Dolar 32,1884
Euro 34,8500
Altın 2.462,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 31°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
31°C
Parçalı Bulutlu
Per 23°C
Cum 24°C
Cts 26°C
Paz 29°C

Fedakârlık

Fedakârlık
A+
A-
26.11.2019
573
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

“Uğruna fedakârlık yapmayacağın bir sevgiyi yüreğinde taşıyıp da boşuna yük etme kendine.” (Hz. Mevlana)

Hepinize gönül dolusu selam ve sevgilerimi sunarak, bir yazıma daha başladım bile sevgili arkadaşlarım.
Bugünkü mevzumuz, her daim olduğu gibi çok değerli ve önemli.
Önem ve değeri de, bizatihi kendisinin her güzel şeyin tam da merkezinde yer almasından kaynaklanıyor anlayacağınız…
Fedakârlıktır, anlatmaya çalıştığım bu güzel özellik ve kıymetli şey…

Peki, nedir bu fedakârlık denilen şey, bir bakalım mı? Gelin, hadi öyleyse…
Fedakârlık, bir amaç uğruna, ya da bir başkasının hayrına, kendi çıkarını hiç düşünmeksizin, elinden gelenin yapılması halinin adıdır, kısa ve öz olarak…
Belki de başkası için vazgeçtiği o şey, kendisi için çok çok önemlidir. Ama zaten fedakârlığın kıymeti de burada gizlidir.
Kendi özü arka plandadır. Evvelemirde, zorda olana, ya da gönülde olana, elinden gelenin yapılması vardır.
Hatta büyük filozof Konfüçyüs der ki: “Fedakâr biri, kendinden çok şey, ancak başkalarından az şey bekler.”

Aslında işin bir de vefa yönü vardır ki, o da çok önemlidir bana göre…
Yani, sen çok fedakârca davranırsın birine, ancak gerekli karşılığı alamazsın her daim… İşte o zamanda hüsran ve elem yerleşir yüreğimize… Birileri buyurur ki tam da bu mevzu için: “Her türlü fedakârlığı yapıp, kendinden çok ödün verdiğin zaman, sanma ki daha çok sevileceksin ve değer göreceksin… Hayır, sadece daha çok üzüleceksindir.” Çok çok doğru bir tespit…
Hatta affınıza sığınarak, bununla ilgili bir anonim sözümüz geliverdi aklıma şu an… Paylaşmak isterim sizinle…
“Eğer çok fedakârlık yapana kıymet verilseydi, yıllarca tarla süren öküz, eceliyle ölürdü.” Güzel değil mi?

“Fedakârlık karşılıklı olandır. Biri feda ederken, diğeri kar ediyorsa, ona ticaret denir” diye buyurmuş bir bilge insan…
Karşılıklı olmak deyince, şu güzel sözü etmemek olmazdı sevgili arkadaşlarım…
“Fedakârlık dediğin, tek taraflı olmamaktır. Siz hiç tek kanatla uçan bir kuş gördünüz mü?”

Hani ne demiş birileri: “Siz ne kadar fedakâr olursanız olun, onun adı gün gelir, yapmasaydın olur.” Çok doğru.
Yani fedakârlığa koşut, vefa denilen bir şeyden bahsediliyor burada… Yok mudur, sizin de çevrenizde böylesi haller?
İllaki vardır. Buyurun devam edelim o halde.
“Seni sevmeyene ve istemeyene, fazla sabır gösterme… Sonra sabrın adı, yüzsüzlük olur. İş bu kadarla da kalmaz, fedakârlığın adı eziklik oluverir… Böylesi sevdalar da kişiliksiz ve de sonuçsuz olur haliyle…” İşte bu kadar net ve açık her şey…
Daha da açığını bir başkası söylemiş: “Aşırı fedakârlık vefasızlık getirir. Onun için, her kişinin ederine göre davranmak gerekir.”
“Suç ve Ceza” ve “Karamazov Kardeşler” gibi ölümsüz eserlerin sahibi Fyodor Dostoyevski’de der ki: “Başkaları için kendini unutursan, o vakitte seni öylece hatırlarlar.”
Benzer bir çıkarımı, bir başkası da edivermiştir: “Başkalarını kazanmak için, kendini asla kaybetmemelisin…”
Yani fedakârlıkta, bir yere kadar demek isteniyor. Tabi ki fedakârlık iyi bir şeydir, ama yerinde, kıvamında, hak edecek birine karşı yapılmalıdır o…
Yoksa maazallah, büyük din âlimi ve mütefekkir Hazreti Mevlana’nın şu lafında olduğu gibi bir hale duçar olabilir insan: “Unutma, senin için başkalarından vazgeçen, gün gelir bir başkası için de senden vazgeçer.”

Devam ediyor Allah dostu: “İstediğin bir şey olursa, o işte ‘bir hayır’, yok eğer olmazsa da, ‘bin hayır’ ara…”
“Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil. Sen sabret ki, elbet doğrusunu Allah daha iyi bilir.”
“Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla, kendi ışığından hiçbir şey kaybetmez…”
Fedakârlık yeri gelir, çekilen acıların da adı olur ve güzel bir deyime de neden olur: “Aşk sandığın kadar değil, yandığın kadardır.”
Üst üste verdiğim bu üç kelamı eden de, yine büyük ulema, Mevlana Hazretleriydi…

Sevgide fedakârlık şarttır dedik daha önce… Gerçekten de öyledir. Eğer uğruna harcanan çabalar, yoluna verilen emekler ve mutlu son için gösterilen fedakârlıklar yoksa bir ilişkinin temelinde, o sevdanın uzun soluklu ve sağlam olabilmesi biraz zordur bana göre… Bilmem sizler de aynı mı düşünürsünüz?
Bakın birileri şöyle buyurmuş, tam da bu kelamlarımız hakkında: “Dünyada her şeyin bir ölçüsü vardır. Sevginin ölçüsü de fedakârlıktır. O yüzden, fedakârlık yapmayanın sevgisine inanılmaz.” Bence çok çok doğru…

Hatta biliriz ki; “İnsanı, insandan ayıran en önemli özelliklerden biri de, fedakârlık ve kendinden daha çok, bir diğerini düşünebilme yeteneğidir.” Böyle demiş bir bilen kişi…
Bir başkası daha da ileri gitmiş ve şöyle buyurmuştur: “Fedakâr olmayan bir insan nefrete terk edilmiştir.”
“Her insan fedakâr olabilse, inanın hayatta keşke diye bir kavram olmazdı hiç” diyen de çok haklıdır bana göre.
Tabi her şeyde olduğu gibi fedakârlık da bir takım özverileri beraberinde getirir.
Onların neler olabileceğini de bir uzman kişi şöyle belirtmiş:
“Bazen doğru olanı yapabilmek için, fedakârlık kanatlarını sonuna kadar açık tutmamız ve en çok istediklerimizden bile vazgeçmemiz gerekebilecektir. Belki hayallerimizden bile…”

Önemli şairlerimizden Arif Nihat Asya, şöyle der bir kelamında fedakârlık üzerine: “İçimizden biri, köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını daha çok bekleriz.”
George Herbert de olaya biraz ironik yaklaşır: “Alabalık tutmak için, birçok sineği feda etmelisiniz.”

“İnsanın kendi acısına dayanabilmesi büyük bir marifetse, başkalarının felaketini paylaşabilmesi, daha büyük bir hünerdir” diye buyurmuş, Joseph Joubert.

Bilindik bir atasözümüz vardır hani: “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” diye söylenen. Sanki bu söze nazire edilircesine bir başka anonim deyimde de hemen hemen aynı temalar ele alınmıştır sevgili arkadaşlarım.
“Her yanaktan bir tel koparsalar, köseye sakal olur.” İşte fedakârlık anlayışının en güzel yansıması…
“Meyvelerin olması için, ağaçtaki bütün çiçeklerin solması gerektir” denmiş yine bir atalar sözünde… Yani bir rahmet için, katlanılması gereken zahmetler vurgulanmak istenmiş…

Fedakârlık öylesine büyük sonuçlar meydana çıkarır ki, bunun boyutunu bile düşünemez insan. Bakınız, Margaret Mead adlı bir bilim insanı ne diyor mevzuya dair: “Düşünceli ve fedakâr bir avuç insanın, bütün dünyayı değiştirebileceğinden hiçbir zaman şüphe etmemek lazımdır.”
Bir bilge insan fedakârlık tanımına daha farklı bir mana katar. Der ki,
“Fedakârlık denilen şey, başkası için yapılanlar değil, kendin için yapamadığın şeylerdir aslında…”
Fedakârlık pek de öyle kolay bir şey değildir. Sözgelimi, Bertrand Russell der ki bu dediklerimizi açıklarcasına: “Büyük fedakârlıklara dayanabilmek için, büyük teselliler bulunmalıdır.”

Tamam, fedakârlık yapılsın güzel de bunun bilinmemesi ve geride tortular bırakması da çok rastlanan bir haldir.
Mesele, Marquez adlı bir bilge insanın belirttiği gibidir bir bakıma: “Her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi de gittiğinde.” Ne güzel bir kelam değil mi?
Fedakârlık mevzusunu enine boyuna ele almaya gayret ettiğim bugünkü yazımı, en kutsal değerlerimizden aile hakkında edilmiş iki fedakârlık kelamıyla bitirmek isterim.
“Gerçek olan tek bir bağ vardır. O da aile bağıdır. Geri kalanı ise, sadece ayak bağıdır” ve “Kelimelerle anlatılamayan fedakârlık ve karşılıksız sevginin ne olduğunu sorarsanız bana, hiç düşünmeden bildiğim tek yanıtımı veririm size; ‘ANNElerdir’…”

Her gününüz bir öncekinden daha mutlu ve daha güzel olsun inşallah.
Kalın sağlıcakla ve afiyetle sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.