Dolar 9,5064
Euro 11,0660
Altın 549,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 26°C
Az Bulutlu
Kilis
26°C
Az Bulutlu
Per 18°C
Cum 22°C
Cts 23°C
Paz 23°C

Ey Âdemoğlu, Nereden Gelir, Nereye Gidersin?

Ey Âdemoğlu, Nereden Gelir, Nereye Gidersin?
A+
A-
22.12.2014
61
ABONE OL
Metin MERCİMEK

"NORMAL BİR İNSAN KAZANIR, KAYBEDER; HER İKİSİNİ DE OLAĞAN KARŞILAR. FAKAT MADDEYE ÖZDEŞLEŞEN İNSAN, HER KAZANCI AZ BULUR, MUTSUZ OLUR. ZARARA İSE HİÇ DAYANAMAZ, ACILAR İÇİNDE KIVRANIR."
Çevremize şöyle bir göz attığımız zaman, sevgiden, şefkatten ruhsal gerçeklikten uzaklaşmış, yalnızca duygusal hazların, maddenin ve nefsin peşinde koştuklarını görmekteyiz. Ruhun aydınlığını ise hiç aramaz, hesaba, kitaba, maddeye odaklanmış akıllarıyla her şeyi çözümleyebileceklerini, mutluluğa kavuşacaklarını zannederler. 
Böylesine bir nefsin ve maddenin peşinde koşanlara "NASILSINIZ?" diye sorduğumuzda, almış olduğumuz cevap, “DÜNYA TELAŞI, EKMEK KAVGASI İÇERSİNDE YUVARLANIYORUZ" derler. Bu insanlar ne yazık ki, dünyanın güzelliklerinin, Allah'ın nimetlerinin tadına varmak, şükretmek dururken, gerçekten bitmez tükenmez kavgalar sürdürürler. Hem de büyük acılar çekerek; kırgınlık, tatminsizlik, doyumsuzluk, mutsuzluk içinde olduğu gibi. 
Hal böyleyken, şanın, şöhretin, makamın kaybolabileceğine malın, mülkün, servetin ve insan ömrünün geçiciliğine inanılırsa, ruhsal gerçeklikten başka bir şey kalmaz. Oysa insanlar hala küçük çıkarlarla uğraşmayı, nefis istekleri peşinde koşmayı ve üç beş küçük şeyi biriktirmeyi dünya gerçekleri olarak görmekteler. 
Ayrıca parayla ve malla özdeşleşen birçok zengin insanlar vardır. Bu insanların tüm yaşamları, daha çok şeye sahip olma düşünceleri ve de sahip olduklarını kaybetmenin korkusu içinde geçmektedir. Hele servetin içine bir suç karışmış ise, korkuları çok daha büyümekte olup, her günleri acı ve suçluluk içinde geçmektedir. Hatta bu insanlar acılarını unutmak için alkol, kumar gibi bataklığa da saplanmaktadır. 
İstanbul'da çok yakından tanıdığım bir dostum, yapı malzemeleri üzerine bir mağazası vardı. Çok iyi kazandığı halde, arada bir işinde küçük aksaklıklar olduğunda, gülmeyi unutur, ağlamaklı bir ifadeyle, "HEP ZARAR EDİYORUM" diye yakınırdı. Oysa başka bir semtte ikinci mağazasını açmış, her iki yerden kazandıklarından hiç tatmin ve memnun olmazdı. 
Bir gün bilge bir kişi sabah evinden çıkıp tekkeye giderken önüne yarı meczup bir dilenci çıkar, elindeki sadaka tasını uzatıp,"EY ÂDEMOĞLU, NEREDEN GELİR, NEREYE GİDERSİN?” diye sorar. Bilge kişi, bu sözleri dinledikten sonra dilenciye, “SEN GÜNLÜK NE KAZANIYORSUN SÖYLE, İKİ MİSLİNİ VERECEĞİM. AMA HER SABAH BANA BU SORUYU SORMAN KOŞULU İLE" diyerek sözün önemini ortay koyar. 
Şunu özellikle unutmayalım ki, her ölüm ile ömrü uğruna harcadığımız şan, şöhret, üzerine titrediğimiz beden, çıkar peşinde koşturduğumuz zihin toprağa terk ediliyor. Oysa dünya yaşamında bedenden, zihinden maddeden başka yol öğrenemeyen insanlar; açlık, açgözlülük, yokluk ve yoksulluk duyguları içinde bu dünyalarını ziyan ederler. Bundan daha acı bir şey var ki, öbür dünyaya da elleri boş giderler. Tıpkı "EY ÂDEMOĞLU, NEREDEN GELİR, NEREYE GİDERSİN?" anlamlı düşüncede olduğu gibi. 
Hoşça kalın.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.