Fikret Oğuztürk’le Röportaj

07 Eyl 2017 Per 22:01
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Hasan ŞAHMARANOĞLU
1- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, bize hayat hikâyenizi teferruatla anlatır mısınız?
Fikret OĞUZTÜRK: 1955 yılının bağbozumunda Polateli ilçe merkezi(o zamanki ismiyle Ispanak Köyü)nde doğdum. 3 yaşındayken İslahiye’ye taşındık. İlkokul dördüncü sınıfa kadar İslahiye’de ikamet ettik. İlkokul 4 ve 5’inci sınıfı Kırıkhan’da okudum. Ortaokulu Kilis Ortaokulu’nda, liseyi Kilis Lisesi’nde okudum. Üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde okudum.
2- Sayın OĞUZTÜRK, bize öğrenim hayatınızı anlatır mısınız?
F.O.: Öğrenim hayatımda anlatacak kadar önemli olan dönem üniversite dönemimdir. Dicle ve Atatürk Üniversiteleri tıp fakültelerinin puanıyla girdiğim dört yıllık okulu 9 yılda bitirebildim. Tıp puanından kastım dört yıllık üniversiteyi dört yılda bitirecek kapasiteye sahip olduğumu vurgulamak içindir. Siyasal olaylardan dolayı iki kez üniversite senatosu kararıyla okuldan ihraç edildim. Birinci ihraçtan sonra öğrenci affıyla geri döndüm. İkinci ihraçtansa, “Bir yanlışlık yapılmış. Okulunuza geri dönebilirsiniz” gibi komik bir gerekçeyle geri döndüm. Üniversite dönemimde iki kez Bayrampaşa Cezaevi’nde yattım. Çıkan bir isyandan sonra İzmit Cezaevi’ne sürüldüm. İki kez üniversiteden ihraç edilmemi sağlayan dekanımız Prof. Dr. Fikret Baykut’un, şahsıma yaptıklarına rağmen şahsına gösterdiğim saygı ve hürmetten dolayı nedamet duyduğuna bizzat şahit oldum.
3- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, üniversiteden mezun olduktan sonra bir dönem serbest çalışıp sonra da memuriyete başladınız. Memuriyetiniz sırasında bürokrasiyle hep kavgalıydınız. Nedenini açıklar mısınız?
F.O.:Yetmişli yıllarda aldığım bir cezanın 1983 yılında Yargıtay’ca onaylaması neticesinde İslahiye Cezaevi’nde 8 aylık cezamı çektim. 5 yıl geçene kadar sabıka kaydı silinemediği için bu dönemde inşaat taşeronluğu yaptım. İzmir Buca’da, İstanbul ve Yalova’da bin civarında konutta emeğim vardır. Bu dönemde Kilis’ten 3-400 civarında inşaat işçisiyle birlikte iş yaptım.
1990 yılı Nisan ayında Elazığ Gübre Sanayiinde kimya mühendisi olarak memuriyete başladım. 8,5 yılı İşletme Başmühendisliği olmak üzere 10 yıl çalıştım. Özelleştirmeden dolayı Gaziantep İller Bankası 10. Bölge Müdürlüğü’ne kimya mühendisi olarak nakledildim. 3,5 yıla yakın çalıştığım bu iş yerinde şahsıma hiçbir görev verilmedi. Sebebinin kurulu çıkar çarklarına zarar vereceğimin sanılmasıdır. İşin acı tarafı yönetimin yetmişlerde uğruna ölümlere gidip geldiğimiz düşüncede olmasıydı. 2004’te Kilis Sağlık Müdürlüğü’ne geçiş yaptım. Gıda ve Çevre Kontrol Müdürü olarak görevlendirildim. Bu dönemde atık su ile tarım sulamalarında tarla imhasıyla ulusal medyada haber olacak kadar ileri gitmiş sayıldım. Usule uygun olmayan ve adeta şehir içinde saatli bomba olan 3 akaryakıt istasyonun kapatılmasını sağladım.
2005’in ilk aylarında Hastane Müdürlüğü görevine atandım. 2 ay boyunca izleme yaptım. Sonuçta söğüşleme saniinin üzerine yürüdüm. O dönemin valisince mükâfat olarak Sağlık Bakanlığı’na yazılan, “Huzur bozan bir personel olduğu için acilen başka bir ile atanması” talebiyle Gaziantep Sağlık Müdürlüğü’ne tayinim çıkarıldı.
4- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, yazdığınız taşlamalar bu kavgaların tesiriyle mi yazıldı?
F.O.:Teferruatına girmek istemediğim hastane konusunda bana yakışanı yapmıştım. Yıllarca hastane müdürlerinin ortaklaşa söğüşlemesi veya en azından söğüş sanaiinin söğüşlemesine seyirci kalınmasına karşılık ben üzerine gitmiştim. Yaptığım devleti soydurmamaktı. Maalesef devletin valisi, devleti soydurtmamak isteyen memurunu “Huzur bozan personel” ilan etmişti. Elhamdülillah kendimi bildim bileli hep şerefsizlerin huzurunu bozmuşumdur. Uğradığım muamele beni çok aşırı etkilemişti. Madden en sıkıntılı zamanlarıma denk gelmişti. Beni üzense sahip çıktığım devletin beni harcamasıydı. Bir gece duygusal bir ortamda bilgisayarın başına oturdum. Bir şeyler karaladım. Yazdığım çok hoşuma gitmişti. Ama herkesin yazdığı kendisinin hoşuna gider. Yazdığım şiir gibi bir şeydi. Çıktısını aldım. Ertesi gün birkaç dostuma okuttum. Herkesten samimi ifadelerle övgü alınca, Allah’ın bana şairlik kabiliyetini vermiş olduğunu ve bunu bu yaşıma kadar fark edememiş olduğumu gördüm. Şiire böyle başlamış oldum.
5- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, yazdığınız ORTAÇAĞ’I ÖZLEDİM adlı eseriniz için sizi tebrik ederim. Eserinizin isminde bir kinaye var, bunu bize anlatır mısınız?
F.O.:Bahis konusu 3 ciltlik tarihi araştırma kitabım 28 Şubat itleştirme sürecine bir tepki olarak doğmuştur. Hatırlarsanız ırzı kırıkların Sincan’da tanklarla Türk Milleti’ne gözdağı verdiği dönemde TV ekranlarında, gazete köşelerinde, radyolarda, caddelerde ve meydanlarda “Ortaçağ’ın karanlığına dönmek istemiyoruz” hırıltılarından geçilmiyordu. Bir tarihçi olarak benim okuduklarım Ortaçağ’da Batı’nın zifiri karanlık, Doğu’nunsa nur gibi aydınlık olduğunu gösteriyordu.
Ortaçağ’a karanlık demek, Peygamber’imize, Kur’an’a, Asr-ı Saadet’e, Hulafa-i Raşidin’e, Selçukluya ve Osmanlı’ya karanlık demekti. Oysa ki Doğu’da bu dönemler,bırakın Müslümanları, Gayri Müslimlerin dahi tarihleri boyunca rahatça yaşayabildikleri tek dönemdi. Bu dönemler Doğu’da ilimle uğraşılırken, Batı’da ilimle uğraşanlar diri diri yakılıyordu.

oğuztürk
6- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, şimdi biraz edebiyata dönelim. Yazarın ve şairin bu çağda misyonu ne olmalıdır?
F.O.:Ben her şeyden önce Müslümanım. GalûBela’da ruhum iman etmiştir. Rabbim beni Türk olarak yaratmıştır. Sanat sanat içindir gibi zırvalıklara önem vermiyorum. Sanat Hak içindir. Eğer bizler biraz bir şeyler okumuşsak, eğer Allah bize bazı kabiliyetleri bahşetmişse bunu Din-i Mübin için ve yüce İslam dininin şanlı sancaktarı Türk Milleti için kullanmalıyız. Şiir benim için sadece ve sadece mesaj unsurudur. Başka da bir şey ifade etmemektedir. İnsanlar gazete okumuyorlar, kitap okumuyorlar. Hoşuna giden bir şiir olunca okuyorlar. Olay bundan ibarettir. Tabii bunları söylerken şiir sanatını harama bulaştırmadan her konuda kullanmamız gerekiyor. Şiirlerimde İslami, tarihi, duygusal ve komik şiirler görebilirsiniz. Ses sanatçımız Elazığ’ın sempatik evladı hormonsuz sanatçı Bülent Serttaş’la zaman zaman ortak çalışmalarımız oluyor. Türkü sözü veya reklam sözü benden seslendirmek Bülent Serttaş’tan gibi şeyler. Tecnoplas pencere sistemleri TV reklamı, Akınal Bella terlikleri radyo reklamı gibi veya Antepli isimli türkü gibi ürünlerin sözleri şahsıma aittir. Bugünlerde beklediğimiz bir reklam kampanyası var. Eğer anlaşma sağlanırsa sözü benden sesi Bülent Serttaş’tan olan reklamları izleyebilirsiniz.
7- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, şiirde örnek aldığınız üstatlar var mı, mahsuru yoksa açıklar mısınız? 
F.O.:Bizim neslimiz ve bizim kulvarımızdakiler, Necip Fazıl’larla, AbdurrahimKarakoç’larla ve Hüseyin Nihal Atsızlarla büyüdüler. Bu üç ustadan etkilenmiş olmamam mümkün değildir. Düşüncesini beğenmememe rağmen milli duruşunu takdir ettiğim Atsız’ın şiirlerini beğenirim. Felsefik diyebileceğim şiirlerimi Necip Fazıl’a, taşlamalarımıysa Karakoç’a benzetirler. Bu da gayet doğaldır.
8- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, şiirlerinizi bir kitapta toplamayı düşünüyor musunuz?
F.O.: Dünyada en az şiir kitabının satıldığı ve en çok şairim diye ortaya çıkan insanın olduğu bu ülkede şiir kitabı düşünmüyorum. 2000 civarında şiirim olduğunu sanıyorum. Ben hece şairiyim. Her önüne gelenin şiir kitabı yayımladığı ortamda şiir kitabı çıkartmayı düşünmüyorum. En son örneğini 7 Aralık Üniversitesi’nin şiir etkinliği şairlerinin şiir kitabında gördüğüm gibi bu ülkede basbayağı insan kendisinin şair olduğunu sanıyor. Kafiyeyle kefiyeyi karıştıran hece şairleriyle dolu bu ülke…
9- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, siyasete girmeyi hiç düşündünüz mü, siyasetle olan yakınlığınız ne durumdadır?
F.O.: Siyasetin içindeyim. Sorunuz adaylık noktasıysa, son nefesime kadar asla adaylık düşünmüyorum. Hangi partide milletvekili veya belediye başkanı olsam, o partide barınabileceğim süre 6 ayı geçmez. Biz millet olarak siyaseti 12 Eylül’den sonra dürüst, kişilikli ve mert insanlara kapattık. Türk siyaseti istisnalar müstesna çarçakala kalmıştır. Kilis’i iyice dolaşın ne demek istediğimi anlarsınız. Velhasıl siyaset bizi bozar ve ben ölünceye kadar bozulmamak niyetindeyim. Yetmişli yıllarda ideolojik hareketler içerisinde hem de uçta yer aldım. 1977’de İstanbul Fatih’te Erzurum Öğrenci Yurdu Başkanlığı, 1978’de Kilis Ülkü Ocakları Başkanlığı ve 1979’da okuduğum fakültede ülkücülerin başkanlığını yapmıştım. O yılları düşününce, “Bakkalın çocuğu kasabın çocuğunu, berberin çocuğu fırıncının çocuğunu katletti. Koçlar yine koç, kuzularsa yine kurban oluyor” diyorum.
10- Sayın Fikret OĞUZTÜRK, verdiğiniz bilgilerden dolayı size teşekkür ederim. Ve hayatınızda başarılar dilerim.

F.O.: Ben teşekkür ederim.

Benzer Haberler

MANŞET Türk mafyası Avrupa’nın gündemindeymiş. Desenize AB’ye girmemiz garantileniyor!...

Yorum 
0

Mehmet Şenay TAŞKENT   Daha geçen haftalar, “Kilis’te Bağcılık (Üzüm Üreticiliği)...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

‘Kilis Kalkınma Vizyonu’ projesi pr...

Kilis Ticaret ve Sanayi Odası (KİTSO), Kilis için projeler üretmeye devam...

“Üzüm bittikten sonra festival yapt...

Kilisli üzüm üreticisi Ökkeş Aslantaş, “Üzüm bittikten sonra festival...

Vali Tekinarslan, şehit ve gazi yak...

Vali Dr. Mehmet Tekinarslan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün...

Şentürk Suriye’de çocuklarla ...

Kilis’e gelen ünlü sanatçı Metin Şentürk, kamplarda kalan çocuklarla...

Belediye halka hesap verdi

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara halka yapılan çalışmalar hakkında bilgi...

Kara’dan 20 bin öğrenciye çanta yar...

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara tarafından kırsal mahallerde oturan 20 bin...

Suriye sınırına askeri sevkiyat

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından terör örgütü PYD kontrolündeki Afrin’e Kilis sınırına...

Aile Sosyal Destek Programı Kilis’t...

Sosyal yardım ve sosyal hizmete ihtiyaç duyan aile ve bireylerin objektif ölçütlere...

Oylumlu ve Aslantaş’tan gazetemize ...

CHP Mersin 25. Dönem Milletvekili A. Adayı, Kilisli hemşehrimiz Hamide Oylumlu...

Kilis’te sis etkili oldu

Kilis’te önceki gün sabah saatlerinde başlayan yoğun sis, etkili oldu. Sabah...

Trafik kazasında 1 ölü [ASAYİŞ TURU...

Kilis’te bir otomobille motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

MANŞET Türk mafyası Avrupa’nın gündemindeymiş. Desenize AB’ye...

Katmer ve Üzüm Festivalinden Edindi...

Mehmet Şenay TAŞKENT   Daha geçen haftalar, “Kilis’te Bağcılık...

Şehit ve Gaziler Onur Abidemizdir

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası...

Ah Güzel İstanbul!

Metin MERCİMEK “İSTANBUL’A SAHİP OLAN DÜNYAYA HÜKMEDER. DÜNYA...

Kilisli Devlet Adamı ve Şair Nedim ...

Hasan ŞAHMARANOĞLU                      Kilis siyasi...

YAŞAMAK

evet her şeye rağmen gözünü sevdiğim yaşamak. suda balık olmak havada...

NOKSAN HİSSETTİM

Yürü yalan dünya bırak yakamı Kendimi bir anda noksan hissettim Elinden kurtulmaz...