Dolar 32,2874
Euro 34,9492
Altın 2.412,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 39°C
Açık
Kilis
39°C
Açık
Per 40°C
Cum 38°C
Cts 35°C
Paz 35°C

Ev…

Ev…
A+
A-
14.11.2018
654
ABONE OL

Mahmut KANMAZ


“Bana bir ev yap!…
İki yürek, bir balkon olsun.
Balkon denize baksın
Ben de, hep sana…”

 

Güneşli bir Kadirli sabahından herkese selam ve sevgilerimi sunarak, bir yazıma daha başlıyorum, değerli arkadaşlarım.
Bugün, yaşamımızın en huzurlu mekânlarından olan, sevgili evlerimizi ele alacağız… Evlerin, yuvalarımızın, kültür ve edebiyata yansıyan öğelerini, örneklerle sizlere anlatmaya çalışacağız…
“Ev, kalbin olduğu yerdir” demiştir bir bilge kişi…Goethede “Kalplerin geniş olduğu yerde ev dar gelmez” diyerek konuya daha bir anlam katmıştır..
İster çok katlı, ister müstakil, ister dubleks olsun, isterse Kilis’e özgü, asmalı havuşlu, kuyulu ve taş merdivenli, geleneksel Türk evi olsun, evler bizim kalemizdir. Huzurun, rahatın ve emniyetin sembolüdür onlar. O yüzdendir ki, bir atasözümüz,”Bir evde huzur yoksa dünya cehennemdir” şeklinde ifade etmiştir durumu… Bu meyanda, ünlü Fransız devlet adamı, NapaleonBonaparte de”İnsanın evi, gönlünün bağlı olduğu yerdir”buyurarak, mevzuya katkıda bulunmuştur.
Ali Ekber Çiçek’ten alınan bir Erzincan türküsü de, ev ve pınar metaforunda, konuya dahil olmuştur.

 

“Evlerinin önü bir ufak yokuş
Kurban olam güzel, bu nasıl bakış
Halının üstüne döktüğün nakış
Kurban olam o iplik tutan ellere
Pınara vardım da yüzüm yumaya
Üç güzel durmuş ta, su doldurmaya
Dedim güzel evleriniz nerede?
Üç saat nazlandı, cevap vermeye…”
Görüldüğü üzere, halk türkülerimizin birçoğu, onbirli hece ölçüsü gözetilerek oluşturulmuştur sevgili arkadaşlarım… Bu da o türküyü yakana bir kolaylık getirmiştir sanki… Benzer ölçüdeki bir başka türkümüz de, ev konusuna değinmiştir yine… Yöre Kırşehir, kaynak kişi ise, sevgili dostum ve arkadaşım, Gürbüz Sapmaz:

 

“Evlerinin önü bulgur sokusu
Karşı yerden geliyor yârin kokusu
Giyinmiş kuşanmış hasların hası
Sürmeler çekilmiş ela gözüne
Sırma belikleri inmiş dizine
Ağlarım ağlarım bakmaz yüzüme
Seher yeli esip durmaz coşuyor
Çifte yanağında güller açıyor

İreyhan olmuş da koku saçıyor
Ceylan gözlerine kurban olduğum
Ela gözlerine hayran olduğum.”

 

Bu kez sekizli hece ölçüsüyle yazılan bir Isparta türküsü var sırada:

“Evlerinin önü mersin
Sular içmem tersin tersin
Mevlam seni bana versin
Al hançeri vur ben öleyim
Kapınızda kul ben olayım
Evlerinin önü susam
Su bulsam da yüzüm yusam
Açsam yüzün, baksam dursam
Al hançeri vur ben öleyim
Kapınızda kul ben olayım…”
Şimdi de sırada, Nuri Üstünses’ten alınan bir Sivas Divriği türküsü var. Daha ziyade bir ağıt formunda olan bu türkümüz “Celal Oğlan” namlı bir yiğidin vurulması üzerine yakılmıştır değerli arkadaşlarım.

 

“Evlerinin önü yonca
Yonca kalkmış diz boyunca
Ben bu halayı tutamam
Celal oğlan olmayınca
Evlerinin önü arpa
Kırat gelir kırpa kırpa
Benim yavrum hastalanmış
Kuru yerde yata yata
İpek mendil dane dane
Yudular serdiler güle
Ana, Celal’i yudular
Başucunda döne döne…”

kilis ev
Ev deyince, aile gelir akla sevgili dostlar.
Anne baba, çocuklar, neneler ve dedeler, aileyi oluşturan bireylerdir. Evin direği babalardır denir hep, oysa anneler de bence o evin temelidir… Hem de en güçlü çimentosudur evin…
“Kadınsız bir ev, teki kaybolmuş çarığa benzer” demiş atalarımız. Hatta, Necip Fazıl Kısakürek, mevzuyu bir adım ileriye taşıyarak, “Kadınsız ev, boş kafestir” şeklinde fikir beyan etmiştir.
Evlere bir kutsiyet yüklemek, insanın var olduğundan beri uygulanagelmiştir.Öyle ki, “Evdeki güneş, başka bir yerdeki, güneşten daha iyi ısıtır” diyen bir kardeşimiz gibi, bir diğeri de “Ev, içine bir kralın bile giremeyeceği, muhkem bir kaledir” diyerek, konuya güçlü bir anlam kazandırmıştır.
Evlerin, aile fertleriyle bir bütünlük sağlayacağı kesindir. Ancak, bir de o evlerin, gelen misafirlerle birlikte, uluhiyetmertebesine yükselmeleri de her daim bilinen bir gerçektir. Günümüzden yüzyıllar önce yaşamış olan Dede Korkut bile, konuya bigâne kalmamış ve şöyle buyurmuştur: “Misafir gelmeyen evler, bence yıkılsa yeridir.” İşte tipik geleneksel Türk misafirperverliğinin, en bariz bir yansıması… Bir de şöyle denilir hep halk arasında,”Misafir, geldiği bir eve, 9 rızıkla gelir, birini yer, 8’ini bırakır gider…”
“Ev yapanla, yuva kurana Allah yardım eder” derler. Gerçektende öyledir değerli arkadaşlarım. Böyle zamanlarda, insan hiç beklemediği bir anda, rahmet kapılarının açıldığını görür çoğu zaman.
Bir Hint atasözünde de buna yakın mesajlar vardır: “Kendi evini yapamıyorsan eğer, ev yapan birilerine bari, taş taşı.” Ne ulvi bir yaklaşım…

Metin Akın kaynaklı bir Emirdağ türküsü de çoğu zaman olduğu gibi, duygular, su başları ve insanımızın, günlük yaşamıyla alakalı gibidir sanki:

“Evlerinin önü yoldur
Yoldan geçen karakoldur
Kurban olam sarı gelin
Gel testini burdan doldur
Bu dağların burcu musun?
Yar göynümün borcu musun?
Kurban olam Sarı gelin
Sen çirkinin harcımısın?
Al Fadime’m bal Fadime’m
Yanakları gül Fadime’m
Uyan uyan sabah oldu
Su başına gel Fadime’m…”
Sırada Arif Sağ’dan alınmış bir Erzurum Aşkale türküsü var.Konu yine sevdalardır, yine yürek yangınlarıdır.

 

“Evlerinin önü harman yolüstü
Çık sallan sevdiğim ne hoş yel esti
Eller sevdiğini bağrına bastı
Şu benim sevdiğim elinen oynar
Açılmış bahçede gülinen oynar
Yüce dağbaşında şamdanlar yanar
Şamdanın başına bülbüller konar
Eller sevdiğine böyle mi yanar
Şu benim sevdiğim elinen oynar
Açılmış bahçede gülinen oynar.”
Uşak yöremizin bir türküsü de yine sevgiyle yoğrulmuştur sevgili dostlarım.

 

“Evlerinin önü kuyu
Kuyudan alırlar suyu
Kalk kaçıverelim a zalımın oğlu
Uyan Ali’m nenni de nenni
Evlerinin önü marul
Sular akar harıl harıl
Var git oğlan dengine sarıl
Uyan Ali’m nenni de nenni
Ali’m Ali’m, Ali’m gibi
Kaşları var kalem gibi
Benim yarim civan gibi
Uyan Ali’m nenni de nenni.”
Yaşamımızın en önemli unsurlarından olan, evlerimiz hakkında söyleyebileceklerimizin sonuna yaklaşırken, yazımızı Abdurrahman Kızılay’dan alınan, bir Kerkük türküsüyle bitirelim istiyoruz:
“Evlerinde lambaları yanıyor
Göz göz olmuş ciğerlerim kanıyor
Beni gören deli olmuş sanıyor
Ölürüm de ayrılamam yar senden

Evlerinin önü boyalı direk
Yerden yere vurdun sen beni felek
Her acıya dayanamaz bu yürek
Ölürüm de ayrılamam yar senden.”

 

Tekrar birlikte oluncaya kadar, herşey gönlünüzce olsun sevgili arkadaşlarım.Hoşça kalın, sağlıcakla kalın.

—————————————————————–
Kaynak:Ela Gözlüm/Bir Demet Türküdür İzmit/Bekir Karadeniz/İzmit B.Ş.Bel.Yay.
Anadolu Halk Türküleri ve Ezgileri/Salih Turhan/Kültür Bakanlığı/Kültür Eserleri.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.