolaycılık yapıyor, bir kısmı da kamu malına patronluk özlemi içinde.

İstanbul Platformu’nun toplantısında tatlılar ve çaylar sonra geldi. Hava da o kadar güzeldi ki adeta pastırma yazı yaşanıyordu. Boğaziçi’nden gemiler, motorlar geçiyordu. İki köprünün ışıkları da her tarafa yansıyordu.

Keşke eski bakanlar da İsmail Müftüoğlu gibi böylesine sivil girişimler içinde bulunsalar ve faydalı olabilseler. Bir şirkette yönetim kurulu üyeliği yahut danışmanlık veya denetimde bulunmak dönemi bitse, sivilleşme hızlansa. Ne şık olur. Ne güzellikler ortaya çıkar? Ne dersiniz?!…

 

__________________

Resimler

1) Bağımsız fikri tartışmaların yapıldığı İstanbul Platformu’nun Çengelköy’deki lokalinde konuklar Dr. Fatih Erbakan’ı dinliyor

2) Eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu’nun yönettiği oturumda Dr. Fatih Erbakan konuşuyor

3) İstanbul Platformunda Yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli orta sıralarda not tutuyor.

4) Fatih Erbakan’a İstanbul Platformu yöneticileri tablo hediye ediyor.

Benzer Haberler

AĞLA Milli Eğitim Bakanı ağlamış. Eğitimin içler acısı hâline mi ağladı acaba?!…...

Yorum 
0

Mehmet Şenay TAŞKENT   Geçtiğimiz hafta içerisinde arka arkaya iki acıyı birden yaşadık....

Yorum 
0

Nejat TAŞKIN   Eşi Sayın Ayten Yavaşça’nın sitesinde mesajını okuduğumda bilseniz...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

AĞLA Milli Eğitim Bakanı ağlamış. Eğitimin içler acısı hâline mi ağladı...

Kilis, Hannan Özüberk’le Bir ...

Mehmet Şenay TAŞKENT   Geçtiğimiz hafta içerisinde arka arkaya iki acıyı...

Sayın Alâeddin Yavaşca’ya Mezun Old...

Nejat TAŞKIN   Eşi Sayın Ayten Yavaşça’nın sitesinde mesajını okuduğumda...

Ailede Saygı

Ramazan Düşünceleri: Ailede Saygı   Metin MERCİMEK   “ANNE GEZİNDİĞİN...

Yardımlaşma Kervanına Katılın

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, hayatı paylaşan insanlar, aynı düzeyde değillerdir....

STK (Sivil Toplum Kuruluşları)̵...

Özgür ÇAKMAK   Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği 2001 yılında...

BÖĞÜNÜ GÖRDÜK ŞÜKÜR

Kilis Şirinlemeleri…   BÖĞÜNÜ GÖRDÜK ŞÜKÜR   Aşların içinde...

BİTMEZ DERİM

Unutup bir gün beni anmasan da ismimi Zararı yok sevdiğim böyle buyurmuş...

“Kilis Tarihi ve Kültürü Canlanıyor...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi ile İpekyolu Kalkınma Ajansı (İKA) arasında...

Dolar ve altın durmuyor

Kilis Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Zafer Bilik, artan döviz ve altın...

Çiftçilerin kredi borçları ertelend...

Kilis’te çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçları...

Dedesinin adını taşıyan okulda duyg...

Kilis’in kurtuluş mücadelesinde büyük hizmetleri bulunan Kartal Bey’in...

Kent Konseyi Genel Kurulu yapıldı

Kent Konseyi Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı. Kent konseyinin başkanı...

AFAD Başkan Yardımcısı Kilis’te inc...

AFAD Başkan Yardımcısı İsmail Palakoğlu, incelemelerde bulunmak üzere geldiği...

Belediyenin geleneksel iftar progra...

Kilis Belediyesi geleneksel iftar programlarına devam ediyor. Kilis genelinde...

Yeni göreve başlayan akademisyenler...

İlahiyat Fakültesi’nde yeni göreve başlayan Türk-İslam Edebiyatı Anabilim...

Köylerde haşere ile mücadele

Kilis İl Genel Meclisi Başkanı Metin Karakuş, merkeze bağlı köylerde yürütülen...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BUNAMA Sigara bunamayı önlüyormuş. Evet… Genellikle bunatmayacak kadar...