Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 714,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 18°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
18°C
Parçalı Bulutlu
Paz 19°C
Pts 19°C
Sal 20°C
Çar 15°C

Farklı Bir Askerin Ardından

Farklı Bir Askerin Ardından
A+
A-
20.11.2014
93
ABONE OL

Maruf ve başarılı kişiler; bir ülkenin, doğduğu kentin, yetiştiği muhitin, birlikte olduğu ailesinin, dostlarının, arkadaşlarının gururu olmuştur. Kilis’ten yetişen asker kökenli çok sayıda insan vardır. Ancak Hava Kuvvetleri Komutanı olarak sadece Orgeneral Safter Necioğlu, Genelkurmay Başkanı olarak da tek bir örnek Orgeneral Doğan Güreş hatırlanacak.

Doğan Güreş Paşa vefat etti. Kendisi ile tanışmadım bile. Ancak bir hemşehrisi olarak; hem ülke yönetiminde sorumluluk almış bir kurmay, hem Kilis’i temsil eden bir parlamenter olarak hep takip ettim, onur duydum arka planda. Belki kışlada iken öyle topluma pek yansımazdı ama politikada iken tersi oldu. Hem medya takip etti Doğan Paşa’yı, hem kamuoyu.

BAŞBAKAN “TAK” DERSE!

Sokaktaki insana sorsanız mutlaka ve mutlaka Doğan Paşa’yı tanıyacak. Nereden diye sorulunca mahut medyaya yansıdığı kadarıyla. Hakkında yazılanları her ne kadar yalanlansa da “Başbakan bana ‘tak’ der, ben de ‘şak’ diye yaparım” hatırlatması sürekli gündemde kalmıştır Doğan Güreş Paşa denilince. Bundan sonra da Doğan Güreş mahut medyada “Tak-Şak Paşa” diye anıldı. Kara mizah olarak karikatürlerde de etek giydirildi.

Doğan Güreş’in Genelkurmay Başkanlığı yaptığı dönem ülkemizin politik çalkantılar ve güvenlik zaafları açısından muhataralı yıllardı. Kanlı eylemlerle nasıl baş edileceği tartışılıyordu. PKK Terör örgütü iyice azgınlaşmıştı. Tansu Çiller Hükümeti şaşkınlık belirtilerini her geçen gün artırıyordu. Bu dönemi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş başarı ile bir asker olarak yönetti.

Rahmetli Turgut Özal yenilikçi, çağdaş yanı ve açılımlarıyla taklit ediliyordu siyasette. Başbakan Tansu Çiller böyle bir özenti ile PKK terörünü çözmek üzere “Bask modeli kavramını” gündeme ve tartışmaya taşıdı. Askerler ise bundan büyük bir rahatsız duyuyorlardı. Hükümet zor günler geçiriyordu bu açıklama dolayısıyla. Medya eleştirip duruyordu. Bu sırada Genelkurmay Başkanlığı medyada etik davranışlarını gördüğü birkaç gazeteciyi kabul ederek açıklama yaptı. Ama bu açıklama Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in ismi verilmeden “Genelkurmay Başkanlığı’ndan üst düzey bir yetkili “olarak değerlendirilecekti. Öyle de oldu.

GENELKURMAY’DAN ÜST DÜZEY BİR YETKİLİ

Doğan Güreş Gazeteci Tamer Korkmaz’a ve arkadaşlarına; “Çözümün önünde biz engel değiliz. Anadil konusunda da öyle… Ben Çeçen asıllıyım ve annemle bir araya geldiğimizde hep Çeçence konuşuruz. Vatandaşların anadillerine karşı çıkmam mümkün değil. Böyle düşünenler yanılıyor!” diyordu. Zaman’daki haber ve yorumlarda gelişme öyle yer aldı. Aynı haber Hürriyet’te de yayınlandı. “Peki nasıl?” diyeceksiniz! O yıllarda Zaman’da Serhan Karagil imzasıyla Kulis yazıları kaleme alıyordum. Daha sonra Türkiye’ye Ayhan Katırcıkara imzasıyla “Fantezi ve Kulis” yazmak üzere transfer oldum. Zaman ile dostluğumuz sürüyordu. Fehmi Koru, Zaman’da Kulis yazılarına başlamıştı. Bir yazısında Oktay Ekşi’yi kastederek, “Genelkurmay Hürriyet Başyazarı’ndan daha demokrat”  biçiminde değerlendirmesi, araya Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün girmesiyle yeni bir boyut kazandı. Müsaade alınarak “Genelkurmay’dan üst düzey bir kaynak “açıklaması Zaman ile birlikte Hürriyet’te de yer aldı. Bu gelişmeden Doğan Paşa da memnun olmuştu. Ancak bu açıklama Türkiye’nin gündemine “cuk” diye gelip oturmuştu.

Bu gelişmelerin peşinden Başbakan Tansu Çiller ile memleketi Kilis’e gelmişti. Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitingde Tansu Çiller’in yanında bulunuyordu. DYP Lideri Başbakan Tansu Çiller Kilis’in il olacağını açıkladı ve milletvekili adayı olarak da herkese ve her kesime bir sürpriz yaptı; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’in ismini verdi!…

YENİ İL’İN İLK MİLLETVEKİLLERİ

Bu açıklama büyük bir coşku ile karşılandı Kilis’te. Kilis’in il olması 1950’li yıllardan bu yana büyük bir özlemdi. 1957 yılı sonrasında Kilis’in il olması direkten dönmüştü, 27 Mayıs askeri darbesi dolayısıyla. Artık Kilis il oluyordu büyük bir hasretle.

Kilis’in il oluşu milletvekili sayısını da birlikte getirdi. Artık Gaziantep iki milletvekili eksik çıkaracak, iki milletvekilini Kilis TBMM’ne gönderecekti. Bu isimler DYP’den Doğan Güreş Paşa oldu, Refah Partisi’nden de rahmetli İmam Hatip Müdürü Mustafa Kemal Ateş.

Askerlerin de demokrat olabileceğini Doğan Güreş Paşa ispatladı. Bir zamanlar genelkurmay başkanları “darbe” ile devletin başına geçme hesapları yapıp böyle rüyalar görürken, Doğan Güreş iki dönem halktan giderek oy istedi ve milletvekili seçildi. (1995-2002)

Doğan Güreş Paşa ile hiç oturup sohbet etmedim, hatta tanışmadım bile. Fakat milletvekili olduğu dönemlerde her gün uğradığım parlamentoda her zaman gördüm kendisini. Vakur bir yürüyüşü vardı asker gibi, sivil elbiseleri içinde de. Neredeyse her hafta bir başka televizyona konuk olur dünya ve memleket meseleleri hakkında görüşlerini açıklardı. Konjonktürle alakalı olarak gerek siyasi, gerek stratejik, gerek komşu ve bölge ülkeleriyle ve gerekse dünyadaki değişim ve dönüşümlerle alakalı birikimi vardı, donanımlı bir asker, aydın ve devlet adamıydı. Ekrana “Kilis Milletvekili Doğan Güreş” diye yazılırken aman ne hoşuma giderdi. Çünkü daha önceki genelkurmay başkanları ve Kilis milletvekilleri hiçbir zaman görüşlerini kamuoyu ile paylaşmazlardı. Kilis milletvekili Doğan Güreş hem asker, hem sivil örnek teşkil etti.

PARLAMENTODA HER GÖRÜŞTEN BİR VEKİL

Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili Kamran İnan ile aynı dönemde parlamentoda bulunuyordu. Kamran İnan’ın başkanlık yaptığı TBMM partiler arası Aydınlanma Komitesi’nde DYP adına katılıyordu Doğan Güreş. Fazilet Partisi’nden ise Nevzat Yalçıntaş bu toplantıları önemsiyordu; uzlaşma, birliktelik ve dayanışma adına. Her partiden vekiller çarşamba günleri TBMM lokantasında yemekli, kapalı oturumlar yapar ve gelişmelerle alakalı birbirlerine görüşlerini aktarır, önemli bir dayanışma sağlarlardı parlamento içerisinde. Yaklaşık 20 kişilik bir milletvekili grubuydular. Her konu gündeme taşınır, tartışılır, değerlendirilir ve ortak bir mutabakat sağlanırdı.

KİLİS MİLLETVEKİLİ CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAY

Doğan Güreş Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday oldu (2002). Kendisinden başka Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer beş partinin ortak adayı olarak açıklandı. MHP’den Kamil Turan, Fazilet Partisi’nden de Nevzat Yalçıntaş birlikte yarışa girdiler. Anayasa gereği gerekli çoğunluk sağlanamadığı için son tura Ahmet Necdet Sezer ve Nevzat Yalçıntaş iştirak etti. Doğan Güreş, Nevzat Yalçıntaş lehine adaylıktan çekildiğini açıkladı. Son oylamaya katılmadı. Bir genelkurmay başkanının cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmasının hiç de etik olmayan yanlarını; parlamentonun tanklarla kuşatılarak baskı yapılması ve taciz edilmesiyle Cemal Gürsel ve Faruk Gürler Paşa gelişmesini Türkiye yaşadı. Doğan Güreş farklı bir askerdi, demokrat bir devlet adamıydı, sivilleşmeyi hep önemseyen bir aydındı. Hep örnek oldu.

Doğan Güreş Kafkasya’da Çeçenistan’daki iç savaştaki kanlı olaylara ve katliamlara çok üzüldü. Ancak Çeçenistan Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyet olduğundan soydaşları ve dindaşları için dua etmekten başka kimsenin elinden bir şey gelmiyordu. Fakat Sırpların Balkanlarda Boşnaklara yaptığı toplu katliamlara mutlaka ve mutlaka çözüm bulunması gerekiyordu. Bunun için de batının ikili oynamasına rağmen Boşnak gençlerinin eğitilerek silahlandırılması icap ediyordu. Doğan Güreş Paşa’nın bu konuda örtülü bir girişimi oluyor. Parlamentodaki uzlaşma ve aydınlanma grubundaki dostlarından duydum; Arjantin’den uçaklarla gelen silahlar Boşnaklara veriliyor ve eğitimlerini tamamlayanlar Sırp katillerle savaşmak üzere gönderiliyor. Havaalanı ile Saraybosna arasındaki tünel hayata geçiriliyor. Bugün Balkanlarda kısmi bir rahatlama var ise, Bosnahersek Cumhuriyeti ilan edilmişse, Hollandalı Barış Gücü Askerlerinin toplu katliamları seyretmesine rağmen, bu mazlum ve mağdur halk daha sonra kurtulmuş ise bunda Doğan Güreş Paşa’nın şöyle veya böyle katkısı vardır.

AH BİR PROJE!

Belediyenin ciddi borçları ödendi Doğan Güreş milletvekili olduğu dönemde. Genel bütçeden katı sağlandı seçim bölgesine. Ek bütçeler verildi ayrıca. Doğan Güreş Paşa’ya seçmenleri genelde atama, kredi, burs, yurt, hastane, iş gibi sorunlarla geliyordu. Ancak Doğan Paşa’nın kafasında ise gelişmiş çağdaş ülke Türkiye, marka şehirler, dev projeler vardı. Seçmenlerden varsa planlar ve projeler talep ediyordu. Bu programlarda insana yatırım vardı, insan endeksli politika vardı. Mekânı cennet olsun.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.