Dolar 33,0372
Euro 35,9878
Altın 2.559,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Açık
Kilis
35°C
Açık
Cts 35°C
Paz 36°C
Pts 36°C
Sal 36°C

Geleceğimizin Tek Güvencesi; Özgür ve Çağdaş Demokrasidir…

Geleceğimizin Tek Güvencesi; Özgür ve Çağdaş Demokrasidir…
A+
A-
26.07.2016
374
ABONE OL

Sabahattin YARAR

Ülkemizin 15 Temmuz’da atlattığı darbe tehlikesinden dolayı tüm ulusumuza büyük geçmiş olsun diyerek başlıyorum yazıma. Henüz ortaokul sıralarında 1960 askeri darbesini yaşamış, doğrusu çok da bir şey anlamamıştım. Cemal paşa, mahkemeler, tutuklamalar, Yassıada, idamlar ve yeniden sivil yönetime geçiş. Yıllar sonra; lise sıralarında, 1960 darbesinin Türkiye’ye olan etkilerini, artı eksilerini sorgulayabilmiştim ancak.

Askerlik görevimi yaparken, 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasını yaşadım. Görevli olarak, gece yarısından sonra, bulunduğumuz şehirde sağ-sol demeden onlarca kişiyi toplayıp kışlaya götürmüştük. O zaman yaptığım işten hiç hoşlanmamıştım… 12 Mart’ta, Tüm ordu komutanlarının siyasi iktidara yaptığı uyarı yeni bir hükümet kurulmasını gerektirmişti. Nihat Erim’in Başbakanlığında bir reform hükümeti kurulmuştu.

12 Eylül askeri darbesini ise KOZAN ilçemizde görevli iken yaşamış, sabah erkenden çıktığım yoldan çevrilmiş, evime dönmek zorunda kalmıştım. TV’yi açtığımda Kenan Evren konuşuyordu. Bu askeri yönetimin de günahları sevaplarından fazla olmuş, daha düne kadar dava konusu edilegelmişti.

Bu zamana kadar yapılan tüm askeri müdahalelerin gerekçesi hemen hemen aynı olmuştur. Laik ve bağımsız cumhuriyetin kollanma ve korunması dile getirilmiş, bu yönde çalışmalar yapılmıştı. Şöyle veya böyle, yeniden demokratik sisteme dönülmüş, seçimler yapılmış ve devletin devamı sağlanmıştı.

Özellikle ve üstüne basa basa yinelemekte yarar görüyorum. Tüm müdahaleler demokratik, laik ve çağdaş bir demokrasinin sağlanması için yapılmıştı. Gelelim 15 Temmuz’a: Askeri darbe girişiminde bulunanların, Türkiye kaygısından çok, yönetimi ele geçirme, iktidara gelme, belli bir ideolojinin söz sahibi olmasını sağlamak amacında oldukları görülmüştür.  Çok tehlikeli ve demokrasinin yok edilmesine yönelik bu girişimin başarısızlıkla sonuçlanmış olması, ülkemizi büyük bir olumsuzluktan korumuştur.

Yıllar yılı süregelen bir gizli (!) örgütlenmenin, devletin tüm birimlerine yerleşmiş olması, ordu ve yargı gibi, eğitim gibi can alıcı noktalarda etkin olması, biraz da vurdumduymaz bir yönetimin eseri olmuştur. Gizli örgütlenme denemeyecek kadar açık bir çalışma ortamı bulmuş, küçümsenmeyecek taraftar ve yandaş edinmiştir. Yazarlar, bürokratlar, aydınlar tarafından yapılan tüm uyarılar kulak ardı edilmiştir. Hatta bazıları hapislere tıkılmıştır.

İdeolojik düşünce yönünde birbirlerinden pek farklı olmayanlar, çıkarların çatışmaya dönüşmesi ile düşman kardeşler oluvermişlerdir. Ordudan ihraç edilmek istenen sakıncalı askerlerin, YAŞ’ta muhalefet şerhi konularak, orduda kalmaları da bu zamanda olmuştur. Darbe girişimi ile ilgili olarak, TV’ler, yazılı basın, sanal basın her şeyi yazdı ve yazmaya devam etmektedir. Daha ortaya çıkması olası birçok gelişmeye de tanık olacağız.

Asıl önemli ve mükemmel olanı; darbecilere karşı Türk halkının göstermiş olduğu muhteşem direniştir. Çok acemice veya acelece yapılmak istenen, halk dâhil, hiçbir yerden destek görmeyen bir darbe girişiminin bu sonucu alması şaşırtıcı değildir. Meclisini bombalayan, sivil halka ateş açan, kendi askerine kurşun atanın başarılı olmaları düşünülemezdi. Şehitler ve yaralanmalar yüz karasıdır bunların…

TBMM’nin, siyasi parti liderlerinin, hükümetin tutumu da, artık bir darbeler ülkesi olmadığımızın anlaşılmasını sağlamıştır. Demokrasilerde, seçimle gelenler, yine seçimle giderler kuralının işlemesinin gerekliliği ortaya konulmuştur. Ve OHAL ilan edilmiştir…

İktidarın; suçluları pirinç ayıklarcasına, ciddi ve yansız, politik çıkar gözetmeden, mağduriyetlere neden olmadan, tek tek ayıklaması, demokrasiye, laik cumhuriyete ve parlamenter sisteme yakışır bir davranış içinde olması gerekmektedir.

Bir gerçeği de belirmek gerekir bu gelişmeler ışığında: Tek güvencemizin ÖZGÜR VE ÇAĞDAŞ DEMOKRASİDİR. Büyük Atatürk’ün dediği gibi; HÂKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR…

Yeniden buluşalım…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.